Menüyü aç / kapat
Tercihler menüsünü aç / kapat
Kişisel menüyü aç / kapat
Oturum açık değil
Herhangi bir düzenleme yaparsanız IP adresiniz herkese açık olarak görünecektir.

Türk: Revizyonlar arasındaki fark

Ansiklo sitesinden
"Türk ismi, kadim çağlardan itibaren farklı coğrafyalarda çeşitli kültürlerle kurulan temaslar neticesinde, yabancı kaynaklara farklı fonetik varyasyonlarla yansımıştır. Türk adının kurumsal ve resmi bir devlet kimliği kazanması, 542 yılında tarih sahnesine çıkan Göktürk (Kök-Türk) Devleti ile gerçekleşmiştir. Devletin özgün ismi "Türk" olup, metinlerde dönem dönem iki heceli "Türük" şeklinde de kaydedilmiştir. "Gö..." içeriğiyle yeni sayfa oluşturdu
 
 
(Aynı kullanıcının aradaki diğer 5 değişikliği gösterilmiyor)
1. satır: 1. satır:
Türk ismi, kadim çağlardan itibaren farklı coğrafyalarda çeşitli kültürlerle kurulan temaslar neticesinde, yabancı kaynaklara farklı fonetik varyasyonlarla yansımıştır. Türk adının kurumsal ve resmi bir devlet kimliği kazanması, 542 yılında tarih sahnesine çıkan Göktürk (Kök-Türk) Devleti ile gerçekleşmiştir. Devletin özgün ismi "Türk" olup, metinlerde dönem dönem iki heceli "Türük" şeklinde de kaydedilmiştir. "Göktürk" kullanımı ise XIX. yüzyılın sonlarından itibaren Türkologlar tarafından literatüre kazandırılmış bir terminolojidir.


Türk isminin küresel ölçekte yayılımı, söz konusu devletin Orta Asya'dan Çin'e, Tibet'ten Kore'ye, Kafkasya'dan Afganistan'a kadar uzanan geniş bir coğrafyayı hakimiyeti altına almasıyla hız kazanmıştır. Bu siyasi genişleme; Bizans ve Çin gibi dönemin merkezi güçlerinin kayıtlarında "Türk Devleti" isminin yerleşmesini sağlamış, hatta Orta Asya'nın "Türkiye" olarak anılmasına yol açmıştır.
745 yılında Göktürk devlet yapısının son bulmasının ardından, siyasi varlık farklı kanallara ayrılmıştır. Doğu topraklarında Uygur Devleti hakimiyet kurarken, batı kanadında boy federasyonları "Türgiş" adı altında teşkilatlanmıştır. 766 sonrasında Oğuz boyları Tanrı Dağları'ndan İtil boylarına kadar uzanan geniş bir sahada dağınık bir yapı sergilese de, kimliklerini korumuşlardır. Bu süreçte Türkler; İslam coğrafyasında "Türkmen", Rus kaynaklarında ise "Tork" olarak tesmiye edilmiştir. Müteakip dönemde kurulan Selçuklu ve Osmanlı devletleri, farklı siyasi unvanlar kullansalar da, Batılı kaynaklarda "Türk Devleti" olarak tanımlanmaya devam etmişlerdir. Aynı şekilde Mısır ve Anadolu coğrafyası için "Türkiye" isimlendirmesi kullanılmıştır.


Tarihçiler, Türk isminin kökenini çok daha eski metinlerde arama eğilimi göstermişlerdir. Bu bağlamda, Herodotos'un M.Ö. V. yüzyılda andığı Targitalar, İskit coğrafyasındaki Tyrkaeler, Tevrat'taki Togharma, Hind kaynaklarındaki Turukhalar, Thraklar ve Troyalılar, Türk isminin olası erken formları olarak tartışılmıştır. İran mitolojisindeki Turan (Turac) ve İslami kaynaklardaki Türk (Yafes'in torunu) rivayetleri de bu arayışın bir parçasıdır. Ayrıca, İran-Turan savaşlarının efsanevi figürü Afrasyab'ın (Alper Tunga) Türk kökenli bir başbuğ olduğu kanaati yaygındır. Türk kelimesi, 420 tarihli bir Pers metninde "Altaylı" toplulukları nitelemek üzere, 515 tarihli belgelerde ise "Türk Hun" (Güçlü Hun) ifadesiyle yer almıştır. Etimolojik olarak "güç" anlamını taşıdığı kabul edilen bu isim, Törük/Türük formlarından evrilerek günümüzdeki nihai biçimini almıştır.
'''Türk''', tarih boyunca Orta Asya'dan Avrupa, Orta Doğu ve Sibirya'ya kadar uzanan geniş bir coğrafyada yaşamış, Türk dillerini konuşan toplulukları ifade eden etnik, kültürel ve siyasi bir addır. Günümüzde "Türk" adı hem Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlarını ifade eden hukuki bir kimlik hem de dünya genelindeki Türk halklarını kapsayan etnokültürel bir üst kimlik olarak kullanılmaktadır.
 
