Sabirler: Revizyonlar arasındaki fark
Daha fazla eylem
Değişiklik özeti yok |
Değişiklik özeti yok |
||
| 105. satır: | 105. satır: | ||
Sabirlerin uzun tarihleri boyunca dikkat çeken özelliklerinden biri, askerî yenilgiler karşısında tamamen yok olmak yerine çoğu zaman yer değiştirmeyi tercih etmeleridir. Bu hareketlilik, onların farklı siyasi birlikler içinde varlıklarını sürdürmelerinde etkili olmuştur. | Sabirlerin uzun tarihleri boyunca dikkat çeken özelliklerinden biri, askerî yenilgiler karşısında tamamen yok olmak yerine çoğu zaman yer değiştirmeyi tercih etmeleridir. Bu hareketlilik, onların farklı siyasi birlikler içinde varlıklarını sürdürmelerinde etkili olmuştur. | ||
== Kronoloji == | |||
{| class="wikitable" | |||
!Tarih | |||
!Olay | |||
|- | |||
|MS II. yüzyıl | |||
|Sabirlerle ilişkilendirilen en eski kayıtlar ortaya çıktı. | |||
|- | |||
|463 | |||
|Sabirler, Avar baskısı sonucunda batıya yönelen kavimler arasında yer aldı. | |||
|- | |||
|463–470'ler | |||
|Sabirler Kuzey Kafkasya ve Hazar'ın kuzeyindeki bozkırlara geldiler ve bölgenin önemli güçlerinden biri hâline geldiler. | |||
|- | |||
|Yaklaşık 500 | |||
|Sabirler Kuzey Kafkasya'da güçlü bir siyasî birlik kurdular. | |||
|- | |||
|515–516 | |||
|Sabirler Sasani seferlerine katıldılar. | |||
|- | |||
|520'ler | |||
|Sabirler Boğarık Hatun yönetiminde Bizans ile ittifak kurdular. | |||
|- | |||
|528 | |||
|Sabir kuvvetleri Glon ve Tyranis'i yenilgiye uğrattılar. | |||
|- | |||
|530–531 | |||
|Sabirler Bizans-Sasani savaşlarına katıldılar. | |||
|- | |||
|540'lar | |||
|Sabirler zaman zaman Bizans, zaman zaman Sasani tarafında savaştılar. | |||
|- | |||
|551–556 | |||
|Sabirler Lazika Savaşı'na katıldılar. | |||
|- | |||
|558 | |||
|Avarlar batıya geldiler. Sabirlerin siyasî gücü zayıflamaya başladı. | |||
|- | |||
|560'lar | |||
|Sabirlerin önemli bir bölümü Avar ve Göktürk hâkimiyetine girdi. | |||
|- | |||
|570'ler | |||
|Hazarlar Kuzey Kafkasya'da güçlendiler. Sabirlerin siyasi teşkilatı çözülmeye başladı. | |||
|- | |||
|576 | |||
|Sabirlerin bir bölümü Hazar Kağanlığı'na katıldı. | |||
|- | |||
|VII. yüzyıl başları | |||
|Sabirler Hazar, Bulgar ve diğer Türk toplulukları içinde erimeye başladılar. | |||
|- | |||
|VIII. yüzyıl | |||
|Sabir adı büyük ölçüde kaynaklardan kayboldu. | |||
|} | |||
[[Kategori:Tarih]] [[Kategori:Türk Tarihi]] | [[Kategori:Tarih]] [[Kategori:Türk Tarihi]] | ||
07.19, 22 Temmuz 2026 tarihindeki hâli
Sabirler (Sabar, Savir), Orta Çağ’ın erken dönemlerinde Avrasya bozkırlarında yaşamış ve özellikle Kafkasya çevresindeki faaliyetleriyle tanınmış Türk topluluklarından biridir. Sabirlerin tarihi hakkındaki bilgiler, büyük ölçüde onlarla yakın ilişkiler kuran Bizans, Arap, Ermeni ve Fars kaynaklarında yer alan kayıtlar ile bu kaynaklarda geçen kişi adlarına dayanmaktadır.
Sabirlerin kökeni uzun süre tartışma konusu olmuş, ancak özellikle son dönem araştırmaları onların Türk kökenli bir topluluk olduğunu büyük ölçüde kabul edilir hâle getirmiştir. Bu görüşün oluşmasında Bizans kaynaklarının incelenmesi ve Sabir kişi adlarının değerlendirilmesi önemli rol oynamıştır.
