II. Göktürk Kağanlığı: Revizyonlar arasındaki fark
Daha fazla eylem
| 1. satır: | 1. satır: | ||
II. Göktürk Kağanlığı, 682 yılında Kutlug Kağan'ın önderliğinde Doğu Göktürk Devleti'nin yeniden bağımsızlığını kazanmasıyla kurulan ve 744 yılına kadar Orta Asya bozkırlarına hâkim olan Türk devletidir. Çin egemenliğine son vererek Göktürk siyasi birliğini yeniden tesis eden bu devlet, İlteriş Kutlug Kağan, Kapgan Kağan ve Bilge Kağan dönemlerinde en güçlü devrini yaşamış; askerî başarılarının yanı sıra gelişmiş devlet teşkilatı, diplomatik faaliyetleri ve Orhun Yazıtları gibi Türk tarihinin en önemli yazılı miraslarını bırakmasıyla Türk siyasi ve kültür tarihinde kalıcı bir yere sahip olmuştur. | II. Göktürk Kağanlığı, 682 yılında Kutlug Kağan'ın önderliğinde Doğu Göktürk Devleti'nin yeniden bağımsızlığını kazanmasıyla kurulan ve 744 yılına kadar Orta Asya bozkırlarına hâkim olan Türk devletidir. Çin egemenliğine son vererek Göktürk siyasi birliğini yeniden tesis eden bu devlet, İlteriş Kutlug Kağan, Kapgan Kağan ve Bilge Kağan dönemlerinde en güçlü devrini yaşamış; askerî başarılarının yanı sıra gelişmiş devlet teşkilatı, diplomatik faaliyetleri ve Orhun Yazıtları gibi Türk tarihinin en önemli yazılı miraslarını bırakmasıyla Türk siyasi ve kültür tarihinde kalıcı bir yere sahip olmuştur. | ||
== | == Bağımsızlık Mücadelesinin Gelişimi == | ||
Doğu Göktürk | Doğu Göktürk Kağanlığı'nın 630 yılında yıkılmasının ardından Türk boyları yaklaşık elli yıl Tang Hanedanı'nın hâkimiyeti altında yaşadı. Çin yönetimi, Göktürkleri askerî valiliklere ayırarak boy reislerini kendi idaresine bağladı ve ortak hareket etmelerini önlemeye çalıştı. Buna rağmen bağımsızlık düşüncesi ortadan kalkmadı. | ||
İlk büyük ayaklanma 679 yılında A-shih-te Wen-fu ile A-shih-te Feng-chih önderliğinde başladı. Göktürk hanedanından A-shih-na Ni-shu-fu kağan ilan edildi. Kısa sürede genişleyen isyan, Çin ordusuna ağır kayıplar verdirdiyse de P'ei Hsing-chien kumandasındaki kuvvetler tarafından bastırıldı. Ni-shu-fu öldürüldü, isyancılar dağıldı. | |||
Bunun ardından A-shih-te Wen-fu, bu defa A-shih-na Fu-nien'i kağan ilan ederek mücadeleyi yeniden başlattı. Başlangıçta bazı başarılar elde edilmesine rağmen Çin'in uyguladığı siyasî tedbirler, iç anlaşmazlıklar ve kıtlık nedeniyle bu girişim de başarısız oldu. Teslim olmaları hâlinde bağışlanacakları vaat edilmesine rağmen Fu-nien, Wen-fu ve elli dört Göktürk beyi Ch'ang-an'da idam edildi. | |||
== | == Kutlug Kağan Dönemi == | ||
Fu-nien'in 681 yılındaki yenilgisinden sonra Çin kuvvetlerinden kurtulabilen Göktürk toplulukları Çogay-kuzı bölgesine çekildi. Göktürk hanedanına mensup Kutlug da burada etrafında kuvvet toplamaya başladı. Dokuz Oğuzlara düzenlediği akınlarla askerî gücünü artıran Kutlug, uygun şartlar oluşunca 682 yılında bağımsızlığını ilan ederek II. Göktürk Kağanlığı'nı kurdu. | |||
Kutlug, hükümdarlığında '''İlteriş Kağan''' unvanını kullandı. Devlet teşkilatını yeniden düzenleyerek kardeşi Mo-ch'o'yu (Kapgan) şad, Tuo-hsi-fu'yu ise yabgu tayin etti. Böylece yaklaşık yarım asır süren Tang hâkimiyeti sona ermiş ve Göktürk Devleti yeniden tarih sahnesine çıkmıştır. | |||
=== Tonyukuk’un Kutlug’a Katılması === | |||
Ch'an-yü askerî valiliğinde Tang yönetimi adına görev yapan A-shih-te Yüan-chen, vali yardımcısı Wang Pen-li tarafından tutuklandı. Kutlug'un Çin topraklarına akınlar düzenlemeye başlaması üzerine affedilerek eski görevine iade edildi. Serbest kaldıktan sonra önce kendi boyuna dönen Yüan-chen, daha sonra Kutlug'un yanına katıldı. Çin kaynaklarında A-shih-te Yüan-chen'in, Orhun Yazıtları'nda adı geçen Tonyukuk ile aynı kişi olduğu kabul edilmektedir. Zekâsı, askerî tecrübesi ve devlet idaresindeki kabiliyeti sebebiyle Kutlug tarafından '''Apa Tarkan''' unvanıyla görevlendirilen Tonyukuk, ordunun teşkilatlanması ve askerî işlerin yürütülmesinde başlıca danışmanı oldu. Böylece 679 ve 681 yıllarındaki bağımsızlık hareketlerinde de önemli rol oynayan A-shih-te ailesi, II. Göktürk Kağanlığı'nın kuruluşunda bir kez daha belirleyici bir konuma yükseldi. | |||
=== Oğuzlarla Mücadele === | |||
Göktürk Devleti yeniden teşkilatlanırken Oğuz ülkesinden gelen bir kişi, Tonyukuk'a Dokuz Oğuzların bir kağan seçtiğini, Çin'e General Ku'yu, Kıtanlara ise Tongra Eşim'i elçi olarak gönderdiklerini bildirdi. Dokuz Oğuz kağanı, Kutlug'un cesareti ve Tonyukuk'un devlet idaresindeki yeteneği sayesinde Göktürklerin kısa sürede güç kazandığını, bu nedenle Çin, Kıtan ve Oğuzların birlikte harekete geçmesi gerektiğini ileri sürüyordu. Hazırlanan plana göre Kıtanlar doğudan, Çin orduları güneyden, Oğuzlar ise kuzeyden saldırarak Göktürkleri ortadan kaldıracaktı. | |||
Bu haber üzerine Tonyukuk, düşman ittifakı kurulmadan önce harekete geçmenin zorunlu olduğunu belirtti. Kutlug'un görevlendirmesiyle ordunun başına geçen Tonyukuk, Kök Öng Irmağı'nı aşarak Ötüken yönünde ilerledi. Dokuz Oğuz kuvvetleri İnekler Gölü ile Tola Irmağı arasında Göktürk ordusunu karşıladı. Yaklaşık altı bin kişilik Oğuz ordusuna karşı iki bin kişilik Göktürk kuvveti kesin bir zafer kazandı. Savaşın ardından Dokuz Oğuzlara bağlı diğer topluluklar da Kutlug Kağan'ın hâkimiyetini tanıdı. | |||
=== Çin’e Düzenlenen Akınlar === | |||
Kutlug ile Tonyukuk, aynı yıl Ping eyaletine saldırarak Ch'an-yü askerî valiliğine bağlı bölgelere akınlar düzenledi. Bu sırada Lan eyaletinin askerî valisi Wang Te-mao öldürüldü. Ardından Ting eyaletine yönelen Göktürk kuvvetleri şehri yağmaladı. Bölgenin savunmasıyla görevlendirilen askerî vali Yüan-kui, Kutlug'un ordusuyla savaşmayı göze alamadı. Şehrin kapılarını açtırıp surlara sancak astırmasına rağmen Göktürkler bunun bir tuzak olduğunu düşünerek içeri girmedi ve geri çekildi. Bu olaydan sonra Çin adına çalışan Li Chia-yün ve taraftarları Yüan-kui tarafından ortadan kaldırıldı. | |||
Göktürk akınları daha sonra Kui eyaleti ile Ch'an-yü askerî valiliği üzerine yoğunlaştı. Ch'an-yü kuşatılarak askerî vali Chang Hsing-shih öldürüldü; ardından Wei eyaletine girilerek askerî vali Li Ssu-chien ortadan kaldırıldı. Feng eyaletine yapılan sefer sırasında ise askerî vali Ts'ui Chih-pien, Chiao-na Dağı'nda esir alındı. | |||
=== Hsie Jen-kui ile Yapılan Savaş === | === Hsie Jen-kui ile Yapılan Savaş === | ||
Tang İmparatoru, | Tang İmparatoru, Tonyukuk'un kumandasındaki Göktürk kuvvetlerini durdurmak amacıyla Tai bölgesinin askerî valisi Hsie Jen-kui'yi görevlendirdi. Tonyukuk, daha önce öldüğünü sandığı Hsie Jen-kui'nin gerçekten ordunun başında bulunduğuna inanmayarak bunun bir Çin hilesi olduğunu düşündü. Ancak Hsie Jen-kui miğferini çıkarıp kendisini gösterince Çin ordusu ani bir saldırı başlattı. Göktürkler ağır bir yenilgiye uğradı; savaşta on bin kişi öldü, yirmi binden fazla kişi esir düştü, otuz bin baş deve, at, sığır ve koyun da Çinlilerin eline geçti. Bu zaferin ardından Çin ordusunun Göktürklere karşı kayda değer başka bir askerî başarısı görülmedi. | ||
Hsie Jen-kui miğferini | |||
Bu | |||
=== '''Feng Eyaleti Üzerindeki Tartışmalar''' === | |||
Göktürk akınlarının Tang İmparatorluğu'nun kuzey sınırlarında yoğunlaşması ve birçok Çinli kumandanın öldürülmesi veya esir alınması sarayda endişeye yol açtı. Yapılan görüşmelerde Feng eyaletinin boşaltılarak Göktürklere bırakılması önerildi. Ancak devlet adamı Tang Hsiu-ching, bölgenin eski dönemlerden beri Çin toprağı olduğunu, halkın yeniden güneye göç ettirilmesinin sakıncalı sonuçlar doğuracağını savununca bu düşünceden vazgeçildi. | |||