== Etimoloji ==
Türk adının kökeni ve anlamı üzerine çeşitli teoriler geliştirilmiştir:
 
* '''Türemek ve Töre:''' Hermann Vambery'nin ileri sürdüğü ve geniş kabul gören görüşe göre Türk adı, '''"törü-mek" (türemek)''' fiilinden gelmektedir; "türemiş", "yaratılmış", "adam" veya "insan" anlamlarını taşır.<ref>Hermann Vambery, Die Primitive Cultur des Türko-Tatarischen Volkes, Leipzig, 1879, s. 51.</ref> Türk adının, Eski Türkçedeki '''törü-/türe-''' fiiliyle bağlantılı olduğu görüşünü benimseyen araştırmacılar, bu etimoloji ile Göktürklerin kökenini anlatan '''Türeyiş Destanı''' arasında da anlam bakımından bir ilişki kurmaktadır.<ref>Salim Koca, Türk Kültürünün Temelleri, II, Ankara, 2003, s. 47.</ref> Destana göre Göktürkler, Büyük Hun Devleti'nin soyundan gelen bir topluluk olup, Aşina (A-shih-na) adıyla bilinen kutsal bir hanedan ailesinden türemiştir. Rivayete göre Göktürklerin ataları, uğradıkları büyük bir saldırı sonucunda tamamen yok edilmiş, yalnızca küçük bir erkek çocuk hayatta kalmıştır. Düşmanları çocuğu öldürmek yerine kol ve bacaklarını keserek bataklıkta ölüme terk etmiştir. Daha sonra ortaya çıkan dişi bir bozkurt, çocuğu besleyip koruyarak yaşamasını sağlamıştır. Çocuk büyüdüğünde kurtla birlikte yaşamaya başlamış ve kurt ondan gebe kalmıştır. Düşmanların çocuğun hâlâ yaşadığını öğrenmesi üzerine kurt, kutsal güçlerin yardımıyla kaçarak yüksek dağlarla çevrili, ulaşılması güç bir vadiye sığınmıştır. Burada on erkek çocuk dünyaya getirmiş, bu çocuklar zamanla farklı boyların ataları kabul edilmiştir. Göktürk Kağanlığı'nı kuran Aşina hanedanı da bu on soydan biri olarak gösterilmektedir.  Göktürklerin meşruiyetini açıklayan bu destan, bozkurdun koruyucu ve yol gösterici bir ata olarak kabul edildiği eski Türk inanç dünyasını yansıtmasının yanı sıra, Türk adının "türeme" ve "soyun devamı" düşüncesiyle ilişkilendirilmesine de zemin hazırlayan önemli anlatılardan biri olarak değerlendirilmektedir.<ref>Bahaeddin Ögel, Türk Mitolojisi, I, Ankara, 1993, s. 20- 23.</ref>
*'''Töreli''': Ziya Gökalp bu ismi '''"töreli" (kanun ve nizam sahibi)''' olarak açıklamıştır.
* '''Güç ve Kuvvet:''' Uygur metinlerinde "Türk" kelimesinin '''"güçlü", "kuvvetli", "kudretli"''' anlamına geldiği ve "erk" (güç) kelimesiyle eş anlamlı kullanıldığı görülmektedir.
* '''Miğfer:''' Gök Türk dönemine ait Çin yıllıklarından Sui-Şu'da, Tu-kie adının Türk dilinde "miğfer" anlamına geldiği ifade edilmektedir. Buna göre Türkler, Altay Dağları'nda miğferi andıran bir dağın eteklerinde yaşadıkları için bu adla anılmıştır.<ref>Otto Franke, Beitraege aus Chinesischen Quellen zur Kenntnis der Türk Völker und Skythen Zentralasiens, Berlin, 1904, s. 13.</ref>
* '''Olgunluk Çağı:''' Kaşgarlı Mahmud, Türk adının '''"olgunluk çağı"''' anlamına geldiğini ifade etmiştir.
* '''Duranlar (Tur-ok):''' Adile Ayda'nın teorisine göre Türklerin en eski adı '''"Tur"''' idi ve yerleşik hayata geçenlere "duran kabile" anlamında '''"Tur-uk"''' (Tur-ok) denilmiştir.
 