Sabirler hakkında en geniş bilgiler Bizans kaynaklarında bulunmaktadır. Bizans İmparatorluğu ile iki asrı aşan süre boyunca devam eden ilişkileri sebebiyle bu kaynaklarda Sabirlerin siyasi faaliyetleri, Bizans ile temasları ve bazı ileri gelenlerinin adları hakkında çeşitli bilgiler korunmuştur. Bunun yanında Arap, Ermeni ve Fars kaynakları da Sabir tarihi için önemli bilgiler sağlamaktadır.
Kökeni ve İlk Dönemleri
Sabirlerin yazılı kaynaklarda ilk kez görüldüğü tarih konusunda birçok araştırmacı, Bizans elçisi Priscus’un 463 yılında verdiği bilgileri esas almaktadır. Ancak Sabirlerin daha erken dönemlerde farklı adlarla bilindiği anlaşılmaktadır. Ptolemeus (Batlamyus), II. yüzyılın ortalarına ait kayıtlarında Kafkasya’da, Aorsi ve Pagyritai topluluklarının yerleşim alanlarının güneyinde yaşayan Σαναςοι (Sanazoi) adlı bir kavimden bahsetmektedir. Bu topluluğun Sabirlerle ilişkilendirilebileceği ileri sürülmüştür.
Sabirlerin erken dönem tarihi zaman zaman Hunlarla bağlantılı topluluklarla karıştırılmıştır. Jordanes, Hun birliğini oluşturan topluluklardan bahsederken Hunların çevresinde yaşayan iki halk olarak Altziagiri ve Sabiri adlarını zikretmektedir. Bu kayıt, Hun siyasi birliği içerisinde farklı kavimlerin yer aldığını göstermektedir. Hun ordularının önemli bir bölümü de Hunların kendisinden ziyade bağlı ve müttefik topluluklardan oluşmaktaydı.
V. yüzyıldan itibaren Sabirler, İran-Bizans mücadelelerinde etkili bir siyasi güç olarak görülmeye başlanmıştır. Bu dönemde Farslar, Doğu Romalılar, Oğurlar, Avarlar, Ermeniler, Alanlar ve Lazlarla çeşitli ilişkiler kurmuşlardır.
Bizans coğrafyacısı Stephanus Byzantinus, İran ile Kolhis arasındaki bölgede, Çoruh (Akampsis) Nehri çevresinde yaşayan Sapirler / Sabirler (Σάπείϱεϛ / Σάβείϱεϛ) adlı bir topluluktan söz etmektedir. Bu kayıtlar, Sabirlerin V. yüzyıldan önce Kafkasya çevresinde bilinen bir topluluk olduğunu göstermektedir.
Sabir Konfederasyonu’nun Kuruluşu ve Kafkasya’daki Yükselişi
453 yılında Attila’nın ölümünün ardından Hun siyasi birliğinin dağılmasıyla birlikte Kafkasya’da yeni siyasi oluşumlar ortaya çıktı. Onogur merkezli Hun-Bulgar birliğinin zayıflaması sonrasında, bölgede Sabirlerin öncülüğünde yeni bir askerî ve siyasi birlik oluşmaya başladı. Bu oluşuma bölgede kalan Hun ve Bulgar toplulukları da katıldı.
Sabirler 463 yılında Saragur, Urog ve Onogurlara karşı harekete geçti. Bizans kaynaklarında Sabirlerin bu saldırısının, Avarların batıya doğru ilerleyişi sonucunda meydana gelen göç hareketleriyle bağlantılı olduğu belirtilmektedir. Avar baskısı karşısında yer değiştiren toplulukların hareketleri, Sabirlerin de siyasi faaliyetlerini artırmasına yol açtı. Bu dönemde Saragurlar Akatirlerin topraklarına girmiş, Sabirler ise V. yüzyılın ikinci yarısında Hazar Denizi kıyıları boyunca Kuma Nehri çevresine yerleşmiştir.