683 yılının sonunda Tang yönetimi, Ch'eng Wu-t'ing'i Ch'an-yü Genel Askerî Valiliği'ni yeniden denetim altına almakla görevlendirerek kuzey sınırındaki savunma hazırlıklarını hızlandırdı. Buna rağmen Kutlug'un kuvvetleri 684'te Shuo, 685'in başlarında ise Tai eyaletlerine akınlar düzenleyerek Çin'in iç kesimlerine kadar ilerledi. Göktürkleri durdurmakla görevlendirilen General Shun-yü Ch'u-p'ing, Hsin eyaletinde ağır bir yenilgiye uğradı ve savaşta beş binden fazla Çin askeri öldü. Aynı yıl Yen-jan başkumandanlığına getirilen Wei Shih-chia da herhangi bir başarı elde edemeden bir yıl sonra geri döndü. | |||
Wu | |||
Göktürk kuvvetleri | Göktürk akınları 686 yılında da sürdü. Bunun üzerine İmparatoriçe Wu, Büyük General Hei-ch'ih Ch'ang-chih'yı bölgeye gönderdi. Liang-chih'de yapılan ilk çarpışmada Göktürkler geri çekildi; ancak gece yeniden ortaya çıkınca Çin kuvvetleri sayıca üstün düşmanla açık savaşa girmekten kaçındı. Hei-ch'ih Ch'ang-chih karargâhta büyük ateşler yaktırarak takviye kuvvetlerinin geldiği izlenimini oluşturdu. Bu hileye kanan Göktürkler geri çekilince Çin ordusu çatışmaya girmeden tehlikeyi bertaraf etti. | ||
=== Çin’in Karşı Tedbirleri === | |||
687 yılının başında Kutlug, Ch'ang-p'ing bölgesine akın düzenledi ve burada Hei-ch'ih Ch'ang-chih kumandasındaki Çin ordusuyla karşılaştı. Kısa süre sonra Kutlug ile Tonyukuk'un Shuo eyaletine yaptıkları yeni akın sırasında Hei-ch'ih Ch'ang-chih, Li To-cha ve Wang Chiu-yen'in de katıldığı Çin kuvvetleri, Shuo çevresindeki savaşta Göktürkleri geri çekilmek zorunda bıraktı. Ancak Çin ordusu bu başarıdan yararlanamadı. Kuzeye düzenlenen takip harekâtında öncü birliklerin kumandanı Ts'uan Pao-pi, destek kuvvetlerini beklemeden saldırıya geçince Göktürklerin baskınına uğradı ve ordusu imha edildi. Kendisi güçlükle kaçabildi. | |||
Bu yenilginin ardından İmparatoriçe Wu, Ts'uan Pao-pi'yi cezalandırıp Hei-ch'ih Ch'ang-chih'ı görevden aldı. Ayrıca Kutlug'a duyduğu tepki sebebiyle Çin kaynaklarında onun adının '''"kısa ömürlü Kutlug"''' anlamındaki '''Pu-tsu-lu''' şeklinde yazılmasını emretti. | |||
Çin kaynaklarında Kutlug'un faaliyetlerine dair 688 yılına ait bilgi bulunmamaktadır. 689'da ise Göktürklere karşı yeni bir sefer hazırlandı ve Hsin-p'ing-tao ordusunun başına Budist rahip Hsie Huai-i getirildi. Ts'u Irmağı'na kadar ilerleyen bu ordu Göktürklerle karşılaşamadı. Aynı yıl düzenlenen ikinci seferin sonucu ise kaynaklarda belirtilmemektedir. | |||
=== Kutlug Kağan’ın Ölümü === | |||
Tonyukuk'un 689 yılında Türgişlere karşı yürüttüğü seferden yaklaşık iki yıl sonra Kutlug Kağan hastalanarak öldü. Kaynaklara göre hükümdarlığı sırasında Çinlilerle on yedi, Kıtanlarla yedi, Oğuzlarla ise beş kez savaştı. | |||
Kutlug, II. Göktürk Kağanlığı'nı yeniden kurarak Ötüken merkezli Göktürk hâkimiyetini ihya etti. Tonyukuk'un desteğiyle Dokuz Oğuzların Çin ve Kıtanlarla kurmaya çalıştığı ittifakı etkisiz bıraktı; Ötüken ve Altaylar arasındaki Türk boylarını yeniden kağanlık bünyesinde topladı. Hükümdarlığı boyunca Tang İmparatorluğu'nun kuzey sınırlarına düzenlenen akınlarla devletin askerî ve siyasî gücü sağlamlaştırıldı. Kutlug Kağan 691 yılının sonunda öldü. | |||
== | == Kapgan Kağan Dönemi == | ||
Kapgan | Kutlug Kağan'ın 692 yılında ölümü üzerine II. Göktürk Kağanlığı tahtına kardeşi Kapgan geçti. Kutlug'un oğulları Bilge ile Kül Tegin'in yaşlarının küçük olması nedeniyle hükümdarlığı Kapgan üstlendi. Çin kaynaklarının bir kısmında Kapgan'ın tahtı zorla ele geçirdiği ileri sürülürken, ''Tzu-chih T'ung-chien''<nowiki/>'de yalnızca kendisini kağan ilan ettiği belirtilir. Orhun Yazıtları ise onun töre gereğince tahta çıktığını kaydeder. Göktürklerde hükümdarlığın her zaman babadan oğula geçmemesi ve hanedanın en güçlü üyesinin kağan olabilmesi dikkate alındığında, Kapgan'ın tahta çıkışı bozkır veraset geleneğine uygundur. Kapgan, tahta çıktıktan sonra ağabeyi Kutlug adına Baz Kağan'ın balbalını diktirdi. Çin kaynaklarında hükümdarlık unvanı olarak geçen '''Kapgan''', "fatih" anlamına gelir; Tonyukuk Yazıtı'nda ise '''Bögü''' adıyla anılır. Yirmi dört yıl süren hükümdarlığı sırasında II. Göktürk Kağanlığı en geniş sınırlarına ulaşmış ve çok sayıda Türk topluluğu yeniden Göktürk hâkimiyeti altına girmiştir. | ||
Kapgan, | Kapgan Kağan, tahta çıktıktan sonra Kutlug döneminde izlenen siyaseti sürdürerek II. Göktürk Kağanlığı'nın askerî ve siyasî gücünü artırmaya yöneldi. Çin'e karşı akınlarını devam ettirirken Göktürk hâkimiyetini Orta Asya'nın farklı bölgelerine yaymaya çalıştı. | ||
693 yılının sonlarında Ling eyaletine düzenlediği akında bölgeyi yağmaladı ve Çinli general Li To-tsu'yu mağlup etti. Aynı dönemde Batı Göktürk sahasında Çin'e karşı Tibetlilerle iş birliği yapan A-shih-na Suei-tsu ile Tokmak (Sui-ye) kumandanı Ni-shu Erkin'in girişimleri de Çin kuvvetleri tarafından başarısızlığa uğratıldı. | |||
Kapgan | Kapgan'ın akınları üzerine İmparatoriçe Wu, Budist rahip Hsie Huai-i'yi büyük bir ordunun başında Göktürklere karşı sefere gönderdi. Ancak Çin ordusu Göktürklerin ana kuvvetleriyle karşılaşamayınca harekât sonuçsuz kaldı. Bunun ardından kuzey sınırındaki savunma güçlendirildi ve Wang Hsiao-chie, Shuo-fang bölgesi harekât ordusunun başkumandanlığına getirildi. | ||
695 yılında Kapgan Kağan, Çin sarayına bir elçi göndererek dostane ilişkiler kurulmasını teklif etti. İmparatoriçe Wu bu girişimi olumlu karşılayarak kendisine '''Sol Muhafızları Büyük Generali''' ve '''Ülkeye Dönen Dük''' unvanlarını verdi, ayrıca beş bin top ipek gönderdi. Buna rağmen iki devlet arasındaki siyasî ve askerî rekabet devam etti. | |||
=== Çin'in Baskı Altına Alınması === | |||
695 yılından sonra Çin'in kuzeydoğusunda yaşayan Kitanlar Tang Hanedanı'na karşı ayaklandı. 696 yılının beşinci ayında Sung-mo askerî valisi Li Chin-chung ile Kui-ch'eng askerî valisi Sun Wan-lao, Ying eyaletine saldırarak askerî tesisleri tahrip etti ve eyalet valisi Chao Wen-kuei'yi öldürdü. | |||
Kapgan Kağan ise Çin' | Tang yönetiminin isyanı bastırmakta zorlanmasını fırsata çeviren Kapgan Kağan, Çin sarayına gönderdiği haberle Kitanları itaat altına alabileceğini, bunun karşılığında ise Çin'in iç bölgelerine yerleştirilen Türk topluluklarının Göktürk ülkesine geri gönderilmesini istedi. İmparatoriçe Wu bu talebi kabul ederek elçisi Yen Chih-wei'yi '''"İyi Reform Yapan Kağan"''' unvanını vermek ve anlaşmayı bildirmek üzere Göktürk ülkesine gönderdi. | ||
Aynı yılın sonbaharında Göktürkler Liang eyaletine akın düzenleyerek askerî vali Hsü Ch'in-ming'i esir aldı. Ardından Kapgan, Tonyukuk'un idaresindeki orduyu Kırgızlar üzerine sevk etti. Tonyukuk Yazıtı'na göre Göktürk ordusu ağır kış şartlarında Kögmen Dağları'nı aşarak Anı Irmağı kıyısında Kırgızları ani bir baskınla yenilgiye uğrattı; Kırgız hükümdarı öldürüldü ve Kırgızlar Göktürk hâkimiyetini kabul etti. | |||
Kapgan daha sonra On Oklar üzerine sefer hazırlıklarına başladıysa da hatununun ölümü üzerine düzenlenecek yas töreni nedeniyle geri döndü. Kitan isyanının bastırılması ve Çin'deki Türk topluluklarının geri alınmasının ardından İmparatoriçe Wu, kendisine '''İlteriş Büyük Ch'an-yü''' ile '''Millî Davasında Başarılı Kağan''' unvanlarını vermek üzere elçiler gönderdi. | |||
Kapgan | |||
Göktürk | Ancak elçilik heyeti Göktürk ülkesine ulaşmadan önce Kapgan, 697 yılının başlarında yeniden Çin topraklarına akın düzenledi. Ling ve Sheng eyaletlerine yapılan saldırılarda sınır birlikleri yenilgiye uğratıldı, çok sayıda kişi öldürüldü veya esir alındı; Ping ordusu kumandan yardımcısı An Tao-mai de mağlup edildi. Bu sırada Çin'de İmparatoriçe Wu'nun hanedan siyasetiyle ortaya çıkan gelişmeler de Kapgan tarafından yakından takip ediliyor ve Göktürklerin Çin'e karşı izleyeceği siyaseti etkiliyordu. | ||
=== Çin ile Yapılan Diplomatik Girişimler === | |||