== Tarihî Gelişim ==
 
=== İlk Kullanılışı ===
"Türk" adı, tarih sahnesinde ilk defa VI. yüzyılda Altay Dağları çevresinde kurulan Göktürk Kağanlığı ile açık biçimde görülmektedir. 552 yılında Bumin Kağan tarafından kurulan devlet, "Türk" adını resmî devlet adı olarak kullanan ilk siyasî teşkilattır.
 
Orhun Yazıtları'nda "Türk" adı birçok yerde geçmektedir. Yazıtlarda halktan '''Türk budun''', devletten ise '''Türk Kağanlığı''' olarak söz edilir. Bu kullanım, adın yalnızca bir boya değil, bütün siyasî topluluğa ait ortak kimliği ifade ettiğini göstermektedir.
 
=== Orta Çağ ===
Göktürklerin ardından Uygurlar, Karluklar, Oğuzlar, Kıpçaklar, Kırgızlar ve diğer birçok Türk topluluğu farklı devletler kurmuş, ancak "Türk" adı özellikle İslam dünyasında bütün bu toplulukları ifade eden ortak bir ad hâline gelmiştir.
 
IX. yüzyıldan itibaren Arap ve Fars kaynaklarında "Türk" kelimesi, Orta Asya bozkırlarında yaşayan Türk halklarının genel adı olarak kullanılmaya başlanmıştır.
 
== İslam Kaynaklarında Türk Adı ==
İslam coğrafyacıları ve tarihçileri Türklerden geniş biçimde söz etmişlerdir. El-Câhiz, İbn Hurdâzbih, İbn Fadlân, Mesûdî, Kaşgarlı Mahmud ve diğer birçok yazar eserlerinde Türklerin yaşayışı, askerî yetenekleri ve kültürleri hakkında bilgiler vermiştir.
 
Bazı İslam kaynaklarında Türk adının kökeni, Yecüc ve Mecüc kıssasıyla ilişkilendirilmiştir. Bu rivayetlere göre Türkler, Yecüc ve Mecüc'ün arkasındaki bölgelerde "terk edilmiş" bir coğrafyada yaşadıkları için bu adla anılmıştır. Benzer şekilde, Nuh'un oğlu Yafes'e tahsis edilen toprakların uzun süre ıssız ve yerleşimsiz kaldığı, daha sonra burada yaşayan toplulukların "Türk" adıyla anıldığı yönünde anlatılar da bulunmaktadır.<ref>İbrahim Kafesoğlu, “Tarihte “Türk” Adı”, Reşid Rahmeti Arat İçin, Ankara, 1966, s. 316.</ref> Ancak bu açıklamalar tarihî ve dilbilimsel bir etimolojiden ziyade, Orta Çağ İslam tarihçiliğinde yer alan rivayet geleneğinin bir parçası olarak değerlendirilmektedir.
 
XI. yüzyılda yaşayan Kaşgarlı Mahmud, İslamî rivayet geleneğinin etkisiyle Türk adının kökenini Hz. Nuh'un oğlu Yafes'in soyuna dayandırmaktadır. '''Dîvânu Lugâti't-Türk'''<nowiki/>'te, "Türk" adının Tanrı tarafından Nuh'un oğullarından Türk'e verildiğini, onun soyundan gelenlerin de bu adla anıldığını belirtir. Kaşgarlı'ya göre "Türk" kelimesi tekil kullanıldığında Nuh'un oğullarından bir şahsı ifade ederken, çoğul anlamıyla onun neslini ve Türk topluluklarının tamamını karşılayan bir ad hâline gelmiştir. Eserde ayrıca, Türk adının ilahî iradeyle verilmiş bir isim olduğu yönündeki inanç da açıkça dile getirilmektedir.<ref>Kaşgarlı Mahmud, Divanü Lûgat-it-Türk, I, Ankara, 1992, s. 350- 351.</ref> Kaşgarlı Mahmud, "Türk" adını ayrıca "olgunluk çağı" anlamıyla ilişkilendirmektedir.<ref>Kaşgarlı Mahmud, a.g.e., s.353.</ref>
 