Attila döneminde Sabirlerin bağımsız bir siyasi güç olarak öne çıkmadığı görülmektedir. Bu dönemde birçok durumda Hun askerî birliğinin içinde yer almışlar ve kaynaklarda “Hun-Sabirler” veya “Sabir adıyla anılan Hunlar” şeklinde ifade edilmişlerdir. Attila’nın ölümünden sonra ise Sabir adı Bizans kaynaklarında yeniden belirgin biçimde görülmeye başlamıştır.
V. yüzyılın sonları ile VI. yüzyılın başlarında İran-Bizans mücadeleleri Sabirlerin siyasi konumunu güçlendirdi. Bu süreçte Sabirler zaman zaman İran, zaman zaman Bizans tarafında yer alarak bölgedeki güç dengelerinde etkili oldular. Sabir topluluğu başlangıçta birkaç özerk boydan oluşurken, VI. yüzyılın başlarında yönetici bir hanedan ortaya çıktı ve bu hanedan boy reislerinin bağımsız hareketlerine karşı merkezi bir yönetim kurmaya çalıştı.
Sabirler VI. yüzyılın başlarında Kuzey Kafkasya’nın doğu ve orta kesimlerinde etkili hâle geldiler. Bölgede bulunan Derbent ve Daryal geçitleri, askerî ve ticari bakımdan büyük önem taşıyordu. Bu stratejik geçitlerin bulunduğu alanları kontrol eden Sabirler, Kafkasya’nın önemli güçlerinden biri durumuna geldi.
Bizans tarihçisi Theophanes Byzantios, 516/517 yılı olaylarını aktarırken Sabirlerden “Sabir adıyla anılan Hunlar” şeklinde bahsetmektedir. Bu kayda göre Sabirler, Hazar kapılarını (Derbent Geçidi) aşarak Ermeniye bölgesine akın düzenlemiş; Kapadokya, Galatya ve Pontus bölgelerine kadar ilerlemişlerdir.
Sabirlerin Gücü ve Boğarık Hatun Dönemi
VI. yüzyılın başlarında Sabirler, Kafkasya’nın en güçlü topluluklarından biri hâline gelmişti. Bizans tarihçileri Theophanes Byzantios ve Ioannes Malalas, 528 yılında Sabir kabile reislerinin 120 binin üzerinde bir kuvvetle sefere çıkabilecek askerî güce sahip olduklarını aktarmaktadır. Ancak kaynaklarda geçen bu sayıların savaşçı sayısını mı, yoksa daha geniş topluluk nüfusunu mu ifade ettiği kesin değildir.
Sabirlerin askerî gücünün en önemli göstergelerinden biri Boğarık Hatun dönemidir. Boğarık Hatun, eşi Balak’ın ölümünden sonra Sabirlerin yönetimini üstlenmiş ve Bizans İmparatorluğu ile ittifak kurmuştur. Bizans kaynaklarında “Sabir adıyla anılan Hunlardan bir kadın” olarak geçen Boğarık Hatun’un büyük bir askerî gücü yönettiği belirtilmektedir.
Sasani hükümdarı I. Kavad, Bizans’a karşı mücadelede Boğarık Hatun’dan destek istemiş, ancak Boğarık Hatun daha sonra Bizans tarafıyla anlaşmıştır. Bu süreçte kendi topraklarından geçen iki müttefik kabile liderine karşı harekete geçmiş; Stiraks’ı esir alarak Konstantinopolis’e göndermiş, Glenis’i ise savaşta öldürmüştür. Böylece Sabirler Bizans’ın Kafkasya’daki önemli müttefiklerinden biri hâline gelmiştir.
Boğarık Hatun’un yönettiği kuvvetlerin büyüklüğü kaynaklarda farklı şekillerde aktarılmıştır. Ioannes Malalas, onun “100 bin kişiyi” yönettiğini belirtirken, Theophanes Byzantios da yanında 100 bin “Hun” bulunduğunu yazmaktadır. Ancak bu sayıların doğrudan savaşçı sayısını mı, yoksa Sabir topluluğunun tamamını mı ifade ettiği açık değildir.
Bazı araştırmacılar, Sabirlerde yetişkin erkeklerin aynı zamanda savaşçı kabul edilmesinden hareketle bu sayının askerî gücü ifade edebileceğini ileri sürmüştür. Bununla birlikte kaynaklarda Boğarık Hatun’un kesin olarak 100 bin savaşçıya sahip olduğu veya 20 bin kişilik bir birlik sevk ettiği yönünde açık bir bilgi bulunmamaktadır.
