Menüyü aç / kapat
Tercihler menüsünü aç / kapat
Kişisel menüyü aç / kapat
Oturum açık değil
Herhangi bir düzenleme yaparsanız IP adresiniz herkese açık olarak görünecektir.

II. Göktürk Kağanlığı: Revizyonlar arasındaki fark

Ansiklo sitesinden
Değişiklik özeti yok
 
(Aynı kullanıcının aradaki diğer 9 değişikliği gösterilmiyor)
1. satır: 1. satır:
== Göktürk Kağanlığı’nın Yıkılışı ve Çin Hâkimiyetinin Başlaması ==
II. Göktürk Kağanlığı, 682 yılında Kutlug Kağan'ın önderliğinde Doğu Göktürk Devleti'nin yeniden bağımsızlığını kazanmasıyla kurulan ve 744 yılına kadar Orta Asya bozkırlarına hâkim olan Türk devletidir. Çin egemenliğine son vererek Göktürk siyasi birliğini yeniden tesis eden bu devlet, İlteriş Kutlug Kağan, Kapgan Kağan ve Bilge Kağan dönemlerinde en güçlü devrini yaşamış; askerî başarılarının yanı sıra gelişmiş devlet teşkilatı, diplomatik faaliyetleri ve Orhun Yazıtları gibi Türk tarihinin en önemli yazılı miraslarını bırakmasıyla Türk siyasi ve kültür tarihinde kalıcı bir yere sahip olmuştur.
Doğu Göktürk Devleti, İl Kağan döneminde iç karışıklıklar, boy isyanları ve 627 yılında ortaya çıkan kıtlık nedeniyle hızla zayıfladı. T’u-li Kağan’ın ağır vergi uygulamaları, Töles ve Moğol kökenli boyların merkezî yönetime karşı ayaklanmasına yol açtı. Sir Tarduşların güç kazanması ve bazı boyların Tang Hanedanı ile ilişki kurması, devletin siyasi bütünlüğünü daha da sarstı. Tang İmparatoru T’ai-tsung, Göktürk ülkesindeki bu durumdan yararlanarak Li Ching ve Li Chi kumandasındaki orduları kuzeye gönderdi. 630 yılında ağır bir yenilgiye uğrayan İl Kağan, önce Demir Dağı’na çekildi, ardından Tang yönetimine bağlanacağını bildirdi. Buna rağmen Çin kuvvetlerinin ani saldırısı sonucunda Göktürk ordusu dağıldı; İl Kağan’ın oğlu esir düştü ve çok sayıda boy beyi teslim oldu.


Kaçmayı başaran İl Kağan daha sonra yakalanarak Ch’ang-an’a götürüldü. İdam edilmeyen İl Kağan, hayatının kalan kısmını Çin’de geçirdi ve 634 yılında öldü. Onun esir düşmesiyle Doğu Göktürk Devleti sona erdi ve Göktürklerin önemli bir bölümü Tang hâkimiyeti altına girdi. T'u-li Kağan (Shen-po-pi), Shih-pi Kağan'ın oğluydu ve İl Kağan'ın yeğeniydi. Henüz genç yaşta devletin doğu kanadının idaresiyle görevlendirilmiş, çok sayıda Moğol boyunun yönetimini üstlenmişti. Ancak uyguladığı ağır vergi politikası nedeniyle yönetimi altındaki boyların desteğini kaybetti. Başta Sir Tarduşlar olmak üzere birçok topluluk ayaklanırken, bazı Moğol boyları da Tang Hanedanı'nın hâkimiyetini kabul etti.
== Bağımsızlık Mücadelesinin Gelişimi ==
Doğu Göktürk Kağanlığı'nın 630 yılında yıkılmasının ardından Türk boyları yaklaşık elli yıl Tang Hanedanı'nın hâkimiyeti altında yaşadı. Çin yönetimi, Göktürkleri askerî valiliklere ayırarak boy reislerini kendi idaresine bağladı ve ortak hareket etmelerini önlemeye çalıştı. Buna rağmen bağımsızlık düşüncesi ortadan kalkmadı.


İl Kağan tarafından isyanları bastırmakla görevlendirilen T'u-li başarılı olamadı. Ağır bir yenilgiye uğramasının ardından cezalandırıldı ve bir süre hapsedildi. Serbest bırakıldıktan sonra amcasıyla ilişkileri tamamen bozuldu. Devlet içindeki mücadelelerin şiddetlenmesi üzerine 629 yılında Tang İmparatoru T'ai-tsung'a elçi göndererek Çin'e sığınmak istedi. Tang sarayında törenle karşılanan T'u-li Kağan'a askerî ve idarî unvanlar verildi. Beraberindeki Göktürk toplulukları Çin'in kuzeyindeki çeşitli bölgelere yerleştirilirken, kabile reisleri merkezden uzak bölgelere gönderildi. Tang yönetimi, T'u-li'yi yeniden kağan ilan etmeyerek Göktürklerin eski siyasi gücünü yeniden kazanmasını önlemeyi amaçladı. T'u-li Kağan, 631 yılında Çin topraklarında öldü ve yerine oğlu Ho-lo-hu getirildi.
İlk büyük ayaklanma 679 yılında A-shih-te Wen-fu ile A-shih-te Feng-chih önderliğinde başladı. Göktürk hanedanından A-shih-na Ni-shu-fu kağan ilan edildi. Kısa sürede genişleyen isyan, Çin ordusuna ağır kayıplar verdirdiyse de P'ei Hsing-chien kumandasındaki kuvvetler tarafından bastırıldı. Ni-shu-fu öldürüldü, isyancılar dağıldı.


== Göktürklerin Dağılması ==
Bunun ardından A-shih-te Wen-fu, bu defa A-shih-na Fu-nien'i kağan ilan ederek mücadeleyi yeniden başlattı. Başlangıçta bazı başarılar elde edilmesine rağmen Çin'in uyguladığı siyasî tedbirler, iç anlaşmazlıklar ve kıtlık nedeniyle bu girişim de başarısız oldu. Teslim olmaları hâlinde bağışlanacakları vaat edilmesine rağmen Fu-nien, Wen-fu ve elli dört Göktürk beyi Ch'ang-an'da idam edildi.
Doğu Göktürk Devleti'nin yıkılışı sırasında ülkede siyasi ve ekonomik düzen büyük ölçüde çökmüştü. 627 yılında yaşanan ağır kıtlık, Töles boylarının ayaklanmaları ve devlet yönetimindeki otorite kaybı halkın yaşamını olumsuz etkiledi. Ayrıca Soğd kökenli bazı devlet adamlarının geleneksel Göktürk idare anlayışında yaptıkları değişiklikler de merkezî yönetime duyulan güveni zayıflattı. 630 yılında İl Kağan'ın Tang kuvvetlerine esir düşmesiyle Göktürkler ortak bir siyasi otoriteden mahrum kaldı. Bunun ardından halk farklı bölgelere dağıldı. Bir kısmı Ötüken'de güç kazanan Sir Tarduşların hâkimiyetini kabul etti. Başka bir grup Tanrı Dağları'nın güneyindeki Hami, Kuça, Aksu, Karaşar ve Kaşgar gibi Türkistan şehirlerine yerleşerek bölgedeki Türk nüfusunun artmasına katkıda bulundu.Göktürklerin en büyük kitlesi ise Tang İmparatorluğu'na sığındı. Çin kaynaklarına göre yaklaşık yüz bin kişiden oluşan bu topluluğun Çin sınırlarına yerleşmesi, Tang yönetiminde önemli güvenlik tartışmalarına yol açtı. Göktürklerin nasıl idare edileceği ve gelecekte yeniden güçlenmelerinin nasıl önleneceği, Çin sarayının öncelikli meselelerinden biri hâline geldi.


== Çin’e Sığınan Göktürklerin Yerleştirilmesi ==
== Kutlug Kağan Dönemi ==
Doğu Göktürk Devleti’nin yıkılmasının ardından yüz bini aşkın Göktürk, Çin’in kuzey sınırlarına geldi. Göçebe hayat tarzına sahip bu toplulukların nereye yerleştirileceği ve nasıl idare edileceği, Tang sarayında ciddi tartışmalara yol açtı. Çinli devlet adamları, Göktürklerin yeniden birleşerek siyasi ve askerî bir güç hâline gelmesinden endişe ediyordu.
Fu-nien'in 681 yılındaki yenilgisinden sonra Çin kuvvetlerinden kurtulabilen Göktürk toplulukları Çogay-kuzı bölgesine çekildi. Göktürk hanedanına mensup Kutlug da burada etrafında kuvvet toplamaya başladı. Dokuz Oğuzlara düzenlediği akınlarla askerî gücünü artıran Kutlug, uygun şartlar oluşunca 682 yılında bağımsızlığını ilan ederek II. Göktürk Kağanlığı'nı kurdu.


Sarayda ileri sürülen görüşlerden biri, Göktürklerin Sarı Irmak’ın güneyine dağıtılarak Çin şehir ve kasabalarına yerleştirilmesiydi. Bu görüşü savunanlar, Göktürklerin dokumacılık ve tarımla uğraşmalarını sağlayarak zamanla yerleşik hayata geçmelerini ve Çin kültürü içinde erimelerini amaçlıyordu. Böylece hem Çin’in nüfusu artacak hem de Göktürklerin eski yurdu olan Gobi Çölü’nün kuzeyi boş bırakılarak yeni saldırıların önüne geçilecekti.
Kutlug, hükümdarlığında '''İlteriş Kağan''' unvanını kullandı. Devlet teşkilatını yeniden düzenleyerek kardeşi Mo-ch'o'yu (Kapgan) şad, Tuo-hsi-fu'yu ise yabgu tayin etti. Böylece yaklaşık yarım asır süren Tang hâkimiyeti sona ermiş ve Göktürk Devleti yeniden tarih sahnesine çıkmıştır.


Yen Shih-ku ise Göktürk ve Töles boylarının Sarı Irmak’ın kuzeyine yerleştirilmesini, her topluluğun başına ayrı bir yönetici tayin edilmesini önerdi. Bu düzenlemenin, Göktürklerin tek bir siyasi yapı altında birleşmesini engelleyeceğini düşünüyordu.
=== Tonyukuk’un Kutlug’a Katılması ===
Ch'an-yü askerî valiliğinde Tang yönetimi adına görev yapan A-shih-te Yüan-chen, vali yardımcısı Wang Pen-li tarafından tutuklandı. Kutlug'un Çin topraklarına akınlar düzenlemeye başlaması üzerine affedilerek eski görevine iade edildi. Serbest kaldıktan sonra önce kendi boyuna dönen Yüan-chen, daha sonra Kutlug'un yanına katıldı. Çin kaynaklarında A-shih-te Yüan-chen'in, Orhun Yazıtları'nda adı geçen Tonyukuk ile aynı kişi olduğu kabul edilmektedir. Zekâsı, askerî tecrübesi ve devlet idaresindeki kabiliyeti sebebiyle Kutlug tarafından '''Apa Tarkan''' unvanıyla görevlendirilen Tonyukuk, ordunun teşkilatlanması ve askerî işlerin yürütülmesinde başlıca danışmanı oldu. Böylece 679 ve 681 yıllarındaki bağımsızlık hareketlerinde de önemli rol oynayan A-shih-te ailesi, II. Göktürk Kağanlığı'nın kuruluşunda bir kez daha belirleyici bir konuma yükseldi.


Li Pai-yao da Göktürklerin birbirinden bağımsız boylar hâlinde tutulmasını savundu. Ona göre boylar kendi reisleri tarafından yönetilmeli, ancak bu reisler yalnızca Tang imparatoruna bağlı olmalıydı. Göktürk hanedanına mensup A-shih-na ailesinin de sadece kendi boyu üzerinde yetki sahibi olması yeterli görülüyordu. Böylece Göktürk boyları arasında birlik kurulamayacak ve birbirlerine üstünlük sağlayamayacaklardı. Sınır güvenliğini sağlamak amacıyla Ting-hsiang’da bir askerî valilik kurulması da teklif edildi.
=== Oğuzlarla Mücadele ===
Göktürk Devleti yeniden teşkilatlanırken Oğuz ülkesinden gelen bir kişi, Tonyukuk'a Dokuz Oğuzların bir kağan seçtiğini, Çin'e General Ku'yu, Kıtanlara ise Tongra Eşim'i elçi olarak gönderdiklerini bildirdi. Dokuz Oğuz kağanı, Kutlug'un cesareti ve Tonyukuk'un devlet idaresindeki yeteneği sayesinde Göktürklerin kısa sürede güç kazandığını, bu nedenle Çin, Kıtan ve Oğuzların birlikte harekete geçmesi gerektiğini ileri sürüyordu. Hazırlanan plana göre Kıtanlar doğudan, Çin orduları güneyden, Oğuzlar ise kuzeyden saldırarak Göktürkleri ortadan kaldıracaktı.


Tou Ching ise Göktürklerin Çin topraklarına yerleştirilmesini tehlikeli buluyordu. Çin’e teslim olmuş olsalar bile eski yurtlarını unutmayacaklarını ve güçlendikleri takdirde başkent Ch’ang-an için tehdit oluşturabileceklerini ileri sürdü. Bu nedenle Göktürk kağanlarına Çin prenslik unvanları verilmesini, Çinli prenseslerle evlendirilmelerini ve eski topraklarının boylar arasında paylaştırılmasını önerdi. Böylece Göktürklerin Tang İmparatorluğu’na bağlı küçük siyasi birlikler hâlinde yaşamaları sağlanacaktı.
Bu haber üzerine Tonyukuk, düşman ittifakı kurulmadan önce harekete geçmenin zorunlu olduğunu belirtti. Kutlug'un görevlendirmesiyle ordunun başına geçen Tonyukuk, Kök Öng Irmağı'nı aşarak Ötüken yönünde ilerledi. Dokuz Oğuz kuvvetleri İnekler Gölü ile Tola Irmağı arasında Göktürk ordusunu karşıladı. Yaklaşık altı bin kişilik Oğuz ordusuna karşı iki bin kişilik Göktürk kuvveti kesin bir zafer kazandı. Savaşın ardından Dokuz Oğuzlara bağlı diğer topluluklar da Kutlug Kağan'ın hâkimiyetini tanıdı.


Wen Yen-po ise daha farklı bir politika benimsedi. Göktürklerin gelenekleri bozulmadan, boy ve kabile yapıları korunarak Çin’in kuzey sınırlarına yerleştirilmelerini savundu. Bu toplulukların sınır bölgelerini Çin adına koruyabileceğini ve Tang yönetiminin askerî gücüne katkı sağlayabileceğini düşünüyordu. Ayrıca Göktürklerin Çin geleneklerini, tarımı ve dokumacılığı öğrenmeleri, cesur savaşçılarının ise saray muhafızı olarak görevlendirilmeleri gerektiğini belirtti.
=== Çin’e Düzenlenen Akınlar ===
Kutlug ile Tonyukuk, aynı yıl Ping eyaletine saldırarak Ch'an-yü askerî valiliğine bağlı bölgelere akınlar düzenledi. Bu sırada Lan eyaletinin askerî valisi Wang Te-mao öldürüldü. Ardından Ting eyaletine yönelen Göktürk kuvvetleri şehri yağmaladı. Bölgenin savunmasıyla görevlendirilen askerî vali Yüan-kui, Kutlug'un ordusuyla savaşmayı göze alamadı. Şehrin kapılarını açtırıp surlara sancak astırmasına rağmen Göktürkler bunun bir tuzak olduğunu düşünerek içeri girmedi ve geri çekildi. Bu olaydan sonra Çin adına çalışan Li Chia-yün ve taraftarları Yüan-kui tarafından ortadan kaldırıldı.


Wei Cheng bu görüşe şiddetle karşı çıktı. Göktürklerin geçmişte Çin’e defalarca saldırdığını, güçlendikleri zaman yeniden isyan edeceklerini ve Çin nüfusu içinde hızla çoğalarak büyük bir tehdit oluşturacaklarını ileri sürdü. Bu nedenle onların Sarı Irmak’ın güneyine yerleştirilmemesini, mümkünse eski topraklarına gönderilmelerini istedi.
Göktürk akınları daha sonra Kui eyaleti ile Ch'an-yü askerî valiliği üzerine yoğunlaştı. Ch'an-yü kuşatılarak askerî vali Chang Hsing-shih öldürüldü; ardından Wei eyaletine girilerek askerî vali Li Ssu-chien ortadan kaldırıldı. Feng eyaletine yapılan sefer sırasında ise askerî vali Ts'ui Chih-pien, Chiao-na Dağı'nda esir alındı.


Tartışmaların sonunda İmparator T’ai-tsung, Wen Yen-po’nun görüşünü kabul etti. Böylece Çin’e gelen Göktürklerin kuzey sınırlarına yerleştirilmesine, boy düzenlerinin korunmasına ve Tang yönetimine bağlı askerî ve idarî topluluklar hâlinde teşkilatlandırılmasına karar verildi.
=== Hsie Jen-kui ile Yapılan Savaş ===
Tang İmparatoru, Tonyukuk'un kumandasındaki Göktürk kuvvetlerini durdurmak amacıyla Tai bölgesinin askerî valisi Hsie Jen-kui'yi görevlendirdi. Tonyukuk, daha önce öldüğünü sandığı Hsie Jen-kui'nin gerçekten ordunun başında bulunduğuna inanmayarak bunun bir Çin hilesi olduğunu düşündü. Ancak Hsie Jen-kui miğferini çıkarıp kendisini gösterince Çin ordusu ani bir saldırı başlattı. Göktürkler ağır bir yenilgiye uğradı; savaşta on bin kişi öldü, yirmi binden fazla kişi esir düştü, otuz bin baş deve, at, sığır ve koyun da Çinlilerin eline geçti. Bu zaferin ardından Çin ordusunun Göktürklere karşı kayda değer başka bir askerî başarısı görülmedi.


=== Esir Göktürklerin Yerleştirilmesi ===
=== '''Feng Eyaleti Üzerindeki Tartışmalar''' ===
Tang sarayında yapılan değerlendirmelerin ardından İmparator T’ai-tsung, Wen Yen-po’nun önerisini kabul ederek Çin’e sığınan Göktürklerin kuzey sınır bölgelerine yerleştirilmesine karar verdi. Kaynaklarda sayılarının yüz bini aştığı belirtilen Göktürkler, Sarı Irmak’ın kuzeyindeki çeşitli bölgelere dağıtıldı ve bu yerleşim alanları yeni askerî-idarî teşkilatlar hâline getirildi.
Göktürk akınlarının Tang İmparatorluğu'nun kuzey sınırlarında yoğunlaşması ve birçok Çinli kumandanın öldürülmesi veya esir alınması sarayda endişeye yol açtı. Yapılan görüşmelerde Feng eyaletinin boşaltılarak Göktürklere bırakılması önerildi. Ancak devlet adamı Tang Hsiu-ching, bölgenin eski dönemlerden beri Çin toprağı olduğunu, halkın yeniden güneye göç ettirilmesinin sakıncalı sonuçlar doğuracağını savununca bu düşünceden vazgeçildi.


Göktürklerin eski yurtları da yeniden düzenlenerek Tang yönetimine bağlı askerî valiliklere ayrıldı. Böylece hem sınır güvenliğinin sağlanması hem de Göktürk boylarının yeniden tek bir siyasi otorite altında birleşmelerinin önlenmesi amaçlandı.
683 yılının sonunda Tang yönetimi, Ch'eng Wu-t'ing'i Ch'an-yü Genel Askerî Valiliği'ni yeniden denetim altına almakla görevlendirerek kuzey sınırındaki savunma hazırlıklarını hızlandırdı. Buna rağmen Kutlug'un kuvvetleri 684'te Shuo, 685'in başlarında ise Tai eyaletlerine akınlar düzenleyerek Çin'in iç kesimlerine kadar ilerledi. Göktürkleri durdurmakla görevlendirilen General Shun-yü Ch'u-p'ing, Hsin eyaletinde ağır bir yenilgiye uğradı ve savaşta beş binden fazla Çin askeri öldü. Aynı yıl Yen-jan başkumandanlığına getirilen Wei Shih-chia da herhangi bir başarı elde edemeden bir yıl sonra geri döndü.


Çin başkentine gelen Göktürk boy beyleri ve ileri gelenleri çeşitli askerî ve idarî unvanlarla ödüllendirildi. Bir kısmı Tang sarayında resmî görevlere getirildi; aileleri de daha sonra başkent Ch'ang-an'a yerleşti. Kısa süre içinde şehirde yaşayan Göktürk ailelerinin sayısı önemli ölçüde arttı.
Göktürk akınları 686 yılında da sürdü. Bunun üzerine İmparatoriçe Wu, Büyük General Hei-ch'ih Ch'ang-chih'yı bölgeye gönderdi. Liang-chih'de yapılan ilk çarpışmada Göktürkler geri çekildi; ancak gece yeniden ortaya çıkınca Çin kuvvetleri sayıca üstün düşmanla açık savaşa girmekten kaçındı. Hei-ch'ih Ch'ang-chih karargâhta büyük ateşler yaktırarak takviye kuvvetlerinin geldiği izlenimini oluşturdu. Bu hileye kanan Göktürkler geri çekilince Çin ordusu çatışmaya girmeden tehlikeyi bertaraf etti.


=== Chie-shih-shuai İsyanı ve Göktürklerin Sınır Dışına Çıkarılması ===
=== Çin’in Karşı Tedbirleri ===
639 yılında, Çin'e sığınan Göktürk ileri gelenlerinden Chie-shih-shuai, Tang yönetimine karşı bir ayaklanma teşebbüsünde bulundu. T'u-li Kağan'ın kardeşi olan Chie-shih-shuai, 629 yılında Çin'e gelmiş ve diğer Göktürk beyleri gibi Tang sarayında askerî unvanlarla görevlendirilmişti. Ancak zamanla Tang yönetiminden hoşnutsuzluk duyarak Çin'de yaşayan bazı Göktürk beyleriyle gizlice iş birliği yaptı.
687 yılının başında Kutlug, Ch'ang-p'ing bölgesine akın düzenledi ve burada Hei-ch'ih Ch'ang-chih kumandasındaki Çin ordusuyla karşılaştı. Kısa süre sonra Kutlug ile Tonyukuk'un Shuo eyaletine yaptıkları yeni akın sırasında Hei-ch'ih Ch'ang-chih, Li To-cha ve Wang Chiu-yen'in de katıldığı Çin kuvvetleri, Shuo çevresindeki savaşta Göktürkleri geri çekilmek zorunda bıraktı. Ancak Çin ordusu bu başarıdan yararlanamadı. Kuzeye düzenlenen takip harekâtında öncü birliklerin kumandanı Ts'uan Pao-pi, destek kuvvetlerini beklemeden saldırıya geçince Göktürklerin baskınına uğradı ve ordusu imha edildi. Kendisi güçlükle kaçabildi.


Hazırlanan plana göre İmparator T'ai-tsung'un ele geçirilmesi ve yerine T'u-li Kağan'ın oğlu Ho-lo-hu'nun Göktürklerin başına geçirilmesi hedefleniyordu. Ancak girişim başarısız oldu. Saray muhafızları tarafından bastırılan ayaklanmada Chie-shih-shuai ve beraberindeki birçok kişi öldürüldü. Ho-lo-hu ise idam edilmeyerek Çin'in iç bölgelerine sürgün edildi.
Bu yenilginin ardından İmparatoriçe Wu, Ts'uan Pao-pi'yi cezalandırıp Hei-ch'ih Ch'ang-chih'ı görevden aldı. Ayrıca Kutlug'a duyduğu tepki sebebiyle Çin kaynaklarında onun adının '''"kısa ömürlü Kutlug"''' anlamındaki '''Pu-tsu-lu''' şeklinde yazılmasını emretti.


İsyan kısa sürede bastırılmış olsa da Tang sarayında büyük endişe yarattı. Dokuz yıldır Çin'in kuzeyinde ve başkent Ch'ang-an çevresinde yaşayan Göktürklerin gelecekte yeniden ayaklanabilecekleri kanaati güçlendi. Bunun üzerine Tang yönetimi, Göktürkleri Çin içlerinden çıkararak kuzey sınır bölgelerine ve eski yurtlarına geri göndermeye yönelik yeni bir politika benimsedi. Bu karar, Fetret Devri boyunca Tang-Göktürk ilişkilerinde önemli bir dönüm noktası oldu.
Çin kaynaklarında Kutlug'un faaliyetlerine dair 688 yılına ait bilgi bulunmamaktadır. 689'da ise Göktürklere karşı yeni bir sefer hazırlandı ve Hsin-p'ing-tao ordusunun başına Budist rahip Hsie Huai-i getirildi. Ts'u Irmağı'na kadar ilerleyen bu ordu Göktürklerle karşılaşamadı. Aynı yıl düzenlenen ikinci seferin sonucu ise kaynaklarda belirtilmemektedir.


=== Ssu-mo’nun Kağan İlan Edilmesi ===
=== Kutlug Kağan’ın Ölümü ===
Chie-shih-shuai’ın 639’daki ayaklanma girişimi, Tang yönetiminin Çin’de yaşayan Göktürkleri yeniden kuzeye gönderme kararını hızlandırdı. Bu topluluğun başına, Göktürk hanedanına mensup ve uzun süredir Çin’le yakın ilişkiler kurmuş olan Ssu-mo getirildi.
Tonyukuk'un 689 yılında Türgişlere karşı yürüttüğü seferden yaklaşık iki yıl sonra Kutlug Kağan hastalanarak öldü. Kaynaklara göre hükümdarlığı sırasında Çinlilerle on yedi, Kıtanlarla yedi, Oğuzlarla ise beş kez savaştı.


Ch’i-min Kağan’ın torunu olan Ssu-mo, genç yaşta zekâsı ve ileri görüşlülüğüyle tanınmıştı. Bir dönem Göktürk boyları tarafından kağan seçilmiş, ancak Ch’i-min Kağan’ın ülkesine dönmesi üzerine yerini ona bırakmıştı. Daha sonra tegin unvanını taşıyan Ssu-mo, Shih-pi ve Ch’u-lo kağanlar zamanında hanedan mensubu olduğu konusunda duyulan kuşkular nedeniyle şadlığa yükseltilmedi. Bu dönemde Tang Hanedanı ile ilişki kurarak Çin sarayına birçok kez elçi gönderdi.
Kutlug, II. Göktürk Kağanlığı'nı yeniden kurarak Ötüken merkezli Göktürk hâkimiyetini ihya etti. Tonyukuk'un desteğiyle Dokuz Oğuzların Çin ve Kıtanlarla kurmaya çalıştığı ittifakı etkisiz bıraktı; Ötüken ve Altaylar arasındaki Türk boylarını yeniden kağanlık bünyesinde topladı. Hükümdarlığı boyunca Tang İmparatorluğu'nun kuzey sınırlarına düzenlenen akınlarla devletin askerî ve siyasî gücü sağlamlaştırıldı. Kutlug Kağan 691 yılının sonunda öldü.


Göktürk Kağanlığı’nın 630’da yıkılmasının ardından Çin’e gelen Ssu-mo’ya askerî ve idarî görevler verildi. Tang yönetimi, 639 yılında onu '''İ-mi-ni-shu-sse-li-pi Kağan''' unvanıyla Çin’deki Göktürklerin hükümdarı ilan etti. Ayrıca kendisine Tang hanedanının Li soyadı verilerek Çin imparatoruna bağlılığı güçlendirilmeye çalışıldı.
== Kapgan Kağan Dönemi ==
Kutlug Kağan'ın 692 yılında ölümü üzerine II. Göktürk Kağanlığı tahtına kardeşi Kapgan geçti. Kutlug'un oğulları Bilge ile Kül Tegin'in yaşlarının küçük olması nedeniyle hükümdarlığı Kapgan üstlendi. Çin kaynaklarının bir kısmında Kapgan'ın tahtı zorla ele geçirdiği ileri sürülürken, ''Tzu-chih T'ung-chien''<nowiki/>'de yalnızca kendisini kağan ilan ettiği belirtilir. Orhun Yazıtları ise onun töre gereğince tahta çıktığını kaydeder. Göktürklerde hükümdarlığın her zaman babadan oğula geçmemesi ve hanedanın en güçlü üyesinin kağan olabilmesi dikkate alındığında, Kapgan'ın tahta çıkışı bozkır veraset geleneğine uygundur. Kapgan, tahta çıktıktan sonra ağabeyi Kutlug adına Baz Kağan'ın balbalını diktirdi. Çin kaynaklarında hükümdarlık unvanı olarak geçen '''Kapgan''', "fatih" anlamına gelir; Tonyukuk Yazıtı'nda ise '''Bögü''' adıyla anılır. Yirmi dört yıl süren hükümdarlığı sırasında II. Göktürk Kağanlığı en geniş sınırlarına ulaşmış ve çok sayıda Türk topluluğu yeniden Göktürk hâkimiyeti altına girmiştir.


Ssu-mo başlangıçta, Ötüken çevresinde hâkimiyet kuran Sir Tarduşlardan çekindiği için kuzeye gitmek istemedi. Tang İmparatoru T’ai-tsung, Sir Tarduşlara gönderdiği elçi aracılığıyla Gobi Çölü’nün kuzeyinin onların, güneyinin ise Ssu-mo yönetimindeki Göktürklerin hâkimiyetinde kalacağını bildirdi. İki tarafın birbirine saldırması hâlinde Tang ordusunun müdahale edeceği de açıklandı.
Kapgan Kağan, tahta çıktıktan sonra Kutlug döneminde izlenen siyaseti sürdürerek II. Göktürk Kağanlığı'nın askerî ve siyasî gücünü artırmaya yöneldi. Çin'e karşı akınlarını devam ettirirken Göktürk hâkimiyetini Orta Asya'nın farklı bölgelerine yaymaya çalıştı.


Ssu-mo’nun yönetimini desteklemek amacıyla A-shih-na Chung sol bilge prens, A-shih-na Ni-shu ise sağ bilge prens olarak görevlendirildi. Göktürk halkı ve onlarla birlikte yaşayan Soğd topluluklarının eski yerleşim alanlarına dönmeleri kararlaştırıldı.
693 yılının sonlarında Ling eyaletine düzenlediği akında bölgeyi yağmaladı ve Çinli general Li To-tsu'yu mağlup etti. Aynı dönemde Batı Göktürk sahasında Çin'e karşı Tibetlilerle iş birliği yapan A-shih-na Suei-tsu ile Tokmak (Sui-ye) kumandanı Ni-shu Erkin'in girişimleri de Çin kuvvetleri tarafından başarısızlığa uğratıldı.


641 yılında yüz binden fazla kişi, kırk bini aşkın asker ve büyük hayvan sürülerinden oluşan Göktürk topluluğu Ssu-mo’nun idaresinde Sarı Irmak’ı geçerek kuzeye yerleşti. Yönetim merkezi Ting-hsiang Kalesi oldu. Ssu-mo, Tang sarayına bağlılığını bildirerek Çin’in kuzey sınırlarını koruyacağını, Sir Tarduş saldırısı karşısında ise Çin Seddi’ne sığınmak istediğini belirtti.
Kapgan'ın akınları üzerine İmparatoriçe Wu, Budist rahip Hsie Huai-i'yi büyük bir ordunun başında Göktürklere karşı sefere gönderdi. Ancak Çin ordusu Göktürklerin ana kuvvetleriyle karşılaşamayınca harekât sonuçsuz kaldı. Bunun ardından kuzey sınırındaki savunma güçlendirildi ve Wang Hsiao-chie, Shuo-fang bölgesi harekât ordusunun başkumandanlığına getirildi.


Ancak kurulan yönetim uzun ömürlü olmadı. Ssu-mo, kendisine bağlı topluluklar üzerinde tam bir hâkimiyet kuramadı ve yönetimi sırasında çeşitli isyanlarla karşılaştı. Aynı yıl Sir Tarduş kuvvetleri tarafından ağır bir yenilgiye uğratıldı. Ssu-mo önce Shuo-chou’ya, ardından 643 yılında yeniden Çin’e sığınmak zorunda kaldı.
695 yılında Kapgan Kağan, Çin sarayına bir elçi göndererek dostane ilişkiler kurulmasını teklif etti. İmparatoriçe Wu bu girişimi olumlu karşılayarak kendisine '''Sol Muhafızları Büyük Generali''' ve '''Ülkeye Dönen Dük''' unvanlarını verdi, ayrıca beş bin top ipek gönderdi. Buna rağmen iki devlet arasındaki siyasî ve askerî rekabet devam etti.


Tang sarayında kendisine yeni askerî unvanlar verilen Ssu-mo, daha sonra Çin ordusunda görev aldı. Liao-tung seferi sırasında yaralandı ve bir süre sonra hayatını kaybetti. Böylece Tang yönetiminin Göktürkleri Ssu-mo idaresinde kuzeyde, kendisine bağlı bir siyasi yapı hâlinde tutma girişimi başarısızlıkla sonuçlandı.
=== Çin'in Baskı Altına Alınması ===
695 yılından sonra Çin'in kuzeydoğusunda yaşayan Kitanlar Tang Hanedanı'na karşı ayaklandı. 696 yılının beşinci ayında Sung-mo askerî valisi Li Chin-chung ile Kui-ch'eng askerî valisi Sun Wan-lao, Ying eyaletine saldırarak askerî tesisleri tahrip etti ve eyalet valisi Chao Wen-kuei'yi öldürdü.