== Osmanlı Döneminde Türk Adı ==
Osmanlı Devleti'nin ilk dönemlerinde devlet kimliği daha çok "Osmanlı" adı etrafında şekillenmiştir. Resmî belgelerde "Türk" kelimesi sınırlı ölçüde kullanılmış, özellikle Anadolu'daki Türkmen halkını ifade etmek amacıyla tercih edilmiştir.
 
XIX. yüzyılda milliyetçilik akımlarının etkisiyle "Türk" adı yeniden önem kazanmış; Türk dili, tarihi ve kültürü üzerine yapılan çalışmalar artmıştır. II. Meşrutiyet döneminde Türkçülük düşüncesinin gelişmesiyle birlikte "Türk" adı modern millî kimliğin temel unsurlarından biri hâline gelmiştir.
 
== Cumhuriyet Döneminde ==
1923 yılında Türkiye Cumhuriyeti'nin kurulmasıyla birlikte "Türk" kavramı anayasal vatandaşlık tanımı içinde yer almıştır. Cumhuriyet döneminde Türk tarihi, dili ve kültürü üzerine bilimsel araştırmalar desteklenmiş; Türk Tarih Kurumu ve Türk Dil Kurumu gibi kurumlar kurulmuştur.
 
1982 Anayasası'nın 66. maddesine göre Türkiye Cumhuriyeti'ne vatandaşlık bağı ile bağlı olan herkes Türk'tür. Bu tanım hukuki vatandaşlık esasına dayanmaktadır.
 
== Türk Adının Farklı Kullanımları ==
"Türk" kelimesi tarih boyunca farklı anlam katmanları kazanmıştır:
 
* Belirli bir boy veya hanedanın adı.
* Göktürk Devleti'nin resmî adı.
* Türk dillerini konuşan halkların ortak adı.
* Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlarını ifade eden hukuki kimlik.
* Ortak tarih, dil ve kültür bağları bulunan Türk halklarının üst kimliği.
 
Bu nedenle kavramın hangi anlamda kullanıldığı, tarihî dönem ve bağlama göre değişmektedir.
 
== Türk Dünyası ==
Günümüzde Türk halkları Balkanlar'dan Sibirya'ya, Doğu Avrupa'dan Çin'in batısına kadar uzanan geniş bir coğrafyada yaşamaktadır. Başlıca bağımsız Türk devletleri şunlardır:
 
* Türkiye
* Azerbaycan
* Kazakistan
* Kırgızistan
* Özbekistan
* Türkmenistan
 
Bunların dışında Rusya Federasyonu, Çin, İran, Irak, Suriye, Afganistan, Moldova ve çeşitli Balkan ülkelerinde önemli Türk toplulukları bulunmaktadır.
 
== Kültürel Özellikler ==
Türk toplulukları tarih boyunca farklı dinleri benimsemişlerdir. Gök Tanrı inancı, Maniheizm, Budizm, Musevilik, Hristiyanlık ve İslam bunların başlıcalarıdır. Günümüzde Türk halklarının büyük çoğunluğu Müslümandır.
 
Türk kültürünün ortak unsurları arasında göçebe bozkır geleneği, atlı savaş kültürü, akrabalık yapısı, sözlü edebiyat, destanlar, müzik, halıcılık ve zengin mutfak kültürü yer almaktadır. Bununla birlikte her Türk topluluğu yaşadığı coğrafyanın etkisiyle kendine özgü kültürel özellikler geliştirmiştir.
 
== Tarih Yazımında Türk Adı ==
Modern tarih araştırmalarında "Türk" kavramı hem etnik hem de siyasi bir terim olarak değerlendirilmektedir. İlk dönemlerde belirli bir siyasî teşkilatı ifade eden adın zaman içinde ortak dil, kültür ve tarih bilinci etrafında genişleyerek çok sayıda topluluğu kapsayan üst kimlik hâline geldiği kabul edilmektedir.
 