Sabirlerin askerî kapasitesi, onları Bizans-Sasani mücadelesinde önemli bir güç hâline getirmiştir. Bizans’ın Kafkasya’daki hâkimiyet mücadelesinde Sabirlerle ittifak kurmayı tercih etmesinin temel nedenlerinden biri de bu askerî güç olmuştur.
Sabirler ve İran-Bizans Savaşları
Sabirler, VI. yüzyılda İran-Bizans mücadelelerinde önemli bir askerî güç olarak yer aldılar. Bizans tarihçisi Prokopius, Sasani hükümdarı I. Kavad’ın Ermeniye bölgesine gönderdiği orduda Sabirlerin de bulunduğunu belirtmektedir. Bu ordunun büyük kısmını Pers-Ermeniler ve Alanların komşusu olan Sunitler oluştururken, yaklaşık üç bin Sabir de Sasani tarafında Bizans’a karşı savaştı. Bu olayın 530 yılı civarında gerçekleştiği kabul edilmektedir.
VI. yüzyılın ilk yarısında Sabirler, Hazarlarla birlikte Kuzey Kafkasya’daki siyasi ve askerî yapılanmalar içinde yer aldı. Ancak dönemin kaynaklarında Derbent’in kuzeyindeki toplulukların çoğu zaman Sabirlerin adıyla anılması, bu birlik içerisinde Sabirlerin öne çıkan güç olduğunu göstermektedir.
541 yılında İran ile Bizans arasında başlayan Lazika savaşları sırasında Sabirler yeniden bölgesel mücadelelerin önemli unsurlarından biri hâline geldi. Lazlar, Bizans ve Sasani hâkimiyeti arasında devam eden mücadelede zaman zaman taraf değiştirdi. 549 yılında Bizans İmparatoru I. Justinianos Lazika’ya asker gönderdiğinde, Laz kralı Guvaz Alanlar ve Sabirlerle ittifak kurdu. Aynı dönemde Justinianos, Sabirleri kendi tarafına çekmek amacıyla onlara değerli hediyeler ve para gönderdi.
Prokopius, Sabirlerin askerî yeteneklerine özellikle dikkat çekmektedir. Ona göre Sabirler savaşçı bir topluluk olmalarının yanında kuşatma tekniklerinde de ileri bir seviyeye ulaşmışlardı. 551 yılında Bizans komutanı Bessas’ın Petra kuşatmasında Sabirlerin geliştirdiği kuşatma araçları, kalenin ele geçirilmesinde önemli rol oynadı.
Sabirlerin kullandığı bu araçlar, dönemin geleneksel ağır kuşatma düzeneklerinden farklıydı. Prokopius, Sabirlerin geliştirdiği makinelerin daha önce Romalılar ve İranlılar tarafından bilinmeyen bir yapıya sahip olduğunu belirtmektedir. Ahşap kirişler ve halatlar kullanılarak hazırlanan bu düzenekler, sur taşlarını yerinden oynatmak ve duvarları yıkmak amacıyla kullanılmıştır.
Sabirlerin kuşatma teknolojisi daha sonraki yıllarda Sasani ordusu tarafından da kullanıldı. Arkheopolis kuşatması sırasında Sasani komutanı Mermeroes, daha önce Petra kuşatmasında kullanılan Sabir yapımı hafif kuşatma araçlarından yararlanmak istedi. Böylece Sabirlerin askerî bilgisi ve teknik becerileri, İran-Bizans savaşlarında iki büyük imparatorluk tarafından da değer verilen bir unsur hâline geldi.
Sabirlerin Rolü ve Bölgesel Hâkimiyeti
552 yılında Sasani komutanı Mermeroes’in Lazika’daki Ukimerioni Kalesi’ni ele geçirdiği seferde Sasani ordusunda çok sayıda Sabir savaşçısı da yer aldı. Bu dönemde Sabirler, Sasani ordularının askerî gücünü destekleyen önemli topluluklardan biri durumundaydı.
552-553 yıllarında İran ile Bizans arasında geçici bir barış sağlanmasına rağmen Sasani hükümdarı I. Hüsrev, Lazika üzerindeki hâkimiyet mücadelesinden vazgeçmedi. Hüsrev, Hun-Sabirlere hediyeler göndererek desteklerini sağlamaya çalıştı ve Mermeroes’in emrindeki orduyu güçlendirdi. Ancak Lazika’daki mücadele sırasında Sabir komutanlarından biri savaşta öldürüldü.