== Sir Tarduşların Yükselişi ve Siyasi Gücü ==
Tang yönetiminin isyanı bastırmakta zorlanmasını fırsata çeviren Kapgan Kağan, Çin sarayına gönderdiği haberle Kitanları itaat altına alabileceğini, bunun karşılığında ise Çin'in iç bölgelerine yerleştirilen Türk topluluklarının Göktürk ülkesine geri gönderilmesini istedi. İmparatoriçe Wu bu talebi kabul ederek elçisi Yen Chih-wei'yi '''"İyi Reform Yapan Kağan"''' unvanını vermek ve anlaşmayı bildirmek üzere Göktürk ülkesine gönderdi.
Sir Tarduşlar, Töles boyları arasında VI. yüzyılın sonlarından VII. yüzyılın ortalarına kadar en güçlü topluluklardan biri hâline geldi. Çin kaynaklarına göre bu topluluk, Sir ve Tarduş boylarının birleşmesiyle ortaya çıktı. Sirlerin Tarduşları yenerek onların halkını kendi bünyelerine katmasından sonra iki ad birlikte kullanılmaya başlandı. Gelenek ve yaşayış bakımından Göktürklerle benzer özellikler taşıyorlardı.


552’den önce Bumin Kağan’ın hâkimiyet altına aldığı Töles toplulukları arasında Sir Tarduşların da bulunduğu kabul edilmektedir. Batı Göktürk ülkesinde yaşanan siyasi karışıklıklar sırasında Töles boyları zaman zaman merkezî yönetime karşı ayaklandı. Ch’u-lo Kağan’ın ağır vergiler uygulaması ve bazı boy beylerini öldürtmesi üzerine bu topluluklar Ch’i-pi ve Sir Tarduşlar çevresinde toplanmaya başladı. Sir Tarduşlar, reisleri İ-shih-po’ya Ye-shih Kağan unvanını verdiler. Daha sonra güçlenen Batı Göktürk hükümdarlarına bağlandılar.
Aynı yılın sonbaharında Göktürkler Liang eyaletine akın düzenleyerek askerî vali Hsü Ch'in-ming'i esir aldı. Ardından Tonyukuk kumandasındaki Göktürk ordusu Kögmen Dağları'nı aşarak Anı Irmağı kıyısında Kırgızları ani bir baskınla yenilgiye uğrattı. Kırgız hükümdarı öldürüldü ve Kırgızlar Göktürk hâkimiyetini kabul etti.


=== İ-nan’ın Ötüken’de Hâkimiyet Kurması ===
Kapgan daha sonra On Oklar üzerine sefer hazırlıklarına başladıysa da hatununun ölümü nedeniyle düzenlenen yas töreni sebebiyle geri döndü. Kitan isyanının bastırılması ve Çin'deki Türk topluluklarının geri gönderilmesinin ardından İmparatoriçe Wu, kendisine '''İlteriş Büyük Ch'an-yü''' ile '''Millî Davasında Başarılı Kağan''' unvanlarını vermek üzere elçiler gönderdi.
Batı Göktürk ülkesinde 628 yılında başlayan karışıklık üzerine İ-shih-po’nun torunu İ-nan, yetmiş bin çadırlık topluluğuyla doğuya yönelerek İl Kağan’a bağlandı. Doğu Göktürk Devleti’nin de kısa süre içinde karışıklığa sürüklenmesi üzerine İl Kağan’a karşı ayaklandı ve üzerine gönderilen kuvvetleri mağlup etti. Bu başarının ardından birçok boy Sir Tarduşlara katıldı ve Ötüken bölgesi İ-nan’ın denetimine geçti.


Tang İmparatoru T’ai-tsung, Doğu Göktürk Devleti’ni zayıflatmak amacıyla İ-nan’la ilişki kurdu. Kendisine davul ve sancak gönderilerek '''Chen-chu Bilge Kağan''' unvanı verildi. İ-nan da bu unvanı kabul ederek Tang sarayına elçi ve hediyeler gönderdi.
Ancak elçilik heyeti Göktürk ülkesine ulaşmadan önce Kapgan, 697 yılının başlarında yeniden Çin topraklarına akın düzenledi. Ling ve Sheng eyaletlerine yapılan saldırılarda sınır birlikleri yenilgiye uğratıldı, çok sayıda kişi öldürüldü veya esir alındı; Ping ordusu kumandan yardımcısı An Tao-mai de mağlup edildi. Bu sırada Çin'deki siyasî gelişmeleri yakından izleyen Kapgan, Tang Hanedanı'nın iç durumunu Çin'e karşı izleyeceği siyasette değerlendirmeye başladı.


Doğu Göktürk Devleti’nin 630’da ortadan kalkmasının ardından Sir Tarduşlar merkezlerini Tola Irmağı’nın güneyine taşıdı. Hâkimiyet alanları Baykal Gölü’nden doğudaki Shih-wei topluluklarına, batıda ise Tanrı Dağları’nın kuzeyine kadar genişledi. Böylece Gobi Çölü’nün güneyi dışında eski Doğu Göktürk ülkesinin büyük bölümü Sir Tarduşların denetimine girdi. Kaynaklarda ordularındaki yetişmiş asker sayısının iki yüz bine ulaştığı belirtilmektedir.
=== Çin ile Yapılan Diplomatik Girişimler ===
698 yılında Kapgan Kağan, Çin sarayına bir elçi göndererek kızıyla bir Tang hanedanı prensi arasında evlilik yoluyla akrabalık kurulmasını ve iki devlet arasında ittifak yapılmasını teklif etti. Bunun yanında Ch'an-yü Genel Askerî Valiliği topraklarının iadesini, Göktürk ülkesindeki Soğdlarla Feng, Sheng, Hsia, Shuo, Ling ve Tai eyaletlerinde yaşayan Türk topluluklarının kendisine bağlanmasını, ayrıca darı, demir ve tarım aletleri gönderilmesini istedi.


İ-nan, devletin kuzey ve güney kanatlarını oğulları Tardu ile T’u-li-shih’in idaresine verdi; kendisi ise merkezde kaldı. Sir Tarduşlar bu dönemde Tang sarayıyla düzenli elçilik ilişkileri kurdular. Ancak onların giderek güçlenmesi, Tang yönetiminde endişe uyandırdı. İmparator T’ai-tsung, Sir Tarduşların siyasi bütünlüğünü zayıflatmak amacıyla İ-nan’ın iki oğlunu da ayrı hükümdarlar gibi tanımaya çalıştı.
Tang sarayı bu talepleri reddederek elçi T'ien Kuei-tao'yu Göktürk ülkesine gönderdi. Kapgan, elçiyi öldürmeyi düşündüyse de Tonyukuk'un uyarısıyla bundan vazgeçti. Ardından Çin yönetimi tutumunu değiştirerek talep edilen Türk ve Soğd ailelerini kuzeye gönderdi; tarım aletleri, demir ve tohumluk darıyı da Göktürklere ulaştırdı. Bunun üzerine T'ien Kuei-tao serbest bırakıldı.


=== Ssu-mo Yönetimindeki Göktürklere Saldırı ===
Evlilik meselesi yeniden gündeme gelince İmparatoriçe Wu, Kapgan'ın kızıyla evlenmek üzere kendi ailesinden Wu Yen-hsiou'yu Göktürk ülkesine gönderdi. Heyet Karakum'a ulaştığında Kapgan, damat adayının Tang hanedanından değil Wu ailesinden seçilmesini reddederek Çin tahtının meşru sahiplerinin Li hanedanı olduğunu belirtti ve gerekirse onların haklarını savunmak için Çin üzerine yürüyeceğini bildirdi. Ardından Wu Yen-hsiou ve beraberindekiler tutuklandı, Yen Chih-wei ise '''"Çin Kağanı"''' ilan edildi. Bu olay, Göktürk-Çin ilişkilerinde yeni bir gerginlik döneminin başlamasına yol açtı.
Sir Tarduşlar, Çin’den geri gönderilen Göktürklerin yeniden güçlenmesinden kaygı duyuyordu. Göktürk boylarının Ssu-mo’nun çevresinde toplanması hâlinde kendilerine bağlı toplulukların ayrılabileceğini düşünüyorlardı.


641 yılında T’ai-tsung’un doğudaki kutsal dağa gitmesini fırsat bilen İ-nan, oğlu Tardu Şad’ı iki yüz bin askerle Gobi Çölü’nün güneyine gönderdi. Tardu Şad, Ssu-mo’nun kuvvetlerine saldırınca Ssu-mo geri çekilerek Shuo-chou’ya sığındı. Tang yönetimi bunun üzerine bölgeye çok sayıda birlik sevk etti.
=== Çin'e Karşı Yeni Akınlar ===
Wu Yen-hsiou'nun '''"Çin Kağanı"''' ilan edilmesinin ardından Kapgan Kağan büyük bir orduyla Çin üzerine yürüdü. İlk olarak Ching-nan, P'ing-ti ve Ch'ing bölgelerindeki askerî birliklere saldırdı. Ching-nan ordusu kumandanı Mu-jung Hsüan-tse, emrindeki beş bin askerle birlikte teslim oldu. Ardından Göktürk kuvvetleri Kuei ve Tan eyaletlerini yağmaladı.


Sir Tarduş kuvvetleri başlangıçta Tang ordusundaki Göktürk askerlerini geri püskürttü. Ancak Çinli kuvvetlerin karşı saldırısı sonucunda dağıldılar ve kuzeye çekilmek zorunda kaldılar. Sert kış şartları da Sir Tarduşların kayıplarını artırdı. Bu gelişmelerin ardından Sir Tarduşlar Tang sarayına elçi göndererek barış istediler.
Bunun üzerine İmparatoriçe Wu, Wu Chung-kuei, Sha-to Chung-i ve Yen Ching-jung kumandasında büyük bir ordu hazırlattı. Ancak Çin kuvvetleri Kapgan'ın ilerleyişini durduramayınca Göktürkler Heng-you üzerinden yeniden Çin topraklarına girerek Wei eyaletine saldırdı, Fei-hu ilçesini tahrip etti ve Ting eyaletine kadar ilerledi. Bu sırada vali Sun Yen-kao öldürüldü, yerleşim yerleri yakılıp yıkıldı ve birçok köy boşaldı.


=== Tang Hanedanı ile Evlilik Görüşmeleri ===
Akınların devam etmesi üzerine İmparatoriçe Wu, Kapgan'ı öldürene prenslik unvanı verileceğini ilan etti. Ayrıca Çin kaynaklarında kullanılan '''Mo-ch'o''' adını değiştirerek onun '''"Başı Kesik Kurt"''' anlamındaki '''Chan-ch'o''' adıyla anılmasını emretti.
Sir Tarduşlar, Tang Hanedanı ile ilişkilerini güçlendirmek amacıyla Çinli bir prensesle evlilik talebinde bulundu. İlk teklif İmparator T’ai-tsung tarafından reddedildi. Ancak sonraki görüşmelerde çok sayıda at, deve, sığır ve koyun sunulması üzerine evlilik ittifakı yeniden değerlendirildi.


Tang sarayında yapılan görüşmelerde, Sir Tarduşların tamamen ortadan kaldırılmasının Göktürk ülkesini denetlemeye yönelik Çin politikasını bozabileceği düşünüldü. Bu nedenle bir süre için onlarla iyi ilişkiler kurulması tercih edildi. Bununla birlikte Sir Tarduşların vaat edilen hayvanları gönderememesi ve Tang sarayına düzenli vergi sunmaması üzerine evlilikten vazgeçildi.
Kapgan daha sonra Chao eyaletini ele geçirerek vali yardımcısı Kao Juei'yi öldürdü ve T'ang Po-jo'yu teslim olmaya mecbur bıraktı. Ardından Hsiang eyaletine giren Göktürk kuvvetleri burayı da yağmaladı.


Evliliğin gerçekleşmemesinden sonra ilişkiler yeniden bozuldu. Sir Tarduşlar Çin sınırlarına saldırılar düzenlediler. Buna rağmen İ-nan, Tang’ın Kore seferine askerî yardım teklif ederek ilişkileri düzeltmeye çalıştı. Korelilerin ittifak teklifini ise kabul etmedi. İ-nan 645 yılında hastalanarak öldü.
=== Çin'e Gönderilen Mesaj ===
Kapgan Kağan, Tang yönetimini meşru hükümdar olarak tanımadığını göstermek amacıyla beraberindeki Çinli memurlara kendi rütbelerine uygun Çin unvanları ve resmî kıyafetler vererek ülkelerine gönderdi. Böylece Çin üzerindeki üstünlüğünü vurgulamayı amaçladı. Ancak İmparatoriçe Wu bu unvan ve kıyafetleri geçersiz ilan etti.


=== Sir Tarduşlarda İç Mücadele ===
Kapgan, Çin sarayına gönderdiği mektupta daha önceki anlaşmalara uyulmadığını ileri sürdü. Gönderilen tohumluk darının pişirilmiş olması, altın ve gümüşün düşük ayarlı çıkması, Çinli memurlara verdiği resmî kıyafetlere el konulması ve kızının Tang hanedanından bir prens yerine İmparatoriçe Wu'nun ailesinden biriyle evlendirilmek istenmesi sebebiyle anlaşmanın bozulduğunu belirterek Ho-pei bölgesine yeniden sefer düzenleyeceğini bildirdi.
İ-nan’ın ölümünün ardından Sir Tarduş ülkesi iki kısma ayrıldı. Oğullarından Ye-mang doğu kanadını, akrabası Po-chuo ise batı kanadını yönetmeye başladı. Ancak Po-chuo, Ye-mang’ı öldürerek bütün ülkenin hâkimi oldu ve yeni bir kağanlık unvanı aldı.


Po-chuo, Tang ordularının kuzeydoğuda savaşmasını fırsat bilerek Çin sınırlarına saldırdı. Tang yönetiminin geniş çaplı askerî hazırlık yapması üzerine geri çekilmek zorunda kaldı. Ülke içinde ise sert ve baskıcı bir yönetim kurdu. Babası döneminin önde gelen devlet adamlarını öldürtmesi, kendisine karşı büyük bir hoşnutsuzluk doğurdu.
Kapgan, Çin heyetinde bulunan General P'ei Huai-ku'ya vezirlik teklif etti. Teklifi reddeden general tutuklandıysa da daha sonra kaçarak Çin'e dönebildi.


İç çatışmaların artmasıyla boylar Po-chuo’yu terk etmeye başladı. Yanında az sayıda süvari kalan hükümdar, sığınacak bir yer ararken Uygurlar tarafından öldürüldü. Ailesi de ortadan kaldırıldı. Sir Tarduşlara bağlı elli ila altmış bin kişilik bir topluluk Doğu Türkistan’daki şehir devletlerine sığındı.
=== Tang Hanedanı'nın Yeniden Kurulması ve İlişkilerin Değişmesi ===
705 yılında İmparatoriçe Wu'nun devrilmesiyle Tang Hanedanı yeniden iktidara geldi ve Chung-tsung ikinci defa tahta çıktı. Bu gelişme, Göktürk-Çin ilişkilerinde yeni bir dönemin başlamasına yol açtı.


=== Sir Tarduşların Dağılması ===
Yeni imparator, Kapgan Kağan ile bozulan ilişkileri düzeltmek amacıyla uzlaşmacı bir siyaset izleyerek tutuklu veya alıkonulan kişilerin serbest bırakılmasını sağladı ve diplomatik temasları yeniden başlattı. Kapgan da Wu ailesinin yönetimden uzaklaştırılmasını, daha önce savunduğu Tang hanedanının meşruiyetinin yeniden kabul edilmesi olarak değerlendirdi. Buna rağmen Çin üzerindeki askerî baskısını sürdürerek gerektiğinde sınır akınlarına devam etti.
Po-chuo’nun ölümünden sonra geride kalan Sir Tarduşlar, Tuo-mo-chih’i hükümdar seçtiler. Tuo-mo-chih, Tang sarayına elçi göndererek Ötüken’e yerleşmek istediklerini bildirdi. Çin yönetimi başlangıçta onların yeniden teşkilatlanmasına izin verdi.


Ancak Ch’i-pi ve Uygurlar başta olmak üzere bazı Töles boylarının yeniden Sir Tarduşlara bağlanması Tang sarayını endişelendirdi. Bunun üzerine bölgeye gönderilen Çin ordusu Sir Tarduş kuvvetlerine saldırdı. Çarpışmalarda binlerce kişi öldürüldü, on binlerce kişi esir alındı. Tuo-mo-chih ise teslim olarak Çin başkentine götürüldü ve kendisine Tang ordusunda görev verildi.
Böylece iki devlet arasındaki ilişkiler, askerî mücadele ile diplomatik temasların birlikte yürütüldüğü yeni bir safhaya girdi.


Sir Tarduşların ortadan kalkmasının ardından Ch’i-pi, Uygur ve diğer Töles boyları Tang İmparatorluğu’na bağlılıklarını bildirdiler. Sir Tarduşlardan geriye kalan bazı topluluklar da Çin topraklarına götürülerek çeşitli bölgelere yerleştirildi. Böylece 647 yılına gelindiğinde Sir Tarduşların Ötüken merkezli siyasi hâkimiyeti sona erdi.
=== Kitan ve Tatabı Seferleri ===
Kapgan Kağan, Çin ile ilişkilerini sürdürürken doğudaki Kitanlar ve Tatabılar üzerine de seferler düzenledi. Çin'in kuzeydoğusunda yaşayan bu topluluklar zaman zaman Tang Hanedanı ile iş birliği yapıyor, zaman zaman ise bağımsız hareket ediyordu.


=== Ch’e-pi Kağan’ın Bağımsızlık Girişimi ===
Göktürk ordusu önce Kitanları ağır bir yenilgiye uğratarak hâkimiyet altına aldı, ardından Tatabılar üzerine yürüyerek onları da itaat altına soktu. Bu seferlerle II. Göktürk Kağanlığı'nın doğu sınırları güvence altına alınırken, Çin'in kuzeydoğudaki müttefikleri de büyük ölçüde etkisiz hâle getirildi.
Göktürklerin A-shih-na hanedanına mensup olan Ch’e-pi, 638 yılından itibaren Altay Dağları çevresinde hâkimiyet kurmaya başladı. Asıl adı Hu-po olan Ch’e-pi’nin ataları, Göktürk Kağanlığı döneminde küçük kağan unvanıyla görev yapmıştı. Yönetim merkezi Altay Dağları’nın kuzeyinde bulunuyordu.


İl Kağan’ın 630 yılında Çinlilere esir düşmesinin ardından başsız kalan Göktürklerin bir bölümü Ch’e-pi’yi hükümdar seçmek istedi. Ancak bu sırada Sir Tarduşların hızla güçlenmesi nedeniyle Ch’e-pi büyük kağan unvanını almaya cesaret edemedi ve halkıyla birlikte onların hâkimiyetini kabul etti.
=== Çin’de Veliaht Değişikliği ===
Kapgan Kağan'ın art arda düzenlediği akınlar karşısında zor durumda kalan İmparatoriçe Wu, daha önce geri planda tuttuğu Tang hanedanı mensubu Chung-tsung'u Sarı Irmak'ın kuzeyindeki kuvvetlerin başkumandanlığına getirdi. Ancak bu değişiklik Göktürk ilerleyişini durduramadı. Kapgan, Chao ve Ting eyaletlerini yağmalayarak yaklaşık 80-90 bin kişiyi esir aldı, ardından Wu-huei-tao üzerinden ülkesine döndü.


Zekâsı ve yönetim kabiliyeti sayesinde birçok kişinin Ch’e-pi’nin çevresinde toplanması Sir Tarduşları endişelendirdi. Onu ortadan kaldırmaya karar vermeleri üzerine Ch’e-pi, kendisine bağlı topluluklarla birlikte kaçarak Altay Dağları’nın kuzeyindeki eski yurduna sığındı. Üç tarafı sarp kayalıklarla çevrili olan bu bölge savunmaya elverişliydi. Sir Tarduş süvarileri onu takip etseler de yakalayamadılar.
Çin kaynakları bu seferi kesin bir başarı olarak değerlendirmese de Göktürkler kuzey Çin'in geniş bir bölümüne ulaşarak önemli miktarda ganimet elde etti. Kapgan'ı durdurmakla görevlendirilen Sha-to Chung-i ile Li To-su çatışmaya girmeye cesaret edemezken, Ti Jen-chie'nin yüz bin kişilik takip harekâtı da sonuçsuz kaldı.


Ch’e-pi burada gücünü artırarak otuz bin kişilik bir ordu meydana getirdi ve kendisini '''İ-chu Ch’e-pi Kağan''' ilan etti. Batıdaki Karluklar ile kuzeyde Yenisey çevresinde yaşayan Kırgızlar ona bağlandı. Ch’e-pi, zaman zaman Sir Tarduş topraklarına akınlar düzenleyerek onların hayvan sürülerini ele geçirdi. Sir Tarduşların Çin’le mücadele hâlinde bulunması, onun bağımsız hareket etmesini kolaylaştırdı.
Bu seferlerin ardından II. Göktürk Kağanlığı yeniden en güçlü dönemlerinden birine ulaştı. Çin kaynaklarında ülkenin doğudan batıya yaklaşık on bin li genişliğinde olduğu, Kapgan'ın emrinde dört yüz bin asker bulunduğu ve çevredeki toplulukların büyük bölümünün Göktürk hâkimiyetini tanıdığı kaydedilmektedir.


Sir Tarduşların zayıflamasının ardından Ch’e-pi, Doğu Göktürk ülkesinde kendisine karşı koyabilecek önemli bir güç kalmadığını düşünerek Tang Hanedanı ile ilişki kurmaya çalıştı. Oğlu Işbara Tegin’i Çin başkentine göndererek hediyeler sundu ve İmparator T’ai-tsung’un huzuruna çıkmak istediğini bildirdi.
Bu sırada Göktürk ülkesinden ayrılarak Çin'e dönen Yen Chih-wei, daha önce '''"Çin Kağanı"''' ilan edilmiş olması sebebiyle İmparatoriçe Wu'nun emriyle ailesiyle birlikte idam edildi.


Tang sarayı, Ch’e-pi’yi Çin’e getirmek üzere iki general gönderdi. Ancak Ch’e-pi daha sonra bu kararından vazgeçti. Çinli görevlilerden Han Hua’nın Karlukları kendisine karşı kışkırtmaya çalıştığını öğrenince oğlunu onun üzerine göndererek Han Hua’yı öldürttü. Diğer Çinli general de ortadan kaldırıldı.
=== Yeni İdarî Düzen ===
Kapgan Kağan, devletin hızla genişlemesi üzerine idarî teşkilatı yeniden düzenledi. Kutlug Kağan'ın başlattığı bağımsızlık hareketinden yaklaşık on altı yıl sonra II. Göktürk Kağanlığı geniş bir coğrafyaya hâkim olduğundan ülkenin farklı bölgelerinin yeni görevliler aracılığıyla yönetilmesi gerekli hâle gelmişti.


Bu gelişme üzerine İmparator T’ai-tsung, General Kao K’an’ı Ch’e-pi’ye karşı sefere gönderdi. Uygur ve P’u-ku kuvvetlerinin de katıldığı Tang ordusuna bazı Karluk ve diğer Türk boylarının reisleri destek verdi. Böylece Ch’e-pi, bağlı toplulukların büyük bölümünü kaybederek yalnız kaldı.
Bu kapsamda kardeşi Tu-hsi-fu'yu doğu kanadının şadı, Kutlug Kağan'ın oğlu Bilge'yi batı kanadının şadı olarak görevlendirdi. Kendi oğlu İnel'i ise iki şadın üzerinde yer alan '''Küçük Kağan''' unvanıyla tayin etti. Çin kaynaklarında '''Bögü''' ve '''Fu-chü''' adlarıyla da anılan İnel, Ch'u-mi-k'un'un da içinde bulunduğu On Ok boylarının idaresini üstlendi ve kendisine ayrıca '''T'o-hsi''' unvanı verildi.


650 yılında Tang kuvvetleri A-hsi Dağı’na ulaştı. Ch’e-pi halkını savaşa çağırdıysa da ona destek veren olmadı. Bunun üzerine karısı ve birkaç yüz süvariyle Altay Dağları’na kaçtı. Takip edilerek yakalandı ve Çin başkenti Ch’ang-an’a götürüldü. Halkının geri kalan kısmı da teslim oldu.
=== Batı Yönündeki Seferler ===
Kapgan Kağan'ın Çin'e karşı doğuda yürüttüğü mücadele sürerken, batıda isyan eden Türgişler üzerine de sefer düzenlendi. Küçük Kağan İnel, Bilge Şad ve Tonyukuk kumandasındaki Göktürk ordusu Altay Dağları'nı aşarak Cungarya'daki Yarış Ovası üzerinden Bolçu'ya ulaştı ve Türgişleri ağır bir yenilgiye uğrattı. Bu zaferin ardından Türgişlere bağlı Nu-shih-pi ve To-lu boyları yeniden Göktürk hâkimiyetini tanıdı. Böylece Balkaş, İli, Issık Göl ve Talas çevresindeki Türk toplulukları yeniden II. Göktürk Kağanlığı'na bağlandı. Göktürk ordusu daha sonra Mâverâünnehir yönünde ilerleyerek Kengü Tarban, Otrar ve Arıs Irmağı çevresine kadar akınlar düzenledi. Aynı dönemde Bilge Şad, Tangutlar üzerine bir sefer gerçekleştirerek çok sayıda esir ve ganimet ele geçirdi.


Tahta yeni çıkan İmparator Kao-tsung, Ch’e-pi’yi öldürmedi. Kendisine sol muhafızlar generalliği unvanı verilerek Ch’ang-an’da yaşamaya mecbur edildi. Ona bağlı Göktürkler ise Ötüken çevresine yerleştirildi ve idareleri için Lang-shan askerî valiliği kuruldu. Böylece Ch’e-pi’nin Altay merkezli bağımsız Göktürk yönetimi kurma girişimi sona erdi.
=== Çin’e Yönelik Yeni Akınlar ===
Kapgan Kağan, Lung-you bölgesine düzenlediği akında on binden fazla at ele geçirerek ülkesine döndü. Bunun üzerine Tang yönetimi kuzey sınırındaki askerî teşkilatı yeniden düzenledi. Wei Yüan-chung, Ling-wu bölgesi harekât ordusunun; Hsiang Wan-tan ise T'ien-ping bölgesi kuvvetlerinin başına getirildi.


=== Diğer Türk Boylarının Tang Hanedanı ile İlişkileri ===
Bilge ile Kül Tegin'in de katıldığı sonraki seferde Kül Tegin, Çinli kumandan Wei Yüan-chung'u esir alarak Kapgan Kağan'ın huzuruna çıkardı. Başarı sağlayamayan Çin kuvvetleri geri çekilirken, Göktürk ordusu da akınlarını tamamlayarak 701 yılında ülkesine döndü.
Sir Tarduşların 647 yılında siyasi hâkimiyetini kaybetmesiyle birlikte Ötüken ve çevresindeki Türk boyları yeniden bağımsız hareket etmeye başladı. Bu dönemde Bugut, Tongra, Bayırku, Ediz, Karluk, Uygur, Kırgız ve diğer Töles boylarının büyük bölümü Tang Hanedanı ile siyasi ilişki kurarak elçiler gönderdi ve bağlılıklarını bildirdi. Tang yönetimi de boy reislerine çeşitli Çin unvanları vererek yaşadıkları bölgelerde askerî valilikler oluşturdu.


Bununla birlikte, Tang Hanedanı'nın bozkırdaki hâkimiyeti doğrudan bir idare niteliği taşımıyordu. Boylar kendi reisleri tarafından yönetilmeye devam ediyor, Çin ise onları unvanlar ve idarî düzenlemeler yoluyla denetim altında tutmaya çalışıyordu. Bu nedenle birçok topluluk zaman zaman Tang yönetimine karşı ayaklandı veya yeniden bağımsız hareket etmeye başladı.
=== Tonyukuk’un Batı Seferi ===
Batı yönündeki Göktürk harekâtı devam ederken Tonyukuk, İnel ve Bilge'nin kumandasındaki ordu Seyhun'u geçerek Mâverâünnehir'deki Kızılkum Çölü'ne ulaştı. İnel Kağan kuvvetlerin bir kısmıyla burada kalırken, Tonyukuk güneye ilerleyerek Türgiş hükümdarı So-ke'nin idaresindeki Soğdları hâkimiyet altına aldı. Ek-Tağ'ı aşan Göktürk ordusu, 701 yılında Demir Kapı'ya kadar ilerledi.


Bu süreçte özellikle Uygurlar ve Karluklar bozkır siyasetinde giderek daha etkili hâle geldiler. Uygurlar, Sir Tarduşların dağılmasının ardından Ötüken çevresinde güç kazanırken, Karluklar Altaylar ile Tanrı Dağları arasındaki bölgede nüfuzlarını artırdılar. Kırgızlar da Tang Hanedanı ile diplomatik ilişkiler kurarak bölgesel güçlerden biri olmayı sürdürdü.
=== 702 Yılı Çin Seferi ===
702 yılının ilkbaharında Kapgan Kağan, Yen ve Hsia eyaletlerine akın düzenleyerek yüz bin at ve koyun ele geçirdi. Ardından Shih-ling üzerinden Ping eyaletini kuşattı. İmparatoriçe Wu'nun aldığı savunma tedbirlerine rağmen Çin orduları Göktürklerle çatışmaya cesaret edemedi. Bunun üzerine Göktürk kuvvetleri Tai ve Hsin bölgelerine girerek buraları da yağmaladı.


VII. yüzyılın ikinci yarısında Türk boylarının önemli bir kısmı görünüşte Tang Hanedanı'na bağlı olmakla birlikte, Çin'in bozkır üzerindeki hâkimiyeti kalıcı bir siyasi birlik oluşturamadı. Boylar arasındaki rekabet ve bağımsızlık eğilimleri devam etti. Bu siyasi ortam, 682 yılında İlteriş Kutlug Kağan'ın önderliğinde II. Göktürk Kağanlığı'nın yeniden kurulmasına zemin hazırladı.
=== Yeni Evlilik İttifakı Girişimi ===
703 yılında Kapgan Kağan, Çin'e yönelik akınlarını durdurarak diplomatik girişimlere yöneldi. Baga Tarkan'ı elçi olarak Çin sarayına gönderip yeni bir evlilik ittifakı teklif etti. Bu kez damadın yalnızca Tang hanedanına mensup olması değil, aynı zamanda veliahtın oğlu olması şartını ileri sürdü.


== Doğu Göktürk Ülkesinde Çin Denetimi ==
İmparatoriçe Wu'nun teklifi kabul etmesinin ardından Kapgan, ileri gelen devlet adamlarından İ-li-t'an-kan'ı bin seçkin atla birlikte Çin sarayına göndererek teşekkürlerini iletti. Göktürk elçisi onuruna Su-yü-t'ing'de bir kabul töreni düzenlendi; kendisine çeşitli hediyeler verildikten sonra ülkesine dönmesine izin verildi. Kapgan da buna karşılık daha önce Göktürk ülkesinde tutulan Wu Yen-hsiou'yu serbest bıraktı. Aynı dönemde Göktürk hâkimiyetine karşı ayaklanan Basmıllar yeniden itaat altına alındı.
Ch’e-pi Kağan’ın 650 yılında yenilgiye uğratılmasıyla Doğu Göktürk ülkesinde Çin hâkimiyetine karşı koyabilecek büyük bir siyasi güç kalmadı. Doğu Göktürk Kağanlığı 630’da yıkılmış olmakla birlikte, Çin’in denetimi başlangıçta daha çok Çin Seddi’nin kuzeyindeki bölgelerle sınırlıydı. Ötüken ve çevresinde Sir Tarduşlar, 647 yılına kadar kendi siyasi güçlerini korumuş ve Çin’in kuzeye doğru ilerlemesini engellemişti.


Sir Tarduşların ortadan kalkmasının ardından Ch’e-pi Kağan bir süre Altaylar çevresinde güç kazandı. Ancak Tang yönetimi Uygur, Karluk ve diğer Türk boylarıyla iş birliği yaparak onu etkisiz hâle getirdi. Çin ordularının Altay Dağları’na kadar ulaşması, bölgenin siyasi ve coğrafi yapısının Tang yönetimi tarafından daha yakından tanınmasını sağladı. Bunun ardından Doğu Göktürk ülkesinin idaresi için yeni bir düzen kuruldu.
=== Çin'de Taht Değişikliği ve Bunun Göktürklere Etkisi ===
705 yılında İmparatoriçe Wu, tahtı Chung Tsung'a bıraktı. Böylece Göktürk-Çin ilişkilerinde yeni bir dönem başladı. Yeni imparatorun önceki yönetimden farklı bir siyaset izlemesi, iki devlet arasındaki ilişkileri de etkiledi.


=== Çin İdari Teşkilatının Kurulması ===
Kapgan Kağan, aynı yıl yeniden Çin üzerine yürüyerek Ling eyaletine bağlı Wu-sha kasabasına saldırdı. Ling-wu bölgesi ordusunun başkumandanı Sha-t'o Chung-i, Göktürk ordusunu durdurmaya çalıştıysa da Çin kuvvetleri yenilerek geri çekildi. Bu seferde Bilge de önemli rol oynadı.
Çin sınırları içine daha önce yerleştirilmiş olan Göktürk toplulukları toprağa bağlanmış ve tarımla uğraşmaya başlamıştı. Bunların kuzeyindeki geniş bölge ise iki büyük askerî valiliğe ayrıldı. Güneyde Yün-chung, kuzeyde Yen-jan adlı genel askerî valilikler kuruldu. Bu teşkilatların altında çeşitli askerî valilikler, garnizonlar ve eyaletler bulunuyordu.


Tang yönetimi, bu bölgelerin başına çoğunlukla Türk boy reislerini getirdi. Reisler Çin unvanları taşıyor ve kendi topluluklarını Tang adına yönetiyordu. Böylece Çin, bozkırı doğrudan Çinli yöneticilerle idare etmek yerine yerel beyleri kendi idarî sistemi içine almaya çalıştı.
Göktürk kuvvetleri aynı zamanda Yüan ve Huei eyaletlerine girerek Lung-you bölgesini yağmaladı. Sefer sonunda on binden fazla at ve koyun ele geçirildi. Bu başarısızlık üzerine Çinli kumandan Sha-t'o Chung-i görevinden alındı.