Günümüzde tarih, dilbilim, antropoloji ve arkeoloji alanlarında yapılan araştırmalar, Türk adının gelişimini ve Türk halklarının tarihî süreç içerisindeki değişimini çok disiplinli bir yaklaşımla incelemektedir.

10.36, 25 Temmuz 2026 itibarı ile sayfanın şu anki hâli


Türk, tarih boyunca Orta Asya'dan Avrupa, Orta Doğu ve Sibirya'ya kadar uzanan geniş bir coğrafyada yaşamış, Türk dillerini konuşan toplulukları ifade eden etnik, kültürel ve siyasi bir addır. Günümüzde "Türk" adı hem Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlarını ifade eden hukuki bir kimlik hem de dünya genelindeki Türk halklarını kapsayan etnokültürel bir üst kimlik olarak kullanılmaktadır.

Etimoloji

Türk adının kökeni ve anlamı üzerine çeşitli teoriler geliştirilmiştir:

  • Türemek ve Töre: Hermann Vambery'nin ileri sürdüğü ve geniş kabul gören görüşe göre Türk adı, "törü-mek" (türemek) fiilinden gelmektedir; "türemiş", "yaratılmış", "adam" veya "insan" anlamlarını taşır.[1] Türk adının, Eski Türkçedeki törü-/türe- fiiliyle bağlantılı olduğu görüşünü benimseyen araştırmacılar, bu etimoloji ile Göktürklerin kökenini anlatan Türeyiş Destanı arasında da anlam bakımından bir ilişki kurmaktadır.[2] Destana göre Göktürkler, Büyük Hun Devleti'nin soyundan gelen bir topluluk olup, Aşina (A-shih-na) adıyla bilinen kutsal bir hanedan ailesinden türemiştir. Rivayete göre Göktürklerin ataları, uğradıkları büyük bir saldırı sonucunda tamamen yok edilmiş, yalnızca küçük bir erkek çocuk hayatta kalmıştır. Düşmanları çocuğu öldürmek yerine kol ve bacaklarını keserek bataklıkta ölüme terk etmiştir. Daha sonra ortaya çıkan dişi bir bozkurt, çocuğu besleyip koruyarak yaşamasını sağlamıştır. Çocuk büyüdüğünde kurtla birlikte yaşamaya başlamış ve kurt ondan gebe kalmıştır. Düşmanların çocuğun hâlâ yaşadığını öğrenmesi üzerine kurt, kutsal güçlerin yardımıyla kaçarak yüksek dağlarla çevrili, ulaşılması güç bir vadiye sığınmıştır. Burada on erkek çocuk dünyaya getirmiş, bu çocuklar zamanla farklı boyların ataları kabul edilmiştir. Göktürk Kağanlığı'nı kuran Aşina hanedanı da bu on soydan biri olarak gösterilmektedir. Göktürklerin meşruiyetini açıklayan bu destan, bozkurdun koruyucu ve yol gösterici bir ata olarak kabul edildiği eski Türk inanç dünyasını yansıtmasının yanı sıra, Türk adının "türeme" ve "soyun devamı" düşüncesiyle ilişkilendirilmesine de zemin hazırlayan önemli anlatılardan biri olarak değerlendirilmektedir.[3]
  • Töreli: Ziya Gökalp bu ismi "töreli" (kanun ve nizam sahibi) olarak açıklamıştır.
  • Güç ve Kuvvet: Uygur metinlerinde "Türk" kelimesinin "güçlü", "kuvvetli", "kudretli" anlamına geldiği ve "erk" (güç) kelimesiyle eş anlamlı kullanıldığı görülmektedir.
  • Miğfer: Gök Türk dönemine ait Çin yıllıklarından Sui-Şu'da, Tu-kie adının Türk dilinde "miğfer" anlamına geldiği ifade edilmektedir. Buna göre Türkler, Altay Dağları'nda miğferi andıran bir dağın eteklerinde yaşadıkları için bu adla anılmıştır.[4]
  • Olgunluk Çağı: Kaşgarlı Mahmud, Türk adının "olgunluk çağı" anlamına geldiğini ifade etmiştir.
  • Duranlar (Tur-ok): Adile Ayda'nın teorisine göre Türklerin en eski adı "Tur" idi ve yerleşik hayata geçenlere "duran kabile" anlamında "Tur-uk" (Tur-ok) denilmiştir.