Sabirler sonraki yıllarda hem Bizans hem de Sasani tarafında askerî faaliyetlerde bulundular. 554-555 yıllarında Balmak, Kutilzis ve İliger adlı Sabir komutanlarının yönetimindeki birlikler Bizans tarafında savaştı ve Sasani müttefiki Dolomitlere karşı başarı kazandı. Bununla birlikte aynı dönemde 500 kişilik bir Hun-Sabir birliği İberya’daki savaşlarda Sasani tarafında yer aldı. Bu durum, Sabirlerin bölgedeki güç mücadelelerinde kendi çıkarlarına göre farklı taraflarla ittifak kurduklarını göstermektedir.
VI. yüzyılın ortalarında Sabirlerin komşuları arasında Onogurlar, Bulgarlar, Kutrigurlar, Avarlar ve Hazarlar bulunuyordu. Zacharias Rhetor, bu toplulukların çadırlarda yaşadığını, hayvancılık ve balıkçılıkla uğraştığını, ayrıca akın faaliyetlerinde bulunduğunu belirtmektedir.
Bu dönemde Sabirler Kuzey Kafkasya’nın en güçlü topluluklarından biri hâline geldi. Sabirlerin yerleşim merkezi hâline gelen Derbent-Gabala bölgesi ve Kuzey Albanya’nın bazı kesimleri onların hâkimiyet alanı içinde bulunuyordu. Sabirler ayrıca daha sonra Derbent şehrinin kurulacağı Ön Hazar Geçidi’ni kontrol etmekteydi. Bu stratejik konum, onların Kafkasya’daki siyasi ağırlığını artırdı.
552-558 yılları arasında Sabirlerin Batı Gürcistan’daki Tekhuri Nehri çevresinde de faaliyet gösterdiği görülmektedir. Agathias, Arkheopolis ve çevresinde bulunan paralı askerler arasında Sabir adıyla anılan Hunlardan söz etmektedir.
558 yılında Avarların Utigurlar ve ardından Zallar ile yaptıkları mücadeleler sırasında Sabirler de yenilgiye uğradı. 559 yılında Hersones kuşatması sırasında ise Sabirlerin teknik becerileri yeniden dikkat çekti. Kaynaklara göre Sabirler uzun ve dayanıklı kamışlardan küçük tekneler hazırlamış ve kürekleri sabitlemek için özel düzenekler geliştirmiştir.
572 yılında İran-Bizans savaşlarının yeniden başlamasında Kafkasya’daki akıncı toplulukların faaliyetleri etkili oldu. Bizans tarihçisi Theophanes’in sözünü ettiği bu toplulukların başında Kafkasya’daki Hun-Sabir gruplarının bulunduğu değerlendirilmektedir. Bu dönemde Derbent’i kontrol eden Sabirler, Bizans topraklarına düzenledikleri akınlarla bölgedeki iki büyük imparatorluk üzerinde etkili olmaya devam etmiştir.
Sabirlerin Gerilemesi ve Son Dönemleri
VI. yüzyılın ikinci yarısında Sabirler, İran-Bizans mücadelelerinin devam ettiği Kafkasya bölgesinde varlıklarını sürdürdüler. 576 yılında Bizans ve Sasani kuvvetlerinin Albanya çevresindeki faaliyetleri sırasında Sabirler yeniden bölgedeki mücadelelerin içinde yer aldı. Bizans komutanları başlangıçta Sabirleri ve Albanları yerlerinden uzaklaştırmayarak yanlarında tutmayı amaçladı; ancak daha sonra yapılan seferlerde Sabirler Kura Nehri’nin batı kıyılarına doğru göçe zorlandı.
578 yılında Sasani hükümdarı I. Hüsrev’in Mezopotamya’ya gönderdiği orduda da Sabir birlikleri bulunuyordu. Yaklaşık 20 bin kişilik bu ordunun önemli bir bölümü Perslerden oluşurken, diğer birlikler arasında Sarakinler ve Sabirler yer aldı.
VI. yüzyılın sonlarında Ermeni kaynakları, Kafkasya ve çevresindeki Sasani seferleri sırasında Sabirlerin bulunduğu bölgelerde meydana gelen askerî hareketlilikten söz etmektedir. Bu dönemde Sabirler hâlâ bölgesel askerî güçlerden biri olarak görülüyordu.