698 yılında Kapgan Kağan, Çin sarayına bir elçi göndererek kızıyla bir Tang hanedanı prensi arasında evlilik yoluyla akrabalık kurulmasını ve iki devlet arasında ittifak yapılmasını teklif etti. Bunun yanında Ch'an-yü Genel Askerî Valiliği topraklarının iadesini, Göktürk ülkesinde yaşayan Soğdlarla Feng, Sheng, Hsia, Shuo, Ling ve Tai eyaletlerindeki Türk topluluklarının kendisine bağlanmasını, ayrıca darı, demir ve tarım aletleri gönderilmesini istedi. | |||
Tang sarayı bu talepleri reddederek elçi T'ien Kuei-tao'yu Göktürk ülkesine gönderdi. Kapgan, elçiyi tutuklatıp öldürmeyi düşündüyse de Tonyukuk'un uyarısı üzerine bundan vazgeçti. Ardından Çin yönetimi tutumunu değiştirerek talep edilen Türk ve Soğd ailelerini kuzeye gönderdi; tarım aletleri, demir ve tohumluk darıyı da Göktürklere ulaştırdı. Bunun üzerine T'ien Kuei-tao serbest bırakıldı. | |||
Kapgan | |||
Evlilik meselesinin yeniden gündeme gelmesi üzerine İmparatoriçe Wu, Kapgan'ın kızıyla evlenmek üzere kendi ailesinden Wu Yen-hsiou'yu Göktürk ülkesine gönderdi. Heyet Karakum'a ulaştığında Kapgan, damat adayının Tang hanedanından değil, Wu ailesinden seçilmesini sert biçimde eleştirdi; Çin tahtının meşru sahiplerinin Li hanedanı olduğunu belirterek bu evliliği reddetti ve gerekirse Tang hanedanının gerçek varislerini desteklemek amacıyla Çin üzerine yürüyeceğini bildirdi. Ardından Wu Yen-hsiou ile beraberindekiler tutuklandı, Yen Chih-wei ise '''"Çin Kağanı"'''ilan edildi. Bu gelişmeler Göktürk-Çin ilişkilerinde yeni bir gerginlik döneminin başlamasına yol açtı. | |||
Çin | === Çin'e Karşı Yeni Akınlar === | ||
Wu Yen-hsiou'nun '''"Çin Kağanı"''' ilan edilmesinin ardından Kapgan Kağan büyük bir orduyla Çin üzerine yürüdü. İlk olarak Ching-nan, P'ing-ti ve Ch'ing bölgelerindeki askerî birliklere saldırdı. Ching-nan ordusunun kumandanı Mu-jung Hsüan-tse, emrindeki beş bin askerle birlikte Göktürklere teslim oldu. Ardından Göktürk kuvvetleri Kuei ve Tan eyaletlerini yağmaladı. | |||
Bu gelişmeler üzerine İmparatoriçe Wu, Wu Chung-kuei, Sha-to Chung-i ve Yen Ching-jung kumandasında büyük bir ordu hazırlattı. Ancak Çin kuvvetleri sayıca üstün olmalarına rağmen Kapgan'ın ilerleyişini durduramadı. Göktürkler Heng-you üzerinden yeniden Çin topraklarına girerek Wei eyaletine saldırdı, Fei-hu ilçesini tahrip etti ve Ting eyaletine kadar ilerledi. Bu sırada vali Sun Yen-kao öldürüldü, yerleşim yerleri yakılıp yıkıldı ve birçok köy boşaldı. | |||
Akınların sürmesi üzerine İmparatoriçe Wu, Kapgan'ı öldürene prenslik unvanı verileceğini ilan etti. Ayrıca Çin kaynaklarında kullanılan '''Mo-ch'o''' adını değiştirerek onun '''"Başı Kesik Kurt"''' anlamındaki '''Chan-ch'o''' adıyla anılmasını emretti. | |||
Kapgan daha sonra Chao eyaletini ele geçirerek vali yardımcısı Kao Juei'yi öldürdü ve T'ang Po-jo'yu teslim olmaya mecbur bıraktı. Ardından Hsiang eyaletine giren Göktürk kuvvetleri burayı da yağmaladı. | |||
== | === Çin'e Gönderilen Mesaj === | ||
Kapgan Kağan, | Kapgan Kağan, Tang yönetimini meşru hükümdar olarak tanımadığını göstermek amacıyla beraberindeki Çinli memurlara kendi rütbelerine uygun Çin unvanları ve resmî kıyafetler vererek ülkelerine gönderdi. Böylece Çin üzerindeki üstünlüğünü vurgulamayı amaçladı. Ancak İmparatoriçe Wu bu unvan ve kıyafetleri geçersiz ilan etti. | ||
Kapgan, | Kapgan, Çin sarayına gönderdiği mektupta daha önceki anlaşmalara uyulmadığını ileri sürdü. Gönderilen tohumluk darının pişirilmiş olması, altın ve gümüşün düşük ayarlı çıkması, Çinli memurlara verdiği resmî kıyafetlere el konulması ve kızının Tang hanedanından bir prens yerine İmparatoriçe Wu'nun ailesinden biriyle evlendirilmek istenmesi sebebiyle anlaşmanın bozulduğunu belirterek Ho-pei bölgesine yeniden sefer düzenleyeceğini bildirdi. | ||
Çin | Kapgan, Çin heyetinde bulunan General P'ei Huai-ku'ya vezirlik teklif etti. Teklifi reddeden general tutuklandıysa da daha sonra kaçarak Çin'e dönebildi. | ||
Bu | === Tang Hanedanı'nın Yeniden Kurulması ve İlişkilerin Değişmesi === | ||
705 yılında İmparatoriçe Wu'nun devrilmesiyle Tang Hanedanı yeniden iktidara geldi ve Chung-tsung ikinci defa tahta çıktı. Bu gelişme, Göktürk-Çin ilişkilerinde yeni bir dönemin başlamasına yol açtı. | |||
Yeni imparator, Kapgan Kağan ile bozulan ilişkileri düzeltmek amacıyla uzlaşmacı bir siyaset izleyerek tutuklu veya alıkonulan kişilerin serbest bırakılmasını sağladı ve diplomatik temasları yeniden başlattı. Kapgan da Wu ailesinin yönetimden uzaklaştırılmasını, daha önce savunduğu Tang hanedanının meşruiyetinin yeniden kabul edilmesi olarak değerlendirdi. Buna rağmen Çin üzerindeki askerî baskısını sürdürerek gerektiğinde sınır akınlarına devam etti. | |||
Kapgan | |||
Böylece iki devlet arasındaki ilişkiler, askerî mücadele ile diplomatik temasların birlikte yürütüldüğü yeni bir safhaya girdi. | |||
=== Kitan ve Tatabı Seferleri === | |||
Kapgan Kağan, Çin ile ilişkilerini sürdürürken doğudaki Kitanlar ve Tatabılar üzerine de seferler düzenledi. Çin'in kuzeydoğusunda yaşayan bu topluluklar zaman zaman Tang Hanedanı ile iş birliği yapıyor, zaman zaman ise bağımsız hareket ediyordu. | |||
Göktürk ordusu önce Kitanları ağır bir yenilgiye uğratarak hâkimiyet altına aldı, ardından Tatabılar üzerine yürüyerek onları da itaat altına soktu. Bu seferlerle II. Göktürk Kağanlığı'nın doğu sınırları güvence altına alınırken, Çin'in kuzeydoğudaki müttefikleri de büyük ölçüde etkisiz hâle getirildi. | |||
== | === Çin’de Veliaht Değişikliği === | ||
Kapgan Kağan, | Kapgan Kağan'ın art arda düzenlediği akınlar karşısında zor durumda kalan İmparatoriçe Wu, daha önce geri planda tuttuğu Tang hanedanı mensubu Chung-tsung'u Sarı Irmak'ın kuzeyindeki kuvvetlerin başkumandanlığına getirdi. Ancak bu değişiklik Göktürk ilerleyişini durduramadı. Kapgan, Chao ve Ting eyaletlerini yağmalayarak yaklaşık 80-90 bin kişiyi esir aldı, ardından Wu-huei-tao üzerinden ülkesine döndü. | ||
Çin kaynakları bu seferi kesin bir başarı olarak değerlendirmese de Göktürkler kuzey Çin'in geniş bir bölümüne ulaşarak önemli miktarda ganimet elde etti. Kapgan'ı durdurmakla görevlendirilen Sha-to Chung-i ile Li To-su çatışmaya girmeye cesaret edemezken, Ti Jen-chie'nin yüz bin kişilik takip harekâtı da sonuçsuz kaldı. | |||
Bu seferlerin ardından II. Göktürk Kağanlığı yeniden en güçlü dönemlerinden birine ulaştı. Çin kaynaklarında ülkenin doğudan batıya yaklaşık on bin li genişliğinde olduğu, Kapgan'ın emrinde dört yüz bin asker bulunduğu ve çevredeki toplulukların büyük bölümünün Göktürk hâkimiyetini tanıdığı kaydedilmektedir. | |||
Bu sırada Göktürk ülkesinden ayrılarak Çin'e dönen Yen Chih-wei, daha önce '''"Çin Kağanı"''' ilan edilmiş olması sebebiyle İmparatoriçe Wu'nun emriyle ailesiyle birlikte idam edildi. | |||
=== Yeni İdarî Düzen === | |||
Kapgan Kağan, devletin hızla genişlemesi üzerine idarî teşkilatı yeniden düzenledi. Kutlug Kağan'ın başlattığı bağımsızlık hareketinden yaklaşık on altı yıl sonra II. Göktürk Kağanlığı geniş bir coğrafyaya hâkim olduğundan ülkenin farklı bölgelerinin yeni görevliler aracılığıyla yönetilmesi gerekli hâle gelmişti. | |||
Bu kapsamda kardeşi Tu-hsi-fu'yu doğu kanadının şadı, Kutlug Kağan'ın oğlu Bilge'yi batı kanadının şadı olarak görevlendirdi. Kendi oğlu İnel'i ise iki şadın üzerinde yer alan '''Küçük Kağan''' unvanıyla tayin etti. Çin kaynaklarında '''Bögü''' ve '''Fu-chü''' adlarıyla da anılan İnel, Ch'u-mi-k'un'un da içinde bulunduğu On Ok boylarının idaresini üstlendi ve kendisine ayrıca '''T'o-hsi''' unvanı verildi. | |||
=== Batı Yönündeki Seferler === | |||