Tarihî Gelişim

İlk Kullanılışı

"Türk" adı, tarih sahnesinde ilk defa VI. yüzyılda Altay Dağları çevresinde kurulan Göktürk Kağanlığı ile açık biçimde görülmektedir. 552 yılında Bumin Kağan tarafından kurulan devlet, "Türk" adını resmî devlet adı olarak kullanan ilk siyasî teşkilattır.

Orhun Yazıtları'nda "Türk" adı birçok yerde geçmektedir. Yazıtlarda halktan Türk budun, devletten ise Türk Kağanlığı olarak söz edilir. Bu kullanım, adın yalnızca bir boya değil, bütün siyasî topluluğa ait ortak kimliği ifade ettiğini göstermektedir.

Orta Çağ

Göktürklerin ardından Uygurlar, Karluklar, Oğuzlar, Kıpçaklar, Kırgızlar ve diğer birçok Türk topluluğu farklı devletler kurmuş, ancak "Türk" adı özellikle İslam dünyasında bütün bu toplulukları ifade eden ortak bir ad hâline gelmiştir.

IX. yüzyıldan itibaren Arap ve Fars kaynaklarında "Türk" kelimesi, Orta Asya bozkırlarında yaşayan Türk halklarının genel adı olarak kullanılmaya başlanmıştır.

İslam Kaynaklarında Türk Adı

İslam coğrafyacıları ve tarihçileri Türklerden geniş biçimde söz etmişlerdir. El-Câhiz, İbn Hurdâzbih, İbn Fadlân, Mesûdî, Kaşgarlı Mahmud ve diğer birçok yazar eserlerinde Türklerin yaşayışı, askerî yetenekleri ve kültürleri hakkında bilgiler vermiştir.

Bazı İslam kaynaklarında Türk adının kökeni, Yecüc ve Mecüc kıssasıyla ilişkilendirilmiştir. Bu rivayetlere göre Türkler, Yecüc ve Mecüc'ün arkasındaki bölgelerde "terk edilmiş" bir coğrafyada yaşadıkları için bu adla anılmıştır. Benzer şekilde, Nuh'un oğlu Yafes'e tahsis edilen toprakların uzun süre ıssız ve yerleşimsiz kaldığı, daha sonra burada yaşayan toplulukların "Türk" adıyla anıldığı yönünde anlatılar da bulunmaktadır.[5] Ancak bu açıklamalar tarihî ve dilbilimsel bir etimolojiden ziyade, Orta Çağ İslam tarihçiliğinde yer alan rivayet geleneğinin bir parçası olarak değerlendirilmektedir.

XI. yüzyılda yaşayan Kaşgarlı Mahmud, İslamî rivayet geleneğinin etkisiyle Türk adının kökenini Hz. Nuh'un oğlu Yafes'in soyuna dayandırmaktadır. Dîvânu Lugâti't-Türk'te, "Türk" adının Tanrı tarafından Nuh'un oğullarından Türk'e verildiğini, onun soyundan gelenlerin de bu adla anıldığını belirtir. Kaşgarlı'ya göre "Türk" kelimesi tekil kullanıldığında Nuh'un oğullarından bir şahsı ifade ederken, çoğul anlamıyla onun neslini ve Türk topluluklarının tamamını karşılayan bir ad hâline gelmiştir. Eserde ayrıca, Türk adının ilahî iradeyle verilmiş bir isim olduğu yönündeki inanç da açıkça dile getirilmektedir.[6] Kaşgarlı Mahmud, "Türk" adını ayrıca "olgunluk çağı" anlamıyla ilişkilendirmektedir.[7]

Osmanlı Döneminde Türk Adı

Osmanlı Devleti'nin ilk dönemlerinde devlet kimliği daha çok "Osmanlı" adı etrafında şekillenmiştir. Resmî belgelerde "Türk" kelimesi sınırlı ölçüde kullanılmış, özellikle Anadolu'daki Türkmen halkını ifade etmek amacıyla tercih edilmiştir.

XIX. yüzyılda milliyetçilik akımlarının etkisiyle "Türk" adı yeniden önem kazanmış; Türk dili, tarihi ve kültürü üzerine yapılan çalışmalar artmıştır. II. Meşrutiyet döneminde Türkçülük düşüncesinin gelişmesiyle birlikte "Türk" adı modern millî kimliğin temel unsurlarından biri hâline gelmiştir.