664 yılında teşkilat yeniden düzenlendi. Yen-jan genel askerî valiliğinin adı Han-hai, Yün-chung’un adı ise Ch’an-yü olarak değiştirildi. Gobi Çölü iki idarî bölge arasında sınır kabul edildi. Çölün güneyi Ch’an-yü, kuzeyi Han-hai yönetimine bağlandı.
Göktürk akınlarının devam etmesi üzerine Çin yönetimi, daha önce kabul ettiği evlilik anlaşmasını iptal etti. Ayrıca Kapgan Kağan'ı öldürene prenslik ve büyük generallik unvanı verileceğini ilan etti.


Bu idarî düzenin kurulmasından sonra kuzeyden Çin topraklarına yapılan akınlar uzun bir süre kesildi. Doğu Göktürk ülkesindeki Çin denetimi, II. Göktürk Kağanlığı’nın kuruluşuna kadar bu askerî valilikler ve Tang hizmetine giren Türk beyleri aracılığıyla sürdürüldü.
Bunun yanında imparator, devlet adamlarından Göktürklere karşı uygulanacak yeni askerî ve siyasi tedbirler hazırlamalarını istedi. Hazırlanan raporlarda Göktürk akın yollarını denetlemek amacıyla üç yeni kale kurulması, sınır savunmasının güçlendirilmesi, cesaret göstermeyen kumandanların görevden alınması, sınır valilerinin dikkatle seçilmesi, asker sayısının artırılması ve gerekli askerî malzemenin önceden depolanması gibi öneriler yer aldı. Ayrıca Göktürk ülkesinde uygun şartlar oluşuncaya kadar beklenmesi ve ardından geniş çaplı bir sefer düzenlenmesi tavsiye edildi.


== Tang Hizmetine Giren Türk Beyleri ==
Kapgan Kağan ise evlilik teklifinin reddedilmesine tepki göstererek Göktürk ülkesinde bulunan Çinli resmî görevli Ts'ang Ssu-yen'i öldürttü. Kaynaklarda bu kişinin elçi olarak değil, resmî görevli sıfatıyla bulunduğu belirtilmektedir.
Doğu Göktürk Kağanlığı’nın yıkılmasından sonra çok sayıda Göktürk hanedan mensubu ve boy reisi Tang Hanedanı’nın hizmetine girdi. Bunlara Çin ordusunda görevler, soyluluk unvanları ve askerî valilikler verildi. Bazıları Çin prensesleriyle evlendirildi ve Tang ordularının Orta Asya, Kore ve çevre bölgelere düzenlediği seferlerde görev aldı.


A-shih-na She-er, A-shih-na Su-ni-shih, A-shih-na Chung, Chih-shih-ssu-li ve Ch’i-pi Ho-li bu dönemde Tang hizmetinde öne çıkan Türk beyleri arasındaydı. Bu kişilerden bazıları Göktürk ve Töles kuvvetlerini yönetmiş, bazıları ise Batı Göktürkleri, Sir Tarduşlar, Koreliler ve diğer topluluklara karşı yürütülen seferlere katılmıştı.
Bu tarihten sonra Göktürk ülkesinde art arda isyanların görülmesi ve Çin kaynaklarında Göktürk boylarını içeriden zayıflatmaya yönelik planların yer alması, Çin'in Göktürkler üzerindeki faaliyetlerini artırdığını göstermektedir.


Tang yönetiminin Türk beylerini kendi askerî ve idarî teşkilatına dâhil etmesi, Göktürk hanedanı ile boy ileri gelenlerinin bir bölümünü Çin’e bağladı. Bununla birlikte Göktürk topluluklarının tamamı bu düzeni benimsemedi ve bağımsızlık eğilimleri ortadan kalkmadı.
=== Sınır Savunmalarının Güçlendirilmesi ===
707 yılında Çin yönetimi, kuzey sınırlarının savunmasını güçlendirmek amacıyla Chang Jen-tan'ı Shuo-fang bölgesi başkumandanlığına tayin etti.


== Çin Hâkimiyetine Karşı Bağımsızlık Hareketleri ==
Ertesi yıl Sarı Irmak'ın kuzeyinde, daha önce yabancı topluluklarla ilişkilerin yürütüldüğü üç kale yeniden inşa edildi veya onarıldı. Göktürk akınlarının gelebileceği güzergâhlarda tahkimatlar yapıldı ve savunma hatları oluşturuldu. T'ang Hsiou-ching de bu sınır bölgelerinin korunmasıyla görevlendirildi.
Ch’e-pi Kağan’ın bağımsızlık girişiminin başarısızlığa uğramasından sonra Doğu Göktürk ülkesindeki Türk boyları, Tang yönetiminin kurduğu askerî valilikler aracılığıyla denetim altına alındı. Yaklaşık yirmi dokuz yıl boyunca küçük çaplı hareketler dışında büyük bir ayaklanma meydana gelmedi. Bununla birlikte Türk boyları arasındaki bağımsızlık düşüncesi ortadan kalkmamıştı.


Bağımsızlık hareketlerinin merkezi, Göktürk hanedanına mensup kişilerin yaşadığı Gobi Çölü’nün güneyindeki Ch’an-yü Genel Askerî Valiliği oldu. Buradaki Türk boylarının reisleri Çin idaresinden hoşnut değildi ve kendi aralarından bir hükümdar çıkarmak istiyordu.
708 yılının sonlarında batıdaki bazı Göktürk birlikleri yeniden Çin topraklarına girdi. Aynı dönemde batıdaki Göktürklere gönderilen Feng Chia-ping öldürüldü.


=== Ni-shu-fu’nun Kağan İlan Edilmesi ===
Bunun yanında Çin'in An-hsi askerî valisi Niou Shih-chiang ile Türgişler arasında Hou-shao Kalesi yakınlarında yapılan savaşta Çin kuvvetleri yenildi ve vali hayatını kaybetti.
İlk büyük ayaklanma 679 yılının kışında başladı. Ch’an-yü Genel Askerî Valiliği içinde görev yapan A-shih-te Wen-fu ile A-shih-te Feng-chih, kendilerine bağlı boylarla birlikte harekete geçti. İsyancılar, Göktürk hanedanından A-shih-na Ni-shu-fu’yu kağan ilan etti.


Ayaklanma kısa sürede geniş bir alana yayıldı. Genel askerî valiliğe bağlı yirmi dört bölgenin reisleri harekete katıldı ve isyancıların sayısı yüz bine ulaştı. Türk boyları, bulundukları bölgelerde Çin yönetimine karşı mücadeleye başladı.
=== Boy İsyanları ===
709 yılında Göktürk hâkimiyetine karşı ayaklanan Çikler ile Azlar yeniden itaat altına alındı. Bilge Şad'ın idaresindeki Göktürk ordusu, Kem-İrtiş bölgesindeki Çikleri ve Isık Göl'ün batısındaki Azları mağlup etti.


Tang İmparatoru Kao-tsung, ayaklanmayı bastırmak üzere Hsiao Ssu-ye’yi başkumandan tayin etti. Hua Ta-chih ve Li Ching-chia kumandasındaki birlikler de ona destek vermekle görevlendirildi. Ancak Çin ordusu yeterli hazırlık yapmadan kuzeye ilerledi. Şiddetli soğuğa alışık olmayan askerler zor durumda kaldı. Türk kuvvetleri bu durumdan yararlanarak ani bir saldırı düzenledi ve Çin ordusunu ağır bir yenilgiye uğrattı.
Aynı dönemde Çin'de yeniden hükümdar değişikliği yaşandı. Chung Tsung'un ölümünün ardından Juei Tsung tahta çıktı.


Çarpışmada on binden fazla Çin askeri öldürüldü. Başkumandan Hsiao Ssu-ye savaş alanından kaçarken diğer iki general güçlükle Çin denetimindeki bölgelere ulaşabildi. Yenilginin ardından Hsiao Ssu-ye sürgüne gönderildi; Hua Ta-chih ile Li Ching-chia ise görevlerinden alındı.
Kapgan Kağan, yeni hükümdarın tahta çıkmasının ardından Çin'e yeniden elçi göndererek evlilik yoluyla ittifak kurulmasını teklif etti. Bu defa bir Çin prensesini hatun olarak almak istedi. Yapılan görüşmeler sonunda Sung bölgesi prensi Ch'eng-ch'i'nin kızına '''Chin-shan (Altay Dağı) Prensesi''' unvanı verilerek Göktürk ülkesine gönderilmesi kararlaştırıldı.


=== Ayaklanmanın Genişlemesi ===
Kapgan, anlaşmadan duyduğu memnuniyeti göstermek amacıyla oğullarından Yang-wo-chih Tegin'i Çin sarayına gönderdi. Çin'e ulaştığında kendisine yüksek askerî unvanlardan biri verildi.
Göktürk kuvvetleri karşı saldırıya geçerek Ting-chou’ya kadar ilerledi. Şehrin valisi Li Yüan-kui, savunma gücünün yetersiz olduğunu anlayınca şehir kapılarını açtırdı ve bayrakları gizletti. Şehirde bir tuzak bulunduğundan kuşkulanan Göktürkler içeri girmeden geri çekildi.


Ayaklanmanın doğuya doğru yayılması üzerine Çin yönetimi yeni askerî önlemler aldı. Göktürkler, daha önce kendilerine bağlı olan Kıtan ve Hsi topluluklarını da mücadeleye katılmaya ikna etti. Ancak bu toplulukların hareketleri Çinli kumandanlar tarafından bastırıldı.
Prensese refakat etmekle görevlendirilen Ho Feng-yao başkanlığındaki Çin heyeti Göktürk ülkesine ulaştığında, Kapgan başlangıçta prensesin Tang hanedanına mensup olmamasından dolayı tepki gösterdi. Ancak getirilen hediyelerin çokluğu ve Çin heyetinin gösterdiği saygı üzerine anlaşmayı kabul ederek Çin ile iyi ilişkiler kurmayı benimsedi.


Tang yönetimi daha sonra P’ei Hsing-chien’i büyük bir ordunun başına getirdi. Toplam mevcudu üç yüz bine ulaşan Çin ordusu, Göktürk kuvvetlerine karşı ilerledi. P’ei Hsing-chien, Hei-shan çevresinde Göktürkleri yenilgiye uğrattı ve A-shih-te Feng-chih’yı esir aldı.
Bu siyaset değişikliğinde, aynı dönemde Bayırku ve Türgiş isyanlarının Göktürk Devleti'ni içeride zor durumda bırakmasının etkisi oldu.


Bu yenilgiden sonra isyancılar arasında karışıklık çıktı. A-shih-na Ni-shu-fu kendi adamları tarafından öldürüldü ve başı Çin’e gönderildi. İsyancıların bir kısmı Altay Dağları’nın doğusundaki bölgelere çekilirken Yün-chou’yu kuşatan başka bir Göktürk birliği de Çin kuvvetleri tarafından yenildi.
=== İç İsyanlar ve Dış Gelişmeler ===
Bu sırada Çinli generaller Sung Ch’üan ile T’ang Hsiou-ching başta olmak üzere bazı kumandanlar, Göktürklere bağlı Hsi topluluklarıyla Ling-hsing bölgesinde yaptıkları savaşta esir düştü. Daha sonra Hsi toplulukları tarafından Göktürklere teslim edilen bu generaller idam edildi. Bunun ardından sınır savunmasının sorumluluğu Kuo Yüan-chen’e verildi.


=== Fu-nien Önderliğindeki İkinci Hareket ===
Kısa süre sonra Çin’de yeniden taht değişikliği yaşandı ve Juei Tsung’un yerine Hsüan Tsung geçti. Yeni imparator, daha önce kabul edilen evlilik ittifakını geçersiz saydı. Bu dönemde Kapgan Kağan ise giderek artan iç isyanlarla uğraşmak zorunda kaldı.
681 yılında A-shih-te Wen-fu ve ona bağlı topluluklar yeniden bir kağan arayışına girdi. Bu kez Göktürk hanedanından A-shih-na Fu-nien kağan ilan edildi. Göktürk kuvvetleri Yüan ve Ch’ing bölgelerine saldırarak Çin hâkimiyetine karşı mücadeleyi yeniden başlattı.


Tang yönetimi P’ei Hsing-chien’i tekrar başkumandanlığa getirdi. Ts’ao Huai-sun ile Li Wen-chien de ona yardımcı olarak görevlendirildi. Çin casusları Fu-nien ile Wen-fu’nun Karakum’un kuzeyinde kıtlık içinde bulunduğunu ve yanlarında az sayıda asker olduğunu bildirdi.
710 yılında Kırgızlar yeniden ayaklandı. Bilge ile Kül Tegin’in kumandasındaki Göktürk ordusu Kögmen Dağlarının kuzeyindeki Songa Ormanı civarında Kırgızları ikinci defa yenilgiye uğrattı.


Bu haber üzerine Ts’ao Huai-sun, hafif süvarilerle harekete geçti. Ancak Fu-nien’in kuvvetlerine ulaşamadı ve Göktürklere katılmak üzere ilerleyen Sir Tarduş kalıntılarını teslim aldı. Çin Seddi’ne doğru geri çekilirken A-shih-te Wen-fu ile karşılaştıysa da yapılan savaş sonuçsuz kaldı.
Aynı yıl Tola Irmağı çevresinde yaşayan Bayırkular da isyan etti. Türgi-Yargın Gölü yakınlarında yapılan savaşta Bayırkular mağlup edildi.


Ts’ao Huai-sun daha sonra Heng-shui Nehri çevresinde Fu-nien’in ordusuyla karşılaştı. Fu-nien, ertesi gün düzenlediği saldırıda dört Çin birliğini birden bozguna uğrattı. Çok sayıda Çin askeri öldürüldü ve kumandanlar savaş alanından kaçtı. Ts’ao Huai-sun, kalan askerlerini topladıktan sonra Fu-nien’e altın ve ipekli kumaşlar göndererek onunla geçici bir anlaşma yaptı.
711 yılında Türgişler yeniden ayaklanınca Göktürk ordusu üzerlerine yürüdü. Yapılan savaşta Türgiş hükümdarı So-ke öldürüldü ve isyan bastırıldı.


=== Fu-nien ile Wen-fu’nun Ayrılması ===
Bunun ardından Bars Beg, Türgiş Kağanı olarak görevlendirildi ve Bilge’nin kız kardeşiyle evlendirildi. Daha sonra Semerkant yönüne bir sefer düzenlendi.
P’ei Hsing-chien, Yen-men Geçidi’ni tutarak Fu-nien ile Wen-fu arasındaki bağlantıyı kesti. Ardından iki Göktürk liderinin arasını açmaya çalıştı. Wen-fu’nun ani saldırısı sonucunda yenilen Fu-nien, ordusunu bırakarak Yün-chung’a çekildi.


Fu-nien daha sonra hafif süvarilerden oluşan bir kuvvetle Çin ordusuna ani bir saldırı düzenlemeyi planladı. Ancak bu sırada Çin birlikleri onun karargâhını ele geçirerek ailesini ve erzaklarını aldı. Geri döndüğünde karargâhını kaybettiğini gören Fu-nien’in askerlerinin büyük kısmı da hastalanmıştı.
Beşbalık halkının daveti üzerine gerçekleştirilen seferde Bilge, şehre saldıran düşman kuvvetlerini yenerek halkı kurtardı.


Kuzeye çekilerek Hsi-sha’ya yerleşen Fu-nien, burada da Çin kuvvetlerinin baskısıyla karşılaştı. Durumunun ağırlaşması üzerine P’ei Hsing-chien’e teslim olmak istediğini bildirdi. Daha sonra A-shih-te Wen-fu’yu da yanına alarak Çin kumandanına teslim oldu.
713 yılında Karluklar da ayaklandı. Kapgan, Bilge ve Kül Tegin’in birlikte yönettiği Göktürk ordusu Tamug Iduk Baş’ta Karlukları mağlup etti. Yenilen Karlukların bir bölümü Çin’e sığındı.


P’ei Hsing-chien, teslim olması hâlinde Fu-nien’in öldürülmeyeceğine söz vermişti. Buna rağmen Fu-nien, Wen-fu ve önde gelen elli dört Göktürk beyi Ch’ang-an’a götürüldükten sonra şehrin doğu pazarında idam edildi. Böylece 679’da başlayan ve 681 yılına kadar süren bağımsızlık hareketleri bastırıldı.
714 yılında İnel Kağan, Tung-e Tegin ve Kapgan Kağan’ın kız kardeşinin eşi olan Huo-pa İlteber, süvarileriyle birlikte Pei-t’ing üzerine yürüdü. Kuşatma sırasında Tung-e Tegin kaleye yaklaşırken öldürüldü.


== Batı Göktürk Ülkesinin Parçalanması ve Çin Nüfuzunun Artması ==
Bu başarısızlığın ardından Huo-pa İlteber Göktürk ülkesine dönmeyerek ailesiyle birlikte Çin’e sığındı. Çin imparatoru onu yüksek askerî unvanlarla ödüllendirdi; ayrıca kendisine prenslik verildi. Eşine '''Altay Dağı (Chin-shan) Prensesi'''unvanı verilirken çeşitli hediyeler de sunuldu.
T’ung Yabgu Kağan’ın amcası Bagatur tarafından öldürülmesinden sonra Batı Göktürk Kağanlığı büyük bir siyasi karışıklığa sürüklendi. Bagatur, Ch’u-li-sse-pi Kağan unvanını alarak kendisini büyük kağan ilan etti ve ülkeyi küçük kağanlıklar aracılığıyla yönetmeye çalıştı. Ancak boylar ve devlet ileri gelenleri onun hâkimiyetini kabul etmedi.


Nu-shih-pi boyu Ni-shu Baga Şad’ı kağan seçmek istediyse de Ni-shu bu unvanı kabul etmedi. Bu sırada T’ung Yabgu’nun oğlu Hsi-li Tegin, Maveraünnehir’de Bagatur’a karşı ayaklandı ve onu mağlup etti. Ni-shu’nun daveti üzerine Batı Göktürk tahtına geçen Hsi-li Tegin, İ-p’i-po-lo-lü Yabgu Kağan unvanını aldı.
Aynı yılın üçüncü ayında Chi-hsi bölgesinin vergi memuru A-shih-na Hsien, Türgişler üzerine düzenlediği seferde reisleri Tou-tan’ı ele geçirdi.


Bagatur ile yeni kağan arasındaki mücadele bir süre devam etti. Her iki taraf da Tang Hanedanı’ndan destek sağlamak amacıyla Çin’e elçiler gönderdi ve bir Çin prensesiyle evlenme talebinde bulundu. Tang İmparatoru T’ai-tsung, Batı Göktürk ülkesindeki karışıklığın henüz sona ermediğini belirterek bu teklifleri kabul etmedi.
Bu sırada Kapgan Kağan tarafından Çin sarayında ikamet etmek üzere gönderilmiş bulunan Yang-wo-chih Tegin hayatını kaybetti. Çin imparatoru, hanedana mensup ailelerin temsilcilerini görevlendirerek taziye ziyaretinde bulunmalarını emretti. Bu durum, Tegin’in Çin’de bulunduğu süre boyunca saygın bir konumda tutulduğunu göstermektedir.


Bagatur’un idaresinden hoşnut olmayan Töles boyları, T’ung Yabgu’nun oğlu olması nedeniyle Hsi-li Tegin’in tarafına geçti. Askerleri dağılan Bagatur, uğradığı yenilginin ardından Altay Dağları’na çekildi ve burada Ni-shu tarafından öldürüldü. Böylece Hsi-li Tegin, Batı Göktürk ülkesinin tek hâkimi oldu.
Kapgan Kağan daha sonra yeniden Çin’e elçi göndererek evlilik yoluyla akrabalık kurulmasını teklif etti. Çin yönetimi bu girişime açık bir cevap vermedi.


Ancak Lü Yabgu Kağan adıyla da anılan Hsi-li Tegin’in yönetimi uzun süreli olmadı. Sir Tarduşlara karşı düzenlediği seferde yenildi. Devlet ileri gelenlerine karşı kuşkucu davranması ve bazı kişileri suçsuz yere öldürtmesi ülkedeki huzursuzluğu artırdı. Ni-shu da kendisine karşı hazırlanan planları fark ederek Karaşar’a sığındı.
Bu dönemde Çin kaynaklarına göre Kitanlar ile Hsiler de Göktürk hâkimiyetini kabul ederek Kapgan Kağan’a bağlandı. Göktürk ordusunun mevcudu dört yüz bin kişiye ulaşmıştı. Ancak Kapgan’ın sert yönetim anlayışı boylar arasında huzursuzluğun artmasına yol açtı.


Nu-shih-piler ve bazı devlet adamları Lü Yabgu Kağan’a karşı birleşti. Zor durumda kalan kağan, hafif süvarileriyle Maveraünnehir’e kaçtı. Boşalan tahta Karaşar’dan çağrılan Ni-shu geçti ve Tuo-lu ile Tardu unvanlarını aldı. Tang sarayıyla yakın ilişkiler kuran Ni-shu, 634 yılında öldü.
=== Boyların Çin’e Yönelmesi ===
715 yılında On Ok teşkilatına bağlı bazı Tu-lu ve Nu-shih-pi beyleri ile Karluklar başta olmak üzere çeşitli Türk boyları Çin ile ittifak kurmak amacıyla başvuruda bulundu. Çin yönetimi bu talepleri kabul ederek söz konusu boyları Göktürk ülkesi sınırları içinde stratejik bölgelere yerleştirmeyi tercih etti. Böylece hem sınır güvenliğini güçlendirmeyi hem de Göktürk Devleti üzerindeki baskıyı artırmayı amaçladı.


=== On Ok Teşkilatının Kurulması ===
Çin yönetimi, kendisine bağlanan bu toplulukların idarî teşkilatını yeniden düzenledi.
Ni-shu’nun ardından kardeşi T’ung-e Şad, Işbara Hsi-li-shih Kağan unvanıyla tahta çıktı. Çin’le ilişkilerini geliştirmeye çalışan yeni kağan, 635 yılında Tang sarayına elçi ve atlar göndererek bir Çin prensesiyle evlenmek istedi. Elçileri iyi karşılanmakla birlikte evlilik talebi kabul edilmedi.


Işbara Hsi-li-shih Kağan, ülkesini on boya ayırdı ve her boyun reisine bir ok verdi. Bu düzenlemeden sonra boylar On Ok adıyla anılmaya başladı. On Ok topluluğu, beşer boydan oluşan iki kanada ayrıldı.
Kapgan Kağan ise Karluklar ve diğer isyancı boylar üzerine art arda seferler düzenledi. Buna karşılık Çin imparatoru sınır valilerine ve kumandanlarına iki koldan harekete geçerek isyancı Türk boylarını desteklemelerini emretti.


Doğu kanadını Sui-ye’nin doğusunda yaşayan beş Tuo-lu boyu oluşturuyordu. Bu boyların her biri bir çor tarafından yönetiliyordu. Batı kanadında ise Sui-ye’nin batısında yaşayan beş Nu-shih-pi boyu bulunuyordu ve her boyun başında bir erkin vardı.
Bu dönemde Azlar ve İzgiller de yeniden itaat altına alındı. Aynı yıl Dokuz Oğuzlara karşı düzenlenen seferde yenilen Oğuzların bir bölümü Çin’e sığındı.


Bu düzenlemeye rağmen kağanın otoritesi sağlamlaşmadı. T’ung Tudun’un saldırısına uğrayan Işbara Hsi-li-shih, kardeşi Börü Şad ile Karaşar’a sığındı. Yapılan toplantıda Yü-ku Şad kağan, Işbara Hsi-li-shih ise küçük kağan seçildi. Ancak alınan kararlar uygulanamadı; T’ung Tudun öldürüldü ve Yü-ku Şad mağlup edildi. Işbara Hsi-li-shih eski topraklarını geri aldıysa da önceki gücüne ulaşamadı.
Göktürk Devleti’nde peş peşe meydana gelen bu isyanlar merkezi otoriteyi zayıflatmaya başladı. Bunun üzerine T’u--hunlar, Kao-li topluluklarının bir kolu ve Kapgan’ın damadı Kao Wen-chien dâhil olmak üzere çeşitli bağlı topluluklar Çin’e bağlandı. Çin yönetimi bunların reislerine generallik ve dükalık gibi yüksek unvanlar verdi.


=== Batı Göktürk Ülkesinin İkiye Ayrılması ===
Kapgan’ın damadı A-shih-te Hu-lu da Çin’e giderek Tang Hanedanı’nın hâkimiyetini kabul etti.
Nu-shih-piler, Yü-ku Şad’ı Tuo-lu Kağan unvanıyla hükümdar tanıdı. Tuo-lu Kağan ile Işbara Hsi-li-shih arasında yapılan savaşlarda taraflardan hiçbiri üstünlük sağlayamadı. Bunun üzerine boylar İli Irmağı kıyısında toplanarak ülkeyi iki idari bölgeye ayırdı.


638 yılında yapılan bu düzenlemeye göre İli Irmağı’nın batısı Tuo-lu Kağan’ın, doğusu ise Işbara Hsi-li-shih’in hâkimiyetine bırakıldı. Tuo-lu Kağan merkezini Tsu-ho Dağı’nın batısında kurdu ve burası Kuzey Sarayı adıyla anılmaya başladı. Poma, Kırgız, Basmıl ve başka bazı boylar da ona bağlandı.
Bu sırada Kapgan Kağan, reisleri A-pu-ssu olan Dokuz Oğuzlar üzerine yürüdü. Chi-pei’de yapılan savaşta Oğuzlar yenilgiye uğratıldı ve çok sayıda kişi öldürüldü. Dokuz Oğuz topluluğuna bağlı İzgiller ile bazı diğer boylar da Çin’e bağlandı. Çin imparatoru bu boyların reislerine idarî unvanlar vererek Göktürk Devleti’nden kopmalarını teşvik etti.


Tuo-lu Kağan, doğu kanadını ele geçirmek için Işbara Hsi-li-shih’e saldırdı. Yenilen Işbara, Fergana’ya kaçtı ve burada öldü. Devlet adamları önce onun oğlunu, ardından İ-p’i Işbara Kağan’ı tahta çıkardı. Tang İmparatoru T’ai-tsung, yeni kağana davul ve sancak göndererek hükümdarlığını tanıdı.
Bununla birlikte Çin yönetimi, kuzey sınırlarında yeni savunma tedbirleri alarak olası Göktürk akınlarına karşı hazırlıklarını sürdürdü.


İ-p’i Işbara Kağan, merkezini Sui-ye Irmağı’nın kuzeyinde kurdu. İli Irmağı çevresinden Kuca, Karaşar, Toharistan, Taşkent ve Semerkant’a kadar uzanan bazı bölgeler onun hâkimiyetini tanıdı.
=== Kapgan Kağan'ın Ölümü ===
Tang İmparatoru Hsüan Tsung, Kapgan Kağan'ı tamamen ortadan kaldırmayı veya ele geçirmeyi amaçlıyordu. Bu doğrultuda daha önce Tang Hanedanı ile ittifak kuran ve Çin tarafından çeşitli unvanlarla ödüllendirilen Türk boylarının reislerine yeniden unvanlar ve hediyeler gönderildi. Böylece bu toplulukların Kapgan'a karşı harekete geçirilmesi hedeflendi.


=== Tuo-lu Kağan’ın Üstünlük Mücadelesi ===
Bu sırada Çin'in desteklediği Bayırkular yeniden ayaklandı. Kapgan Kağan isyanı bastırmak amacıyla üzerlerine yürüdü. Tola Irmağı kıyısında yapılan savaşta Bayırkular ağır bir yenilgiye uğratıldı.
Tuo-lu Kağan, gücünü artırdıktan sonra İ-p’i Işbara Kağan’a karşı harekete geçti. İki taraf arasında yapılan savaşlarda kesin sonuç alınamadı. Her iki kağan da Tang Hanedanı’ndan destek istedi. Çin imparatoru taraflara savaşmamalarını bildirmesine rağmen mücadele devam etti.


Tuo-lu Kağan, Taşkent Tudunu aracılığıyla İ-p’i Işbara Kağan’ı öldürttü ve onun topraklarını ele geçirdi. Ancak Nu-shih-piler bu hâkimiyeti kabul etmedi. Tuo-lu daha sonra Toharistan’a ilerledi ve Hami çevresine akınlarda bulundu.
Zaferin ardından Kapgan Kağan, az sayıda maiyetiyle geri dönerken Söğüt Ormanı civarında savaştan kurtulmayı başaran Bayırku kuvvetlerinin ani baskınına uğradı. Bayırku reisi Chie-chih-lüe'nin idaresindeki bu saldırı sırasında Kapgan Kağan öldürüldü.


Tang yönetimi buna karşı Kuo Hsiao-k’o kumandasındaki birlikleri bölgeye gönderdi. Çin ordusu önce Wu-ku boyunu, ardından Ch’u-yüe ve Ch’u-mi topluluklarını mağlup etti. Tuo-lu Kağan, çevresindeki boylarla Tanrı Dağları’na çekilmek zorunda kaldı.
Çin kaynaklarına göre, Bayırkuların yanında bulunan Ho Ling-ch'üan adlı Çinli görevli Kapgan'ın kesilen başını Tang başkentine götürdü. Bu olay 716 yılının altıncı ayında meydana geldi.


Tuo-lu Kağan, Çin elçilerini alıkoyduktan sonra Maveraünnehir’e sefer düzenledi. Maimargh bölgesine saldırarak halkı esir aldı ve mallarına el koydu. Bu hareketleri kendi kumandanları arasında da tepkiye yol açtı. Ni-shu Çor’un oğlu Hu-i-h-wu’nun saldırısı üzerine ülkesi yeniden karışıklığa sürüklendi.
Kapgan Kağan'ın ölümüyle, yirmi dört yıl süren hükümdarlık dönemi sona erdi. Onun devrinde II. Göktürk Kağanlığı, Çin'e karşı art arda kazandığı askerî başarılarla genişlemiş; Orta Asya'daki çok sayıda Türk boyunu hâkimiyeti altına almış ve dönemin en güçlü bozkır devletlerinden biri hâline gelmişti.


Tuo-lu, önce Taşkent çevresine, ardından çeşitli kalelere sığındı. Dağılan kuvvetlerini yeniden toplamaya çalıştıysa da A-hsi-chi Kül Erkin’in baskını sonucunda tekrar yenildi.
Kapgan'ın ölümünden sonra daha önce '''Küçük Kağan''' unvanını taşıyan oğlu İnel tahta geçti. Ancak kısa süre sonra Kutlug Kağan'ın oğlu Kül Tegin bir darbe gerçekleştirerek İnel'i ve ailesini ortadan kaldırdı. Ardından ağabeyi Bilge'yi kağan ilan ederek II. Göktürk Kağanlığı'nda yeni bir dönem başlattı.


=== Tang Hanedanının Müdahalesi ===
== Bilge Kağan Dönemi ==
Tuo-lu’nun hâkimiyetinden hoşnut olmayan Nu-shih-piler, Tang sarayına elçi göndererek Göktürk hanedanından başka bir hükümdarın tahta çıkarılmasını istedi. Tang imparatorunun gönderdiği elçinin ardından devlet adamları, eski kağanlardan birinin oğlunu İ-p’i She-kui Kağan unvanıyla tahta çıkardı.
Bilge Kağan, amcası Kapgan Kağan'ın ölümünden sonra tahta çıkan İnel'in devlet yönetiminde başarısız olması üzerine Kül Tegin'in müdahalesiyle 716 yılında kağan oldu. Ancak devlet hizmetine çok daha önce, on dört yaşındayken başlamıştı.


Yeni kağan, Tuo-lu’nun yanında bulunan Çinli görevlileri serbest bırakarak ülkelerine gönderdi. Ardından Nu-shih-pi kuvvetlerini Tuo-lu’nun bulunduğu kaleye sevk etti. Tuo-lu saldırıyı püskürtmeyi başardıysa da eski boyları onun hükümdarlığını yeniden kabul etmedi. Bunun üzerine Toharistan’a çekildi.
683 yılında doğan Bilge, sekiz yaşında babası Kutlug Kağan'ı kaybetti. Kendisinden bir yaş küçük olan kardeşi Kül Tegin ile yetim kaldı. Kutlug'un ölümünün ardından töre gereğince kağan olan amcası Kapgan döneminde '''Tegin'''unvanını taşıdı.


İ-p’i She-kui Kağan, Tang sarayına elçiler ve hediyeler göndererek bir Çin prensesiyle evlenmek istedi. Tang İmparatoru T’ai-tsung bu talebi kabul etmedi. Bunun yerine Kuca, Hoten, Kaşgar ve çevredeki bazı ülkelerin Batı Göktürk hâkimiyetinden ayrılarak Çin’e bağlanmasını istedi.
Bilge, 697 yılında on dört yaşındayken Tarduşların şadı oldu. Altay Dağlarının güneybatısı ile İrtiş Irmağı çevresinde yaşayan Tarduşları yönetirken, Kapgan'ın ölümüne kadar devletin doğu ve batı yönlerindeki çok sayıda askerî harekâta katıldı. Bu dönemde Göktürk orduları doğuda Sarı Irmak ve Shantung Ovası'na, batıda Demir Kapı'ya, kuzeyde ise Kögmen Dağlarının ötesindeki Kırgız ülkesine kadar ulaştı. Bilge'nin ifadesine göre bu yıllarda yirmi beş sefer düzenlenmiş ve üç büyük savaş yapılmıştır.