Kapgan Kağan'ın Çin'e karşı doğuda yürüttüğü mücadele sürerken, batıda isyan eden Türgişler üzerine de sefer düzenlendi. Küçük Kağan İnel, Bilge Şad ve Tonyukuk kumandasındaki Göktürk ordusu Altay Dağları'nı aşarak Cungarya'daki Yarış Ovası üzerinden Bolçu'ya ulaştı ve Türgişleri ağır bir yenilgiye uğrattı. Bu zaferin ardından Türgişlere bağlı Nu-shih-pi ve To-lu boyları yeniden Göktürk hâkimiyetini tanıdı. Böylece Balkaş, İli, Issık Göl ve Talas çevresindeki Türk toplulukları yeniden II. Göktürk Kağanlığı'na bağlandı. Göktürk ordusu daha sonra Mâverâünnehir yönünde ilerleyerek Kengü Tarban, Otrar ve Arıs Irmağı çevresine kadar akınlar düzenledi. Aynı dönemde Bilge Şad, Tangutlar üzerine bir sefer gerçekleştirerek çok sayıda esir ve ganimet ele geçirdi. | |||
== Yeni | === Çin’e Yönelik Yeni Akınlar === | ||
Kapgan Kağan, | Kapgan Kağan, Lung-you bölgesine düzenlediği akında on binden fazla at ele geçirerek ülkesine döndü. Bunun üzerine Tang yönetimi kuzey sınırındaki askerî teşkilatı yeniden düzenledi. Wei Yüan-chung, Ling-wu bölgesi harekât ordusunun; Hsiang Wan-tan ise T'ien-ping bölgesi kuvvetlerinin başına getirildi. | ||
Bilge ile Kül Tegin'in de katıldığı sonraki seferde Kül Tegin, Çinli kumandan Wei Yüan-chung'u esir alarak Kapgan Kağan'ın huzuruna çıkardı. Başarı sağlayamayan Çin kuvvetleri geri çekilirken, Göktürk ordusu da akınlarını tamamlayarak 701 yılında ülkesine döndü. | |||
=== Tonyukuk’un Batı Seferi === | |||
Batı yönündeki Göktürk harekâtı devam ederken Tonyukuk, İnel ve Bilge'nin kumandasındaki ordu Seyhun'u geçerek Mâverâünnehir'deki Kızılkum Çölü'ne ulaştı. İnel Kağan kuvvetlerin bir kısmıyla burada kalırken, Tonyukuk güneye ilerleyerek Türgiş hükümdarı So-ke'nin idaresindeki Soğdları hâkimiyet altına aldı. Ek-Tağ'ı aşan Göktürk ordusu, 701 yılında Demir Kapı'ya kadar ilerledi. | |||
=== 702 Yılı Çin Seferi === | |||
702 yılının ilkbaharında Kapgan Kağan, Yen ve Hsia eyaletlerine akın düzenleyerek yüz bin at ve koyun ele geçirdi. Ardından Shih-ling üzerinden Ping eyaletini kuşattı. İmparatoriçe Wu'nun aldığı savunma tedbirlerine rağmen Çin orduları Göktürklerle çatışmaya cesaret edemedi. Bunun üzerine Göktürk kuvvetleri Tai ve Hsin bölgelerine girerek buraları da yağmaladı. | |||
Kapgan Kağan | === Yeni Evlilik İttifakı Girişimi === | ||
703 yılında Kapgan Kağan, Çin'e yönelik akınlarını durdurarak diplomatik girişimlere yöneldi. Baga Tarkan'ı elçi olarak Çin sarayına gönderip yeni bir evlilik ittifakı teklif etti. Bu kez damadın yalnızca Tang hanedanına mensup olması değil, aynı zamanda veliahtın oğlu olması şartını ileri sürdü. | |||
İmparatoriçe Wu'nun teklifi kabul etmesinin ardından Kapgan, ileri gelen devlet adamlarından İ-li-t'an-kan'ı bin seçkin atla birlikte Çin sarayına göndererek teşekkürlerini iletti. Göktürk elçisi onuruna Su-yü-t'ing'de bir kabul töreni düzenlendi; kendisine çeşitli hediyeler verildikten sonra ülkesine dönmesine izin verildi. Kapgan da buna karşılık daha önce Göktürk ülkesinde tutulan Wu Yen-hsiou'yu serbest bıraktı. Aynı dönemde Göktürk hâkimiyetine karşı ayaklanan Basmıllar yeniden itaat altına alındı. | |||
== Çin'de Taht Değişikliği ve Bunun Göktürklere Etkisi == | === Çin'de Taht Değişikliği ve Bunun Göktürklere Etkisi === | ||
705 yılında İmparatoriçe Wu, tahtı Chung Tsung'a bıraktı. Böylece Göktürk-Çin ilişkilerinde yeni bir dönem başladı. Yeni imparatorun önceki yönetimden farklı bir siyaset izlemesi, iki devlet arasındaki ilişkileri de etkiledi. | 705 yılında İmparatoriçe Wu, tahtı Chung Tsung'a bıraktı. Böylece Göktürk-Çin ilişkilerinde yeni bir dönem başladı. Yeni imparatorun önceki yönetimden farklı bir siyaset izlemesi, iki devlet arasındaki ilişkileri de etkiledi. | ||
15.05, 2 Ağustos 2026 tarihindeki hâli
II. Göktürk Kağanlığı, 682 yılında Kutlug Kağan'ın önderliğinde Doğu Göktürk Devleti'nin yeniden bağımsızlığını kazanmasıyla kurulan ve 744 yılına kadar Orta Asya bozkırlarına hâkim olan Türk devletidir. Çin egemenliğine son vererek Göktürk siyasi birliğini yeniden tesis eden bu devlet, İlteriş Kutlug Kağan, Kapgan Kağan ve Bilge Kağan dönemlerinde en güçlü devrini yaşamış; askerî başarılarının yanı sıra gelişmiş devlet teşkilatı, diplomatik faaliyetleri ve Orhun Yazıtları gibi Türk tarihinin en önemli yazılı miraslarını bırakmasıyla Türk siyasi ve kültür tarihinde kalıcı bir yere sahip olmuştur.
Bağımsızlık Mücadelesinin Gelişimi
Doğu Göktürk Kağanlığı'nın 630 yılında yıkılmasının ardından Türk boyları yaklaşık elli yıl Tang Hanedanı'nın hâkimiyeti altında yaşadı. Çin yönetimi, Göktürkleri askerî valiliklere ayırarak boy reislerini kendi idaresine bağladı ve ortak hareket etmelerini önlemeye çalıştı. Buna rağmen bağımsızlık düşüncesi ortadan kalkmadı.
İlk büyük ayaklanma 679 yılında A-shih-te Wen-fu ile A-shih-te Feng-chih önderliğinde başladı. Göktürk hanedanından A-shih-na Ni-shu-fu kağan ilan edildi. Kısa sürede genişleyen isyan, Çin ordusuna ağır kayıplar verdirdiyse de P'ei Hsing-chien kumandasındaki kuvvetler tarafından bastırıldı. Ni-shu-fu öldürüldü, isyancılar dağıldı.
Bunun ardından A-shih-te Wen-fu, bu defa A-shih-na Fu-nien'i kağan ilan ederek mücadeleyi yeniden başlattı. Başlangıçta bazı başarılar elde edilmesine rağmen Çin'in uyguladığı siyasî tedbirler, iç anlaşmazlıklar ve kıtlık nedeniyle bu girişim de başarısız oldu. Teslim olmaları hâlinde bağışlanacakları vaat edilmesine rağmen Fu-nien, Wen-fu ve elli dört Göktürk beyi Ch'ang-an'da idam edildi.
Kutlug Kağan Dönemi
Fu-nien'in 681 yılındaki yenilgisinden sonra Çin kuvvetlerinden kurtulabilen Göktürk toplulukları Çogay-kuzı bölgesine çekildi. Göktürk hanedanına mensup Kutlug da burada etrafında kuvvet toplamaya başladı. Dokuz Oğuzlara düzenlediği akınlarla askerî gücünü artıran Kutlug, uygun şartlar oluşunca 682 yılında bağımsızlığını ilan ederek II. Göktürk Kağanlığı'nı kurdu.
Kutlug, hükümdarlığında İlteriş Kağan unvanını kullandı. Devlet teşkilatını yeniden düzenleyerek kardeşi Mo-ch'o'yu (Kapgan) şad, Tuo-hsi-fu'yu ise yabgu tayin etti. Böylece yaklaşık yarım asır süren Tang hâkimiyeti sona ermiş ve Göktürk Devleti yeniden tarih sahnesine çıkmıştır.
Tonyukuk’un Kutlug’a Katılması
Ch'an-yü askerî valiliğinde Tang yönetimi adına görev yapan A-shih-te Yüan-chen, vali yardımcısı Wang Pen-li tarafından tutuklandı. Kutlug'un Çin topraklarına akınlar düzenlemeye başlaması üzerine affedilerek eski görevine iade edildi. Serbest kaldıktan sonra önce kendi boyuna dönen Yüan-chen, daha sonra Kutlug'un yanına katıldı. Çin kaynaklarında A-shih-te Yüan-chen'in, Orhun Yazıtları'nda adı geçen Tonyukuk ile aynı kişi olduğu kabul edilmektedir. Zekâsı, askerî tecrübesi ve devlet idaresindeki kabiliyeti sebebiyle Kutlug tarafından Apa Tarkan unvanıyla görevlendirilen Tonyukuk, ordunun teşkilatlanması ve askerî işlerin yürütülmesinde başlıca danışmanı oldu. Böylece 679 ve 681 yıllarındaki bağımsızlık hareketlerinde de önemli rol oynayan A-shih-te ailesi, II. Göktürk Kağanlığı'nın kuruluşunda bir kez daha belirleyici bir konuma yükseldi.
Oğuzlarla Mücadele
Göktürk Devleti yeniden teşkilatlanırken Oğuz ülkesinden gelen bir kişi, Tonyukuk'a Dokuz Oğuzların bir kağan seçtiğini, Çin'e General Ku'yu, Kıtanlara ise Tongra Eşim'i elçi olarak gönderdiklerini bildirdi. Dokuz Oğuz kağanı, Kutlug'un cesareti ve Tonyukuk'un devlet idaresindeki yeteneği sayesinde Göktürklerin kısa sürede güç kazandığını, bu nedenle Çin, Kıtan ve Oğuzların birlikte harekete geçmesi gerektiğini ileri sürüyordu. Hazırlanan plana göre Kıtanlar doğudan, Çin orduları güneyden, Oğuzlar ise kuzeyden saldırarak Göktürkleri ortadan kaldıracaktı.
Bu haber üzerine Tonyukuk, düşman ittifakı kurulmadan önce harekete geçmenin zorunlu olduğunu belirtti. Kutlug'un görevlendirmesiyle ordunun başına geçen Tonyukuk, Kök Öng Irmağı'nı aşarak Ötüken yönünde ilerledi. Dokuz Oğuz kuvvetleri İnekler Gölü ile Tola Irmağı arasında Göktürk ordusunu karşıladı. Yaklaşık altı bin kişilik Oğuz ordusuna karşı iki bin kişilik Göktürk kuvveti kesin bir zafer kazandı. Savaşın ardından Dokuz Oğuzlara bağlı diğer topluluklar da Kutlug Kağan'ın hâkimiyetini tanıdı.