Cumhuriyet Döneminde

1923 yılında Türkiye Cumhuriyeti'nin kurulmasıyla birlikte "Türk" kavramı anayasal vatandaşlık tanımı içinde yer almıştır. Cumhuriyet döneminde Türk tarihi, dili ve kültürü üzerine bilimsel araştırmalar desteklenmiş; Türk Tarih Kurumu ve Türk Dil Kurumu gibi kurumlar kurulmuştur.

1982 Anayasası'nın 66. maddesine göre Türkiye Cumhuriyeti'ne vatandaşlık bağı ile bağlı olan herkes Türk'tür. Bu tanım hukuki vatandaşlık esasına dayanmaktadır.

Türk Adının Farklı Kullanımları

"Türk" kelimesi tarih boyunca farklı anlam katmanları kazanmıştır:

  • Belirli bir boy veya hanedanın adı.
  • Göktürk Devleti'nin resmî adı.
  • Türk dillerini konuşan halkların ortak adı.
  • Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlarını ifade eden hukuki kimlik.
  • Ortak tarih, dil ve kültür bağları bulunan Türk halklarının üst kimliği.

Bu nedenle kavramın hangi anlamda kullanıldığı, tarihî dönem ve bağlama göre değişmektedir.

Türk Dünyası

Günümüzde Türk halkları Balkanlar'dan Sibirya'ya, Doğu Avrupa'dan Çin'in batısına kadar uzanan geniş bir coğrafyada yaşamaktadır. Başlıca bağımsız Türk devletleri şunlardır:

  • Türkiye
  • Azerbaycan
  • Kazakistan
  • Kırgızistan
  • Özbekistan
  • Türkmenistan

Bunların dışında Rusya Federasyonu, Çin, İran, Irak, Suriye, Afganistan, Moldova ve çeşitli Balkan ülkelerinde önemli Türk toplulukları bulunmaktadır.

Kültürel Özellikler

Türk toplulukları tarih boyunca farklı dinleri benimsemişlerdir. Gök Tanrı inancı, Maniheizm, Budizm, Musevilik, Hristiyanlık ve İslam bunların başlıcalarıdır. Günümüzde Türk halklarının büyük çoğunluğu Müslümandır.

Türk kültürünün ortak unsurları arasında göçebe bozkır geleneği, atlı savaş kültürü, akrabalık yapısı, sözlü edebiyat, destanlar, müzik, halıcılık ve zengin mutfak kültürü yer almaktadır. Bununla birlikte her Türk topluluğu yaşadığı coğrafyanın etkisiyle kendine özgü kültürel özellikler geliştirmiştir.

Tarih Yazımında Türk Adı

Modern tarih araştırmalarında "Türk" kavramı hem etnik hem de siyasi bir terim olarak değerlendirilmektedir. İlk dönemlerde belirli bir siyasî teşkilatı ifade eden adın zaman içinde ortak dil, kültür ve tarih bilinci etrafında genişleyerek çok sayıda topluluğu kapsayan üst kimlik hâline geldiği kabul edilmektedir.

Günümüzde tarih, dilbilim, antropoloji ve arkeoloji alanlarında yapılan araştırmalar, Türk adının gelişimini ve Türk halklarının tarihî süreç içerisindeki değişimini çok disiplinli bir yaklaşımla incelemektedir.

  1. Hermann Vambery, Die Primitive Cultur des Türko-Tatarischen Volkes, Leipzig, 1879, s. 51.
  2. Salim Koca, Türk Kültürünün Temelleri, II, Ankara, 2003, s. 47.
  3. Bahaeddin Ögel, Türk Mitolojisi, I, Ankara, 1993, s. 20- 23.
  4. Otto Franke, Beitraege aus Chinesischen Quellen zur Kenntnis der Türk Völker und Skythen Zentralasiens, Berlin, 1904, s. 13.
  5. İbrahim Kafesoğlu, “Tarihte “Türk” Adı”, Reşid Rahmeti Arat İçin, Ankara, 1966, s. 316.
  6. Kaşgarlı Mahmud, Divanü Lûgat-it-Türk, I, Ankara, 1992, s. 350- 351.
  7. Kaşgarlı Mahmud, a.g.e., s.353.