İ-p’i She-kui Kağan’ın hâkimiyeti uzun sürmedi. 649 yılının sonlarında Talas Irmağı çevresindeki boyları yöneten A-shih-na Ho-lu ayaklanarak Batı Göktürk ülkesindeki siyasi ve askerî gücü ele geçirdi.
Tonyukuk'un idaresinde Bilge ile İnel batı ordularını yönetti. 699 yılında Türgişlerin önderliğindeki On Ok toplulukları yeniden Göktürk hâkimiyetine alındı; Türgiş hükümdarı Wu-chih-le ile yabgusu öldürüldü. Bilge, Batı Göktürklerinin devamı olarak gördüğü Türgişlerle savaşmaktan duyduğu üzüntüyü dile getirirken, ardından Azlar ve Kırgızlar yeniden itaat altına alındı.


== Çin Hâkimiyetini Tanımayan Batı Göktürk Beylerinin Mücadeleleri ==
700 yılında Tangutlar üzerine düzenlenen seferde Tangutlar yenilgiye uğratıldı; çocukları, kadınları, at sürüleri ve diğer malları ele geçirildi.
Batı Göktürk hanedanı, İstemi Yabgu’nun soyundan gelmekteydi. İstemi Yabgu, I. Göktürk Kağanlığı’nın kuruluşundan sonra ülkenin batı kesimlerini yönetmiş; oğlu Tardu ise 582 yılında doğudaki merkezden ayrılarak bağımsızlığını ilan etmişti.


Bu hanedanın mensuplarından A-shih-na Ho-lu, İstemi Yabgu’nun beşinci kuşaktan torunuydu. Babasının adı Ch’ie-yüe idi. Kağan olmadan önce Ye-pu-li Şad unvanını taşıyan Ho-lu, A-shih-na Pu-chen’ın Çin’e bağlanmasının ardından Tuo-lu Kağan tarafından yabguluğa getirildi. Talas Irmağı çevresinde bulunan Ho-lu; Ch’u-yüe, Ch’u-mi, Ku-su, Karluk ve Nu-shih-pi boylarını yönetiyordu.
701 yılında Kapgan Kağan'ın Ordos seferine Bilge ile Kül Tegin de katıldı. Tang imparatorunun gönderdiği elli bin kişilik ordunun kumandanı Ong Tutuk, Kül Tegin tarafından esir alınarak Kapgan'ın huzuruna çıkarıldı. Bilge, bu savaşta Çin ordusunun dağıtıldığını belirtmektedir.


Tuo-lu Kağan’ın Toharistan’a çekilmesinden sonra tahta çıkan İ-p’i She-kui Kağan, Ho-lu üzerinde baskı kurdu. Bu sırada Ho-lu’ya bağlı boyların büyük kısmı dağıldı; yanında yalnızca Chih-she-ti, Ch’u-mi-k’un ve Po-pi boyları kaldı. Bu topluluklar Ho-lu’ya kağanlık teklif etti. Durumu öğrenen İ-p’i She-kui Kağan ona karşı harekete geçince Ho-lu, Tang Hanedanı’nın desteğine yöneldi.
703 yılında Bilge, vergisini ödemeyen ve akraba saydığı Basmılların Iduk Kut unvanlı yöneticisi üzerine yürüyerek onları yeniden itaat altına aldı.


Ho-lu, 648 yılında kendisine bağlı topluluklarla Ting-chou’ya geldi ve Çin imparatorunun izniyle buraya yerleşti. Kendisine Sol Cesur Muhafızlar Generalliği ile Yao-ch’ih askerî valiliği unvanları verildi. Mo-ho Kalesi’nde ikamet ederken ona bağlı boylar da çevreye yerleşti.
705 yılında Çinli kumandan Sha-to Chung-i'nin ordusunu ağır bir yenilgiye uğrattı.


Buna rağmen Ho-lu’nun Tang yönetimine bağlı kalmak istemediği kısa sürede ortaya çıktı. Hsi ve T’ing eyaletlerini ele geçirmeyi planladığının öğrenilmesi üzerine Çin yönetimi harekete geçti. İmparator Kao-tsung, Ch’iao Pao-ming’i Ho-lu’nun isyanını önlemekle görevlendirdi ve oğlu Hsi-lien’in rehine olarak başkente gönderilmesini istedi. Ancak Hsi-lien Çin’e gitmediği gibi babasına batıya çekilmesini tavsiye etti.
709 yılında Kırgızlar ile Çiklerin ayaklanması üzerine Kem Irmağı'nı geçerek Orpen'de Çiklerle savaştı; ardından Azları yeniden itaat altına aldı.


=== Ho-lu’nun Kağanlığını İlan Etmesi ===
710 yılında Kögmen Dağlarını aşan Göktürk ordusu Kırgızlara ani bir baskın düzenledi. Songa Dağları'ndaki savaşta Kırgız kağanı öldürüldü ve ülke ele geçirildi. Aynı yıl Altay Dağları ile İrtiş Irmağı'nı aşarak Türgişler üzerine yürüyen Bilge, Bolçu Savaşı'nda Türgiş kağanı, yabgusu ve şadını öldürdü.
Ho-lu, 651 yılında batıya yöneldi ve Tuo-lu Kağan’ın eski topraklarını ele geçirdi. Merkezini Ming-bulak’ta kurarak Işbara Kağan unvanını aldı. Böylece Tuo-lu ve Nu-shih-pi kanatlarını meydana getiren On Ok boylarının yönetimini eline geçirdi.


Bu dönemde Tuo-lu kanadı beş çor, Nu-shih-pi kanadı ise beş erkin tarafından yönetiliyordu. Nu-shih-pilerin en güçlü beylerinden A-hsi-chi Kül Erkin’in birkaç on bin askeri bulunuyordu. Ho-lu’nun oğlu Hsi-lien de Bagatur Yabgu unvanını alarak askerî faaliyetlerin başına geçti.
713 yılında Beşbalık üzerine sefer düzenleyen Bilge, burada altı kez savaşarak şehri kuşatan kuvvetleri yenilgiye uğrattı ve yardım isteyen Beşbalık halkını kurtardı.


Hsi-lien, T’ing-chou’ya saldırarak bazı yerleşimleri ele geçirdi, çok sayıda insanı öldürdü ve yağma yaptı. Onun kumandasındaki kuvvetler Tibet yönüne kadar akınlarda bulundu. Çin yönetimi bu saldırıları durdurmak amacıyla büyük bir ordu hazırladı. Liang Chien-fang’ın kumandasındaki bu orduya Ch’i-pi Ho-li yardımcı kumandan olarak katıldı ve elli bin Uygur askeri de kuvvetlere dâhil edildi.
=== Karluk ve Oğuz İsyanlarıyla Mücadele ===
714 yılında Karlukların ayaklanması üzerine Bilge onların üzerine yürüdü. Tamıg Iduk Baş'ta yapılan savaşta Karluklar yenilgiye uğratıldıysa da kısa süre sonra yeniden toparlandı. Bu sırada Basmıllar harekete geçerken Dokuz Oğuzlar da Göktürk Devleti'ne karşı düşmanca bir tutum aldı.


Çin yönetimi, Ho-lu’ya bağlı boyları ondan ayırmayı ve Uygur kuvvetlerini ön safta kullanmayı planladı. Ch’u-yüe boyu üzerine yürüyen Liang Chien-fang, Lao Dağı çevresinde onları yenilgiye uğrattı. Boy reisleri öldürüldü, çok sayıda Ch’u-yüe savaşçısı hayatını kaybetti ve birçok kabile reisi esir alındı.
Bilge, bir yıl içinde Dokuz Oğuzlarla dört kez savaştı. İlk çarpışma Togu Balık'ta gerçekleşti; Göktürk ordusu Tola Irmağı'nı yüzerek geçip düşmanla savaştı. İkinci savaş Antargu'da, üçüncüsü Çuş Irmağı'nın kaynağında yapıldı. Bu son savaşta Göktürk safları başlangıçta dağıldıysa da toparlanarak düşmanı geri püskürttü; Tongra boyuna mensup savaşçıların bir bölümü de yenilgiye uğratıldı. Dördüncü savaş Ezgenti Kadız'da yapıldı ve Oğuzlar burada da mağlup edildi.


653 yılında Yao-ch’ih askerî valiliği kaldırıldı ve Ch’u-yüe boyu Chin-man bölgesine yerleştirildi. Aynı yıl Toharistan’da bulunan eski Tuo-lu Kağan öldü. Onun oğlu Chen-chu Yabgu, Ho-lu’yu yakalayarak Çin’e teslim etmeyi teklif ettiyse de düzenlediği seferde başarısız oldu.
715 yılında Bilge, Amgı Kalesi'nde kışladığı sırada kıtlık yaşandı. İlkbaharda Oğuzlar üzerine yeni bir sefer düzenlenirken Göktürk ordusunun bir bölümü harekâta çıktı, diğer bölümü ise merkezde kaldı. Bundan yararlanan üç Oğuz ordusu karargâha ani bir baskın düzenledi. Oğuzların bir kısmı Bilge ile Kül Tegin'in karargâhını ve ailelerinin bulunduğu bölümü yağmalamaya çalışırken diğerleri Göktürk kuvvetlerine saldırdı. Karargâhın savunmasını üstlenen Kül Tegin saldırıyı püskürterek büyük bir felaketi önledi.


654 yılında Ho-lu’ya bağlı Karluk, Ch’u-mi, Chih-chie ve Ch’u-yüe boyları Çin kuvvetleri tarafından mağlup edildi. Ch’u-mu-k’unların kalesi ele geçirildi. Su Ting-fang da Ho-lu’ya bağlı Su-ni-shih boyunu Yung-suo Irmağı çevresinde yenilgiye uğrattı.
Bilge, bu mücadelede kendisi ile Kül Tegin'in çabaları olmasaydı Türk halkının yok olacağını belirtmektedir. Ardından Oğuzlar, Dokuz Tatarlarla birlikte yeniden saldırıya geçti. Ağu'da yapılan iki savaşta bu kuvvetler de yenilgiye uğratıldı ve ülkeleri Göktürk hâkimiyetine alındı.


=== Ho-lu’ya Karşı Büyük Çin Seferi ===
716 yılında Dokuz Oğuzların bir bölümü yurtlarını terk ederek Çin'e sığındı. Son yıllarda art arda yaşanan boy ayaklanmaları II. Göktürk Kağanlığı'nda merkezî otoritenin önemli ölçüde zayıfladığını gösterirken, bu isyanların bastırılmasında Bilge ile Kül Tegin belirleyici rol oynadı.
656 yılında Batı Göktürk ülkesine karşı daha geniş kapsamlı bir Çin seferi başlatıldı. Su Ting-fang, İli bölgesi harekât ordusunun başkumandanlığına getirildi. Doğu Göktürk ülkesindeki askerî valiliklere bağlı birlikler de sefere katıldı. Uygurlar, bu ordunun önemli bir bölümünü oluşturuyordu ve reisleri P’o-jun Çin ordusunda kumandan olarak görev yapıyordu.


Tang hizmetindeki A-shih-na Pu-chen, Altaylar çevresinde ilerledi ve Erkin Nen-tu-lu ile ona bağlı toplulukların teslim olmasını sağladı. Su Ting-fang ise Ye-hsi Irmağı’na ulaştıktan sonra hafif süvarileriyle Ch’u-mu-k’unlara saldırarak onları mağlup etti.
=== Kül Tegin'in Faaliyetleri ===
Kül Tegin'in 684 yılında doğduğu anlaşılmaktadır. Kaynaklarda adı ilk defa 700-701 yıllarında Çin'e karşı düzenlenen sefer sırasında öne çıkmakla birlikte, daha önceki askerî harekâtlara da katılmış olması muhtemeldir.


Ho-lu, buna karşılık On Ok boylarından yüz bin kişilik bir kuvvet topladı. Su Ting-fang, piyadelerini önde bırakarak süvarilerini gizledi. Çin ordusunun az olduğunu düşünen Ho-lu saldırıya geçti. Çarpışma sırasında gizlenen süvariler Göktürk ordusunu arkadan kuşattı. Savaşta çok sayıda Göktürk askeri öldürüldü veya esir alındı; Ho-lu’nun önde gelen kumandanlarından Tou-ta Tarkan ile birçok boy reisi de hayatını kaybetti.
Kapgan Kağan'ın idaresinde gerçekleştirilen Altı Çub Soğdakları seferine Bilge ile birlikte katılan Kül Tegin, ardından Çinli kumandan Wei Yüan-chung'un elli bin kişilik ordusuyla yapılan savaşta öne çıktı. Atını kaybetmesine rağmen yaya olarak çarpışmayı sürdürdü, kumandanın yeğenini esir alarak Kapgan Kağan'ın huzuruna çıkardı ve Çin ordusunun yenilgiye uğratılmasında önemli rol oynadı.


Bu yenilginin ardından Tuo-lu ve Nu-shih-pi boyları Çin ordusuna teslim oldu. Su Ting-fang, Hsiao Ssu-ye ile Uygur reisi P’o-jun’u Talas Irmağı yönüne çekilen kuvvetleri takip etmekle görevlendirdi.
705 yılında Çinli kumandan Sha-to Chung-i'ye karşı yapılan savaşta da ön saflarda yer aldı. Çarpışma sırasında art arda üç ata bindi; bindiği atların tamamı öldürülmesine ve zırhı ile kaftanına çok sayıda ok isabet etmesine rağmen savaşmayı sürdürdü. Muharebe Çin ordusunun ağır yenilgisiyle sonuçlandı.


Ağır kış şartlarına rağmen Çin ordusu ilerlemeyi sürdürdü. Yol üzerindeki hayvanlara el konularak ordunun yiyecek ihtiyacı karşılandı. Shuang Irmağı civarında Çin tarafındaki A-shih-na Mi-she ve A-shih-na Pu-chen’ın kuvvetleriyle birleşildi.
710 yılından önce Türgi Yargun Gölü çevresinde Bayırkuların Uluğ Erkin'i ile yapılan savaşta başarı kazandı; yenilen Uluğ Erkin az sayıdaki adamıyla kaçabildi.


=== Ho-lu’nun Yenilgisi ve Yakalanması ===
710 yılındaki Kırgız seferinin ardından düzenlenen Türgiş seferlerine katılan Kül Tegin, Azların yöneticisini bizzat esir aldı. Türgiş kuvvetlerinin kalan kısmı etkisiz hâle getirilerek Tabar bölgesine yerleştirildi. Demir Kapı seferinden sonra yeniden ayaklanan Türgişler üzerine az sayıdaki kuvvetle gönderilen Kül Tegin, Alp Salçı Kır adlı atına binerek sayıca üstün düşmanı bir kez daha yenilgiye uğrattı. Daha sonra Koşu Tutuk'a karşı yapılan savaşta da önemli başarılar kazandı.
Çin ordusu Ho-lu’nun merkezine yaklaştığında halkın ava çıktığını öğrendi. Su Ting-fang, savunmasız durumdaki karargâha saldırarak çok sayıda kişiyi esir aldı. Ho-lu’nun hükümdarlık alametleri olan davul, sancak ve diğer eşyalar da ele geçirildi.


Ho-lu, Kül Çor ile birlikte İli Irmağı’nı aşarak kaçtı. Ancak yanındaki askerlerin atlarının büyük kısmı öldü. A-shih-na Mi-she, Ho-lu’yu takip ederek İli Irmağı çevresine ulaştı ve Ch’u-yüe ile Ch’u-mi boylarını kendi tarafına çekti.
714 yılında Karluk isyanının bastırılmasında başlıca rolü üstlenen Kül Tegin, Tamıg Iduk Baş'ta Karlukları yenilgiye uğrattı. Ardından Azlar üzerine yürüyerek Kara Göl yakınındaki savaşta İlteber unvanlı yöneticilerini sağ ele geçirdi.


Ho-lu’nun kumandanlarından Pu-shih Tarkan dağılan kuvvetleri yeniden toplamaya çalıştıysa da Mi-she’nin baskınına uğradı. Ho-lu tekrar kaçtı ve Su Ting-fang tarafından Sui-ye’ye kadar takip edildi. Ona bağlı boyların büyük bölümü teslim oldu.
Aynı dönemde Dokuz Oğuzların ayaklanması üzerine önce İzgiller mağlup edildi; ardından Togu Balık, Koşulgak, Bolçu, Çuş Başı ve Ezgenti Kadız'da art arda yapılan savaşlarda Oğuz kuvvetleri yenilgiye uğratıldı.


Ho-lu, oğlu Hsi-lien ile birlikte Taşkent yönüne çekildi. Su-tuo Kalesi’ne ulaştıklarında yanlarında kalan topluluklar açlık içindeydi. Kale yöneticisi İ-nie Tarkan onları yiyecek ve içecekle karşıladı. Ho-lu kaleye girdikten sonra yakalanarak hapsedildi. Ardından Taşkent hâkimi Shuo Şad tarafından Çinli kumandan Hsiao Ssu-ye’ye teslim edildi.
Oğuzların Göktürk karargâhına düzenlediği baskında Kül Tegin savunmayı üstlenerek saldırıyı püskürttü. Öksüz Kır adlı atına binip hücuma geçerek dokuz düşman savaşçısını mızrakladı ve karargâhın ele geçirilmesini, hükümdar ailesinin ise esir düşmesini önledi. Bilge Kağan, bu müdahale olmasaydı kendilerinin ve Türk halkının büyük bir felaketle karşılaşacağını belirtmektedir.


Ch’ang-an’a götürülen Ho-lu, yolculuk sırasında kendisini öldürmek istediyse de buna izin verilmedi. Tang hanedanına ait mezarların bulunduğu Chao-ling’e getirildikten sonra hayatı bağışlandı. Ho-lu, 659 yılında öldü ve Doğu Göktürk Kağanlığı’nın son hükümdarı İl Kağan’ın mezarının yanına defnedildi. Mezarı için hayatını anlatan bir yazıt dikildi.
Çin kaynakları da Kül Tegin'i olağanüstü bir asker, savaş sanatında üstün yetenekli ve seçkin bir komutan olarak tanımlamaktadır. Bu değerlendirmeler, Göktürk yazıtlarında anlatılan askerî başarılarla örtüşmektedir.


== Batı Göktürk Ülkesinde Çin İdarî Düzeninin Kurulması ==
=== Bilge Kağan'ın Tahta Çıkışı ===
Ho-lu’nun yakalanmasından sonra Batı Göktürk ülkesinde hanedana mensup ve bağımsız siyasi otorite kurabilecek güçlü bir yönetici kalmadı. Hayatta kalan hanedan mensuplarının önemli bir bölümü de Tang hizmetine girmişti.
Kapgan Kağan'ın son yıllarında izlediği sert yönetim ve Çin'in teşvikleri sonucunda II. Göktürk Kağanlığı'na bağlı birçok boy peş peşe ayaklandı. Özellikle 711 yılından itibaren Türgiş, Karluk, Dokuz Oğuz ve diğer boyların isyanları devletin siyasî birliğini ciddi biçimde zayıflattı; biri bastırılmadan yenisinin başlaması merkezî otoriteyi giderek sarstı.


Çin yönetimi Batı Göktürk ülkesini üç büyük genel askerî valiliğe ayırdı. K’un-ling Genel Askerî Valiliği Doğu Türkistan çevresini, Meng-ch’ih Genel Askerî Valiliği Tanrı Dağları’nın kuzeyindeki bölgeleri, An-hsi Genel Askerî Valiliği ise Tanrı Dağları’nın batısından Maveraünnehir ve İran yönüne uzanan sahaları kapsıyordu.
716 yılında Bayırkular üzerine düzenlediği seferden zaferle dönen Kapgan Kağan, Söğüt Ormanı civarında maiyetiyle birlikte ilerlerken Bayırkuların ani baskınına uğrayarak öldürüldü. Bayırkuların yanında bulunan Çinli görevli Ho Ling-ch'üan, kesilen başını Tang sarayına götürdü.


Bu büyük idarî merkezlere bağlı daha küçük askerî valilikler de kuruldu. Ch’u-mu-k’un, T’u-ch’i-shih, A-li-shih, Hu-lu-wu, She-she-t’i ve Su-ni-shih-ch’u-pan gibi boylar ayrı askerî valiliklere bağlandı.
Kapgan'ın ölümünün ardından tahta oğlu İnel geçti. 699 yılından beri '''Küçük Kağan''' unvanını taşıyan İnel, geleceğin hükümdarı olarak yetiştirilmiş; Kapgan tarafından kardeşi Tu-hsi-fu Doğu Kanadı Şadı, Kutlug Kağan'ın oğlu Bilge ise Batı Kanadı Şadı yapılırken, her ikisinin üzerinde '''Küçük Kağan''' makamına yükseltilmiş ve On Okların idaresi de kendisine verilmişti.


Çin yönetimi, bu valiliklerin başına Batı Göktürk hanedanına mensup beyleri getirdi. A-shih-na Mi-she’ye Hsing-hsi-mang Kağan ve büyük generallik unvanları verilerek K’un-ling askerî valisi tayin edildi. A-shih-na Pu-chen ise Chi-wang-chüe Kağan unvanıyla Meng-ch’ih askerî valiliğine getirildi ve beş Nu-shih-pi boyunun yönetimi ona bırakıldı.
Buna rağmen kaynaklarda İnel'in askerî veya siyasî bakımdan dikkate değer bir başarısından söz edilmez. Adının geçtiği başlıca olay, 714 yılında Tongra Tegin ve Huo-pa İlteber ile birlikte Beşbalık'ın kuzeyine düzenlenen seferdir. Bu harekâtta Tongra Tegin öldürülmüş, Huo-pa İlteber ise başarısızlığın ardından Çin'e sığınmıştır.


Mi-she ile Pu-chen daha önce de Batı Göktürk ülkesinde hâkimiyet mücadelesine girişmişti. Mi-she, Pu-chen’ın baskısı nedeniyle Ch’u-yüe ve Ch’u-mi boylarıyla Çin’e sığınmış; Pu-chen da halkın kendisine bağlanmaması üzerine Tang hizmetine girmişti. Ho-lu’ya karşı düzenlenen seferde her ikisi de Çin ordusunda görev aldı.
Boy isyanları karşısında etkili bir yönetim sergileyemeyen İnel, Kül Tegin'in müdahalesiyle tahttan indirildi. Kül Tegin, ağabeyi Mo-chü-lien'i kağan ilan etti; o da hükümdar olduktan sonra '''Bilge Kağan''' unvanını aldı.


Tang yönetiminin bu iki beye kağanlık unvanı vermesindeki amaç, Türk boylarının onların çevresinde toplanmasını sağlamaktı. Ancak Çin’in oluşturduğu yeni düzene bağlı olmayan bazı topluluklar kısa süre içinde ayaklandı.
Çin kaynaklarında Bilge Kağan'ın adı '''Mo-chü-lien''', kağan olmadan önceki unvanı ise '''Hsiao-sha (Küçük Şad)''' olarak kaydedilir. Aynı kaynaklar onu yumuşak huylu ve halka yakın bir hükümdar olarak tanıtırken, tahta çıkışını Kül Tegin'in müdahalesine bağlamaktadır. Bilge Kağan'ın hükümdar olmasının ardından Kül Tegin '''Sol Bilge Prensi''' unvanını alarak ordunun başına geçti.


Ssu-chie Tou-man, Kaşgar ve çevresindeki bazı şehirleri yanına alarak isyan etti ve Hoten’i ele geçirdi. Çin yönetimi Su Ting-fang’ı onun üzerine gönderdi. Tou-man, 660 yılında Ma-t’ou-ch’uan’da yakalanarak teslim alındı.
Taht değişikliği sırasında Kapgan döneminin ileri gelen devlet adamlarının büyük bölümü ortadan kaldırıldı. Çin kaynaklarına göre yalnızca Tonyukuk görevini korudu. Bunun, Bilge Kağan'ın kayınpederi olmasının yanı sıra uzun yıllara dayanan devlet tecrübesi, halk arasındaki itibarı ve II. Göktürk Kağanlığı'nın kuruluşundan beri üstlendiği rol sayesinde gerçekleştiği anlaşılmaktadır. Nitekim Bilge Kağan döneminde devlet siyasetinin belirlenmesinde yeniden başlıca isimlerden biri oldu.


662 yılında Kuca üzerine düzenlenen seferde Mi-she ile Pu-chen de Çin ordusunda yer aldı. Pu-chen, uzun süredir rakibi olan Mi-she’yi Çin yönetimine karşı isyan hazırlığında bulunmakla suçladı. Çinli kumandan Su Hai-cheng bu suçlamaya inanarak Mi-she’nin cezalandırılmasını görüştü. Çin tarafından desteklenen boy reislerinin de aleyhinde konuşması üzerine Mi-she idam edildi. Ona bağlı Su-ni-shih ve Pai-sai-kan toplulukları ayaklanarak bölgeden ayrıldıysa da daha sonra yeniden denetim altına alındı. Pu-chen ise 666 veya 667 yılında öldü.
=== Boy İsyanlarının Devam Etmesi ve Tonyukuk'un Yeniden Devlet Yönetimine Getirilmesi ===
Bilge Kağan'ın tahta çıkmasıyla II. Göktürk Kağanlığı'nda hükümdar değişmiş olsa da boy isyanları sona ermedi.


671 yılında Fu-yen askerî valisi olan A-shih-na Tou-chih, çevresindeki toplulukları toplamaya başladı. 677 yılında kendisini On Ok Kağanı ilan ederek Tibet’le ilişki kurdu. Çin yönetimi başlangıçta üzerine ordu göndermeyi düşündüyse de daha sonra başka bir yöntem benimsedi. Tou-chih, düzenlenen bir toplantı sırasında baskına uğrayarak yakalandı ve yanındaki boy reisleriyle birlikte tutuklandı. Onun kumandanlarından Li-che-fu da 679 yılında teslim alındı.
717 yılında ülkenin batısındaki Kara Türgişler, Su-lu'nun önderliğinde bağımsızlıklarını ilan etti. Daha önce '''çor''' unvanını taşıyan Su-lu, kağanlığını ilan ettikten sonra merkezini Talas Irmağı'nın kuzeybatısındaki Balasagun'a taşıdı. Türgiş Devleti sonraki yıllarda Mâverâünnehir'e ilerleyen Arap kuvvetlerine karşı önemli bir güç hâline geldi.
 
Bilge Kağan, hükümdar olduktan sonra devlet düzenini yeniden kurmaya ve töreyi uygulamaya öncelik verdi. İlk seferlerinden birinde Selenga Irmağı boyunca ilerleyerek Karagan Geçidi'nde Uygurları ağır yenilgiye uğrattı. Uygur İlteberi doğuya kaçarken çok sayıda at sürüsü Göktürklerin eline geçti. Bilge, kıtlık çeken halkın bu ganimet sayesinde ihtiyaçlarını karşıladığını belirtmektedir.
 
Aynı yıl Oğuzların bir bölümü Çin'e sığındı. Bilge Kağan bu durumdan duyduğu üzüntüyü dile getirirken geride kalan malların, hayvanların ve ailelerin Göktürklerin eline geçtiğini kaydeder. Çin kaynakları da Bilge'nin tahta çıkışının ardından Türgişlerin bağımsızlığını ilan ettiğini, Kitanlar ile Tatabıların Tang Devleti'ne bağlandığını ve bazı Göktürk boylarının merkezî yönetime bağlılıklarını kaybettiklerini bildirmektedir.
 
Yaklaşık on yıldır süren savaşlar ve boy isyanları II. Göktürk Kağanlığı'nın siyasî bütünlüğünü zayıflatmıştı. Bu şartlarda Bilge Kağan, yetmiş yaşını aşmış olmasına rağmen askerî ve siyasî tecrübesinden yararlanmak amacıyla Tonyukuk'u yeniden devlet yönetiminin başlıca isimlerinden biri yaptı. Kaynaklarda Tonyukuk, devletin genel stratejisini belirleyen ve siyaseti yönlendiren kişi olarak tanıtılmaktadır.
 
717 yılının yazında Tatabıların Tang Devleti'ne bağlanması üzerine Bilge Kağan onların üzerine yürüdü. Yapılan savaşta Tatabılar yenilgiye uğratıldı; at sürüleri ve diğer malları ele geçirilirken, kendileri Kadırkan Dağları çevresine çekildi.
 
=== Bilge Kağan'ın Ülkede Hâkimiyeti Yeniden Sağlaması ===
Bilge Kağan'ın hükümdarlığının ilk yıllarında, daha önce Tang Devleti'ne sığınmış bazı Göktürk grupları yeniden ayaklanarak ülkelerine dönmeye başladı. Çin yönetimi bu toplulukları Ch'an-yü Büyük Genel Askerî Valiliği bölgesine yerleştiriyor ve sıkı denetim altında tutuyordu.
 
Valiliğin yardımcı kumandanı Chang Chih-lien, teslim olan Göktürklerin silahlarını toplattı, yay ve ok taşımalarını yasakladı, avlanmalarını engelleyerek geleneksel yaşam biçimlerini değiştirmeye çalıştı. Sınırı denetlemeye gelen Chiang Huei'ye şikâyette bulunan Göktürklerin silahları geri verildiyse de, onun ayrılmasının ardından Çin idaresine bağlı Göktürk grupları ayaklanarak Chang Chih-lien'i ele geçirdi ve Bilge Kağan'a götürmek üzere yola çıktı.
 
Bunun üzerine Shuo-fang Harekât Ordusu Kumandanı Hsüe Na ile General Kuo Chih-lien isyancıların peşine düştü. Ta-p'in bölgesinde dağıtılan isyancılar Hu-yen Vadisi'ne sığınırken Chang Chih-lien kurtarıldı; ancak görevini yerine getiremediği gerekçesiyle Tang yönetimi tarafından idam edildi.
 
Bu gelişmeler sonucunda Çin'den ayrılarak Bilge Kağan'ın hâkimiyetine dönen Göktürk toplulukları II. Göktürk Kağanlığı'nın askerî ve siyasî gücünü önemli ölçüde artırdı.
 
718 yılında Tatabı meselesinin çözülmesinin ardından Bilge Kağan Karluklar üzerine yürümek üzere kumandanı Tudun Yamtar'ı görevlendirdi. Yapılan savaşta Karlukların '''İlteber''' unvanlı hükümdarı öldürüldü, kardeşi ise bir kaleye sığınarak kaçtı. Ardından düzenlenen ikinci harekâtta kaleyi savunanların büyük bölümü kaçınca Karluklar teslim oldu. Bilge Kağan, yazıtında onların kendisini '''"Kağanımız geldi."''' diyerek karşıladıklarını belirtir. Teslim olan topluluklara çeşitli idarî unvanlar verilerek yeniden devlet teşkilatına dâhil edildiler.
 
Böylece Karluk meselesi büyük ölçüde çözüldü. Oğuzların bir bölümü ise daha önce olduğu gibi Çin'e sığındı.
 
Ardından Bilge Kağan, doğuda Kök Öng Irmağı çevresine bir sefer düzenledi. Yazıtlarda ayrıntıları tam olarak korunmayan bu harekâtta Göktürk ordusunun zorlu arazi şartlarını aşarak gece gündüz ilerlediği, susuz bozkırları geçtikten sonra öncü birliklerini ileri sürerek Keçen'e kadar ulaştığı anlaşılmaktadır. Kitabelerdeki tahribat nedeniyle seferin amacı ve sonuçları kesin olarak bilinmemektedir.
 
=== Çin ile İlişkiler ve Tonyukuk'un Stratejik Yaklaşımı ===
Bilge Kağan, ülke içinde düzeni yeniden sağladıktan sonra dikkatini Çin'e çevirdi. Çin üzerinde yeniden baskı kurmayı ve sınır akınlarını başlatmayı planlıyordu. Çin'den dönerek Göktürk hâkimiyetine giren topluluklar da devletin askerî gücünü artırmıştı.
 
Ancak Tonyukuk bu düşünceye karşı çıktı. Uzun yıllara dayanan devlet tecrübesine dayanarak, Çin'e karşı hemen harekete geçmenin doğru olmayacağını savundu. Ona göre Göktürk ordusu uzun süren iç mücadelelerden yorgun çıkmıştı; askerlerin dinlenmesi, hayvan sürülerinin çoğalması ve savaş gücünün yeniden eski seviyesine ulaşması için birkaç yıllık hazırlık dönemine ihtiyaç vardı.
 
Bilge Kağan daha sonra surlarla çevrili şehirler kurmayı ve Budist tapınakları inşa ettirerek daha yerleşik bir idarî düzen oluşturmayı düşündü. Tonyukuk ise Göktürklerin Çin karşısındaki üstünlüğünü konargöçer yaşam tarzına bağlayarak bu düşünceye de karşı çıktı. Ona göre sürekli hareket eden, hayvancılık ve avcılıkla geçinen Göktürkler savaş kabiliyetlerini bu sayede koruyor, gerektiğinde bozkır ve dağlık arazinin sağladığı hareket serbestliğinden yararlanabiliyordu. Surlarla çevrili şehirlere yerleşmenin bu üstünlüğü ortadan kaldıracağını, Budizmin ise savaşçı karakteri zayıflatarak devletin savunma gücünü olumsuz etkileyeceğini savundu.
 
Bilge Kağan, Tonyukuk'un görüşlerini benimseyerek Çin'e karşı planladığı büyük saldırılardan, surlarla çevrili şehirler kurma ve Budizmi devlet politikası hâline getirme düşüncesinden vazgeçti. Bunun yerine Tang Hanedanı'na bir elçi göndererek barış teklifinde bulundu; ancak İmparator Hsüan Tsung bu teklifi kabul etmedi.
 
=== Çin'in II. Göktürk Kağanlığı'na Karşı Hazırlıkları ===
Bilge Kağan'ın ülke içinde düzeni yeniden sağlaması ve II. Göktürk Kağanlığı'nın eski gücüne kavuşması, Tang İmparatoru Hsüan Tsung'u yeni tedbirler almaya yöneltti. 720 yılının kışında Çin yönetimi, Göktürk Devleti'ni askerî bakımdan kuşatmayı amaçlayan kapsamlı bir plan hazırladı.
 