Çin’e Düzenlenen Akınlar
Kutlug ile Tonyukuk, aynı yıl Ping eyaletine saldırarak Ch'an-yü askerî valiliğine bağlı bölgelere akınlar düzenledi. Bu sırada Lan eyaletinin askerî valisi Wang Te-mao öldürüldü. Ardından Ting eyaletine yönelen Göktürk kuvvetleri şehri yağmaladı. Bölgenin savunmasıyla görevlendirilen askerî vali Yüan-kui, Kutlug'un ordusuyla savaşmayı göze alamadı. Şehrin kapılarını açtırıp surlara sancak astırmasına rağmen Göktürkler bunun bir tuzak olduğunu düşünerek içeri girmedi ve geri çekildi. Bu olaydan sonra Çin adına çalışan Li Chia-yün ve taraftarları Yüan-kui tarafından ortadan kaldırıldı.
Göktürk akınları daha sonra Kui eyaleti ile Ch'an-yü askerî valiliği üzerine yoğunlaştı. Ch'an-yü kuşatılarak askerî vali Chang Hsing-shih öldürüldü; ardından Wei eyaletine girilerek askerî vali Li Ssu-chien ortadan kaldırıldı. Feng eyaletine yapılan sefer sırasında ise askerî vali Ts'ui Chih-pien, Chiao-na Dağı'nda esir alındı.
Hsie Jen-kui ile Yapılan Savaş
Tang İmparatoru, Tonyukuk'un kumandasındaki Göktürk kuvvetlerini durdurmak amacıyla Tai bölgesinin askerî valisi Hsie Jen-kui'yi görevlendirdi. Tonyukuk, daha önce öldüğünü sandığı Hsie Jen-kui'nin gerçekten ordunun başında bulunduğuna inanmayarak bunun bir Çin hilesi olduğunu düşündü. Ancak Hsie Jen-kui miğferini çıkarıp kendisini gösterince Çin ordusu ani bir saldırı başlattı. Göktürkler ağır bir yenilgiye uğradı; savaşta on bin kişi öldü, yirmi binden fazla kişi esir düştü, otuz bin baş deve, at, sığır ve koyun da Çinlilerin eline geçti. Bu zaferin ardından Çin ordusunun Göktürklere karşı kayda değer başka bir askerî başarısı görülmedi.
Feng Eyaleti Üzerindeki Tartışmalar
Göktürk akınlarının Tang İmparatorluğu'nun kuzey sınırlarında yoğunlaşması ve birçok Çinli kumandanın öldürülmesi veya esir alınması sarayda endişeye yol açtı. Yapılan görüşmelerde Feng eyaletinin boşaltılarak Göktürklere bırakılması önerildi. Ancak devlet adamı Tang Hsiu-ching, bölgenin eski dönemlerden beri Çin toprağı olduğunu, halkın yeniden güneye göç ettirilmesinin sakıncalı sonuçlar doğuracağını savununca bu düşünceden vazgeçildi.
683 yılının sonunda Tang yönetimi, Ch'eng Wu-t'ing'i Ch'an-yü Genel Askerî Valiliği'ni yeniden denetim altına almakla görevlendirerek kuzey sınırındaki savunma hazırlıklarını hızlandırdı. Buna rağmen Kutlug'un kuvvetleri 684'te Shuo, 685'in başlarında ise Tai eyaletlerine akınlar düzenleyerek Çin'in iç kesimlerine kadar ilerledi. Göktürkleri durdurmakla görevlendirilen General Shun-yü Ch'u-p'ing, Hsin eyaletinde ağır bir yenilgiye uğradı ve savaşta beş binden fazla Çin askeri öldü. Aynı yıl Yen-jan başkumandanlığına getirilen Wei Shih-chia da herhangi bir başarı elde edemeden bir yıl sonra geri döndü.
Göktürk akınları 686 yılında da sürdü. Bunun üzerine İmparatoriçe Wu, Büyük General Hei-ch'ih Ch'ang-chih'yı bölgeye gönderdi. Liang-chih'de yapılan ilk çarpışmada Göktürkler geri çekildi; ancak gece yeniden ortaya çıkınca Çin kuvvetleri sayıca üstün düşmanla açık savaşa girmekten kaçındı. Hei-ch'ih Ch'ang-chih karargâhta büyük ateşler yaktırarak takviye kuvvetlerinin geldiği izlenimini oluşturdu. Bu hileye kanan Göktürkler geri çekilince Çin ordusu çatışmaya girmeden tehlikeyi bertaraf etti.
Çin’in Karşı Tedbirleri
687 yılının başında Kutlug, Ch'ang-p'ing bölgesine akın düzenledi ve burada Hei-ch'ih Ch'ang-chih kumandasındaki Çin ordusuyla karşılaştı. Kısa süre sonra Kutlug ile Tonyukuk'un Shuo eyaletine yaptıkları yeni akın sırasında Hei-ch'ih Ch'ang-chih, Li To-cha ve Wang Chiu-yen'in de katıldığı Çin kuvvetleri, Shuo çevresindeki savaşta Göktürkleri geri çekilmek zorunda bıraktı. Ancak Çin ordusu bu başarıdan yararlanamadı. Kuzeye düzenlenen takip harekâtında öncü birliklerin kumandanı Ts'uan Pao-pi, destek kuvvetlerini beklemeden saldırıya geçince Göktürklerin baskınına uğradı ve ordusu imha edildi. Kendisi güçlükle kaçabildi.
Bu yenilginin ardından İmparatoriçe Wu, Ts'uan Pao-pi'yi cezalandırıp Hei-ch'ih Ch'ang-chih'ı görevden aldı. Ayrıca Kutlug'a duyduğu tepki sebebiyle Çin kaynaklarında onun adının "kısa ömürlü Kutlug" anlamındaki Pu-tsu-lu şeklinde yazılmasını emretti.
Çin kaynaklarında Kutlug'un faaliyetlerine dair 688 yılına ait bilgi bulunmamaktadır. 689'da ise Göktürklere karşı yeni bir sefer hazırlandı ve Hsin-p'ing-tao ordusunun başına Budist rahip Hsie Huai-i getirildi. Ts'u Irmağı'na kadar ilerleyen bu ordu Göktürklerle karşılaşamadı. Aynı yıl düzenlenen ikinci seferin sonucu ise kaynaklarda belirtilmemektedir.
Kutlug Kağan’ın Ölümü
Tonyukuk'un 689 yılında Türgişlere karşı yürüttüğü seferden yaklaşık iki yıl sonra Kutlug Kağan hastalanarak öldü. Kaynaklara göre hükümdarlığı sırasında Çinlilerle on yedi, Kıtanlarla yedi, Oğuzlarla ise beş kez savaştı.
Kutlug, II. Göktürk Kağanlığı'nı yeniden kurarak Ötüken merkezli Göktürk hâkimiyetini ihya etti. Tonyukuk'un desteğiyle Dokuz Oğuzların Çin ve Kıtanlarla kurmaya çalıştığı ittifakı etkisiz bıraktı; Ötüken ve Altaylar arasındaki Türk boylarını yeniden kağanlık bünyesinde topladı. Hükümdarlığı boyunca Tang İmparatorluğu'nun kuzey sınırlarına düzenlenen akınlarla devletin askerî ve siyasî gücü sağlamlaştırıldı. Kutlug Kağan 691 yılının sonunda öldü.
Kapgan Kağan Dönemi
Kutlug Kağan'ın 692 yılında ölümü üzerine II. Göktürk Kağanlığı tahtına kardeşi Kapgan geçti. Kutlug'un oğulları Bilge ile Kül Tegin'in yaşlarının küçük olması nedeniyle hükümdarlığı Kapgan üstlendi. Çin kaynaklarının bir kısmında Kapgan'ın tahtı zorla ele geçirdiği ileri sürülürken, Tzu-chih T'ung-chien'de yalnızca kendisini kağan ilan ettiği belirtilir. Orhun Yazıtları ise onun töre gereğince tahta çıktığını kaydeder. Göktürklerde hükümdarlığın her zaman babadan oğula geçmemesi ve hanedanın en güçlü üyesinin kağan olabilmesi dikkate alındığında, Kapgan'ın tahta çıkışı bozkır veraset geleneğine uygundur. Kapgan, tahta çıktıktan sonra ağabeyi Kutlug adına Baz Kağan'ın balbalını diktirdi. Çin kaynaklarında hükümdarlık unvanı olarak geçen Kapgan, "fatih" anlamına gelir; Tonyukuk Yazıtı'nda ise Bögü adıyla anılır. Yirmi dört yıl süren hükümdarlığı sırasında II. Göktürk Kağanlığı en geniş sınırlarına ulaşmış ve çok sayıda Türk topluluğu yeniden Göktürk hâkimiyeti altına girmiştir.
Kapgan Kağan, tahta çıktıktan sonra Kutlug döneminde izlenen siyaseti sürdürerek II. Göktürk Kağanlığı'nın askerî ve siyasî gücünü artırmaya yöneldi. Çin'e karşı akınlarını devam ettirirken Göktürk hâkimiyetini Orta Asya'nın farklı bölgelerine yaymaya çalıştı.
693 yılının sonlarında Ling eyaletine düzenlediği akında bölgeyi yağmaladı ve Çinli general Li To-tsu'yu mağlup etti. Aynı dönemde Batı Göktürk sahasında Çin'e karşı Tibetlilerle iş birliği yapan A-shih-na Suei-tsu ile Tokmak (Sui-ye) kumandanı Ni-shu Erkin'in girişimleri de Çin kuvvetleri tarafından başarısızlığa uğratıldı.
Kapgan'ın akınları üzerine İmparatoriçe Wu, Budist rahip Hsie Huai-i'yi büyük bir ordunun başında Göktürklere karşı sefere gönderdi. Ancak Çin ordusu Göktürklerin ana kuvvetleriyle karşılaşamayınca harekât sonuçsuz kaldı. Bunun ardından kuzey sınırındaki savunma güçlendirildi ve Wang Hsiao-chie, Shuo-fang bölgesi harekât ordusunun başkumandanlığına getirildi.
695 yılında Kapgan Kağan, Çin sarayına bir elçi göndererek dostane ilişkiler kurulmasını teklif etti. İmparatoriçe Wu bu girişimi olumlu karşılayarak kendisine Sol Muhafızları Büyük Generali ve Ülkeye Dönen Dük unvanlarını verdi, ayrıca beş bin top ipek gönderdi. Buna rağmen iki devlet arasındaki siyasî ve askerî rekabet devam etti.
Çin'in Baskı Altına Alınması
695 yılından sonra Çin'in kuzeydoğusunda yaşayan Kitanlar Tang Hanedanı'na karşı ayaklandı. 696 yılının beşinci ayında Sung-mo askerî valisi Li Chin-chung ile Kui-ch'eng askerî valisi Sun Wan-lao, Ying eyaletine saldırarak askerî tesisleri tahrip etti ve eyalet valisi Chao Wen-kuei'yi öldürdü.