VII. yüzyıl başlarında Sabir adına farklı biçimlerde rastlanmaya devam edilir. Teofilakt Simokata, Yukarı Mezopotamya’daki bir kale kuşatmasını anlatırken Sapir adlı cesur bir savaşçıdan bahsetmektedir. Bazı araştırmacılar bu ismin özel bir kişi adı olmaktan ziyade Sabir topluluğuna mensup bir savaşçıyı ifade ettiğini kabul etmektedir. Metinde Sapir’in kardeşlerinin de aynı birlik içinde bulunması, bu değerlendirmenin dayanaklarından biridir.
Batı Göktürk Kağanlığı’nın 657-659 yıllarında yıkılmasının ardından Dağıstan’ın kuzeydoğusunda, merkezi Varaçan olan yeni bir siyasi oluşum ortaya çıktı. Ermeni kaynaklarında Hun Kağanlığı, Arap kaynaklarında ise Cidan adıyla geçen bu devletin Sabirlerle bağlantılı olduğu kabul edilmektedir.
VII. yüzyılın sonlarında Hun-Sabir birlikleri Kafkasya’da askerî faaliyetlerini sürdürdü. Alp İlteber yönetimindeki büyük bir Hun-Sabir ordusu, Albanya bölgesine sefer düzenleyerek Kapalak (Kabalâ) çevresindeki yerleşimleri yağmaladı ve Utik bölgesine kadar ilerledi. Ancak daha sonra Albanya hükümdarı Varaz Trdat’ın gönderdiği elçi aracılığıyla barış sağlandı ve Hun-Sabirler bölgeden çekildi.
VIII. yüzyılda Arapların Kafkasya’ya yönelik seferleri sırasında Sabirlerle bağlantılı yerleşimler önemini korudu. 723 yılında Arap komutan Cerrah el-Hakemî Varaçan’a ulaştığında şehirde büyük bir nüfus bulunduğu aktarılmaktadır. 737 yılında ise Mervan bin Muhammed’in seferi sonucunda Varaçan ele geçirildi.
Bu dönemde kaynaklarda geçen “Dağıstan Hunları” ifadesinin Sabirleri ifade ettiği kabul edilmektedir. Sabirler bu dönemde artık bağımsız bir büyük siyasi güç olmaktan çıkmış olsa da, geleneksel olarak Hun adıyla anılmaya devam etmişlerdir.
Varaçan ve çevresindeki siyasi yapının zayıflamasından sonra Sabirlerin bir kısmı bölgeden ayrıldı. Bazı araştırmacıların ileri sürdüğü gibi bütün Sabirlerin İdil (Volga) bölgesine göç ettiği kesin değildir; bir bölümünün Don Nehri çevresine yöneldiği belirtilmektedir. Daha sonraki dönemlerde Bulgar siyasi oluşumları içerisinde Sabir ve Barsil gibi toplulukların da yer aldığı görülmektedir.
Sabirlerden Suvarlara
VIII. yüzyılda Kafkasya’daki siyasi dengeler Hazar Kağanlığı lehine değişti. Bu dönemde Hazarlar, Suvarlar ve Bulgarlar üzerinde hâkimiyet kurarak onları kendilerine bağladılar. Sabirlerle ilişkilendirilen Suvar ülkesi de Hazar hâkimiyet alanına girdi. Bu bölgenin önemli merkezlerinden biri, Terek Nehri kıyısındaki Semender şehriydi.
VIII. yüzyılın ortalarında Derbent Arapların kontrolündeydi. Hazarlar şehri ele geçirmek amacıyla birkaç sefer düzenlese de başarılı olamadılar. Bunun üzerine Abbasi yönetimi Derbent ve çevresindeki savunma sistemini güçlendirdi. Daha önce zarar görmüş kaleler yeniden inşa edildi; bunlar arasında Suvari Kalesi de bulunuyordu. Sınır kalelerine askerî birlikler yerleştirilerek bölge Hazar saldırılarına karşı koruma altına alındı.