Plana göre Shuo-fang bölgesi kumandanı Wang Chün başkomutan olacaktı. Çin ordusu güneyden ilerlerken Basmıllar batıdan, Tatabılar ile Kitanlar doğudan saldıracak, böylece Göktürk merkezi aynı anda farklı yönlerden kuşatılacaktı. Bu amaçla Kırgız hükümdarı Kutlug Bilge Kağan, Kapgan Kağan'ın oğlu Mo Tegin, Aşina Bilge Tegin, Huo-pa-shih-shih-pi ve çeşitli boy beyleriyle gizli anlaşmalar yapıldı; Kitan, Tatabı ve Basmıl yöneticileri de ittifaka katıldı. Çin kaynaklarına göre müttefik kuvvetlerin mevcudu yaklaşık üç yüz bin kişiye ulaşıyordu.
 
Bu gelişmeler üzerine Bilge Kağan endişelense de Tonyukuk, müttefik kuvvetlerin aynı anda harekete geçmesinin güç olduğunu belirtti. Basmılların Beşbalık çevresinde, Tatabılar ile Kitanların ise doğuda bulunması nedeniyle eş zamanlı harekâtın zor olduğunu, ayrıca Çinli kumandanlar arasındaki görüş ayrılıklarının da planı zayıflattığını ifade etti.
 
Nitekim 721 yılının sonbaharında Basmıllar diğer müttefikleri beklemeden tek başlarına saldırıya geçti. Çin ordusu ile Tatabı ve Kitan kuvvetlerinin harekete geçmemesi üzerine geri çekilmek zorunda kaldılar. Bilge Kağan düşmanı takip etmek istediyse de Tonyukuk, uzun mesafeli takibin orduyu yıpratacağını söyleyerek buna karşı çıktı.
 
Ardından Göktürk ordusu Beşbalık yönüne ilerledi. Yaklaşık iki yüz '''li''' yol aldıktan sonra birlikler kollara ayrılarak gizlendi; önce Beşbalık ele geçirildi, ardından Basmıllara ani bir baskın düzenlendi. Hazırlıksız yakalanan Basmıllar kaleye sığındı, kalenin de ele geçirilmesiyle çok sayıda esir alınarak ordu merkeze döndü. Böylece Çin'in kuşatma planının en önemli unsurlarından biri etkisiz hâle getirildi.
 
Bilge Kağan daha sonra ordusunu güneye çevirerek Kansu bölgesindeki Ch'ih-t'ing ve Liang-chou çevresine akınlar düzenledi; çok sayıda at ve koyun ele geçirildi, ancak şehir ve kaleler işgal edilmedi. Bunun üzerine Tang yönetimi Yang Ching-shu'yu askerî vali tayin ederek Lu Kung-li ile Yüan Teng kumandasındaki kuvvetleri Göktürklere karşı gönderdi.
 
Tonyukuk bu sırada da surlarla korunan şehirlere saldırmak yerine önce barış teklif edilmesini, Çin ordusu açık arazide savaşmayı kabul ederse meydan muharebesi yapılmasını önerdi. Çin ordusunun açık arazide savaşa çıkması üzerine şiddetli soğuk ve kar, Çin kuvvetlerinin savaş düzenini bozdu. Yay ve oklarını etkili kullanamayan Çin ordusu ağır bir yenilgiye uğrarken kumandan Yüan Ch'eng güçlükle kaçabildi.
 
Bu başarılar II. Göktürk Kağanlığı'nın askerî gücünü yeniden yükseltti. Kaynaklara göre Bilge Kağan'ın ulaştığı siyasî ve askerî güç birçok bakımdan Kapgan Kağan dönemini aşmıştı. Buna rağmen Bilge Kağan'ın temel hedefi sürekli savaş değil, ülke içinde huzur ve istikrarı korumaktı.
 
=== Çin ile Dostluk Siyaseti ===
Bilge Kağan, ülke içinde düzeni yeniden sağladıktan ve dış tehditleri büyük ölçüde etkisiz hâle getirdikten sonra Çin ile kalıcı bir barış kurmayı hedefledi. Bu amaçla Tang sarayına bir elçilik heyeti gönderdi. Orhun Yazıtlarında da bu dönemde Çin'e karşı kazanılan başarılar anlatılmakta; iki gün süren çarpışmalarda çok sayıda Çin askerinin etkisiz hâle getirildiği ve Tang ordularının ilerleyemediği belirtilmektedir.
 
Bilge Kağan, barış girişimlerini sürdürürken daha önce Tang Devleti'ne bağlanan Kitanlar ile Tatabılar üzerindeki hâkimiyetini yeniden kurmaya yöneldi. 721 yılının kışında Kitanlar, ertesi yılın ilkbaharında ise Tatabılar üzerine sefer düzenledi. Her iki topluluğun yöneticileri yenilgiye uğratıldı; hayvan sürüleriyle kadın ve çocuklar Göktürklerin eline geçti. Ancak yazıtlardaki tahribat nedeniyle bu harekâtların ayrıntıları günümüze ulaşmamıştır.
 
Bunun üzerine Tang İmparatoru Hsüan Tsung, II. Göktürk Kağanlığı'nın yeniden güç kazandığını kabul etmek zorunda kaldı. Bilge Kağan'ın barış teklifini kabul ettiği gibi, Çin prensesiyle evlilik talebini de kesin olarak reddetmedi. Göktürk elçisi büyük saygıyla karşılanıp çeşitli hediyelerle ülkesine uğurlandı.
 
=== Çin Sarayı ile Diplomatik Görüşmeler ===
725 yılında Tang İmparatoru Hsüan Tsung, Budistler için kutsal sayılan Tai Dağı'nı ziyaret etmeye hazırlanırken bazı devlet adamları, imparator doğudayken Göktürklerin kuzey sınırlarına saldırabileceği endişesini dile getirerek sınır savunmasının güçlendirilmesini önerdi.
 
Saraydaki görüşmelerde devlet adamı Chang Yüe, Bilge Kağan'ın barışçı bir siyaset izlemesine rağmen Kül Tegin'in üstün bir kumandan, Tonyukuk'un ise son derece tecrübeli bir devlet adamı olduğunu belirterek bu üçlü birlikte hareket ettiği sürece Göktürklerin önemli bir güç olmaya devam edeceğini ifade etti. Bunun üzerine Çin yönetimi, Yüan Chen'i Bilge Kağan'a elçi olarak gönderdi.
 
Bilge Kağan, elçiyi hatunu, Tonyukuk, Kül Tegin ve diğer devlet ileri gelenleriyle birlikte kabul ederek yeniden evlilik meselesini gündeme getirdi. Kitanlar ve Tatabılara Çin prensesleri verildiği hâlde Göktürklere aynı şekilde davranılmamasını eleştirdi. Çin elçisi, Bilge Kağan'ın Tang imparatorunun manevî oğlu sayıldığını, bu nedenle böyle bir evliliğin uygun olmayacağını ileri sürdü. Bilge Kağan ise bu açıklamayı kabul etmeyerek daha önce önerilen prensesin imparatorun öz kızı olmadığını bildiğini ve bunun Göktürk Devleti'nin itibarını zedelediğini söyledi. Bunun üzerine elçi, evlilik teklifinin kabul edilmesi için çalışacağına dair güvence verdi.
 
Görüşmenin ardından Bilge Kağan, büyük veziri A-shih-te İlteber'i değerli hediyelerle birlikte Tang imparatorunun düzenleyeceği dinî törene göndermeyi kabul etti. Böylece Çin yönetimi, tören sırasında Göktürklerden gelebilecek olası bir saldırı ihtimalini de ortadan kaldırmış oldu.
 
Göktürk heyeti Çin'e ulaştığında beraberindeki kişilerden bazılarının hırsızlık girişiminde bulunması üzerine Tang imparatoru sert tepki gösterdi. A-shih-te İlteber suçlunun başını imparatora sunarak olayın Göktürk Devleti'ni temsil etmediğini bildirdi. Ardından heyete büyük bir ziyafet verildi, çeşitli hediyeler takdim edildi ve törenin ardından ülkelerine dönmelerine izin verildi.
 
Bütün bu diplomatik temaslara rağmen Tang İmparatoru Hsüan Tsung, Bilge Kağan'ın Çin hanedanıyla evlilik yoluyla akrabalık kurma isteğini kabul etmedi. Bilge Kağan ise uzun savaş yıllarının ardından Tonyukuk'un tavsiyelerini de dikkate alarak Çin'e karşı geniş çaplı fetih siyasetinden uzak durdu ve iki devlet arasındaki barışçı ilişkileri sürdürmeye öncelik verdi.
 
=== Çin ile Barışın Pekiştirilmesi ===
Bilge Kağan, Çin ile kurduğu barış siyasetini sonraki yıllarda da sürdürdü. 727 yılında büyük veziri Buyruk Çor'u Tang sarayına göndererek otuz seçkin atı imparatora hediye etti. Bu girişim iki devlet arasındaki dostane ilişkileri pekiştirirken, bu dönemde Çin sınırlarında önemli bir Göktürk askerî harekâtı da görülmedi.
 
Aynı sırada Tibet, Tang Devleti'ne karşı ortak bir askerî harekât düzenlemek amacıyla Bilge Kağan'a ittifak teklif etti. Ancak Bilge Kağan bunu kabul etmeyerek Tibet hükümdarının mektubunu Tang imparatoruna gönderdi.
 
Bu tutum Hsüan Tsung tarafından memnuniyetle karşılandı. Buyruk Çor için Tzu-chen Sarayı'nda büyük bir kabul töreni düzenlendi, kendisine değerli hediyeler verildi ve yüksek ilgi gösterildi.
 
Bu dönemde iki devlet arasındaki ekonomik ilişkiler de gelişti. Shuo-fang bölgesindeki Batı Shou-hsiang-ch'eng'de karşılıklı ticaret yapılmak üzere bir pazar kuruldu. Ayrıca Tang Devleti her yıl Göktürklere çok sayıda ipek kumaş göndermeyi kabul etti.
 
=== Kül Tegin'in Ölümü ===
731 yılında II. Göktürk Kağanlığı'nın en önemli devlet ve ordu kumandanlarından Kül Tegin hayatını kaybetti. Kardeşinin ölümü Bilge Kağan'ı derinden sarstı. Orhun Yazıtlarında onun için tuttuğu yas ve duyduğu büyük üzüntü ayrıntılı biçimde dile getirilmektedir.
 
Kül Tegin'in cenaze törenine Göktürk Devleti'nin komşuları ile bağlı topluluklarının temsilcileri katıldı. Doğudan Kitanlar ve Tatabılar elçiler gönderirken, Tang İmparatoru çok sayıda ipekli kumaş, altın ve gümüş eşya ile özel temsilcilerini yolladı. Batıdan ise Soğdlar, İranlılar ve Buhara temsilcileri törene iştirak etti. Türgiş Kağanlığı adına Tamgacı Makaraç ile Oğuz Bilge, Kırgız Kağanı adına ise Tarduş İnançu Çor hazır bulundu. Bu geniş katılım, Kül Tegin'in Orta Asya siyasetindeki yüksek itibarını ortaya koymaktadır.
 
Kül Tegin için görkemli bir anıt mezar yaptırıldı. Yazıtın metni Yollug Tegin tarafından kaleme alındı; türbenin yapımı ve süslenmesi için Tang İmparatoru'nun gönderdiği Çinli ustalar görev aldı. Yapı resimlerle ve heykellerle süslendi, anıt taşları dikildi. Bilge Kağan'ın, özellikle kardeşinin savaşlarını tasvir eden sahneleri görürken büyük üzüntü duyduğu kaynaklarda belirtilmektedir.
 
=== Tonyukuk'un Ölümü ve Devlet Yönetimindeki Değişim ===
Kül Tegin'in ölümünden kısa bir süre sonra II. Göktürk Kağanlığı'nın en önemli devlet adamlarından Tonyukuk da hayatını kaybetti. Ölüm tarihi kesin olarak bilinmemekle birlikte, kaynaklar onun Kül Tegin'den sonra öldüğünü göstermektedir.
 
İlteriş Kutlug Kağan döneminden itibaren devlet yönetiminde görev alan Tonyukuk, Kapgan Kağan ve Bilge Kağan devirlerinde de devletin en etkili simalarından biri oldu. Çin kaynakları ile kendi adına diktirdiği yazıt, Göktürk Devleti'nin kuruluşu, güçlenmesi ve yeniden teşkilatlanmasındaki belirleyici rolünü ortaya koymaktadır.
 
Bilge Kağan, kardeşi Kül Tegin ile en önemli danışmanı Tonyukuk'un art arda ölümü üzerine devlet yönetiminde yeni düzenlemeler yapmak zorunda kaldı. Bu süreçte başta Yollug Tegin olmak üzere hanedan mensupları ve diğer devlet ileri gelenleri yönetimde daha fazla sorumluluk üstlendiler.
 
=== Bilge Kağan'ın Ölümü ===
734 yılında Bilge Kağan hayatını kaybetti. Çin kaynaklarında ölümünün doğal sebeplerden mi yoksa zehirlenme sonucu mu gerçekleştiği konusunda farklı kayıtlar yer almakta; bazılarına göre saray çevresindeki görevlilerden biri tarafından zehirlenmiştir.
 
Bilge Kağan'ın ölümü II. Göktürk Kağanlığı açısından önemli bir dönüm noktası oldu. İlteriş Kutlug Kağan tarafından kurulan devlet Kapgan Kağan döneminde genişlemiş, Bilge Kağan devrinde ise iç karışıklıklar büyük ölçüde sona erdirilerek Çin ile dengeli ilişkiler kurulmuştu.
 
Cenaze törenine çeşitli devletlerden elçiler katıldı. Tang İmparatoru Hsüan Tsung da Kül Tegin'in cenazesinde olduğu gibi değerli hediyeler ve görevliler göndererek taziyelerini iletti.
 
Bilge Kağan adına Orhun Irmağı vadisinde bir anıt mezar ve yazıt yaptırıldı. Metni Yollug Tegin tarafından kaleme alınan yazıtta, Göktürk Devleti'nin kuruluşundan Bilge Kağan dönemine kadar geçen olaylar hükümdarın ağzından anlatıldı. Bilge Kağan Yazıtı, II. Göktürk Kağanlığı'nın siyasî tarihi, devlet anlayışı, töre düzeni ve hükümdarın halkına öğütlerini yansıtan en önemli kaynaklardan biri kabul edilmektedir.
 
Bilge Kağan'ın ardından tahta oğlu Tengri Kağan geçti. Ancak yeni hükümdarın küçük yaşta olması ve önceki dönemin güçlü devlet adamlarının artık hayatta bulunmaması, II. Göktürk Kağanlığı'nda yeniden siyasî istikrarsızlığın başlamasına zemin hazırladı.
 
=== Bilge Kağan’ın Ölümünden Sonraki Taht Değişikliği ===
Bilge Kağan'ın ölümünden II. Göktürk Kağanlığı'nın yıkılışına kadar geçen döneme ilişkin bilgiler oldukça sınırlıdır. Orhun Yazıtları Bilge Kağan'ın ölümüyle sona ererken, Çin kaynakları da önceki yıllara göre daha az bilgi vermektedir. Bunun başlıca sebebi, Göktürklerin Tang Hanedanı açısından eski askerî tehditlerini kaybetmeleri ve iki devlet arasındaki ilişkilerin daha çok diplomatik bir nitelik kazanmasıdır. Nitekim 723 yılından sonra uzun süre önemli bir savaş yaşanmamıştır.
 
734 yılında on sekiz yıllık hükümdarlığının ardından Bilge Kağan, Buyruk Çor adlı bir devlet adamı tarafından zehirlendi. Ölümünden önce kendisini zehirleyen Buyruk Çor ile ona yardım edenleri idam ettirdi. 25 Kasım 734'te hayatını kaybeden Bilge Kağan'ın cenaze töreni 22 Haziran 735 tarihinde gerçekleştirildi.
 
Bilge Kağan'ın ölümünün ardından devlet ileri gelenleri oğullarından İ-jan'ı kağan ilan ettiler. Ancak İ-jan Kağan'ın hükümdarlık süresi kaynaklarda farklı biçimlerde aktarılmaktadır. Bazı kayıtlarda kısa süre sonra öldüğü, bir başka kayıtta ise sekiz yıl hüküm sürdüğü belirtilmektedir. Diğer kayıtlar ve sonraki gelişmeler dikkate alındığında, tahta çıktıktan kısa süre sonra hastalanarak öldüğü anlaşılmaktadır.
 
== Tengri Kağan Dönemi ==
İ-jan Kağan'ın ölümünden sonra kardeşi Bilge Kutlug Kağan, Tengri Kağan unvanıyla tahta çıktı. Tang Hanedanı, Sağ Chin-wu muhafızları generali Li Chih'yı elçi olarak göndererek yeni hükümdarı tanıdı.
 
Tengri Kağan'ın küçük yaşta olması devlet yönetiminde yeterli otorite kurmasını engelledi. Bunun üzerine annesi, Tonyukuk'un kızı Po-fu Hatun, vezir Yü-ssu Tarkan ile iş birliği yaparak yönetimde belirleyici hâle geldi. Ancak bu ittifak diğer boylar ve devlet ileri gelenlerinin desteğini sağlayamadı.
 
=== Devlet Yönetiminde Otorite Mücadelesi ===
Tengri Kağan hükümdarlık unvanını taşımakla birlikte devlet yönetiminde belirleyici bir rol üstlenemedi. Ülkenin doğu ve batı kanatları, sırasıyla Sol Şad ile Sağ Şad unvanını taşıyan iki amcasının idaresindeydi. Başarılı yönetimleri sayesinde her iki şad da kumandanlar ve özellikle genç askerler arasında büyük saygınlık kazanmıştı. Kağanın küçük yaşta olması ve Po-fu Hatun ile Yü-ssu Tarkan'ın yönetimde nüfuzlarını artırma girişimleri ise merkezî otoriteyi giderek zayıflattı.
 
740 yılında Tang İmparatoru Hsüan Tsung, Tengri Kağan'ın hükümdarlığını resmen tanıdı. Aynı dönemde Tengri Kağan ile annesi, nüfuzları giderek artan iki şadı kendileri için tehdit olarak görmeye başladı. Bu nedenle önce batı kanadını yöneten Sağ Şad'a karşı harekete geçtiler. Düzenlenen bir komplo sonucunda Sağ Şad öldürüldü, ona bağlı kuvvetler de merkezî yönetime bağlandı.
 
Bu gelişmeyi öğrenen doğu kanadının yöneticisi Sol Şad P'an Kül Tegin, aynı akıbetin kendisini de beklediğini düşünerek harekete geçti. Tengri Kağan'ı öldürdü ve Bilge Kağan'ın oğullarından birini tahta çıkardı. Ancak devlet ileri gelenleri ile boyların önemli bir kısmının desteğini sağlayamadı. Bundan yararlanan Basmıllar P'an Kül Tegin'i yenilgiye uğrattı; kuvvetlerini kaybeden P'an Kül Tegin tek başına kaçmak zorunda kaldı.
 
=== Taht Mücadelelerinin Derinleşmesi ===
P'an Kül Tegin'in yenilgisinin ardından II. Göktürk Kağanlığı'ndaki taht mücadeleleri daha da şiddetlendi. Onun tahta çıkardığı hükümdar Kutlug Yabgu tarafından öldürüldü. Kutlug Yabgu, Bilge Kağan'ın diğer oğullarından birini kağan ilan ettiyse de kısa süre sonra onu da ortadan kaldırarak kendisini hükümdar ilan etti.
 
Tang Hanedanı bu karışıklıkları yakından izliyordu. İmparator Hsüan Tsung, Sun Lao-nu'yu Uygur, Karluk ve Basmıl boylarına elçi olarak göndererek onları Göktürk Kağanlığı'ndan ayrılmaya ve Çin'e yaklaşmaya teşvik etti. Bunun sonucunda Çin'in desteğini alan Basmıl, Karluk ve Uygurlar, merkezî otoritenin zayıflamasından yararlanarak II. Göktürk Kağanlığı'na karşı ayaklandılar.
 
İsyancı boylar önce Kutlug Yabgu'yu öldürdü, ardından kendi aralarında yeni bir idarî düzen kurdu. Basmıl hükümdarı Chieh-tie-i-shih kağan ilan edilirken sağ ve sol kanat yabgulukları Karluklar ile Uygurlar arasında paylaştırıldı. Daha sonra üç boy birlikte Tang sarayına elçi göndererek yeni durumu bildirdi. Böylece Göktürk Devleti'ne karşı kurulan ittifak ile Tang Hanedanı arasındaki ilişkiler resmiyet kazandı.
 
=== Çin'in Boylar Arasındaki Mücadeleden Yararlanması ===
II. Göktürk Kağanlığı'nda yaşanan taht mücadeleleri ve iç karışıklıklar, Tang Hanedanı'nın kuzey siyasetinde daha etkin bir rol üstlenmesine zemin hazırladı. İmparator Hsüan Tsung, kuzey sınırındaki Ling eyaletine Wang Chung-ssu'yu tayin etti. Kendini kanıtlamak isteyen Wang Chung-ssu, önce Sang-kan Irmağı çevresinde yaşayan Hsi ve Nu-chie topluluklarını yenilgiye uğrattı. Çok sayıda esir alarak kuzeydeki diğer boylara gözdağı verdikten sonra geniş katılımlı bir toplantı düzenledi.
 
Kutlug Yabgu'nun öldürülmesinin ardından yaşanan karışıklıklardan yararlanan Wang Chung-ssu, Gobi Çölü'nün güneyine kadar ilerleyerek Göktürk toplulukları üzerindeki baskısını artırdı.
 
== Ozmış Kağan ==
Kutlug Yabgu'nun ölümünden sonra Basmıl, Uygur ve Karluk saldırılarından kurtulabilen Göktürk toplulukları, eski Doğu Kanadı Şadı P'an Kül Tegin'in oğlunu '''Ozmış Kağan''' unvanıyla hükümdar ilan ettiler.
 
Ancak Wang Chung-ssu'nun Gobi Çölü'ne kadar ilerlemesi, yeni kağanın durumunu daha da zorlaştırdı. Siyasi hâkimiyetinin ve askerî gücünün büyük ölçüde zayıfladığını gören Ozmış Kağan, bir ara Tang imparatorunu ziyaret ederek bağlılığını bildirmeyi düşündü. Daha sonra bu düşüncesinden vazgeçince Wang Chung-ssu onu ele geçirmek için harekete geçti.
 
Çinli kumandan doğrudan saldırmak yerine Basmıl, Karluk ve Uygur kuvvetlerini Ozmış Kağan'ın üzerine gönderdi. Yenilgiye uğrayan Ozmış Kağan geri çekilmek zorunda kaldı. Bunun ardından Wang Chung-ssu da harekete geçerek kağanı takip etti ve batı kanadındaki kuvvetlerini bozguna uğrattı.
 
=== Çin'e Sığınmalar ===
Art arda yaşanan yenilgiler ve hanedan içindeki mücadeleler, Göktürk ileri gelenleri arasında Çin'e sığınmaları hızlandırdı.
 
Ozmış Kağan'ın batı kanadı yabgusu A-pu-ssu, Batı Şadı Ko-la-to, Kapgan Kağan'ın torunu Po-te-chih Tegin, Bilge Kağan'ın kızı Ta-lo Prenses, İ-jan Kağan'ın eşi Bilge Yü-sai-fu ile Tengri Kağan'ın kızı Yü-chu-kung Prenses ve binden fazla çadırdan oluşan topluluk Tang Devleti'ne sığındı.
 
Bu göç, zaten zayıflamış olan II. Göktürk Kağanlığı'nın nüfusunu ve siyasî gücünü daha da azalttı. Tang İmparatoru Hsüan Tsung, sığınanları büyük bir memnuniyetle karşıladı. Hua-wu-lou Köşkü'nde onlar için bir şölen düzenletti; çeşitli hediyeler verilmesini emretti. Ayrıca geçimlerini sağlayabilmeleri için büyük miktarda un tahsis edildi ve statülerine uygun resmî unvanlar verildi.
 
Bu gelişmeler, Tang Hanedanı'nın yalnızca askerî değil, diplomatik ve idarî yöntemlerle de Göktürk hanedanını kendi nüfuzu altına çekmeye çalıştığını göstermektedir.
 
=== Ozmış Kağan'ın Ölümü ===
Tang yönetimi, Ozmış Kağan'ı tamamen etkisiz hâle getirmek amacıyla yeni bir harekât hazırladı. Wang Chung-ssu, Basmıl, Karluk ve Uygur boylarını ortak hareket etmeye ikna ederek Ozmış Kağan'a karşı müşterek bir saldırı planı oluşturdu.
 
İttifak kuvvetleri To-lo-ssu Kalesi yönünde ilerledikten sonra K'un Irmağı boyunca harekâtlarını sürdürerek Ozmış Kağan'ın üzerine yürüdü. Yapılan savaşta Ozmış Kağan öldürüldü. Böylece Wang Chung-ssu, doğrudan savaşa girmeden müttefik Türk boylarını kullanarak amacına ulaştı.
 
Aynı dönemde kuzey sınırındaki savunma düzenini de güçlendiren Wang Chung-ssu, Çin Seddi üzerindeki Ta-t'ung ve Ching-pien kalelerini birbirine bağlayan tahkimat çalışmaları yürüttü. Böylece kuzeyden gelebilecek saldırılara karşı sınır savunmasını güçlendirmeyi hedefledi.
 
Ozmış Kağan'ın kesilen başı Tang başkenti Ch'ang-an'a gönderildi.
 
== Son Göktürk Kağanı ==
Ozmış Kağan'ın ölümüne rağmen Göktürk toplulukları mücadeleyi bırakmadı. Hayatta kalanlar, Ozmış Kağan'ın oğlu Pai-mei'i kağan ilan ederek devleti yeniden toparlamaya çalıştılar.
 
Tang İmparatoru Hsüan Tsung ise Göktürk Kağanlığı'nı kesin olarak ortadan kaldırmak amacıyla Wang Chung-ssu'yu yeniden görevlendirdi. Çin ordusu Sa-ho-nei Dağı çevresinde Pai-mei Kağan'ın doğu kanadını yöneten A-po Tarkan'a bağlı on bir boyu yenilgiye uğrattı; ardından batı kanadındaki kuvvetlere yönelerek harekâtını sürdürdü.
 
Bu sırada Göktürk Kağanlığı'na karşı birlikte hareket eden Basmıl, Karluk ve Uygur boyları arasında anlaşmazlık çıktı. Daha önce kağan ilan edilen Basmıl hükümdarı Chieh-tie-i-shih, Uygurlar ile Karluklar tarafından öldürüldü. Bunun üzerine Uygur hükümdarı Ku-li Pei-lo kendisini Kutlug Boyla Kül Kağan ilan ederek durumu bildirmek üzere Tang sarayına bir elçi gönderdi.
 
Böylece Uygur Devleti resmen kurulurken, yaklaşık iki yüzyıl boyunca Göktürk devlet geleneğinin merkezi olan Ötüken de Uygurların hâkimiyetine geçti.
 
=== II. Göktürk Kağanlığı'nın Yıkılışı ===
745 yılının başlarında Ötüken'deki hâkimiyetini pekiştiren Uygur Kağanı, son Göktürk hükümdarı Pai-mei Kağan'ın üzerine yürüdü. Yapılan savaşta Pai-mei Kağan yenilerek öldürüldü. Kesilen başı, babası Ozmış Kağan'ın başında olduğu gibi Tang başkentine gönderildi.
 
Pai-mei Kağan'ın ölümünün ardından Bilge Kağan'ın hatunu ile hayatta kalan son Göktürk toplulukları Tang Devleti'ne sığındı.
 
Böylece 682 yılında Kutlug Kağan tarafından yeniden kurulan II. Göktürk Kağanlığı, yaklaşık altmış üç yıllık hâkimiyetin ardından 745 yılında tarih sahnesinden çekildi. Ötüken merkezli bozkır hâkimiyeti ise Uygur Kağanlığı'na geçti.
 
== Göktürk Hanedanının Sonraki İzleri ==
Son Göktürk hükümdarı Pai-mei Kağan'ın öldürülmesi ve kesik başının Tang başkentine gönderilmesiyle Göktürk hanedanının siyasî varlığı sona erdi. Hanedan mensuplarının önemli bir bölümü daha önce Tang Devleti'ne sığınmış, Ötüken çevresinde uzun yıllar süren iç mücadeleler boyların dağılmasına yol açmıştı. Aynı dönemde Uygurlar, Basmılları yenilgiye uğratarak Büyük Uygur Kağanlığı'nı kurdu. Böylece Göktürk hanedanından herhangi bir kişinin devleti yeniden kurabilmesi mümkün olmadı.
 
Bununla birlikte Göktürk adı sonraki yüzyıllarda tamamen ortadan kalkmadı. Çin kaynaklarında hanedan mensupları ile çeşitli Göktürk topluluklarına dair kayıtlara rastlanmaktadır. Bunların ilki, Kapgan Kağan'ın torunu A-pu-sse ile ilgilidir. A-pu-sse, 742 yılının sonlarında ülkedeki iç karışıklıklar sırasında Tengri Kağan'ın kızıyla birlikte Tang Devleti'ne sığınan topluluk arasında yer aldı. Tang İmparatoru Hsüan Tsung, bağlılığının karşılığı olarak kendisine Shuo-fang bölgesinde görev vererek Feng-hsin Prensi unvanını bahşetti.
 
Tang Devleti'ni sarsan An Lu-shan İsyanı sırasında A-pu-sse de karışıklıktan yararlanarak ayaklanmayı planladı. Daha sonra Çin sınırlarını terk ederek Gobi Çölü'nün kuzeyindeki eski yurduna döndü. 752 yılının ilkbaharında Çin sınırlarına saldırılar düzenleyip çeşitli yağmalarda bulundu. Ancak iki yıl sonra Beşbalık askerî valisi Ch'eng Chien-li tarafından yakalandı. Bazı kaynaklarda ise Karluk yabgusunun A-pu-sse'yi ele geçirerek Çin'e teslim ettiği belirtilmektedir. Tang başkentine götürülen A-pu-sse, imparatorun huzuruna çıkarıldıktan sonra Chu-ch'iou Caddesi'nde idam edildi.
 
756 yılında Tang hizmetine girerek generalliğe yükselen A-shih-na Ch'eng-ch'ing isyan ederek Ying-ch'uan bölgesini ele geçirdi; bölgenin muhafızı Hsie Yüan ile vali yardımcısı P'ang Chien'i esir aldı. Ancak sonraki faaliyetleri hakkında kaynaklarda bilgi bulunmamaktadır. 764 yılında ise liderleri belirtilmeyen başka bir Göktürk topluluğu Feng eyaletine saldırarak bölgenin muhafız generali Ma Wang'ı öldürdü.
 
Göktürk adına IX. yüzyılda da Çin kaynaklarında rastlanmaktadır. 837 yılında Chen-wu bölgesinde yaşayan yaklaşık yüz elli çadırlık bir Göktürk topluluğu ayaklanarak tarım alanlarını ve çiftçileri yağmaladı. Çinli kumandan Liou Mien tarafından yenilgiye uğratılan bu topluluk etkisiz hâle getirildi. 847 yılında aynı bölgede yaşayan Göktürkler tüccarlara ve vergi olarak toplanan pirinçlere saldırdı. Bölgenin yöneticisi Shih Hsien-chung bu toplulukları da mağlup ederek yeniden tehdit oluşturmalarını engelledi.
 
Göktürkler yaklaşık seksen yıl sonra Beş Hanedan döneminde yeniden Çin kaynaklarında görünmektedir. 925 yılının ilkbaharında Hun-chie-lou başkanlığındaki bir elçilik heyeti Çin sarayına kendi ülkelerine ait hediyeler sundu. Aynı yılın kışında Göktürkler, Hsi ve Tu-hun topluluklarıyla birlikte yeniden elçi gönderdiler. Bu dönemde Çin İmparatoru Ming-tsung, Po-ssu-ma-p'o'da Göktürk Tanrısı adına kurban sundu ve bozkır geleneklerine uygun bir tören yapılmasına izin verdi. Ertesi yıl Hun-chie-lou'nun ölümü üzerine düzenlenen cenaze töreni de Çin yönetimince onaylandı. Bu sırada Göktürklerin başında bulunan Chang Mu-chin de Çin sarayına elçiler göndermeyi sürdürdü. 931 yılında Tu-a-shu adlı Göktürk elçisi İmparator Ming-tsung'u ziyaret etti. Tang Hanedanı'nın ardından kurulan Sonraki Chin Hanedanı döneminde de diplomatik ilişkiler devam etti ve 941 yılının sonbaharında Göktürk elçisi Hsüe T'ung-hai Sonraki Chin başkentine giderek resmî temaslarda bulundu.
 
941 yılı, Çin kaynaklarında Göktürklerin elçi gönderdiğinin kaydedildiği son tarihtir. Pai-mei Kağan'ın 745 yılındaki ölümünden sonra Çin'e sığınan Göktürk toplulukları uzun süre kimliklerini korumuş, zaman zaman ayaklanmalar düzenlemiş ve Beş Hanedan döneminde Çin devletleriyle diplomatik ilişkilerini sürdürmüştür. Ancak askerî güçleri ve sonraki akıbetleri hakkında kaynaklar yeterli bilgi vermemektedir. Çin kayıtlarına göre askerî valilerinin ortadan kaybolmasının ardından onlar hakkında düzenli kayıt tutulmamış, böylece tarih sahnesindeki izleri de sona ermiştir.