Tang yönetiminin isyanı bastırmakta zorlanmasını fırsata çeviren Kapgan Kağan, Çin sarayına gönderdiği haberle Kitanları itaat altına alabileceğini, bunun karşılığında ise Çin'in iç bölgelerine yerleştirilen Türk topluluklarının Göktürk ülkesine geri gönderilmesini istedi. İmparatoriçe Wu bu talebi kabul ederek elçisi Yen Chih-wei'yi "İyi Reform Yapan Kağan" unvanını vermek ve anlaşmayı bildirmek üzere Göktürk ülkesine gönderdi.
Aynı yılın sonbaharında Göktürkler Liang eyaletine akın düzenleyerek askerî vali Hsü Ch'in-ming'i esir aldı. Ardından Kapgan, Tonyukuk'un idaresindeki orduyu Kırgızlar üzerine sevk etti. Tonyukuk Yazıtı'na göre Göktürk ordusu ağır kış şartlarında Kögmen Dağları'nı aşarak Anı Irmağı kıyısında Kırgızları ani bir baskınla yenilgiye uğrattı; Kırgız hükümdarı öldürüldü ve Kırgızlar Göktürk hâkimiyetini kabul etti.
Kapgan daha sonra On Oklar üzerine sefer hazırlıklarına başladıysa da hatununun ölümü üzerine düzenlenecek yas töreni nedeniyle geri döndü. Kitan isyanının bastırılması ve Çin'deki Türk topluluklarının geri alınmasının ardından İmparatoriçe Wu, kendisine İlteriş Büyük Ch'an-yü ile Millî Davasında Başarılı Kağan unvanlarını vermek üzere elçiler gönderdi.
Ancak elçilik heyeti Göktürk ülkesine ulaşmadan önce Kapgan, 697 yılının başlarında yeniden Çin topraklarına akın düzenledi. Ling ve Sheng eyaletlerine yapılan saldırılarda sınır birlikleri yenilgiye uğratıldı, çok sayıda kişi öldürüldü veya esir alındı; Ping ordusu kumandan yardımcısı An Tao-mai de mağlup edildi. Bu sırada Çin'de İmparatoriçe Wu'nun hanedan siyasetiyle ortaya çıkan gelişmeler de Kapgan tarafından yakından takip ediliyor ve Göktürklerin Çin'e karşı izleyeceği siyaseti etkiliyordu.
Çin ile Yapılan Diplomatik Girişimler
698 yılında Kapgan Kağan, Çin sarayına bir elçi göndererek kızıyla bir Tang hanedanı prensi arasında evlilik yoluyla akrabalık kurulmasını ve iki devlet arasında ittifak yapılmasını teklif etti. Bunun yanında Ch'an-yü Genel Askerî Valiliği topraklarının iadesini, Göktürk ülkesinde yaşayan Soğdlarla Feng, Sheng, Hsia, Shuo, Ling ve Tai eyaletlerindeki Türk topluluklarının kendisine bağlanmasını, ayrıca darı, demir ve tarım aletleri gönderilmesini istedi.
Tang sarayı bu talepleri reddederek elçi T'ien Kuei-tao'yu Göktürk ülkesine gönderdi. Kapgan, elçiyi tutuklatıp öldürmeyi düşündüyse de Tonyukuk'un uyarısı üzerine bundan vazgeçti. Ardından Çin yönetimi tutumunu değiştirerek talep edilen Türk ve Soğd ailelerini kuzeye gönderdi; tarım aletleri, demir ve tohumluk darıyı da Göktürklere ulaştırdı. Bunun üzerine T'ien Kuei-tao serbest bırakıldı.
Evlilik meselesinin yeniden gündeme gelmesi üzerine İmparatoriçe Wu, Kapgan'ın kızıyla evlenmek üzere kendi ailesinden Wu Yen-hsiou'yu Göktürk ülkesine gönderdi. Heyet Karakum'a ulaştığında Kapgan, damat adayının Tang hanedanından değil, Wu ailesinden seçilmesini sert biçimde eleştirdi; Çin tahtının meşru sahiplerinin Li hanedanı olduğunu belirterek bu evliliği reddetti ve gerekirse Tang hanedanının gerçek varislerini desteklemek amacıyla Çin üzerine yürüyeceğini bildirdi. Ardından Wu Yen-hsiou ile beraberindekiler tutuklandı, Yen Chih-wei ise "Çin Kağanı"ilan edildi. Bu gelişmeler Göktürk-Çin ilişkilerinde yeni bir gerginlik döneminin başlamasına yol açtı.
Çin'e Karşı Yeni Akınlar
Wu Yen-hsiou'nun "Çin Kağanı" ilan edilmesinin ardından Kapgan Kağan büyük bir orduyla Çin üzerine yürüdü. İlk olarak Ching-nan, P'ing-ti ve Ch'ing bölgelerindeki askerî birliklere saldırdı. Ching-nan ordusunun kumandanı Mu-jung Hsüan-tse, emrindeki beş bin askerle birlikte Göktürklere teslim oldu. Ardından Göktürk kuvvetleri Kuei ve Tan eyaletlerini yağmaladı.
Bu gelişmeler üzerine İmparatoriçe Wu, Wu Chung-kuei, Sha-to Chung-i ve Yen Ching-jung kumandasında büyük bir ordu hazırlattı. Ancak Çin kuvvetleri sayıca üstün olmalarına rağmen Kapgan'ın ilerleyişini durduramadı. Göktürkler Heng-you üzerinden yeniden Çin topraklarına girerek Wei eyaletine saldırdı, Fei-hu ilçesini tahrip etti ve Ting eyaletine kadar ilerledi. Bu sırada vali Sun Yen-kao öldürüldü, yerleşim yerleri yakılıp yıkıldı ve birçok köy boşaldı.
Akınların sürmesi üzerine İmparatoriçe Wu, Kapgan'ı öldürene prenslik unvanı verileceğini ilan etti. Ayrıca Çin kaynaklarında kullanılan Mo-ch'o adını değiştirerek onun "Başı Kesik Kurt" anlamındaki Chan-ch'o adıyla anılmasını emretti.
Kapgan daha sonra Chao eyaletini ele geçirerek vali yardımcısı Kao Juei'yi öldürdü ve T'ang Po-jo'yu teslim olmaya mecbur bıraktı. Ardından Hsiang eyaletine giren Göktürk kuvvetleri burayı da yağmaladı.
Çin'e Gönderilen Mesaj
Kapgan Kağan, Tang yönetimini meşru hükümdar olarak tanımadığını göstermek amacıyla beraberindeki Çinli memurlara kendi rütbelerine uygun Çin unvanları ve resmî kıyafetler vererek ülkelerine gönderdi. Böylece Çin üzerindeki üstünlüğünü vurgulamayı amaçladı. Ancak İmparatoriçe Wu bu unvan ve kıyafetleri geçersiz ilan etti.
Kapgan, Çin sarayına gönderdiği mektupta daha önceki anlaşmalara uyulmadığını ileri sürdü. Gönderilen tohumluk darının pişirilmiş olması, altın ve gümüşün düşük ayarlı çıkması, Çinli memurlara verdiği resmî kıyafetlere el konulması ve kızının Tang hanedanından bir prens yerine İmparatoriçe Wu'nun ailesinden biriyle evlendirilmek istenmesi sebebiyle anlaşmanın bozulduğunu belirterek Ho-pei bölgesine yeniden sefer düzenleyeceğini bildirdi.
Kapgan, Çin heyetinde bulunan General P'ei Huai-ku'ya vezirlik teklif etti. Teklifi reddeden general tutuklandıysa da daha sonra kaçarak Çin'e dönebildi.
Tang Hanedanı'nın Yeniden Kurulması ve İlişkilerin Değişmesi
705 yılında İmparatoriçe Wu'nun devrilmesiyle Tang Hanedanı yeniden iktidara geldi ve Chung-tsung ikinci defa tahta çıktı. Bu gelişme, Göktürk-Çin ilişkilerinde yeni bir dönemin başlamasına yol açtı.
Yeni imparator, Kapgan Kağan ile bozulan ilişkileri düzeltmek amacıyla uzlaşmacı bir siyaset izleyerek tutuklu veya alıkonulan kişilerin serbest bırakılmasını sağladı ve diplomatik temasları yeniden başlattı. Kapgan da Wu ailesinin yönetimden uzaklaştırılmasını, daha önce savunduğu Tang hanedanının meşruiyetinin yeniden kabul edilmesi olarak değerlendirdi. Buna rağmen Çin üzerindeki askerî baskısını sürdürerek gerektiğinde sınır akınlarına devam etti.
Böylece iki devlet arasındaki ilişkiler, askerî mücadele ile diplomatik temasların birlikte yürütüldüğü yeni bir safhaya girdi.
Kitan ve Tatabı Seferleri
Kapgan Kağan, Çin ile ilişkilerini sürdürürken doğudaki Kitanlar ve Tatabılar üzerine de seferler düzenledi. Çin'in kuzeydoğusunda yaşayan bu topluluklar zaman zaman Tang Hanedanı ile iş birliği yapıyor, zaman zaman ise bağımsız hareket ediyordu.
Göktürk ordusu önce Kitanları ağır bir yenilgiye uğratarak hâkimiyet altına aldı, ardından Tatabılar üzerine yürüyerek onları da itaat altına soktu. Bu seferlerle II. Göktürk Kağanlığı'nın doğu sınırları güvence altına alınırken, Çin'in kuzeydoğudaki müttefikleri de büyük ölçüde etkisiz hâle getirildi.
Çin’de Veliaht Değişikliği
Kapgan Kağan'ın art arda düzenlediği akınlar karşısında zor durumda kalan İmparatoriçe Wu, daha önce geri planda tuttuğu Tang hanedanı mensubu Chung-tsung'u Sarı Irmak'ın kuzeyindeki kuvvetlerin başkumandanlığına getirdi. Ancak bu değişiklik Göktürk ilerleyişini durduramadı. Kapgan, Chao ve Ting eyaletlerini yağmalayarak yaklaşık 80-90 bin kişiyi esir aldı, ardından Wu-huei-tao üzerinden ülkesine döndü.
Çin kaynakları bu seferi kesin bir başarı olarak değerlendirmese de Göktürkler kuzey Çin'in geniş bir bölümüne ulaşarak önemli miktarda ganimet elde etti. Kapgan'ı durdurmakla görevlendirilen Sha-to Chung-i ile Li To-su çatışmaya girmeye cesaret edemezken, Ti Jen-chie'nin yüz bin kişilik takip harekâtı da sonuçsuz kaldı.