Suvari Kalesi’nin Derbent çevresinde bulunması, bu merkezin Sabir-Suvar topluluklarıyla bağlantılı eski bir yerleşim olduğunu göstermektedir. IX. yüzyılın ikinci yarısında İbn Hurdadbih’in kayıtlarında da Bâb el-Ebvâb’ın (Derbent) kuzeyinde bir Suvar Krallığı’ndan söz edilmektedir.
863 yılında Kuzey Kafkasya ve Don Nehri çevresinde yaşayan Suvarların bir kısmının İdil (Volga) boyunca kuzeye doğru ilerlediği belirtilmektedir. Böylece Savar, Sabir ve Suvar adlarıyla bilinen toplulukların II. yüzyıldan IX. yüzyıla kadar Kafkasya ve Karadeniz’in kuzeyindeki bölgelerde varlıklarını sürdürdükleri görülmektedir.
Sabirler, Attila’nın ölümünden sonra yaklaşık 453 yılından Hazar hâkimiyetine girdikleri döneme kadar Ön Kafkasya’nın doğusunda etkili bir siyasi ve askerî güç oldular. Bu süreçte zaman zaman Perslerin, Bizanslıların, Hunların ve Bulgarların yanında yer aldılar; kimi dönemlerde bağımsız hareket eden bir göçebe topluluk, kimi dönemlerde ise yerleşik merkezlere sahip bir siyasi yapı olarak varlık gösterdiler.
Sabirlerin Kafkasya’da başkenti Varaçan olan bir siyasi oluşuma sahip oldukları ve bazı kaynaklarda bu bölgenin “Hun ülkesi” olarak adlandırıldığı görülmektedir. Bazı araştırmacılar bu yapıyı erken dönem feodal özellikler taşıyan bir devlet oluşumu olarak değerlendirmektedir.
Sabir ve Suvar adları daha sonraki dönemlerde de yaşamaya devam etmiştir. Ancak İdil Nehri üzerindeki Suvar şehrinin daha geç dönemde ortaya çıktığı ve Altın Orda döneminde önemli bir siyasi merkez olmadığı belirtilmektedir. Moğol istilaları sonrasında bölgede yeni yerleşimlerin ortaya çıktığı görülmektedir.
Sabirlerin uzun tarihleri boyunca dikkat çeken özelliklerinden biri, askerî yenilgiler karşısında tamamen yok olmak yerine çoğu zaman yer değiştirmeyi tercih etmeleridir. Bu hareketlilik, onların farklı siyasi birlikler içinde varlıklarını sürdürmelerinde etkili olmuştur.
Kronoloji
| Tarih | Olay |
|---|---|
| MS II. yüzyıl | Sabirlerle ilişkilendirilen en eski kayıtlar ortaya çıktı. |
| 463 | Sabirler, Avar baskısı sonucunda batıya yönelen kavimler arasında yer aldı. |
| 463–470'ler | Sabirler Kuzey Kafkasya ve Hazar'ın kuzeyindeki bozkırlara geldiler ve bölgenin önemli güçlerinden biri hâline geldiler. |
| Yaklaşık 500 | Sabirler Kuzey Kafkasya'da güçlü bir siyasî birlik kurdular. |
| 515–516 | Sabirler Sasani seferlerine katıldılar. |
| 520'ler | Sabirler Boğarık Hatun yönetiminde Bizans ile ittifak kurdular. |
| 528 | Sabir kuvvetleri Glon ve Tyranis'i yenilgiye uğrattılar. |
| 530–531 | Sabirler Bizans-Sasani savaşlarına katıldılar. |
| 540'lar | Sabirler zaman zaman Bizans, zaman zaman Sasani tarafında savaştılar. |
| 551–556 | Sabirler Lazika Savaşı'na katıldılar. |
| 558 | Avarlar batıya geldiler. Sabirlerin siyasî gücü zayıflamaya başladı. |
| 560'lar | Sabirlerin önemli bir bölümü Avar ve Göktürk hâkimiyetine girdi. |
| 570'ler | Hazarlar Kuzey Kafkasya'da güçlendiler. Sabirlerin siyasi teşkilatı çözülmeye başladı. |
| 576 | Sabirlerin bir bölümü Hazar Kağanlığı'na katıldı. |
| VII. yüzyıl başları | Sabirler Hazar, Bulgar ve diğer Türk toplulukları içinde erimeye başladılar. |
| VIII. yüzyıl | Sabir adı büyük ölçüde kaynaklardan kayboldu. |