17.32, 2 Ağustos 2026 itibarı ile sayfanın şu anki hâli

II. Göktürk Kağanlığı, 682 yılında Kutlug Kağan'ın önderliğinde Doğu Göktürk Devleti'nin yeniden bağımsızlığını kazanmasıyla kurulan ve 744 yılına kadar Orta Asya bozkırlarına hâkim olan Türk devletidir. Çin egemenliğine son vererek Göktürk siyasi birliğini yeniden tesis eden bu devlet, İlteriş Kutlug Kağan, Kapgan Kağan ve Bilge Kağan dönemlerinde en güçlü devrini yaşamış; askerî başarılarının yanı sıra gelişmiş devlet teşkilatı, diplomatik faaliyetleri ve Orhun Yazıtları gibi Türk tarihinin en önemli yazılı miraslarını bırakmasıyla Türk siyasi ve kültür tarihinde kalıcı bir yere sahip olmuştur.

Bağımsızlık Mücadelesinin Gelişimi

Doğu Göktürk Kağanlığı'nın 630 yılında yıkılmasının ardından Türk boyları yaklaşık elli yıl Tang Hanedanı'nın hâkimiyeti altında yaşadı. Çin yönetimi, Göktürkleri askerî valiliklere ayırarak boy reislerini kendi idaresine bağladı ve ortak hareket etmelerini önlemeye çalıştı. Buna rağmen bağımsızlık düşüncesi ortadan kalkmadı.

İlk büyük ayaklanma 679 yılında A-shih-te Wen-fu ile A-shih-te Feng-chih önderliğinde başladı. Göktürk hanedanından A-shih-na Ni-shu-fu kağan ilan edildi. Kısa sürede genişleyen isyan, Çin ordusuna ağır kayıplar verdirdiyse de P'ei Hsing-chien kumandasındaki kuvvetler tarafından bastırıldı. Ni-shu-fu öldürüldü, isyancılar dağıldı.

Bunun ardından A-shih-te Wen-fu, bu defa A-shih-na Fu-nien'i kağan ilan ederek mücadeleyi yeniden başlattı. Başlangıçta bazı başarılar elde edilmesine rağmen Çin'in uyguladığı siyasî tedbirler, iç anlaşmazlıklar ve kıtlık nedeniyle bu girişim de başarısız oldu. Teslim olmaları hâlinde bağışlanacakları vaat edilmesine rağmen Fu-nien, Wen-fu ve elli dört Göktürk beyi Ch'ang-an'da idam edildi.

Kutlug Kağan Dönemi

Fu-nien'in 681 yılındaki yenilgisinden sonra Çin kuvvetlerinden kurtulabilen Göktürk toplulukları Çogay-kuzı bölgesine çekildi. Göktürk hanedanına mensup Kutlug da burada etrafında kuvvet toplamaya başladı. Dokuz Oğuzlara düzenlediği akınlarla askerî gücünü artıran Kutlug, uygun şartlar oluşunca 682 yılında bağımsızlığını ilan ederek II. Göktürk Kağanlığı'nı kurdu.

Kutlug, hükümdarlığında İlteriş Kağan unvanını kullandı. Devlet teşkilatını yeniden düzenleyerek kardeşi Mo-ch'o'yu (Kapgan) şad, Tuo-hsi-fu'yu ise yabgu tayin etti. Böylece yaklaşık yarım asır süren Tang hâkimiyeti sona ermiş ve Göktürk Devleti yeniden tarih sahnesine çıkmıştır.

Tonyukuk’un Kutlug’a Katılması

Ch'an-yü askerî valiliğinde Tang yönetimi adına görev yapan A-shih-te Yüan-chen, vali yardımcısı Wang Pen-li tarafından tutuklandı. Kutlug'un Çin topraklarına akınlar düzenlemeye başlaması üzerine affedilerek eski görevine iade edildi. Serbest kaldıktan sonra önce kendi boyuna dönen Yüan-chen, daha sonra Kutlug'un yanına katıldı. Çin kaynaklarında A-shih-te Yüan-chen'in, Orhun Yazıtları'nda adı geçen Tonyukuk ile aynı kişi olduğu kabul edilmektedir. Zekâsı, askerî tecrübesi ve devlet idaresindeki kabiliyeti sebebiyle Kutlug tarafından Apa Tarkan unvanıyla görevlendirilen Tonyukuk, ordunun teşkilatlanması ve askerî işlerin yürütülmesinde başlıca danışmanı oldu. Böylece 679 ve 681 yıllarındaki bağımsızlık hareketlerinde de önemli rol oynayan A-shih-te ailesi, II. Göktürk Kağanlığı'nın kuruluşunda bir kez daha belirleyici bir konuma yükseldi.

Oğuzlarla Mücadele

Göktürk Devleti yeniden teşkilatlanırken Oğuz ülkesinden gelen bir kişi, Tonyukuk'a Dokuz Oğuzların bir kağan seçtiğini, Çin'e General Ku'yu, Kıtanlara ise Tongra Eşim'i elçi olarak gönderdiklerini bildirdi. Dokuz Oğuz kağanı, Kutlug'un cesareti ve Tonyukuk'un devlet idaresindeki yeteneği sayesinde Göktürklerin kısa sürede güç kazandığını, bu nedenle Çin, Kıtan ve Oğuzların birlikte harekete geçmesi gerektiğini ileri sürüyordu. Hazırlanan plana göre Kıtanlar doğudan, Çin orduları güneyden, Oğuzlar ise kuzeyden saldırarak Göktürkleri ortadan kaldıracaktı.

Bu haber üzerine Tonyukuk, düşman ittifakı kurulmadan önce harekete geçmenin zorunlu olduğunu belirtti. Kutlug'un görevlendirmesiyle ordunun başına geçen Tonyukuk, Kök Öng Irmağı'nı aşarak Ötüken yönünde ilerledi. Dokuz Oğuz kuvvetleri İnekler Gölü ile Tola Irmağı arasında Göktürk ordusunu karşıladı. Yaklaşık altı bin kişilik Oğuz ordusuna karşı iki bin kişilik Göktürk kuvveti kesin bir zafer kazandı. Savaşın ardından Dokuz Oğuzlara bağlı diğer topluluklar da Kutlug Kağan'ın hâkimiyetini tanıdı.

Çin’e Düzenlenen Akınlar

Kutlug ile Tonyukuk, aynı yıl Ping eyaletine saldırarak Ch'an-yü askerî valiliğine bağlı bölgelere akınlar düzenledi. Bu sırada Lan eyaletinin askerî valisi Wang Te-mao öldürüldü. Ardından Ting eyaletine yönelen Göktürk kuvvetleri şehri yağmaladı. Bölgenin savunmasıyla görevlendirilen askerî vali Yüan-kui, Kutlug'un ordusuyla savaşmayı göze alamadı. Şehrin kapılarını açtırıp surlara sancak astırmasına rağmen Göktürkler bunun bir tuzak olduğunu düşünerek içeri girmedi ve geri çekildi. Bu olaydan sonra Çin adına çalışan Li Chia-yün ve taraftarları Yüan-kui tarafından ortadan kaldırıldı.

Göktürk akınları daha sonra Kui eyaleti ile Ch'an-yü askerî valiliği üzerine yoğunlaştı. Ch'an-yü kuşatılarak askerî vali Chang Hsing-shih öldürüldü; ardından Wei eyaletine girilerek askerî vali Li Ssu-chien ortadan kaldırıldı. Feng eyaletine yapılan sefer sırasında ise askerî vali Ts'ui Chih-pien, Chiao-na Dağı'nda esir alındı.

Hsie Jen-kui ile Yapılan Savaş

Tang İmparatoru, Tonyukuk'un kumandasındaki Göktürk kuvvetlerini durdurmak amacıyla Tai bölgesinin askerî valisi Hsie Jen-kui'yi görevlendirdi. Tonyukuk, daha önce öldüğünü sandığı Hsie Jen-kui'nin gerçekten ordunun başında bulunduğuna inanmayarak bunun bir Çin hilesi olduğunu düşündü. Ancak Hsie Jen-kui miğferini çıkarıp kendisini gösterince Çin ordusu ani bir saldırı başlattı. Göktürkler ağır bir yenilgiye uğradı; savaşta on bin kişi öldü, yirmi binden fazla kişi esir düştü, otuz bin baş deve, at, sığır ve koyun da Çinlilerin eline geçti. Bu zaferin ardından Çin ordusunun Göktürklere karşı kayda değer başka bir askerî başarısı görülmedi.

Feng Eyaleti Üzerindeki Tartışmalar

Göktürk akınlarının Tang İmparatorluğu'nun kuzey sınırlarında yoğunlaşması ve birçok Çinli kumandanın öldürülmesi veya esir alınması sarayda endişeye yol açtı. Yapılan görüşmelerde Feng eyaletinin boşaltılarak Göktürklere bırakılması önerildi. Ancak devlet adamı Tang Hsiu-ching, bölgenin eski dönemlerden beri Çin toprağı olduğunu, halkın yeniden güneye göç ettirilmesinin sakıncalı sonuçlar doğuracağını savununca bu düşünceden vazgeçildi.

683 yılının sonunda Tang yönetimi, Ch'eng Wu-t'ing'i Ch'an-yü Genel Askerî Valiliği'ni yeniden denetim altına almakla görevlendirerek kuzey sınırındaki savunma hazırlıklarını hızlandırdı. Buna rağmen Kutlug'un kuvvetleri 684'te Shuo, 685'in başlarında ise Tai eyaletlerine akınlar düzenleyerek Çin'in iç kesimlerine kadar ilerledi. Göktürkleri durdurmakla görevlendirilen General Shun-yü Ch'u-p'ing, Hsin eyaletinde ağır bir yenilgiye uğradı ve savaşta beş binden fazla Çin askeri öldü. Aynı yıl Yen-jan başkumandanlığına getirilen Wei Shih-chia da herhangi bir başarı elde edemeden bir yıl sonra geri döndü.

Göktürk akınları 686 yılında da sürdü. Bunun üzerine İmparatoriçe Wu, Büyük General Hei-ch'ih Ch'ang-chih'yı bölgeye gönderdi. Liang-chih'de yapılan ilk çarpışmada Göktürkler geri çekildi; ancak gece yeniden ortaya çıkınca Çin kuvvetleri sayıca üstün düşmanla açık savaşa girmekten kaçındı. Hei-ch'ih Ch'ang-chih karargâhta büyük ateşler yaktırarak takviye kuvvetlerinin geldiği izlenimini oluşturdu. Bu hileye kanan Göktürkler geri çekilince Çin ordusu çatışmaya girmeden tehlikeyi bertaraf etti.

Çin’in Karşı Tedbirleri

687 yılının başında Kutlug, Ch'ang-p'ing bölgesine akın düzenledi ve burada Hei-ch'ih Ch'ang-chih kumandasındaki Çin ordusuyla karşılaştı. Kısa süre sonra Kutlug ile Tonyukuk'un Shuo eyaletine yaptıkları yeni akın sırasında Hei-ch'ih Ch'ang-chih, Li To-cha ve Wang Chiu-yen'in de katıldığı Çin kuvvetleri, Shuo çevresindeki savaşta Göktürkleri geri çekilmek zorunda bıraktı. Ancak Çin ordusu bu başarıdan yararlanamadı. Kuzeye düzenlenen takip harekâtında öncü birliklerin kumandanı Ts'uan Pao-pi, destek kuvvetlerini beklemeden saldırıya geçince Göktürklerin baskınına uğradı ve ordusu imha edildi. Kendisi güçlükle kaçabildi.

Bu yenilginin ardından İmparatoriçe Wu, Ts'uan Pao-pi'yi cezalandırıp Hei-ch'ih Ch'ang-chih'ı görevden aldı. Ayrıca Kutlug'a duyduğu tepki sebebiyle Çin kaynaklarında onun adının "kısa ömürlü Kutlug" anlamındaki Pu-tsu-lu şeklinde yazılmasını emretti.

Çin kaynaklarında Kutlug'un faaliyetlerine dair 688 yılına ait bilgi bulunmamaktadır. 689'da ise Göktürklere karşı yeni bir sefer hazırlandı ve Hsin-p'ing-tao ordusunun başına Budist rahip Hsie Huai-i getirildi. Ts'u Irmağı'na kadar ilerleyen bu ordu Göktürklerle karşılaşamadı. Aynı yıl düzenlenen ikinci seferin sonucu ise kaynaklarda belirtilmemektedir.

Kutlug Kağan’ın Ölümü

Tonyukuk'un 689 yılında Türgişlere karşı yürüttüğü seferden yaklaşık iki yıl sonra Kutlug Kağan hastalanarak öldü. Kaynaklara göre hükümdarlığı sırasında Çinlilerle on yedi, Kıtanlarla yedi, Oğuzlarla ise beş kez savaştı.

Kutlug, II. Göktürk Kağanlığı'nı yeniden kurarak Ötüken merkezli Göktürk hâkimiyetini ihya etti. Tonyukuk'un desteğiyle Dokuz Oğuzların Çin ve Kıtanlarla kurmaya çalıştığı ittifakı etkisiz bıraktı; Ötüken ve Altaylar arasındaki Türk boylarını yeniden kağanlık bünyesinde topladı. Hükümdarlığı boyunca Tang İmparatorluğu'nun kuzey sınırlarına düzenlenen akınlarla devletin askerî ve siyasî gücü sağlamlaştırıldı. Kutlug Kağan 691 yılının sonunda öldü.

Kapgan Kağan Dönemi

Kutlug Kağan'ın 692 yılında ölümü üzerine II. Göktürk Kağanlığı tahtına kardeşi Kapgan geçti. Kutlug'un oğulları Bilge ile Kül Tegin'in yaşlarının küçük olması nedeniyle hükümdarlığı Kapgan üstlendi. Çin kaynaklarının bir kısmında Kapgan'ın tahtı zorla ele geçirdiği ileri sürülürken, Tzu-chih T'ung-chien'de yalnızca kendisini kağan ilan ettiği belirtilir. Orhun Yazıtları ise onun töre gereğince tahta çıktığını kaydeder. Göktürklerde hükümdarlığın her zaman babadan oğula geçmemesi ve hanedanın en güçlü üyesinin kağan olabilmesi dikkate alındığında, Kapgan'ın tahta çıkışı bozkır veraset geleneğine uygundur. Kapgan, tahta çıktıktan sonra ağabeyi Kutlug adına Baz Kağan'ın balbalını diktirdi. Çin kaynaklarında hükümdarlık unvanı olarak geçen Kapgan, "fatih" anlamına gelir; Tonyukuk Yazıtı'nda ise Bögü adıyla anılır. Yirmi dört yıl süren hükümdarlığı sırasında II. Göktürk Kağanlığı en geniş sınırlarına ulaşmış ve çok sayıda Türk topluluğu yeniden Göktürk hâkimiyeti altına girmiştir.

Kapgan Kağan, tahta çıktıktan sonra Kutlug döneminde izlenen siyaseti sürdürerek II. Göktürk Kağanlığı'nın askerî ve siyasî gücünü artırmaya yöneldi. Çin'e karşı akınlarını devam ettirirken Göktürk hâkimiyetini Orta Asya'nın farklı bölgelerine yaymaya çalıştı.

693 yılının sonlarında Ling eyaletine düzenlediği akında bölgeyi yağmaladı ve Çinli general Li To-tsu'yu mağlup etti. Aynı dönemde Batı Göktürk sahasında Çin'e karşı Tibetlilerle iş birliği yapan A-shih-na Suei-tsu ile Tokmak (Sui-ye) kumandanı Ni-shu Erkin'in girişimleri de Çin kuvvetleri tarafından başarısızlığa uğratıldı.

Kapgan'ın akınları üzerine İmparatoriçe Wu, Budist rahip Hsie Huai-i'yi büyük bir ordunun başında Göktürklere karşı sefere gönderdi. Ancak Çin ordusu Göktürklerin ana kuvvetleriyle karşılaşamayınca harekât sonuçsuz kaldı. Bunun ardından kuzey sınırındaki savunma güçlendirildi ve Wang Hsiao-chie, Shuo-fang bölgesi harekât ordusunun başkumandanlığına getirildi.

695 yılında Kapgan Kağan, Çin sarayına bir elçi göndererek dostane ilişkiler kurulmasını teklif etti. İmparatoriçe Wu bu girişimi olumlu karşılayarak kendisine Sol Muhafızları Büyük Generali ve Ülkeye Dönen Dük unvanlarını verdi, ayrıca beş bin top ipek gönderdi. Buna rağmen iki devlet arasındaki siyasî ve askerî rekabet devam etti.

Çin'in Baskı Altına Alınması

695 yılından sonra Çin'in kuzeydoğusunda yaşayan Kitanlar Tang Hanedanı'na karşı ayaklandı. 696 yılının beşinci ayında Sung-mo askerî valisi Li Chin-chung ile Kui-ch'eng askerî valisi Sun Wan-lao, Ying eyaletine saldırarak askerî tesisleri tahrip etti ve eyalet valisi Chao Wen-kuei'yi öldürdü.

Tang yönetiminin isyanı bastırmakta zorlanmasını fırsata çeviren Kapgan Kağan, Çin sarayına gönderdiği haberle Kitanları itaat altına alabileceğini, bunun karşılığında ise Çin'in iç bölgelerine yerleştirilen Türk topluluklarının Göktürk ülkesine geri gönderilmesini istedi. İmparatoriçe Wu bu talebi kabul ederek elçisi Yen Chih-wei'yi "İyi Reform Yapan Kağan" unvanını vermek ve anlaşmayı bildirmek üzere Göktürk ülkesine gönderdi.

Aynı yılın sonbaharında Göktürkler Liang eyaletine akın düzenleyerek askerî vali Hsü Ch'in-ming'i esir aldı. Ardından Tonyukuk kumandasındaki Göktürk ordusu Kögmen Dağları'nı aşarak Anı Irmağı kıyısında Kırgızları ani bir baskınla yenilgiye uğrattı. Kırgız hükümdarı öldürüldü ve Kırgızlar Göktürk hâkimiyetini kabul etti.

Kapgan daha sonra On Oklar üzerine sefer hazırlıklarına başladıysa da hatununun ölümü nedeniyle düzenlenen yas töreni sebebiyle geri döndü. Kitan isyanının bastırılması ve Çin'deki Türk topluluklarının geri gönderilmesinin ardından İmparatoriçe Wu, kendisine İlteriş Büyük Ch'an-yü ile Millî Davasında Başarılı Kağan unvanlarını vermek üzere elçiler gönderdi.

Ancak elçilik heyeti Göktürk ülkesine ulaşmadan önce Kapgan, 697 yılının başlarında yeniden Çin topraklarına akın düzenledi. Ling ve Sheng eyaletlerine yapılan saldırılarda sınır birlikleri yenilgiye uğratıldı, çok sayıda kişi öldürüldü veya esir alındı; Ping ordusu kumandan yardımcısı An Tao-mai de mağlup edildi. Bu sırada Çin'deki siyasî gelişmeleri yakından izleyen Kapgan, Tang Hanedanı'nın iç durumunu Çin'e karşı izleyeceği siyasette değerlendirmeye başladı.

Çin ile Yapılan Diplomatik Girişimler

698 yılında Kapgan Kağan, Çin sarayına bir elçi göndererek kızıyla bir Tang hanedanı prensi arasında evlilik yoluyla akrabalık kurulmasını ve iki devlet arasında ittifak yapılmasını teklif etti. Bunun yanında Ch'an-yü Genel Askerî Valiliği topraklarının iadesini, Göktürk ülkesindeki Soğdlarla Feng, Sheng, Hsia, Shuo, Ling ve Tai eyaletlerinde yaşayan Türk topluluklarının kendisine bağlanmasını, ayrıca darı, demir ve tarım aletleri gönderilmesini istedi.

Tang sarayı bu talepleri reddederek elçi T'ien Kuei-tao'yu Göktürk ülkesine gönderdi. Kapgan, elçiyi öldürmeyi düşündüyse de Tonyukuk'un uyarısıyla bundan vazgeçti. Ardından Çin yönetimi tutumunu değiştirerek talep edilen Türk ve Soğd ailelerini kuzeye gönderdi; tarım aletleri, demir ve tohumluk darıyı da Göktürklere ulaştırdı. Bunun üzerine T'ien Kuei-tao serbest bırakıldı.

Evlilik meselesi yeniden gündeme gelince İmparatoriçe Wu, Kapgan'ın kızıyla evlenmek üzere kendi ailesinden Wu Yen-hsiou'yu Göktürk ülkesine gönderdi. Heyet Karakum'a ulaştığında Kapgan, damat adayının Tang hanedanından değil Wu ailesinden seçilmesini reddederek Çin tahtının meşru sahiplerinin Li hanedanı olduğunu belirtti ve gerekirse onların haklarını savunmak için Çin üzerine yürüyeceğini bildirdi. Ardından Wu Yen-hsiou ve beraberindekiler tutuklandı, Yen Chih-wei ise "Çin Kağanı" ilan edildi. Bu olay, Göktürk-Çin ilişkilerinde yeni bir gerginlik döneminin başlamasına yol açtı.

Çin'e Karşı Yeni Akınlar

Wu Yen-hsiou'nun "Çin Kağanı" ilan edilmesinin ardından Kapgan Kağan büyük bir orduyla Çin üzerine yürüdü. İlk olarak Ching-nan, P'ing-ti ve Ch'ing bölgelerindeki askerî birliklere saldırdı. Ching-nan ordusu kumandanı Mu-jung Hsüan-tse, emrindeki beş bin askerle birlikte teslim oldu. Ardından Göktürk kuvvetleri Kuei ve Tan eyaletlerini yağmaladı.

Bunun üzerine İmparatoriçe Wu, Wu Chung-kuei, Sha-to Chung-i ve Yen Ching-jung kumandasında büyük bir ordu hazırlattı. Ancak Çin kuvvetleri Kapgan'ın ilerleyişini durduramayınca Göktürkler Heng-you üzerinden yeniden Çin topraklarına girerek Wei eyaletine saldırdı, Fei-hu ilçesini tahrip etti ve Ting eyaletine kadar ilerledi. Bu sırada vali Sun Yen-kao öldürüldü, yerleşim yerleri yakılıp yıkıldı ve birçok köy boşaldı.

Akınların devam etmesi üzerine İmparatoriçe Wu, Kapgan'ı öldürene prenslik unvanı verileceğini ilan etti. Ayrıca Çin kaynaklarında kullanılan Mo-ch'o adını değiştirerek onun "Başı Kesik Kurt" anlamındaki Chan-ch'o adıyla anılmasını emretti.

Kapgan daha sonra Chao eyaletini ele geçirerek vali yardımcısı Kao Juei'yi öldürdü ve T'ang Po-jo'yu teslim olmaya mecbur bıraktı. Ardından Hsiang eyaletine giren Göktürk kuvvetleri burayı da yağmaladı.

Çin'e Gönderilen Mesaj

Kapgan Kağan, Tang yönetimini meşru hükümdar olarak tanımadığını göstermek amacıyla beraberindeki Çinli memurlara kendi rütbelerine uygun Çin unvanları ve resmî kıyafetler vererek ülkelerine gönderdi. Böylece Çin üzerindeki üstünlüğünü vurgulamayı amaçladı. Ancak İmparatoriçe Wu bu unvan ve kıyafetleri geçersiz ilan etti.

Kapgan, Çin sarayına gönderdiği mektupta daha önceki anlaşmalara uyulmadığını ileri sürdü. Gönderilen tohumluk darının pişirilmiş olması, altın ve gümüşün düşük ayarlı çıkması, Çinli memurlara verdiği resmî kıyafetlere el konulması ve kızının Tang hanedanından bir prens yerine İmparatoriçe Wu'nun ailesinden biriyle evlendirilmek istenmesi sebebiyle anlaşmanın bozulduğunu belirterek Ho-pei bölgesine yeniden sefer düzenleyeceğini bildirdi.

Kapgan, Çin heyetinde bulunan General P'ei Huai-ku'ya vezirlik teklif etti. Teklifi reddeden general tutuklandıysa da daha sonra kaçarak Çin'e dönebildi.

Tang Hanedanı'nın Yeniden Kurulması ve İlişkilerin Değişmesi

705 yılında İmparatoriçe Wu'nun devrilmesiyle Tang Hanedanı yeniden iktidara geldi ve Chung-tsung ikinci defa tahta çıktı. Bu gelişme, Göktürk-Çin ilişkilerinde yeni bir dönemin başlamasına yol açtı.

Yeni imparator, Kapgan Kağan ile bozulan ilişkileri düzeltmek amacıyla uzlaşmacı bir siyaset izleyerek tutuklu veya alıkonulan kişilerin serbest bırakılmasını sağladı ve diplomatik temasları yeniden başlattı. Kapgan da Wu ailesinin yönetimden uzaklaştırılmasını, daha önce savunduğu Tang hanedanının meşruiyetinin yeniden kabul edilmesi olarak değerlendirdi. Buna rağmen Çin üzerindeki askerî baskısını sürdürerek gerektiğinde sınır akınlarına devam etti.

Böylece iki devlet arasındaki ilişkiler, askerî mücadele ile diplomatik temasların birlikte yürütüldüğü yeni bir safhaya girdi.

Kitan ve Tatabı Seferleri

Kapgan Kağan, Çin ile ilişkilerini sürdürürken doğudaki Kitanlar ve Tatabılar üzerine de seferler düzenledi. Çin'in kuzeydoğusunda yaşayan bu topluluklar zaman zaman Tang Hanedanı ile iş birliği yapıyor, zaman zaman ise bağımsız hareket ediyordu.

Göktürk ordusu önce Kitanları ağır bir yenilgiye uğratarak hâkimiyet altına aldı, ardından Tatabılar üzerine yürüyerek onları da itaat altına soktu. Bu seferlerle II. Göktürk Kağanlığı'nın doğu sınırları güvence altına alınırken, Çin'in kuzeydoğudaki müttefikleri de büyük ölçüde etkisiz hâle getirildi.

Çin’de Veliaht Değişikliği

Kapgan Kağan'ın art arda düzenlediği akınlar karşısında zor durumda kalan İmparatoriçe Wu, daha önce geri planda tuttuğu Tang hanedanı mensubu Chung-tsung'u Sarı Irmak'ın kuzeyindeki kuvvetlerin başkumandanlığına getirdi. Ancak bu değişiklik Göktürk ilerleyişini durduramadı. Kapgan, Chao ve Ting eyaletlerini yağmalayarak yaklaşık 80-90 bin kişiyi esir aldı, ardından Wu-huei-tao üzerinden ülkesine döndü.

Çin kaynakları bu seferi kesin bir başarı olarak değerlendirmese de Göktürkler kuzey Çin'in geniş bir bölümüne ulaşarak önemli miktarda ganimet elde etti. Kapgan'ı durdurmakla görevlendirilen Sha-to Chung-i ile Li To-su çatışmaya girmeye cesaret edemezken, Ti Jen-chie'nin yüz bin kişilik takip harekâtı da sonuçsuz kaldı.

Bu seferlerin ardından II. Göktürk Kağanlığı yeniden en güçlü dönemlerinden birine ulaştı. Çin kaynaklarında ülkenin doğudan batıya yaklaşık on bin li genişliğinde olduğu, Kapgan'ın emrinde dört yüz bin asker bulunduğu ve çevredeki toplulukların büyük bölümünün Göktürk hâkimiyetini tanıdığı kaydedilmektedir.

Bu sırada Göktürk ülkesinden ayrılarak Çin'e dönen Yen Chih-wei, daha önce "Çin Kağanı" ilan edilmiş olması sebebiyle İmparatoriçe Wu'nun emriyle ailesiyle birlikte idam edildi.

Yeni İdarî Düzen

Kapgan Kağan, devletin hızla genişlemesi üzerine idarî teşkilatı yeniden düzenledi. Kutlug Kağan'ın başlattığı bağımsızlık hareketinden yaklaşık on altı yıl sonra II. Göktürk Kağanlığı geniş bir coğrafyaya hâkim olduğundan ülkenin farklı bölgelerinin yeni görevliler aracılığıyla yönetilmesi gerekli hâle gelmişti.

Bu kapsamda kardeşi Tu-hsi-fu'yu doğu kanadının şadı, Kutlug Kağan'ın oğlu Bilge'yi batı kanadının şadı olarak görevlendirdi. Kendi oğlu İnel'i ise iki şadın üzerinde yer alan Küçük Kağan unvanıyla tayin etti. Çin kaynaklarında Bögü ve Fu-chü adlarıyla da anılan İnel, Ch'u-mi-k'un'un da içinde bulunduğu On Ok boylarının idaresini üstlendi ve kendisine ayrıca T'o-hsi unvanı verildi.

Batı Yönündeki Seferler

Kapgan Kağan'ın Çin'e karşı doğuda yürüttüğü mücadele sürerken, batıda isyan eden Türgişler üzerine de sefer düzenlendi. Küçük Kağan İnel, Bilge Şad ve Tonyukuk kumandasındaki Göktürk ordusu Altay Dağları'nı aşarak Cungarya'daki Yarış Ovası üzerinden Bolçu'ya ulaştı ve Türgişleri ağır bir yenilgiye uğrattı. Bu zaferin ardından Türgişlere bağlı Nu-shih-pi ve To-lu boyları yeniden Göktürk hâkimiyetini tanıdı. Böylece Balkaş, İli, Issık Göl ve Talas çevresindeki Türk toplulukları yeniden II. Göktürk Kağanlığı'na bağlandı. Göktürk ordusu daha sonra Mâverâünnehir yönünde ilerleyerek Kengü Tarban, Otrar ve Arıs Irmağı çevresine kadar akınlar düzenledi. Aynı dönemde Bilge Şad, Tangutlar üzerine bir sefer gerçekleştirerek çok sayıda esir ve ganimet ele geçirdi.

Çin’e Yönelik Yeni Akınlar

Kapgan Kağan, Lung-you bölgesine düzenlediği akında on binden fazla at ele geçirerek ülkesine döndü. Bunun üzerine Tang yönetimi kuzey sınırındaki askerî teşkilatı yeniden düzenledi. Wei Yüan-chung, Ling-wu bölgesi harekât ordusunun; Hsiang Wan-tan ise T'ien-ping bölgesi kuvvetlerinin başına getirildi.

Bilge ile Kül Tegin'in de katıldığı sonraki seferde Kül Tegin, Çinli kumandan Wei Yüan-chung'u esir alarak Kapgan Kağan'ın huzuruna çıkardı. Başarı sağlayamayan Çin kuvvetleri geri çekilirken, Göktürk ordusu da akınlarını tamamlayarak 701 yılında ülkesine döndü.

Tonyukuk’un Batı Seferi

Batı yönündeki Göktürk harekâtı devam ederken Tonyukuk, İnel ve Bilge'nin kumandasındaki ordu Seyhun'u geçerek Mâverâünnehir'deki Kızılkum Çölü'ne ulaştı. İnel Kağan kuvvetlerin bir kısmıyla burada kalırken, Tonyukuk güneye ilerleyerek Türgiş hükümdarı So-ke'nin idaresindeki Soğdları hâkimiyet altına aldı. Ek-Tağ'ı aşan Göktürk ordusu, 701 yılında Demir Kapı'ya kadar ilerledi.

702 Yılı Çin Seferi

702 yılının ilkbaharında Kapgan Kağan, Yen ve Hsia eyaletlerine akın düzenleyerek yüz bin at ve koyun ele geçirdi. Ardından Shih-ling üzerinden Ping eyaletini kuşattı. İmparatoriçe Wu'nun aldığı savunma tedbirlerine rağmen Çin orduları Göktürklerle çatışmaya cesaret edemedi. Bunun üzerine Göktürk kuvvetleri Tai ve Hsin bölgelerine girerek buraları da yağmaladı.

Yeni Evlilik İttifakı Girişimi

703 yılında Kapgan Kağan, Çin'e yönelik akınlarını durdurarak diplomatik girişimlere yöneldi. Baga Tarkan'ı elçi olarak Çin sarayına gönderip yeni bir evlilik ittifakı teklif etti. Bu kez damadın yalnızca Tang hanedanına mensup olması değil, aynı zamanda veliahtın oğlu olması şartını ileri sürdü.

İmparatoriçe Wu'nun teklifi kabul etmesinin ardından Kapgan, ileri gelen devlet adamlarından İ-li-t'an-kan'ı bin seçkin atla birlikte Çin sarayına göndererek teşekkürlerini iletti. Göktürk elçisi onuruna Su-yü-t'ing'de bir kabul töreni düzenlendi; kendisine çeşitli hediyeler verildikten sonra ülkesine dönmesine izin verildi. Kapgan da buna karşılık daha önce Göktürk ülkesinde tutulan Wu Yen-hsiou'yu serbest bıraktı. Aynı dönemde Göktürk hâkimiyetine karşı ayaklanan Basmıllar yeniden itaat altına alındı.

Çin'de Taht Değişikliği ve Bunun Göktürklere Etkisi

705 yılında İmparatoriçe Wu, tahtı Chung Tsung'a bıraktı. Böylece Göktürk-Çin ilişkilerinde yeni bir dönem başladı. Yeni imparatorun önceki yönetimden farklı bir siyaset izlemesi, iki devlet arasındaki ilişkileri de etkiledi.

Kapgan Kağan, aynı yıl yeniden Çin üzerine yürüyerek Ling eyaletine bağlı Wu-sha kasabasına saldırdı. Ling-wu bölgesi ordusunun başkumandanı Sha-t'o Chung-i, Göktürk ordusunu durdurmaya çalıştıysa da Çin kuvvetleri yenilerek geri çekildi. Bu seferde Bilge de önemli rol oynadı.

Göktürk kuvvetleri aynı zamanda Yüan ve Huei eyaletlerine girerek Lung-you bölgesini yağmaladı. Sefer sonunda on binden fazla at ve koyun ele geçirildi. Bu başarısızlık üzerine Çinli kumandan Sha-t'o Chung-i görevinden alındı.

Göktürk akınlarının devam etmesi üzerine Çin yönetimi, daha önce kabul ettiği evlilik anlaşmasını iptal etti. Ayrıca Kapgan Kağan'ı öldürene prenslik ve büyük generallik unvanı verileceğini ilan etti.