Bu seferlerin ardından II. Göktürk Kağanlığı yeniden en güçlü dönemlerinden birine ulaştı. Çin kaynaklarında ülkenin doğudan batıya yaklaşık on bin li genişliğinde olduğu, Kapgan'ın emrinde dört yüz bin asker bulunduğu ve çevredeki toplulukların büyük bölümünün Göktürk hâkimiyetini tanıdığı kaydedilmektedir.
Bu sırada Göktürk ülkesinden ayrılarak Çin'e dönen Yen Chih-wei, daha önce "Çin Kağanı" ilan edilmiş olması sebebiyle İmparatoriçe Wu'nun emriyle ailesiyle birlikte idam edildi.
Yeni İdarî Düzen
Kapgan Kağan, devletin hızla genişlemesi üzerine idarî teşkilatı yeniden düzenledi. Kutlug Kağan'ın başlattığı bağımsızlık hareketinden yaklaşık on altı yıl sonra II. Göktürk Kağanlığı geniş bir coğrafyaya hâkim olduğundan ülkenin farklı bölgelerinin yeni görevliler aracılığıyla yönetilmesi gerekli hâle gelmişti.
Bu kapsamda kardeşi Tu-hsi-fu'yu doğu kanadının şadı, Kutlug Kağan'ın oğlu Bilge'yi batı kanadının şadı olarak görevlendirdi. Kendi oğlu İnel'i ise iki şadın üzerinde yer alan Küçük Kağan unvanıyla tayin etti. Çin kaynaklarında Bögü ve Fu-chü adlarıyla da anılan İnel, Ch'u-mi-k'un'un da içinde bulunduğu On Ok boylarının idaresini üstlendi ve kendisine ayrıca T'o-hsi unvanı verildi.
Batı Yönündeki Seferler
Kapgan Kağan'ın Çin'e karşı doğuda yürüttüğü mücadele sürerken, batıda isyan eden Türgişler üzerine de sefer düzenlendi. Küçük Kağan İnel, Bilge Şad ve Tonyukuk kumandasındaki Göktürk ordusu Altay Dağları'nı aşarak Cungarya'daki Yarış Ovası üzerinden Bolçu'ya ulaştı ve Türgişleri ağır bir yenilgiye uğrattı. Bu zaferin ardından Türgişlere bağlı Nu-shih-pi ve To-lu boyları yeniden Göktürk hâkimiyetini tanıdı. Böylece Balkaş, İli, Issık Göl ve Talas çevresindeki Türk toplulukları yeniden II. Göktürk Kağanlığı'na bağlandı. Göktürk ordusu daha sonra Mâverâünnehir yönünde ilerleyerek Kengü Tarban, Otrar ve Arıs Irmağı çevresine kadar akınlar düzenledi. Aynı dönemde Bilge Şad, Tangutlar üzerine bir sefer gerçekleştirerek çok sayıda esir ve ganimet ele geçirdi.
Çin’e Yönelik Yeni Akınlar
Kapgan Kağan, Lung-you bölgesine düzenlediği akında on binden fazla at ele geçirerek ülkesine döndü. Bunun üzerine Tang yönetimi kuzey sınırındaki askerî teşkilatı yeniden düzenledi. Wei Yüan-chung, Ling-wu bölgesi harekât ordusunun; Hsiang Wan-tan ise T'ien-ping bölgesi kuvvetlerinin başına getirildi.
Bilge ile Kül Tegin'in de katıldığı sonraki seferde Kül Tegin, Çinli kumandan Wei Yüan-chung'u esir alarak Kapgan Kağan'ın huzuruna çıkardı. Başarı sağlayamayan Çin kuvvetleri geri çekilirken, Göktürk ordusu da akınlarını tamamlayarak 701 yılında ülkesine döndü.
Tonyukuk’un Batı Seferi
Batı yönündeki Göktürk harekâtı devam ederken Tonyukuk, İnel ve Bilge'nin kumandasındaki ordu Seyhun'u geçerek Mâverâünnehir'deki Kızılkum Çölü'ne ulaştı. İnel Kağan kuvvetlerin bir kısmıyla burada kalırken, Tonyukuk güneye ilerleyerek Türgiş hükümdarı So-ke'nin idaresindeki Soğdları hâkimiyet altına aldı. Ek-Tağ'ı aşan Göktürk ordusu, 701 yılında Demir Kapı'ya kadar ilerledi.
702 Yılı Çin Seferi
702 yılının ilkbaharında Kapgan Kağan, Yen ve Hsia eyaletlerine akın düzenleyerek yüz bin at ve koyun ele geçirdi. Ardından Shih-ling üzerinden Ping eyaletini kuşattı. İmparatoriçe Wu'nun aldığı savunma tedbirlerine rağmen Çin orduları Göktürklerle çatışmaya cesaret edemedi. Bunun üzerine Göktürk kuvvetleri Tai ve Hsin bölgelerine girerek buraları da yağmaladı.
Yeni Evlilik İttifakı Girişimi
703 yılında Kapgan Kağan, Çin'e yönelik akınlarını durdurarak diplomatik girişimlere yöneldi. Baga Tarkan'ı elçi olarak Çin sarayına gönderip yeni bir evlilik ittifakı teklif etti. Bu kez damadın yalnızca Tang hanedanına mensup olması değil, aynı zamanda veliahtın oğlu olması şartını ileri sürdü.
İmparatoriçe Wu'nun teklifi kabul etmesinin ardından Kapgan, ileri gelen devlet adamlarından İ-li-t'an-kan'ı bin seçkin atla birlikte Çin sarayına göndererek teşekkürlerini iletti. Göktürk elçisi onuruna Su-yü-t'ing'de bir kabul töreni düzenlendi; kendisine çeşitli hediyeler verildikten sonra ülkesine dönmesine izin verildi. Kapgan da buna karşılık daha önce Göktürk ülkesinde tutulan Wu Yen-hsiou'yu serbest bıraktı. Aynı dönemde Göktürk hâkimiyetine karşı ayaklanan Basmıllar yeniden itaat altına alındı.
Çin'de Taht Değişikliği ve Bunun Göktürklere Etkisi
705 yılında İmparatoriçe Wu, tahtı Chung Tsung'a bıraktı. Böylece Göktürk-Çin ilişkilerinde yeni bir dönem başladı. Yeni imparatorun önceki yönetimden farklı bir siyaset izlemesi, iki devlet arasındaki ilişkileri de etkiledi.
Kapgan Kağan, aynı yıl yeniden Çin üzerine yürüyerek Ling eyaletine bağlı Wu-sha kasabasına saldırdı. Ling-wu bölgesi ordusunun başkumandanı Sha-t'o Chung-i, Göktürk ordusunu durdurmaya çalıştıysa da Çin kuvvetleri yenilerek geri çekildi. Bu seferde Bilge de önemli rol oynadı.
Göktürk kuvvetleri aynı zamanda Yüan ve Huei eyaletlerine girerek Lung-you bölgesini yağmaladı. Sefer sonunda on binden fazla at ve koyun ele geçirildi. Bu başarısızlık üzerine Çinli kumandan Sha-t'o Chung-i görevinden alındı.
Göktürk akınlarının devam etmesi üzerine Çin yönetimi, daha önce kabul ettiği evlilik anlaşmasını iptal etti. Ayrıca Kapgan Kağan'ı öldürene prenslik ve büyük generallik unvanı verileceğini ilan etti.
Bunun yanında imparator, devlet adamlarından Göktürklere karşı uygulanacak yeni askerî ve siyasi tedbirler hazırlamalarını istedi. Hazırlanan raporlarda Göktürk akın yollarını denetlemek amacıyla üç yeni kale kurulması, sınır savunmasının güçlendirilmesi, cesaret göstermeyen kumandanların görevden alınması, sınır valilerinin dikkatle seçilmesi, asker sayısının artırılması ve gerekli askerî malzemenin önceden depolanması gibi öneriler yer aldı. Ayrıca Göktürk ülkesinde uygun şartlar oluşuncaya kadar beklenmesi ve ardından geniş çaplı bir sefer düzenlenmesi tavsiye edildi.
Kapgan Kağan ise evlilik teklifinin reddedilmesine tepki göstererek Göktürk ülkesinde bulunan Çinli resmî görevli Ts'ang Ssu-yen'i öldürttü. Kaynaklarda bu kişinin elçi olarak değil, resmî görevli sıfatıyla bulunduğu belirtilmektedir.
Bu tarihten sonra Göktürk ülkesinde art arda isyanların görülmesi ve Çin kaynaklarında Göktürk boylarını içeriden zayıflatmaya yönelik planların yer alması, Çin'in Göktürkler üzerindeki faaliyetlerini artırdığını göstermektedir.
Sınır Savunmalarının Güçlendirilmesi
707 yılında Çin yönetimi, kuzey sınırlarının savunmasını güçlendirmek amacıyla Chang Jen-tan'ı Shuo-fang bölgesi başkumandanlığına tayin etti.
Ertesi yıl Sarı Irmak'ın kuzeyinde, daha önce yabancı topluluklarla ilişkilerin yürütüldüğü üç kale yeniden inşa edildi veya onarıldı. Göktürk akınlarının gelebileceği güzergâhlarda tahkimatlar yapıldı ve savunma hatları oluşturuldu. T'ang Hsiou-ching de bu sınır bölgelerinin korunmasıyla görevlendirildi.
708 yılının sonlarında batıdaki bazı Göktürk birlikleri yeniden Çin topraklarına girdi. Aynı dönemde batıdaki Göktürklere gönderilen Feng Chia-ping öldürüldü.
Bunun yanında Çin'in An-hsi askerî valisi Niou Shih-chiang ile Türgişler arasında Hou-shao Kalesi yakınlarında yapılan savaşta Çin kuvvetleri yenildi ve vali hayatını kaybetti.
Boy İsyanları
709 yılında Göktürk hâkimiyetine karşı ayaklanan Çikler ile Azlar yeniden itaat altına alındı. Bilge Şad'ın idaresindeki Göktürk ordusu, Kem-İrtiş bölgesindeki Çikleri ve Isık Göl'ün batısındaki Azları mağlup etti.
Aynı dönemde Çin'de yeniden hükümdar değişikliği yaşandı. Chung Tsung'un ölümünün ardından Juei Tsung tahta çıktı.
Kapgan Kağan, yeni hükümdarın tahta çıkmasının ardından Çin'e yeniden elçi göndererek evlilik yoluyla ittifak kurulmasını teklif etti. Bu defa bir Çin prensesini hatun olarak almak istedi. Yapılan görüşmeler sonunda Sung bölgesi prensi Ch'eng-ch'i'nin kızına Chin-shan (Altay Dağı) Prensesi unvanı verilerek Göktürk ülkesine gönderilmesi kararlaştırıldı.
Kapgan, anlaşmadan duyduğu memnuniyeti göstermek amacıyla oğullarından Yang-wo-chih Tegin'i Çin sarayına gönderdi. Çin'e ulaştığında kendisine yüksek askerî unvanlardan biri verildi.