Bunun yanında imparator, devlet adamlarından Göktürklere karşı uygulanacak yeni askerî ve siyasi tedbirler hazırlamalarını istedi. Hazırlanan raporlarda Göktürk akın yollarını denetlemek amacıyla üç yeni kale kurulması, sınır savunmasının güçlendirilmesi, cesaret göstermeyen kumandanların görevden alınması, sınır valilerinin dikkatle seçilmesi, asker sayısının artırılması ve gerekli askerî malzemenin önceden depolanması gibi öneriler yer aldı. Ayrıca Göktürk ülkesinde uygun şartlar oluşuncaya kadar beklenmesi ve ardından geniş çaplı bir sefer düzenlenmesi tavsiye edildi.

Kapgan Kağan ise evlilik teklifinin reddedilmesine tepki göstererek Göktürk ülkesinde bulunan Çinli resmî görevli Ts'ang Ssu-yen'i öldürttü. Kaynaklarda bu kişinin elçi olarak değil, resmî görevli sıfatıyla bulunduğu belirtilmektedir.

Bu tarihten sonra Göktürk ülkesinde art arda isyanların görülmesi ve Çin kaynaklarında Göktürk boylarını içeriden zayıflatmaya yönelik planların yer alması, Çin'in Göktürkler üzerindeki faaliyetlerini artırdığını göstermektedir.

Sınır Savunmalarının Güçlendirilmesi

707 yılında Çin yönetimi, kuzey sınırlarının savunmasını güçlendirmek amacıyla Chang Jen-tan'ı Shuo-fang bölgesi başkumandanlığına tayin etti.

Ertesi yıl Sarı Irmak'ın kuzeyinde, daha önce yabancı topluluklarla ilişkilerin yürütüldüğü üç kale yeniden inşa edildi veya onarıldı. Göktürk akınlarının gelebileceği güzergâhlarda tahkimatlar yapıldı ve savunma hatları oluşturuldu. T'ang Hsiou-ching de bu sınır bölgelerinin korunmasıyla görevlendirildi.

708 yılının sonlarında batıdaki bazı Göktürk birlikleri yeniden Çin topraklarına girdi. Aynı dönemde batıdaki Göktürklere gönderilen Feng Chia-ping öldürüldü.

Bunun yanında Çin'in An-hsi askerî valisi Niou Shih-chiang ile Türgişler arasında Hou-shao Kalesi yakınlarında yapılan savaşta Çin kuvvetleri yenildi ve vali hayatını kaybetti.

Boy İsyanları

709 yılında Göktürk hâkimiyetine karşı ayaklanan Çikler ile Azlar yeniden itaat altına alındı. Bilge Şad'ın idaresindeki Göktürk ordusu, Kem-İrtiş bölgesindeki Çikleri ve Isık Göl'ün batısındaki Azları mağlup etti.

Aynı dönemde Çin'de yeniden hükümdar değişikliği yaşandı. Chung Tsung'un ölümünün ardından Juei Tsung tahta çıktı.

Kapgan Kağan, yeni hükümdarın tahta çıkmasının ardından Çin'e yeniden elçi göndererek evlilik yoluyla ittifak kurulmasını teklif etti. Bu defa bir Çin prensesini hatun olarak almak istedi. Yapılan görüşmeler sonunda Sung bölgesi prensi Ch'eng-ch'i'nin kızına Chin-shan (Altay Dağı) Prensesi unvanı verilerek Göktürk ülkesine gönderilmesi kararlaştırıldı.

Kapgan, anlaşmadan duyduğu memnuniyeti göstermek amacıyla oğullarından Yang-wo-chih Tegin'i Çin sarayına gönderdi. Çin'e ulaştığında kendisine yüksek askerî unvanlardan biri verildi.

Prensese refakat etmekle görevlendirilen Ho Feng-yao başkanlığındaki Çin heyeti Göktürk ülkesine ulaştığında, Kapgan başlangıçta prensesin Tang hanedanına mensup olmamasından dolayı tepki gösterdi. Ancak getirilen hediyelerin çokluğu ve Çin heyetinin gösterdiği saygı üzerine anlaşmayı kabul ederek Çin ile iyi ilişkiler kurmayı benimsedi.

Bu siyaset değişikliğinde, aynı dönemde Bayırku ve Türgiş isyanlarının Göktürk Devleti'ni içeride zor durumda bırakmasının etkisi oldu.

İç İsyanlar ve Dış Gelişmeler

Bu sırada Çinli generaller Sung Ch’üan ile T’ang Hsiou-ching başta olmak üzere bazı kumandanlar, Göktürklere bağlı Hsi topluluklarıyla Ling-hsing bölgesinde yaptıkları savaşta esir düştü. Daha sonra Hsi toplulukları tarafından Göktürklere teslim edilen bu generaller idam edildi. Bunun ardından sınır savunmasının sorumluluğu Kuo Yüan-chen’e verildi.

Kısa süre sonra Çin’de yeniden taht değişikliği yaşandı ve Juei Tsung’un yerine Hsüan Tsung geçti. Yeni imparator, daha önce kabul edilen evlilik ittifakını geçersiz saydı. Bu dönemde Kapgan Kağan ise giderek artan iç isyanlarla uğraşmak zorunda kaldı.

710 yılında Kırgızlar yeniden ayaklandı. Bilge ile Kül Tegin’in kumandasındaki Göktürk ordusu Kögmen Dağlarının kuzeyindeki Songa Ormanı civarında Kırgızları ikinci defa yenilgiye uğrattı.

Aynı yıl Tola Irmağı çevresinde yaşayan Bayırkular da isyan etti. Türgi-Yargın Gölü yakınlarında yapılan savaşta Bayırkular mağlup edildi.

711 yılında Türgişler yeniden ayaklanınca Göktürk ordusu üzerlerine yürüdü. Yapılan savaşta Türgiş hükümdarı So-ke öldürüldü ve isyan bastırıldı.

Bunun ardından Bars Beg, Türgiş Kağanı olarak görevlendirildi ve Bilge’nin kız kardeşiyle evlendirildi. Daha sonra Semerkant yönüne bir sefer düzenlendi.

Beşbalık halkının daveti üzerine gerçekleştirilen seferde Bilge, şehre saldıran düşman kuvvetlerini yenerek halkı kurtardı.

713 yılında Karluklar da ayaklandı. Kapgan, Bilge ve Kül Tegin’in birlikte yönettiği Göktürk ordusu Tamug Iduk Baş’ta Karlukları mağlup etti. Yenilen Karlukların bir bölümü Çin’e sığındı.

714 yılında İnel Kağan, Tung-e Tegin ve Kapgan Kağan’ın kız kardeşinin eşi olan Huo-pa İlteber, süvarileriyle birlikte Pei-t’ing üzerine yürüdü. Kuşatma sırasında Tung-e Tegin kaleye yaklaşırken öldürüldü.

Bu başarısızlığın ardından Huo-pa İlteber Göktürk ülkesine dönmeyerek ailesiyle birlikte Çin’e sığındı. Çin imparatoru onu yüksek askerî unvanlarla ödüllendirdi; ayrıca kendisine prenslik verildi. Eşine Altay Dağı (Chin-shan) Prensesiunvanı verilirken çeşitli hediyeler de sunuldu.

Aynı yılın üçüncü ayında Chi-hsi bölgesinin vergi memuru A-shih-na Hsien, Türgişler üzerine düzenlediği seferde reisleri Tou-tan’ı ele geçirdi.

Bu sırada Kapgan Kağan tarafından Çin sarayında ikamet etmek üzere gönderilmiş bulunan Yang-wo-chih Tegin hayatını kaybetti. Çin imparatoru, hanedana mensup ailelerin temsilcilerini görevlendirerek taziye ziyaretinde bulunmalarını emretti. Bu durum, Tegin’in Çin’de bulunduğu süre boyunca saygın bir konumda tutulduğunu göstermektedir.

Kapgan Kağan daha sonra yeniden Çin’e elçi göndererek evlilik yoluyla akrabalık kurulmasını teklif etti. Çin yönetimi bu girişime açık bir cevap vermedi.

Bu dönemde Çin kaynaklarına göre Kitanlar ile Hsiler de Göktürk hâkimiyetini kabul ederek Kapgan Kağan’a bağlandı. Göktürk ordusunun mevcudu dört yüz bin kişiye ulaşmıştı. Ancak Kapgan’ın sert yönetim anlayışı boylar arasında huzursuzluğun artmasına yol açtı.

Boyların Çin’e Yönelmesi

715 yılında On Ok teşkilatına bağlı bazı Tu-lu ve Nu-shih-pi beyleri ile Karluklar başta olmak üzere çeşitli Türk boyları Çin ile ittifak kurmak amacıyla başvuruda bulundu. Çin yönetimi bu talepleri kabul ederek söz konusu boyları Göktürk ülkesi sınırları içinde stratejik bölgelere yerleştirmeyi tercih etti. Böylece hem sınır güvenliğini güçlendirmeyi hem de Göktürk Devleti üzerindeki baskıyı artırmayı amaçladı.

Çin yönetimi, kendisine bağlanan bu toplulukların idarî teşkilatını yeniden düzenledi.

Kapgan Kağan ise Karluklar ve diğer isyancı boylar üzerine art arda seferler düzenledi. Buna karşılık Çin imparatoru sınır valilerine ve kumandanlarına iki koldan harekete geçerek isyancı Türk boylarını desteklemelerini emretti.

Bu dönemde Azlar ve İzgiller de yeniden itaat altına alındı. Aynı yıl Dokuz Oğuzlara karşı düzenlenen seferde yenilen Oğuzların bir bölümü Çin’e sığındı.

Göktürk Devleti’nde peş peşe meydana gelen bu isyanlar merkezi otoriteyi zayıflatmaya başladı. Bunun üzerine T’u-yü-hunlar, Kao-li topluluklarının bir kolu ve Kapgan’ın damadı Kao Wen-chien dâhil olmak üzere çeşitli bağlı topluluklar Çin’e bağlandı. Çin yönetimi bunların reislerine generallik ve dükalık gibi yüksek unvanlar verdi.

Kapgan’ın damadı A-shih-te Hu-lu da Çin’e giderek Tang Hanedanı’nın hâkimiyetini kabul etti.

Bu sırada Kapgan Kağan, reisleri A-pu-ssu olan Dokuz Oğuzlar üzerine yürüdü. Chi-pei’de yapılan savaşta Oğuzlar yenilgiye uğratıldı ve çok sayıda kişi öldürüldü. Dokuz Oğuz topluluğuna bağlı İzgiller ile bazı diğer boylar da Çin’e bağlandı. Çin imparatoru bu boyların reislerine idarî unvanlar vererek Göktürk Devleti’nden kopmalarını teşvik etti.

Bununla birlikte Çin yönetimi, kuzey sınırlarında yeni savunma tedbirleri alarak olası Göktürk akınlarına karşı hazırlıklarını sürdürdü.

Kapgan Kağan'ın Ölümü

Tang İmparatoru Hsüan Tsung, Kapgan Kağan'ı tamamen ortadan kaldırmayı veya ele geçirmeyi amaçlıyordu. Bu doğrultuda daha önce Tang Hanedanı ile ittifak kuran ve Çin tarafından çeşitli unvanlarla ödüllendirilen Türk boylarının reislerine yeniden unvanlar ve hediyeler gönderildi. Böylece bu toplulukların Kapgan'a karşı harekete geçirilmesi hedeflendi.

Bu sırada Çin'in desteklediği Bayırkular yeniden ayaklandı. Kapgan Kağan isyanı bastırmak amacıyla üzerlerine yürüdü. Tola Irmağı kıyısında yapılan savaşta Bayırkular ağır bir yenilgiye uğratıldı.

Zaferin ardından Kapgan Kağan, az sayıda maiyetiyle geri dönerken Söğüt Ormanı civarında savaştan kurtulmayı başaran Bayırku kuvvetlerinin ani baskınına uğradı. Bayırku reisi Chie-chih-lüe'nin idaresindeki bu saldırı sırasında Kapgan Kağan öldürüldü.

Çin kaynaklarına göre, Bayırkuların yanında bulunan Ho Ling-ch'üan adlı Çinli görevli Kapgan'ın kesilen başını Tang başkentine götürdü. Bu olay 716 yılının altıncı ayında meydana geldi.

Kapgan Kağan'ın ölümüyle, yirmi dört yıl süren hükümdarlık dönemi sona erdi. Onun devrinde II. Göktürk Kağanlığı, Çin'e karşı art arda kazandığı askerî başarılarla genişlemiş; Orta Asya'daki çok sayıda Türk boyunu hâkimiyeti altına almış ve dönemin en güçlü bozkır devletlerinden biri hâline gelmişti.

Kapgan'ın ölümünden sonra daha önce Küçük Kağan unvanını taşıyan oğlu İnel tahta geçti. Ancak kısa süre sonra Kutlug Kağan'ın oğlu Kül Tegin bir darbe gerçekleştirerek İnel'i ve ailesini ortadan kaldırdı. Ardından ağabeyi Bilge'yi kağan ilan ederek II. Göktürk Kağanlığı'nda yeni bir dönem başlattı.

Bilge Kağan Dönemi

Bilge Kağan, amcası Kapgan Kağan'ın ölümünden sonra tahta çıkan İnel'in devlet yönetiminde başarısız olması üzerine Kül Tegin'in müdahalesiyle 716 yılında kağan oldu. Ancak devlet hizmetine çok daha önce, on dört yaşındayken başlamıştı.

683 yılında doğan Bilge, sekiz yaşında babası Kutlug Kağan'ı kaybetti. Kendisinden bir yaş küçük olan kardeşi Kül Tegin ile yetim kaldı. Kutlug'un ölümünün ardından töre gereğince kağan olan amcası Kapgan döneminde Teginunvanını taşıdı.

Bilge, 697 yılında on dört yaşındayken Tarduşların şadı oldu. Altay Dağlarının güneybatısı ile İrtiş Irmağı çevresinde yaşayan Tarduşları yönetirken, Kapgan'ın ölümüne kadar devletin doğu ve batı yönlerindeki çok sayıda askerî harekâta katıldı. Bu dönemde Göktürk orduları doğuda Sarı Irmak ve Shantung Ovası'na, batıda Demir Kapı'ya, kuzeyde ise Kögmen Dağlarının ötesindeki Kırgız ülkesine kadar ulaştı. Bilge'nin ifadesine göre bu yıllarda yirmi beş sefer düzenlenmiş ve üç büyük savaş yapılmıştır.

Tonyukuk'un idaresinde Bilge ile İnel batı ordularını yönetti. 699 yılında Türgişlerin önderliğindeki On Ok toplulukları yeniden Göktürk hâkimiyetine alındı; Türgiş hükümdarı Wu-chih-le ile yabgusu öldürüldü. Bilge, Batı Göktürklerinin devamı olarak gördüğü Türgişlerle savaşmaktan duyduğu üzüntüyü dile getirirken, ardından Azlar ve Kırgızlar yeniden itaat altına alındı.

700 yılında Tangutlar üzerine düzenlenen seferde Tangutlar yenilgiye uğratıldı; çocukları, kadınları, at sürüleri ve diğer malları ele geçirildi.

701 yılında Kapgan Kağan'ın Ordos seferine Bilge ile Kül Tegin de katıldı. Tang imparatorunun gönderdiği elli bin kişilik ordunun kumandanı Ong Tutuk, Kül Tegin tarafından esir alınarak Kapgan'ın huzuruna çıkarıldı. Bilge, bu savaşta Çin ordusunun dağıtıldığını belirtmektedir.

703 yılında Bilge, vergisini ödemeyen ve akraba saydığı Basmılların Iduk Kut unvanlı yöneticisi üzerine yürüyerek onları yeniden itaat altına aldı.

705 yılında Çinli kumandan Sha-to Chung-i'nin ordusunu ağır bir yenilgiye uğrattı.

709 yılında Kırgızlar ile Çiklerin ayaklanması üzerine Kem Irmağı'nı geçerek Orpen'de Çiklerle savaştı; ardından Azları yeniden itaat altına aldı.

710 yılında Kögmen Dağlarını aşan Göktürk ordusu Kırgızlara ani bir baskın düzenledi. Songa Dağları'ndaki savaşta Kırgız kağanı öldürüldü ve ülke ele geçirildi. Aynı yıl Altay Dağları ile İrtiş Irmağı'nı aşarak Türgişler üzerine yürüyen Bilge, Bolçu Savaşı'nda Türgiş kağanı, yabgusu ve şadını öldürdü.

713 yılında Beşbalık üzerine sefer düzenleyen Bilge, burada altı kez savaşarak şehri kuşatan kuvvetleri yenilgiye uğrattı ve yardım isteyen Beşbalık halkını kurtardı.

Karluk ve Oğuz İsyanlarıyla Mücadele

714 yılında Karlukların ayaklanması üzerine Bilge onların üzerine yürüdü. Tamıg Iduk Baş'ta yapılan savaşta Karluklar yenilgiye uğratıldıysa da kısa süre sonra yeniden toparlandı. Bu sırada Basmıllar harekete geçerken Dokuz Oğuzlar da Göktürk Devleti'ne karşı düşmanca bir tutum aldı.

Bilge, bir yıl içinde Dokuz Oğuzlarla dört kez savaştı. İlk çarpışma Togu Balık'ta gerçekleşti; Göktürk ordusu Tola Irmağı'nı yüzerek geçip düşmanla savaştı. İkinci savaş Antargu'da, üçüncüsü Çuş Irmağı'nın kaynağında yapıldı. Bu son savaşta Göktürk safları başlangıçta dağıldıysa da toparlanarak düşmanı geri püskürttü; Tongra boyuna mensup savaşçıların bir bölümü de yenilgiye uğratıldı. Dördüncü savaş Ezgenti Kadız'da yapıldı ve Oğuzlar burada da mağlup edildi.

715 yılında Bilge, Amgı Kalesi'nde kışladığı sırada kıtlık yaşandı. İlkbaharda Oğuzlar üzerine yeni bir sefer düzenlenirken Göktürk ordusunun bir bölümü harekâta çıktı, diğer bölümü ise merkezde kaldı. Bundan yararlanan üç Oğuz ordusu karargâha ani bir baskın düzenledi. Oğuzların bir kısmı Bilge ile Kül Tegin'in karargâhını ve ailelerinin bulunduğu bölümü yağmalamaya çalışırken diğerleri Göktürk kuvvetlerine saldırdı. Karargâhın savunmasını üstlenen Kül Tegin saldırıyı püskürterek büyük bir felaketi önledi.

Bilge, bu mücadelede kendisi ile Kül Tegin'in çabaları olmasaydı Türk halkının yok olacağını belirtmektedir. Ardından Oğuzlar, Dokuz Tatarlarla birlikte yeniden saldırıya geçti. Ağu'da yapılan iki savaşta bu kuvvetler de yenilgiye uğratıldı ve ülkeleri Göktürk hâkimiyetine alındı.

716 yılında Dokuz Oğuzların bir bölümü yurtlarını terk ederek Çin'e sığındı. Son yıllarda art arda yaşanan boy ayaklanmaları II. Göktürk Kağanlığı'nda merkezî otoritenin önemli ölçüde zayıfladığını gösterirken, bu isyanların bastırılmasında Bilge ile Kül Tegin belirleyici rol oynadı.

Kül Tegin'in Faaliyetleri

Kül Tegin'in 684 yılında doğduğu anlaşılmaktadır. Kaynaklarda adı ilk defa 700-701 yıllarında Çin'e karşı düzenlenen sefer sırasında öne çıkmakla birlikte, daha önceki askerî harekâtlara da katılmış olması muhtemeldir.

Kapgan Kağan'ın idaresinde gerçekleştirilen Altı Çub Soğdakları seferine Bilge ile birlikte katılan Kül Tegin, ardından Çinli kumandan Wei Yüan-chung'un elli bin kişilik ordusuyla yapılan savaşta öne çıktı. Atını kaybetmesine rağmen yaya olarak çarpışmayı sürdürdü, kumandanın yeğenini esir alarak Kapgan Kağan'ın huzuruna çıkardı ve Çin ordusunun yenilgiye uğratılmasında önemli rol oynadı.

705 yılında Çinli kumandan Sha-to Chung-i'ye karşı yapılan savaşta da ön saflarda yer aldı. Çarpışma sırasında art arda üç ata bindi; bindiği atların tamamı öldürülmesine ve zırhı ile kaftanına çok sayıda ok isabet etmesine rağmen savaşmayı sürdürdü. Muharebe Çin ordusunun ağır yenilgisiyle sonuçlandı.

710 yılından önce Türgi Yargun Gölü çevresinde Bayırkuların Uluğ Erkin'i ile yapılan savaşta başarı kazandı; yenilen Uluğ Erkin az sayıdaki adamıyla kaçabildi.

710 yılındaki Kırgız seferinin ardından düzenlenen Türgiş seferlerine katılan Kül Tegin, Azların yöneticisini bizzat esir aldı. Türgiş kuvvetlerinin kalan kısmı etkisiz hâle getirilerek Tabar bölgesine yerleştirildi. Demir Kapı seferinden sonra yeniden ayaklanan Türgişler üzerine az sayıdaki kuvvetle gönderilen Kül Tegin, Alp Salçı Kır adlı atına binerek sayıca üstün düşmanı bir kez daha yenilgiye uğrattı. Daha sonra Koşu Tutuk'a karşı yapılan savaşta da önemli başarılar kazandı.

714 yılında Karluk isyanının bastırılmasında başlıca rolü üstlenen Kül Tegin, Tamıg Iduk Baş'ta Karlukları yenilgiye uğrattı. Ardından Azlar üzerine yürüyerek Kara Göl yakınındaki savaşta İlteber unvanlı yöneticilerini sağ ele geçirdi.

Aynı dönemde Dokuz Oğuzların ayaklanması üzerine önce İzgiller mağlup edildi; ardından Togu Balık, Koşulgak, Bolçu, Çuş Başı ve Ezgenti Kadız'da art arda yapılan savaşlarda Oğuz kuvvetleri yenilgiye uğratıldı.

Oğuzların Göktürk karargâhına düzenlediği baskında Kül Tegin savunmayı üstlenerek saldırıyı püskürttü. Öksüz Kır adlı atına binip hücuma geçerek dokuz düşman savaşçısını mızrakladı ve karargâhın ele geçirilmesini, hükümdar ailesinin ise esir düşmesini önledi. Bilge Kağan, bu müdahale olmasaydı kendilerinin ve Türk halkının büyük bir felaketle karşılaşacağını belirtmektedir.

Çin kaynakları da Kül Tegin'i olağanüstü bir asker, savaş sanatında üstün yetenekli ve seçkin bir komutan olarak tanımlamaktadır. Bu değerlendirmeler, Göktürk yazıtlarında anlatılan askerî başarılarla örtüşmektedir.

Bilge Kağan'ın Tahta Çıkışı

Kapgan Kağan'ın son yıllarında izlediği sert yönetim ve Çin'in teşvikleri sonucunda II. Göktürk Kağanlığı'na bağlı birçok boy peş peşe ayaklandı. Özellikle 711 yılından itibaren Türgiş, Karluk, Dokuz Oğuz ve diğer boyların isyanları devletin siyasî birliğini ciddi biçimde zayıflattı; biri bastırılmadan yenisinin başlaması merkezî otoriteyi giderek sarstı.

716 yılında Bayırkular üzerine düzenlediği seferden zaferle dönen Kapgan Kağan, Söğüt Ormanı civarında maiyetiyle birlikte ilerlerken Bayırkuların ani baskınına uğrayarak öldürüldü. Bayırkuların yanında bulunan Çinli görevli Ho Ling-ch'üan, kesilen başını Tang sarayına götürdü.

Kapgan'ın ölümünün ardından tahta oğlu İnel geçti. 699 yılından beri Küçük Kağan unvanını taşıyan İnel, geleceğin hükümdarı olarak yetiştirilmiş; Kapgan tarafından kardeşi Tu-hsi-fu Doğu Kanadı Şadı, Kutlug Kağan'ın oğlu Bilge ise Batı Kanadı Şadı yapılırken, her ikisinin üzerinde Küçük Kağan makamına yükseltilmiş ve On Okların idaresi de kendisine verilmişti.

Buna rağmen kaynaklarda İnel'in askerî veya siyasî bakımdan dikkate değer bir başarısından söz edilmez. Adının geçtiği başlıca olay, 714 yılında Tongra Tegin ve Huo-pa İlteber ile birlikte Beşbalık'ın kuzeyine düzenlenen seferdir. Bu harekâtta Tongra Tegin öldürülmüş, Huo-pa İlteber ise başarısızlığın ardından Çin'e sığınmıştır.

Boy isyanları karşısında etkili bir yönetim sergileyemeyen İnel, Kül Tegin'in müdahalesiyle tahttan indirildi. Kül Tegin, ağabeyi Mo-chü-lien'i kağan ilan etti; o da hükümdar olduktan sonra Bilge Kağan unvanını aldı.

Çin kaynaklarında Bilge Kağan'ın adı Mo-chü-lien, kağan olmadan önceki unvanı ise Hsiao-sha (Küçük Şad) olarak kaydedilir. Aynı kaynaklar onu yumuşak huylu ve halka yakın bir hükümdar olarak tanıtırken, tahta çıkışını Kül Tegin'in müdahalesine bağlamaktadır. Bilge Kağan'ın hükümdar olmasının ardından Kül Tegin Sol Bilge Prensi unvanını alarak ordunun başına geçti.

Taht değişikliği sırasında Kapgan döneminin ileri gelen devlet adamlarının büyük bölümü ortadan kaldırıldı. Çin kaynaklarına göre yalnızca Tonyukuk görevini korudu. Bunun, Bilge Kağan'ın kayınpederi olmasının yanı sıra uzun yıllara dayanan devlet tecrübesi, halk arasındaki itibarı ve II. Göktürk Kağanlığı'nın kuruluşundan beri üstlendiği rol sayesinde gerçekleştiği anlaşılmaktadır. Nitekim Bilge Kağan döneminde devlet siyasetinin belirlenmesinde yeniden başlıca isimlerden biri oldu.

Boy İsyanlarının Devam Etmesi ve Tonyukuk'un Yeniden Devlet Yönetimine Getirilmesi

Bilge Kağan'ın tahta çıkmasıyla II. Göktürk Kağanlığı'nda hükümdar değişmiş olsa da boy isyanları sona ermedi.

717 yılında ülkenin batısındaki Kara Türgişler, Su-lu'nun önderliğinde bağımsızlıklarını ilan etti. Daha önce çor unvanını taşıyan Su-lu, kağanlığını ilan ettikten sonra merkezini Talas Irmağı'nın kuzeybatısındaki Balasagun'a taşıdı. Türgiş Devleti sonraki yıllarda Mâverâünnehir'e ilerleyen Arap kuvvetlerine karşı önemli bir güç hâline geldi.

Bilge Kağan, hükümdar olduktan sonra devlet düzenini yeniden kurmaya ve töreyi uygulamaya öncelik verdi. İlk seferlerinden birinde Selenga Irmağı boyunca ilerleyerek Karagan Geçidi'nde Uygurları ağır yenilgiye uğrattı. Uygur İlteberi doğuya kaçarken çok sayıda at sürüsü Göktürklerin eline geçti. Bilge, kıtlık çeken halkın bu ganimet sayesinde ihtiyaçlarını karşıladığını belirtmektedir.

Aynı yıl Oğuzların bir bölümü Çin'e sığındı. Bilge Kağan bu durumdan duyduğu üzüntüyü dile getirirken geride kalan malların, hayvanların ve ailelerin Göktürklerin eline geçtiğini kaydeder. Çin kaynakları da Bilge'nin tahta çıkışının ardından Türgişlerin bağımsızlığını ilan ettiğini, Kitanlar ile Tatabıların Tang Devleti'ne bağlandığını ve bazı Göktürk boylarının merkezî yönetime bağlılıklarını kaybettiklerini bildirmektedir.

Yaklaşık on yıldır süren savaşlar ve boy isyanları II. Göktürk Kağanlığı'nın siyasî bütünlüğünü zayıflatmıştı. Bu şartlarda Bilge Kağan, yetmiş yaşını aşmış olmasına rağmen askerî ve siyasî tecrübesinden yararlanmak amacıyla Tonyukuk'u yeniden devlet yönetiminin başlıca isimlerinden biri yaptı. Kaynaklarda Tonyukuk, devletin genel stratejisini belirleyen ve siyaseti yönlendiren kişi olarak tanıtılmaktadır.

717 yılının yazında Tatabıların Tang Devleti'ne bağlanması üzerine Bilge Kağan onların üzerine yürüdü. Yapılan savaşta Tatabılar yenilgiye uğratıldı; at sürüleri ve diğer malları ele geçirilirken, kendileri Kadırkan Dağları çevresine çekildi.

Bilge Kağan'ın Ülkede Hâkimiyeti Yeniden Sağlaması

Bilge Kağan'ın hükümdarlığının ilk yıllarında, daha önce Tang Devleti'ne sığınmış bazı Göktürk grupları yeniden ayaklanarak ülkelerine dönmeye başladı. Çin yönetimi bu toplulukları Ch'an-yü Büyük Genel Askerî Valiliği bölgesine yerleştiriyor ve sıkı denetim altında tutuyordu.

Valiliğin yardımcı kumandanı Chang Chih-lien, teslim olan Göktürklerin silahlarını toplattı, yay ve ok taşımalarını yasakladı, avlanmalarını engelleyerek geleneksel yaşam biçimlerini değiştirmeye çalıştı. Sınırı denetlemeye gelen Chiang Huei'ye şikâyette bulunan Göktürklerin silahları geri verildiyse de, onun ayrılmasının ardından Çin idaresine bağlı Göktürk grupları ayaklanarak Chang Chih-lien'i ele geçirdi ve Bilge Kağan'a götürmek üzere yola çıktı.

Bunun üzerine Shuo-fang Harekât Ordusu Kumandanı Hsüe Na ile General Kuo Chih-lien isyancıların peşine düştü. Ta-p'in bölgesinde dağıtılan isyancılar Hu-yen Vadisi'ne sığınırken Chang Chih-lien kurtarıldı; ancak görevini yerine getiremediği gerekçesiyle Tang yönetimi tarafından idam edildi.

Bu gelişmeler sonucunda Çin'den ayrılarak Bilge Kağan'ın hâkimiyetine dönen Göktürk toplulukları II. Göktürk Kağanlığı'nın askerî ve siyasî gücünü önemli ölçüde artırdı.

718 yılında Tatabı meselesinin çözülmesinin ardından Bilge Kağan Karluklar üzerine yürümek üzere kumandanı Tudun Yamtar'ı görevlendirdi. Yapılan savaşta Karlukların İlteber unvanlı hükümdarı öldürüldü, kardeşi ise bir kaleye sığınarak kaçtı. Ardından düzenlenen ikinci harekâtta kaleyi savunanların büyük bölümü kaçınca Karluklar teslim oldu. Bilge Kağan, yazıtında onların kendisini "Kağanımız geldi." diyerek karşıladıklarını belirtir. Teslim olan topluluklara çeşitli idarî unvanlar verilerek yeniden devlet teşkilatına dâhil edildiler.

Böylece Karluk meselesi büyük ölçüde çözüldü. Oğuzların bir bölümü ise daha önce olduğu gibi Çin'e sığındı.

Ardından Bilge Kağan, doğuda Kök Öng Irmağı çevresine bir sefer düzenledi. Yazıtlarda ayrıntıları tam olarak korunmayan bu harekâtta Göktürk ordusunun zorlu arazi şartlarını aşarak gece gündüz ilerlediği, susuz bozkırları geçtikten sonra öncü birliklerini ileri sürerek Keçen'e kadar ulaştığı anlaşılmaktadır. Kitabelerdeki tahribat nedeniyle seferin amacı ve sonuçları kesin olarak bilinmemektedir.

Çin ile İlişkiler ve Tonyukuk'un Stratejik Yaklaşımı

Bilge Kağan, ülke içinde düzeni yeniden sağladıktan sonra dikkatini Çin'e çevirdi. Çin üzerinde yeniden baskı kurmayı ve sınır akınlarını başlatmayı planlıyordu. Çin'den dönerek Göktürk hâkimiyetine giren topluluklar da devletin askerî gücünü artırmıştı.

Ancak Tonyukuk bu düşünceye karşı çıktı. Uzun yıllara dayanan devlet tecrübesine dayanarak, Çin'e karşı hemen harekete geçmenin doğru olmayacağını savundu. Ona göre Göktürk ordusu uzun süren iç mücadelelerden yorgun çıkmıştı; askerlerin dinlenmesi, hayvan sürülerinin çoğalması ve savaş gücünün yeniden eski seviyesine ulaşması için birkaç yıllık hazırlık dönemine ihtiyaç vardı.

Bilge Kağan daha sonra surlarla çevrili şehirler kurmayı ve Budist tapınakları inşa ettirerek daha yerleşik bir idarî düzen oluşturmayı düşündü. Tonyukuk ise Göktürklerin Çin karşısındaki üstünlüğünü konargöçer yaşam tarzına bağlayarak bu düşünceye de karşı çıktı. Ona göre sürekli hareket eden, hayvancılık ve avcılıkla geçinen Göktürkler savaş kabiliyetlerini bu sayede koruyor, gerektiğinde bozkır ve dağlık arazinin sağladığı hareket serbestliğinden yararlanabiliyordu. Surlarla çevrili şehirlere yerleşmenin bu üstünlüğü ortadan kaldıracağını, Budizmin ise savaşçı karakteri zayıflatarak devletin savunma gücünü olumsuz etkileyeceğini savundu.

Bilge Kağan, Tonyukuk'un görüşlerini benimseyerek Çin'e karşı planladığı büyük saldırılardan, surlarla çevrili şehirler kurma ve Budizmi devlet politikası hâline getirme düşüncesinden vazgeçti. Bunun yerine Tang Hanedanı'na bir elçi göndererek barış teklifinde bulundu; ancak İmparator Hsüan Tsung bu teklifi kabul etmedi.

Çin'in II. Göktürk Kağanlığı'na Karşı Hazırlıkları

Bilge Kağan'ın ülke içinde düzeni yeniden sağlaması ve II. Göktürk Kağanlığı'nın eski gücüne kavuşması, Tang İmparatoru Hsüan Tsung'u yeni tedbirler almaya yöneltti. 720 yılının kışında Çin yönetimi, Göktürk Devleti'ni askerî bakımdan kuşatmayı amaçlayan kapsamlı bir plan hazırladı.

Plana göre Shuo-fang bölgesi kumandanı Wang Chün başkomutan olacaktı. Çin ordusu güneyden ilerlerken Basmıllar batıdan, Tatabılar ile Kitanlar doğudan saldıracak, böylece Göktürk merkezi aynı anda farklı yönlerden kuşatılacaktı. Bu amaçla Kırgız hükümdarı Kutlug Bilge Kağan, Kapgan Kağan'ın oğlu Mo Tegin, Aşina Bilge Tegin, Huo-pa-shih-shih-pi ve çeşitli boy beyleriyle gizli anlaşmalar yapıldı; Kitan, Tatabı ve Basmıl yöneticileri de ittifaka katıldı. Çin kaynaklarına göre müttefik kuvvetlerin mevcudu yaklaşık üç yüz bin kişiye ulaşıyordu.

Bu gelişmeler üzerine Bilge Kağan endişelense de Tonyukuk, müttefik kuvvetlerin aynı anda harekete geçmesinin güç olduğunu belirtti. Basmılların Beşbalık çevresinde, Tatabılar ile Kitanların ise doğuda bulunması nedeniyle eş zamanlı harekâtın zor olduğunu, ayrıca Çinli kumandanlar arasındaki görüş ayrılıklarının da planı zayıflattığını ifade etti.

Nitekim 721 yılının sonbaharında Basmıllar diğer müttefikleri beklemeden tek başlarına saldırıya geçti. Çin ordusu ile Tatabı ve Kitan kuvvetlerinin harekete geçmemesi üzerine geri çekilmek zorunda kaldılar. Bilge Kağan düşmanı takip etmek istediyse de Tonyukuk, uzun mesafeli takibin orduyu yıpratacağını söyleyerek buna karşı çıktı.

Ardından Göktürk ordusu Beşbalık yönüne ilerledi. Yaklaşık iki yüz li yol aldıktan sonra birlikler kollara ayrılarak gizlendi; önce Beşbalık ele geçirildi, ardından Basmıllara ani bir baskın düzenlendi. Hazırlıksız yakalanan Basmıllar kaleye sığındı, kalenin de ele geçirilmesiyle çok sayıda esir alınarak ordu merkeze döndü. Böylece Çin'in kuşatma planının en önemli unsurlarından biri etkisiz hâle getirildi.

Bilge Kağan daha sonra ordusunu güneye çevirerek Kansu bölgesindeki Ch'ih-t'ing ve Liang-chou çevresine akınlar düzenledi; çok sayıda at ve koyun ele geçirildi, ancak şehir ve kaleler işgal edilmedi. Bunun üzerine Tang yönetimi Yang Ching-shu'yu askerî vali tayin ederek Lu Kung-li ile Yüan Teng kumandasındaki kuvvetleri Göktürklere karşı gönderdi.

Tonyukuk bu sırada da surlarla korunan şehirlere saldırmak yerine önce barış teklif edilmesini, Çin ordusu açık arazide savaşmayı kabul ederse meydan muharebesi yapılmasını önerdi. Çin ordusunun açık arazide savaşa çıkması üzerine şiddetli soğuk ve kar, Çin kuvvetlerinin savaş düzenini bozdu. Yay ve oklarını etkili kullanamayan Çin ordusu ağır bir yenilgiye uğrarken kumandan Yüan Ch'eng güçlükle kaçabildi.

Bu başarılar II. Göktürk Kağanlığı'nın askerî gücünü yeniden yükseltti. Kaynaklara göre Bilge Kağan'ın ulaştığı siyasî ve askerî güç birçok bakımdan Kapgan Kağan dönemini aşmıştı. Buna rağmen Bilge Kağan'ın temel hedefi sürekli savaş değil, ülke içinde huzur ve istikrarı korumaktı.

Çin ile Dostluk Siyaseti

Bilge Kağan, ülke içinde düzeni yeniden sağladıktan ve dış tehditleri büyük ölçüde etkisiz hâle getirdikten sonra Çin ile kalıcı bir barış kurmayı hedefledi. Bu amaçla Tang sarayına bir elçilik heyeti gönderdi. Orhun Yazıtlarında da bu dönemde Çin'e karşı kazanılan başarılar anlatılmakta; iki gün süren çarpışmalarda çok sayıda Çin askerinin etkisiz hâle getirildiği ve Tang ordularının ilerleyemediği belirtilmektedir.

Bilge Kağan, barış girişimlerini sürdürürken daha önce Tang Devleti'ne bağlanan Kitanlar ile Tatabılar üzerindeki hâkimiyetini yeniden kurmaya yöneldi. 721 yılının kışında Kitanlar, ertesi yılın ilkbaharında ise Tatabılar üzerine sefer düzenledi. Her iki topluluğun yöneticileri yenilgiye uğratıldı; hayvan sürüleriyle kadın ve çocuklar Göktürklerin eline geçti. Ancak yazıtlardaki tahribat nedeniyle bu harekâtların ayrıntıları günümüze ulaşmamıştır.

Bunun üzerine Tang İmparatoru Hsüan Tsung, II. Göktürk Kağanlığı'nın yeniden güç kazandığını kabul etmek zorunda kaldı. Bilge Kağan'ın barış teklifini kabul ettiği gibi, Çin prensesiyle evlilik talebini de kesin olarak reddetmedi. Göktürk elçisi büyük saygıyla karşılanıp çeşitli hediyelerle ülkesine uğurlandı.

Çin Sarayı ile Diplomatik Görüşmeler

725 yılında Tang İmparatoru Hsüan Tsung, Budistler için kutsal sayılan Tai Dağı'nı ziyaret etmeye hazırlanırken bazı devlet adamları, imparator doğudayken Göktürklerin kuzey sınırlarına saldırabileceği endişesini dile getirerek sınır savunmasının güçlendirilmesini önerdi.

Saraydaki görüşmelerde devlet adamı Chang Yüe, Bilge Kağan'ın barışçı bir siyaset izlemesine rağmen Kül Tegin'in üstün bir kumandan, Tonyukuk'un ise son derece tecrübeli bir devlet adamı olduğunu belirterek bu üçlü birlikte hareket ettiği sürece Göktürklerin önemli bir güç olmaya devam edeceğini ifade etti. Bunun üzerine Çin yönetimi, Yüan Chen'i Bilge Kağan'a elçi olarak gönderdi.

Bilge Kağan, elçiyi hatunu, Tonyukuk, Kül Tegin ve diğer devlet ileri gelenleriyle birlikte kabul ederek yeniden evlilik meselesini gündeme getirdi. Kitanlar ve Tatabılara Çin prensesleri verildiği hâlde Göktürklere aynı şekilde davranılmamasını eleştirdi. Çin elçisi, Bilge Kağan'ın Tang imparatorunun manevî oğlu sayıldığını, bu nedenle böyle bir evliliğin uygun olmayacağını ileri sürdü. Bilge Kağan ise bu açıklamayı kabul etmeyerek daha önce önerilen prensesin imparatorun öz kızı olmadığını bildiğini ve bunun Göktürk Devleti'nin itibarını zedelediğini söyledi. Bunun üzerine elçi, evlilik teklifinin kabul edilmesi için çalışacağına dair güvence verdi.

Görüşmenin ardından Bilge Kağan, büyük veziri A-shih-te İlteber'i değerli hediyelerle birlikte Tang imparatorunun düzenleyeceği dinî törene göndermeyi kabul etti. Böylece Çin yönetimi, tören sırasında Göktürklerden gelebilecek olası bir saldırı ihtimalini de ortadan kaldırmış oldu.

Göktürk heyeti Çin'e ulaştığında beraberindeki kişilerden bazılarının hırsızlık girişiminde bulunması üzerine Tang imparatoru sert tepki gösterdi. A-shih-te İlteber suçlunun başını imparatora sunarak olayın Göktürk Devleti'ni temsil etmediğini bildirdi. Ardından heyete büyük bir ziyafet verildi, çeşitli hediyeler takdim edildi ve törenin ardından ülkelerine dönmelerine izin verildi.

Bütün bu diplomatik temaslara rağmen Tang İmparatoru Hsüan Tsung, Bilge Kağan'ın Çin hanedanıyla evlilik yoluyla akrabalık kurma isteğini kabul etmedi. Bilge Kağan ise uzun savaş yıllarının ardından Tonyukuk'un tavsiyelerini de dikkate alarak Çin'e karşı geniş çaplı fetih siyasetinden uzak durdu ve iki devlet arasındaki barışçı ilişkileri sürdürmeye öncelik verdi.

Çin ile Barışın Pekiştirilmesi

Bilge Kağan, Çin ile kurduğu barış siyasetini sonraki yıllarda da sürdürdü. 727 yılında büyük veziri Buyruk Çor'u Tang sarayına göndererek otuz seçkin atı imparatora hediye etti. Bu girişim iki devlet arasındaki dostane ilişkileri pekiştirirken, bu dönemde Çin sınırlarında önemli bir Göktürk askerî harekâtı da görülmedi.

Aynı sırada Tibet, Tang Devleti'ne karşı ortak bir askerî harekât düzenlemek amacıyla Bilge Kağan'a ittifak teklif etti. Ancak Bilge Kağan bunu kabul etmeyerek Tibet hükümdarının mektubunu Tang imparatoruna gönderdi.

Bu tutum Hsüan Tsung tarafından memnuniyetle karşılandı. Buyruk Çor için Tzu-chen Sarayı'nda büyük bir kabul töreni düzenlendi, kendisine değerli hediyeler verildi ve yüksek ilgi gösterildi.

Bu dönemde iki devlet arasındaki ekonomik ilişkiler de gelişti. Shuo-fang bölgesindeki Batı Shou-hsiang-ch'eng'de karşılıklı ticaret yapılmak üzere bir pazar kuruldu. Ayrıca Tang Devleti her yıl Göktürklere çok sayıda ipek kumaş göndermeyi kabul etti.

Kül Tegin'in Ölümü

731 yılında II. Göktürk Kağanlığı'nın en önemli devlet ve ordu kumandanlarından Kül Tegin hayatını kaybetti. Kardeşinin ölümü Bilge Kağan'ı derinden sarstı. Orhun Yazıtlarında onun için tuttuğu yas ve duyduğu büyük üzüntü ayrıntılı biçimde dile getirilmektedir.

Kül Tegin'in cenaze törenine Göktürk Devleti'nin komşuları ile bağlı topluluklarının temsilcileri katıldı. Doğudan Kitanlar ve Tatabılar elçiler gönderirken, Tang İmparatoru çok sayıda ipekli kumaş, altın ve gümüş eşya ile özel temsilcilerini yolladı. Batıdan ise Soğdlar, İranlılar ve Buhara temsilcileri törene iştirak etti. Türgiş Kağanlığı adına Tamgacı Makaraç ile Oğuz Bilge, Kırgız Kağanı adına ise Tarduş İnançu Çor hazır bulundu. Bu geniş katılım, Kül Tegin'in Orta Asya siyasetindeki yüksek itibarını ortaya koymaktadır.

Kül Tegin için görkemli bir anıt mezar yaptırıldı. Yazıtın metni Yollug Tegin tarafından kaleme alındı; türbenin yapımı ve süslenmesi için Tang İmparatoru'nun gönderdiği Çinli ustalar görev aldı. Yapı resimlerle ve heykellerle süslendi, anıt taşları dikildi. Bilge Kağan'ın, özellikle kardeşinin savaşlarını tasvir eden sahneleri görürken büyük üzüntü duyduğu kaynaklarda belirtilmektedir.

Tonyukuk'un Ölümü ve Devlet Yönetimindeki Değişim

Kül Tegin'in ölümünden kısa bir süre sonra II. Göktürk Kağanlığı'nın en önemli devlet adamlarından Tonyukuk da hayatını kaybetti. Ölüm tarihi kesin olarak bilinmemekle birlikte, kaynaklar onun Kül Tegin'den sonra öldüğünü göstermektedir.

İlteriş Kutlug Kağan döneminden itibaren devlet yönetiminde görev alan Tonyukuk, Kapgan Kağan ve Bilge Kağan devirlerinde de devletin en etkili simalarından biri oldu. Çin kaynakları ile kendi adına diktirdiği yazıt, Göktürk Devleti'nin kuruluşu, güçlenmesi ve yeniden teşkilatlanmasındaki belirleyici rolünü ortaya koymaktadır.

Bilge Kağan, kardeşi Kül Tegin ile en önemli danışmanı Tonyukuk'un art arda ölümü üzerine devlet yönetiminde yeni düzenlemeler yapmak zorunda kaldı. Bu süreçte başta Yollug Tegin olmak üzere hanedan mensupları ve diğer devlet ileri gelenleri yönetimde daha fazla sorumluluk üstlendiler.

Bilge Kağan'ın Ölümü

734 yılında Bilge Kağan hayatını kaybetti. Çin kaynaklarında ölümünün doğal sebeplerden mi yoksa zehirlenme sonucu mu gerçekleştiği konusunda farklı kayıtlar yer almakta; bazılarına göre saray çevresindeki görevlilerden biri tarafından zehirlenmiştir.

Bilge Kağan'ın ölümü II. Göktürk Kağanlığı açısından önemli bir dönüm noktası oldu. İlteriş Kutlug Kağan tarafından kurulan devlet Kapgan Kağan döneminde genişlemiş, Bilge Kağan devrinde ise iç karışıklıklar büyük ölçüde sona erdirilerek Çin ile dengeli ilişkiler kurulmuştu.

Cenaze törenine çeşitli devletlerden elçiler katıldı. Tang İmparatoru Hsüan Tsung da Kül Tegin'in cenazesinde olduğu gibi değerli hediyeler ve görevliler göndererek taziyelerini iletti.

Bilge Kağan adına Orhun Irmağı vadisinde bir anıt mezar ve yazıt yaptırıldı. Metni Yollug Tegin tarafından kaleme alınan yazıtta, Göktürk Devleti'nin kuruluşundan Bilge Kağan dönemine kadar geçen olaylar hükümdarın ağzından anlatıldı. Bilge Kağan Yazıtı, II. Göktürk Kağanlığı'nın siyasî tarihi, devlet anlayışı, töre düzeni ve hükümdarın halkına öğütlerini yansıtan en önemli kaynaklardan biri kabul edilmektedir.

Bilge Kağan'ın ardından tahta oğlu Tengri Kağan geçti. Ancak yeni hükümdarın küçük yaşta olması ve önceki dönemin güçlü devlet adamlarının artık hayatta bulunmaması, II. Göktürk Kağanlığı'nda yeniden siyasî istikrarsızlığın başlamasına zemin hazırladı.

Bilge Kağan’ın Ölümünden Sonraki Taht Değişikliği

Bilge Kağan'ın ölümünden II. Göktürk Kağanlığı'nın yıkılışına kadar geçen döneme ilişkin bilgiler oldukça sınırlıdır. Orhun Yazıtları Bilge Kağan'ın ölümüyle sona ererken, Çin kaynakları da önceki yıllara göre daha az bilgi vermektedir. Bunun başlıca sebebi, Göktürklerin Tang Hanedanı açısından eski askerî tehditlerini kaybetmeleri ve iki devlet arasındaki ilişkilerin daha çok diplomatik bir nitelik kazanmasıdır. Nitekim 723 yılından sonra uzun süre önemli bir savaş yaşanmamıştır.

734 yılında on sekiz yıllık hükümdarlığının ardından Bilge Kağan, Buyruk Çor adlı bir devlet adamı tarafından zehirlendi. Ölümünden önce kendisini zehirleyen Buyruk Çor ile ona yardım edenleri idam ettirdi. 25 Kasım 734'te hayatını kaybeden Bilge Kağan'ın cenaze töreni 22 Haziran 735 tarihinde gerçekleştirildi.

Bilge Kağan'ın ölümünün ardından devlet ileri gelenleri oğullarından İ-jan'ı kağan ilan ettiler. Ancak İ-jan Kağan'ın hükümdarlık süresi kaynaklarda farklı biçimlerde aktarılmaktadır. Bazı kayıtlarda kısa süre sonra öldüğü, bir başka kayıtta ise sekiz yıl hüküm sürdüğü belirtilmektedir. Diğer kayıtlar ve sonraki gelişmeler dikkate alındığında, tahta çıktıktan kısa süre sonra hastalanarak öldüğü anlaşılmaktadır.

Tengri Kağan Dönemi

İ-jan Kağan'ın ölümünden sonra kardeşi Bilge Kutlug Kağan, Tengri Kağan unvanıyla tahta çıktı. Tang Hanedanı, Sağ Chin-wu muhafızları generali Li Chih'yı elçi olarak göndererek yeni hükümdarı tanıdı.

Tengri Kağan'ın küçük yaşta olması devlet yönetiminde yeterli otorite kurmasını engelledi. Bunun üzerine annesi, Tonyukuk'un kızı Po-fu Hatun, vezir Yü-ssu Tarkan ile iş birliği yaparak yönetimde belirleyici hâle geldi. Ancak bu ittifak diğer boylar ve devlet ileri gelenlerinin desteğini sağlayamadı.

Devlet Yönetiminde Otorite Mücadelesi

Tengri Kağan hükümdarlık unvanını taşımakla birlikte devlet yönetiminde belirleyici bir rol üstlenemedi. Ülkenin doğu ve batı kanatları, sırasıyla Sol Şad ile Sağ Şad unvanını taşıyan iki amcasının idaresindeydi. Başarılı yönetimleri sayesinde her iki şad da kumandanlar ve özellikle genç askerler arasında büyük saygınlık kazanmıştı. Kağanın küçük yaşta olması ve Po-fu Hatun ile Yü-ssu Tarkan'ın yönetimde nüfuzlarını artırma girişimleri ise merkezî otoriteyi giderek zayıflattı.

740 yılında Tang İmparatoru Hsüan Tsung, Tengri Kağan'ın hükümdarlığını resmen tanıdı. Aynı dönemde Tengri Kağan ile annesi, nüfuzları giderek artan iki şadı kendileri için tehdit olarak görmeye başladı. Bu nedenle önce batı kanadını yöneten Sağ Şad'a karşı harekete geçtiler. Düzenlenen bir komplo sonucunda Sağ Şad öldürüldü, ona bağlı kuvvetler de merkezî yönetime bağlandı.

Bu gelişmeyi öğrenen doğu kanadının yöneticisi Sol Şad P'an Kül Tegin, aynı akıbetin kendisini de beklediğini düşünerek harekete geçti. Tengri Kağan'ı öldürdü ve Bilge Kağan'ın oğullarından birini tahta çıkardı. Ancak devlet ileri gelenleri ile boyların önemli bir kısmının desteğini sağlayamadı. Bundan yararlanan Basmıllar P'an Kül Tegin'i yenilgiye uğrattı; kuvvetlerini kaybeden P'an Kül Tegin tek başına kaçmak zorunda kaldı.

Taht Mücadelelerinin Derinleşmesi

P'an Kül Tegin'in yenilgisinin ardından II. Göktürk Kağanlığı'ndaki taht mücadeleleri daha da şiddetlendi. Onun tahta çıkardığı hükümdar Kutlug Yabgu tarafından öldürüldü. Kutlug Yabgu, Bilge Kağan'ın diğer oğullarından birini kağan ilan ettiyse de kısa süre sonra onu da ortadan kaldırarak kendisini hükümdar ilan etti.

Tang Hanedanı bu karışıklıkları yakından izliyordu. İmparator Hsüan Tsung, Sun Lao-nu'yu Uygur, Karluk ve Basmıl boylarına elçi olarak göndererek onları Göktürk Kağanlığı'ndan ayrılmaya ve Çin'e yaklaşmaya teşvik etti. Bunun sonucunda Çin'in desteğini alan Basmıl, Karluk ve Uygurlar, merkezî otoritenin zayıflamasından yararlanarak II. Göktürk Kağanlığı'na karşı ayaklandılar.

İsyancı boylar önce Kutlug Yabgu'yu öldürdü, ardından kendi aralarında yeni bir idarî düzen kurdu. Basmıl hükümdarı Chieh-tie-i-shih kağan ilan edilirken sağ ve sol kanat yabgulukları Karluklar ile Uygurlar arasında paylaştırıldı. Daha sonra üç boy birlikte Tang sarayına elçi göndererek yeni durumu bildirdi. Böylece Göktürk Devleti'ne karşı kurulan ittifak ile Tang Hanedanı arasındaki ilişkiler resmiyet kazandı.

Çin'in Boylar Arasındaki Mücadeleden Yararlanması

II. Göktürk Kağanlığı'nda yaşanan taht mücadeleleri ve iç karışıklıklar, Tang Hanedanı'nın kuzey siyasetinde daha etkin bir rol üstlenmesine zemin hazırladı. İmparator Hsüan Tsung, kuzey sınırındaki Ling eyaletine Wang Chung-ssu'yu tayin etti. Kendini kanıtlamak isteyen Wang Chung-ssu, önce Sang-kan Irmağı çevresinde yaşayan Hsi ve Nu-chie topluluklarını yenilgiye uğrattı. Çok sayıda esir alarak kuzeydeki diğer boylara gözdağı verdikten sonra geniş katılımlı bir toplantı düzenledi.

Kutlug Yabgu'nun öldürülmesinin ardından yaşanan karışıklıklardan yararlanan Wang Chung-ssu, Gobi Çölü'nün güneyine kadar ilerleyerek Göktürk toplulukları üzerindeki baskısını artırdı.

Ozmış Kağan

Kutlug Yabgu'nun ölümünden sonra Basmıl, Uygur ve Karluk saldırılarından kurtulabilen Göktürk toplulukları, eski Doğu Kanadı Şadı P'an Kül Tegin'in oğlunu Ozmış Kağan unvanıyla hükümdar ilan ettiler.

Ancak Wang Chung-ssu'nun Gobi Çölü'ne kadar ilerlemesi, yeni kağanın durumunu daha da zorlaştırdı. Siyasi hâkimiyetinin ve askerî gücünün büyük ölçüde zayıfladığını gören Ozmış Kağan, bir ara Tang imparatorunu ziyaret ederek bağlılığını bildirmeyi düşündü. Daha sonra bu düşüncesinden vazgeçince Wang Chung-ssu onu ele geçirmek için harekete geçti.

Çinli kumandan doğrudan saldırmak yerine Basmıl, Karluk ve Uygur kuvvetlerini Ozmış Kağan'ın üzerine gönderdi. Yenilgiye uğrayan Ozmış Kağan geri çekilmek zorunda kaldı. Bunun ardından Wang Chung-ssu da harekete geçerek kağanı takip etti ve batı kanadındaki kuvvetlerini bozguna uğrattı.

Çin'e Sığınmalar

Art arda yaşanan yenilgiler ve hanedan içindeki mücadeleler, Göktürk ileri gelenleri arasında Çin'e sığınmaları hızlandırdı.

Ozmış Kağan'ın batı kanadı yabgusu A-pu-ssu, Batı Şadı Ko-la-to, Kapgan Kağan'ın torunu Po-te-chih Tegin, Bilge Kağan'ın kızı Ta-lo Prenses, İ-jan Kağan'ın eşi Bilge Yü-sai-fu ile Tengri Kağan'ın kızı Yü-chu-kung Prenses ve binden fazla çadırdan oluşan topluluk Tang Devleti'ne sığındı.

Bu göç, zaten zayıflamış olan II. Göktürk Kağanlığı'nın nüfusunu ve siyasî gücünü daha da azalttı. Tang İmparatoru Hsüan Tsung, sığınanları büyük bir memnuniyetle karşıladı. Hua-wu-lou Köşkü'nde onlar için bir şölen düzenletti; çeşitli hediyeler verilmesini emretti. Ayrıca geçimlerini sağlayabilmeleri için büyük miktarda un tahsis edildi ve statülerine uygun resmî unvanlar verildi.

Bu gelişmeler, Tang Hanedanı'nın yalnızca askerî değil, diplomatik ve idarî yöntemlerle de Göktürk hanedanını kendi nüfuzu altına çekmeye çalıştığını göstermektedir.

Ozmış Kağan'ın Ölümü

Tang yönetimi, Ozmış Kağan'ı tamamen etkisiz hâle getirmek amacıyla yeni bir harekât hazırladı. Wang Chung-ssu, Basmıl, Karluk ve Uygur boylarını ortak hareket etmeye ikna ederek Ozmış Kağan'a karşı müşterek bir saldırı planı oluşturdu.

İttifak kuvvetleri To-lo-ssu Kalesi yönünde ilerledikten sonra K'un Irmağı boyunca harekâtlarını sürdürerek Ozmış Kağan'ın üzerine yürüdü. Yapılan savaşta Ozmış Kağan öldürüldü. Böylece Wang Chung-ssu, doğrudan savaşa girmeden müttefik Türk boylarını kullanarak amacına ulaştı.

Aynı dönemde kuzey sınırındaki savunma düzenini de güçlendiren Wang Chung-ssu, Çin Seddi üzerindeki Ta-t'ung ve Ching-pien kalelerini birbirine bağlayan tahkimat çalışmaları yürüttü. Böylece kuzeyden gelebilecek saldırılara karşı sınır savunmasını güçlendirmeyi hedefledi.

Ozmış Kağan'ın kesilen başı Tang başkenti Ch'ang-an'a gönderildi.

Son Göktürk Kağanı

Ozmış Kağan'ın ölümüne rağmen Göktürk toplulukları mücadeleyi bırakmadı. Hayatta kalanlar, Ozmış Kağan'ın oğlu Pai-mei'i kağan ilan ederek devleti yeniden toparlamaya çalıştılar.

Tang İmparatoru Hsüan Tsung ise Göktürk Kağanlığı'nı kesin olarak ortadan kaldırmak amacıyla Wang Chung-ssu'yu yeniden görevlendirdi. Çin ordusu Sa-ho-nei Dağı çevresinde Pai-mei Kağan'ın doğu kanadını yöneten A-po Tarkan'a bağlı on bir boyu yenilgiye uğrattı; ardından batı kanadındaki kuvvetlere yönelerek harekâtını sürdürdü.

Bu sırada Göktürk Kağanlığı'na karşı birlikte hareket eden Basmıl, Karluk ve Uygur boyları arasında anlaşmazlık çıktı. Daha önce kağan ilan edilen Basmıl hükümdarı Chieh-tie-i-shih, Uygurlar ile Karluklar tarafından öldürüldü. Bunun üzerine Uygur hükümdarı Ku-li Pei-lo kendisini Kutlug Boyla Kül Kağan ilan ederek durumu bildirmek üzere Tang sarayına bir elçi gönderdi.

Böylece Uygur Devleti resmen kurulurken, yaklaşık iki yüzyıl boyunca Göktürk devlet geleneğinin merkezi olan Ötüken de Uygurların hâkimiyetine geçti.

II. Göktürk Kağanlığı'nın Yıkılışı

745 yılının başlarında Ötüken'deki hâkimiyetini pekiştiren Uygur Kağanı, son Göktürk hükümdarı Pai-mei Kağan'ın üzerine yürüdü. Yapılan savaşta Pai-mei Kağan yenilerek öldürüldü. Kesilen başı, babası Ozmış Kağan'ın başında olduğu gibi Tang başkentine gönderildi.

Pai-mei Kağan'ın ölümünün ardından Bilge Kağan'ın hatunu ile hayatta kalan son Göktürk toplulukları Tang Devleti'ne sığındı.

Böylece 682 yılında Kutlug Kağan tarafından yeniden kurulan II. Göktürk Kağanlığı, yaklaşık altmış üç yıllık hâkimiyetin ardından 745 yılında tarih sahnesinden çekildi. Ötüken merkezli bozkır hâkimiyeti ise Uygur Kağanlığı'na geçti.

Göktürk Hanedanının Sonraki İzleri

Son Göktürk hükümdarı Pai-mei Kağan'ın öldürülmesi ve kesik başının Tang başkentine gönderilmesiyle Göktürk hanedanının siyasî varlığı sona erdi. Hanedan mensuplarının önemli bir bölümü daha önce Tang Devleti'ne sığınmış, Ötüken çevresinde uzun yıllar süren iç mücadeleler boyların dağılmasına yol açmıştı. Aynı dönemde Uygurlar, Basmılları yenilgiye uğratarak Büyük Uygur Kağanlığı'nı kurdu. Böylece Göktürk hanedanından herhangi bir kişinin devleti yeniden kurabilmesi mümkün olmadı.

Bununla birlikte Göktürk adı sonraki yüzyıllarda tamamen ortadan kalkmadı. Çin kaynaklarında hanedan mensupları ile çeşitli Göktürk topluluklarına dair kayıtlara rastlanmaktadır. Bunların ilki, Kapgan Kağan'ın torunu A-pu-sse ile ilgilidir. A-pu-sse, 742 yılının sonlarında ülkedeki iç karışıklıklar sırasında Tengri Kağan'ın kızıyla birlikte Tang Devleti'ne sığınan topluluk arasında yer aldı. Tang İmparatoru Hsüan Tsung, bağlılığının karşılığı olarak kendisine Shuo-fang bölgesinde görev vererek Feng-hsin Prensi unvanını bahşetti.

Tang Devleti'ni sarsan An Lu-shan İsyanı sırasında A-pu-sse de karışıklıktan yararlanarak ayaklanmayı planladı. Daha sonra Çin sınırlarını terk ederek Gobi Çölü'nün kuzeyindeki eski yurduna döndü. 752 yılının ilkbaharında Çin sınırlarına saldırılar düzenleyip çeşitli yağmalarda bulundu. Ancak iki yıl sonra Beşbalık askerî valisi Ch'eng Chien-li tarafından yakalandı. Bazı kaynaklarda ise Karluk yabgusunun A-pu-sse'yi ele geçirerek Çin'e teslim ettiği belirtilmektedir. Tang başkentine götürülen A-pu-sse, imparatorun huzuruna çıkarıldıktan sonra Chu-ch'iou Caddesi'nde idam edildi.

756 yılında Tang hizmetine girerek generalliğe yükselen A-shih-na Ch'eng-ch'ing isyan ederek Ying-ch'uan bölgesini ele geçirdi; bölgenin muhafızı Hsie Yüan ile vali yardımcısı P'ang Chien'i esir aldı. Ancak sonraki faaliyetleri hakkında kaynaklarda bilgi bulunmamaktadır. 764 yılında ise liderleri belirtilmeyen başka bir Göktürk topluluğu Feng eyaletine saldırarak bölgenin muhafız generali Ma Wang'ı öldürdü.

Göktürk adına IX. yüzyılda da Çin kaynaklarında rastlanmaktadır. 837 yılında Chen-wu bölgesinde yaşayan yaklaşık yüz elli çadırlık bir Göktürk topluluğu ayaklanarak tarım alanlarını ve çiftçileri yağmaladı. Çinli kumandan Liou Mien tarafından yenilgiye uğratılan bu topluluk etkisiz hâle getirildi. 847 yılında aynı bölgede yaşayan Göktürkler tüccarlara ve vergi olarak toplanan pirinçlere saldırdı. Bölgenin yöneticisi Shih Hsien-chung bu toplulukları da mağlup ederek yeniden tehdit oluşturmalarını engelledi.

Göktürkler yaklaşık seksen yıl sonra Beş Hanedan döneminde yeniden Çin kaynaklarında görünmektedir. 925 yılının ilkbaharında Hun-chie-lou başkanlığındaki bir elçilik heyeti Çin sarayına kendi ülkelerine ait hediyeler sundu. Aynı yılın kışında Göktürkler, Hsi ve Tu-hun topluluklarıyla birlikte yeniden elçi gönderdiler. Bu dönemde Çin İmparatoru Ming-tsung, Po-ssu-ma-p'o'da Göktürk Tanrısı adına kurban sundu ve bozkır geleneklerine uygun bir tören yapılmasına izin verdi. Ertesi yıl Hun-chie-lou'nun ölümü üzerine düzenlenen cenaze töreni de Çin yönetimince onaylandı. Bu sırada Göktürklerin başında bulunan Chang Mu-chin de Çin sarayına elçiler göndermeyi sürdürdü. 931 yılında Tu-a-shu adlı Göktürk elçisi İmparator Ming-tsung'u ziyaret etti. Tang Hanedanı'nın ardından kurulan Sonraki Chin Hanedanı döneminde de diplomatik ilişkiler devam etti ve 941 yılının sonbaharında Göktürk elçisi Hsüe T'ung-hai Sonraki Chin başkentine giderek resmî temaslarda bulundu.

941 yılı, Çin kaynaklarında Göktürklerin elçi gönderdiğinin kaydedildiği son tarihtir. Pai-mei Kağan'ın 745 yılındaki ölümünden sonra Çin'e sığınan Göktürk toplulukları uzun süre kimliklerini korumuş, zaman zaman ayaklanmalar düzenlemiş ve Beş Hanedan döneminde Çin devletleriyle diplomatik ilişkilerini sürdürmüştür. Ancak askerî güçleri ve sonraki akıbetleri hakkında kaynaklar yeterli bilgi vermemektedir. Çin kayıtlarına göre askerî valilerinin ortadan kaybolmasının ardından onlar hakkında düzenli kayıt tutulmamış, böylece tarih sahnesindeki izleri de sona ermiştir.

İçindekiler