Prensese refakat etmekle görevlendirilen Ho Feng-yao başkanlığındaki Çin heyeti Göktürk ülkesine ulaştığında, Kapgan başlangıçta prensesin Tang hanedanına mensup olmamasından dolayı tepki gösterdi. Ancak getirilen hediyelerin çokluğu ve Çin heyetinin gösterdiği saygı üzerine anlaşmayı kabul ederek Çin ile iyi ilişkiler kurmayı benimsedi.
Bu siyaset değişikliğinde, aynı dönemde Bayırku ve Türgiş isyanlarının Göktürk Devleti'ni içeride zor durumda bırakmasının etkisi oldu.
İç İsyanlar ve Dış Gelişmeler
Bu sırada Çinli generaller Sung Ch’üan ile T’ang Hsiou-ching başta olmak üzere bazı kumandanlar, Göktürklere bağlı Hsi topluluklarıyla Ling-hsing bölgesinde yaptıkları savaşta esir düştü. Daha sonra Hsi toplulukları tarafından Göktürklere teslim edilen bu generaller idam edildi. Bunun ardından sınır savunmasının sorumluluğu Kuo Yüan-chen’e verildi.
Kısa süre sonra Çin’de yeniden taht değişikliği yaşandı ve Juei Tsung’un yerine Hsüan Tsung geçti. Yeni imparator, daha önce kabul edilen evlilik ittifakını geçersiz saydı. Bu dönemde Kapgan Kağan ise giderek artan iç isyanlarla uğraşmak zorunda kaldı.
710 yılında Kırgızlar yeniden ayaklandı. Bilge ile Kül Tegin’in kumandasındaki Göktürk ordusu Kögmen Dağlarının kuzeyindeki Songa Ormanı civarında Kırgızları ikinci defa yenilgiye uğrattı.
Aynı yıl Tola Irmağı çevresinde yaşayan Bayırkular da isyan etti. Türgi-Yargın Gölü yakınlarında yapılan savaşta Bayırkular mağlup edildi.
711 yılında Türgişler yeniden ayaklanınca Göktürk ordusu üzerlerine yürüdü. Yapılan savaşta Türgiş hükümdarı So-ke öldürüldü ve isyan bastırıldı.
Bunun ardından Bars Beg, Türgiş Kağanı olarak görevlendirildi ve Bilge’nin kız kardeşiyle evlendirildi. Daha sonra Semerkant yönüne bir sefer düzenlendi.
Beşbalık halkının daveti üzerine gerçekleştirilen seferde Bilge, şehre saldıran düşman kuvvetlerini yenerek halkı kurtardı.
713 yılında Karluklar da ayaklandı. Kapgan, Bilge ve Kül Tegin’in birlikte yönettiği Göktürk ordusu Tamug Iduk Baş’ta Karlukları mağlup etti. Yenilen Karlukların bir bölümü Çin’e sığındı.
714–715 Yıllarındaki Gelişmeler
714 yılında İnel Kağan, Tung-e Tegin ve Kapgan Kağan’ın kız kardeşinin eşi olan Huo-pa İlteber, süvarileriyle birlikte Pei-t’ing üzerine yürüdü. Kuşatma sırasında Tung-e Tegin kaleye yaklaşırken öldürüldü.
Bu başarısızlığın ardından Huo-pa İlteber Göktürk ülkesine dönmeyerek ailesiyle birlikte Çin’e sığındı. Çin imparatoru onu yüksek askerî unvanlarla ödüllendirdi; ayrıca kendisine prenslik verildi. Eşine Altay Dağı (Chin-shan) Prensesiunvanı verilirken çeşitli hediyeler de sunuldu.
Aynı yılın üçüncü ayında Chi-hsi bölgesinin vergi memuru A-shih-na Hsien, Türgişler üzerine düzenlediği seferde reisleri Tou-tan’ı ele geçirdi.
Bu sırada Kapgan Kağan tarafından Çin sarayında ikamet etmek üzere gönderilmiş bulunan Yang-wo-chih Tegin hayatını kaybetti. Çin imparatoru, hanedana mensup ailelerin temsilcilerini görevlendirerek taziye ziyaretinde bulunmalarını emretti. Bu durum, Tegin’in Çin’de bulunduğu süre boyunca saygın bir konumda tutulduğunu göstermektedir.
Kapgan Kağan daha sonra yeniden Çin’e elçi göndererek evlilik yoluyla akrabalık kurulmasını teklif etti. Çin yönetimi bu girişime açık bir cevap vermedi.
Bu dönemde Çin kaynaklarına göre Kitanlar ile Hsiler de Göktürk hâkimiyetini kabul ederek Kapgan Kağan’a bağlandı. Göktürk ordusunun mevcudu dört yüz bin kişiye ulaşmıştı. Ancak Kapgan’ın sert yönetim anlayışı boylar arasında huzursuzluğun artmasına yol açtı.
Boyların Çin’e Yönelmesi
715 yılında On Ok teşkilatına bağlı bazı Tu-lu ve Nu-shih-pi beyleri ile Karluklar başta olmak üzere çeşitli Türk boyları Çin ile ittifak kurmak amacıyla başvuruda bulundu. Çin yönetimi bu talepleri kabul ederek söz konusu boyları Göktürk ülkesi sınırları içinde stratejik bölgelere yerleştirmeyi tercih etti. Böylece hem sınır güvenliğini güçlendirmeyi hem de Göktürk Devleti üzerindeki baskıyı artırmayı amaçladı.
Çin yönetimi, kendisine bağlanan bu toplulukların idarî teşkilatını yeniden düzenledi.
Kapgan Kağan ise Karluklar ve diğer isyancı boylar üzerine art arda seferler düzenledi. Buna karşılık Çin imparatoru sınır valilerine ve kumandanlarına iki koldan harekete geçerek isyancı Türk boylarını desteklemelerini emretti.
Bu dönemde Azlar ve İzgiller de yeniden itaat altına alındı. Aynı yıl Dokuz Oğuzlara karşı düzenlenen seferde yenilen Oğuzların bir bölümü Çin’e sığındı.
Göktürk Devleti’nde peş peşe meydana gelen bu isyanlar merkezi otoriteyi zayıflatmaya başladı. Bunun üzerine T’u-yü-hunlar, Kao-li topluluklarının bir kolu ve Kapgan’ın damadı Kao Wen-chien dâhil olmak üzere çeşitli bağlı topluluklar Çin’e bağlandı. Çin yönetimi bunların reislerine generallik ve dükalık gibi yüksek unvanlar verdi.
Kapgan’ın damadı A-shih-te Hu-lu da Çin’e giderek Tang Hanedanı’nın hâkimiyetini kabul etti.
Bu sırada Kapgan Kağan, reisleri A-pu-ssu olan Dokuz Oğuzlar üzerine yürüdü. Chi-pei’de yapılan savaşta Oğuzlar yenilgiye uğratıldı ve çok sayıda kişi öldürüldü. Dokuz Oğuz topluluğuna bağlı İzgiller ile bazı diğer boylar da Çin’e bağlandı. Çin imparatoru bu boyların reislerine idarî unvanlar vererek Göktürk Devleti’nden kopmalarını teşvik etti.
Bununla birlikte Çin yönetimi, kuzey sınırlarında yeni savunma tedbirleri alarak olası Göktürk akınlarına karşı hazırlıklarını sürdürdü.
Kapgan Kağan'ın Ölümü
Tang İmparatoru Hsüan Tsung, Kapgan Kağan'ı tamamen ortadan kaldırmayı veya ele geçirmeyi amaçlıyordu. Bu doğrultuda daha önce Tang Hanedanı ile ittifak kuran ve Çin tarafından çeşitli unvanlarla ödüllendirilen Türk boylarının reislerine yeniden unvanlar ve hediyeler gönderildi. Böylece bu toplulukların Kapgan'a karşı harekete geçirilmesi hedeflendi.
Bu sırada Çin'in desteklediği Bayırkular yeniden ayaklandı. Kapgan Kağan isyanı bastırmak amacıyla üzerlerine yürüdü. Tola Irmağı kıyısında yapılan savaşta Bayırkular ağır bir yenilgiye uğratıldı.
Zaferin ardından Kapgan Kağan, az sayıda maiyetiyle geri dönerken Söğüt Ormanı civarında savaştan kurtulmayı başaran Bayırku kuvvetlerinin ani baskınına uğradı. Bayırku reisi Chie-chih-lüe'nin idaresindeki bu saldırı sırasında Kapgan Kağan öldürüldü.
Çin kaynaklarına göre, Bayırkuların yanında bulunan Ho Ling-ch'üan adlı Çinli görevli Kapgan'ın kesilen başını Tang başkentine götürdü. Bu olay 716 yılının altıncı ayında meydana geldi.
Kapgan Kağan'ın ölümüyle, yirmi dört yıl süren hükümdarlık dönemi sona erdi. Onun devrinde II. Göktürk Kağanlığı, Çin'e karşı art arda kazandığı askerî başarılarla genişlemiş; Orta Asya'daki çok sayıda Türk boyunu hâkimiyeti altına almış ve dönemin en güçlü bozkır devletlerinden biri hâline gelmişti.
Kapgan'ın ölümünden sonra daha önce Küçük Kağan unvanını taşıyan oğlu İnel tahta geçti. Ancak kısa süre sonra Kutlug Kağan'ın oğlu Kül Tegin bir darbe gerçekleştirerek İnel'i ve ailesini ortadan kaldırdı. Ardından ağabeyi Bilge'yi kağan ilan ederek II. Göktürk Kağanlığı'nda yeni bir dönem başlattı.
Kağan Olmadan Önce Bilge’nin Faaliyetleri
Bilge, amcası Kapgan Kağan’ın ölümünün ardından tahta çıkan İnel’in devlet yönetiminde başarı gösterememesi üzerine Kül Tegin’in gerçekleştirdiği müdahale sonucunda 716 yılında kağan oldu. Ancak onun devlet hizmeti çok daha önce, henüz on dört yaşındayken başlamıştı.
683 yılında doğan Bilge, sekiz yaşında babası Kutlug Kağan’ı kaybetti. Kendisinden bir yaş küçük olan kardeşi Kül Tegin ile birlikte yetim kaldı. Kutlug’un ölümünden sonra töre gereğince kağanlık makamına amcaları Kapgan geçti. Bilge bu sırada Tegin unvanını taşıyordu.
Bilge, 697 yılında on dört yaşındayken Tarduş halkının başına şad olarak tayin edildi. Tarduşların bu dönemde Altay Dağlarının güneybatısı ile İrtiş Irmağı çevresinde yaşadıkları kabul edilmektedir. Bilge, bu göreve getirildikten Kapgan Kağan’ın 716 yılındaki ölümüne kadar geçen sürede devletin doğu ve batı yönlerindeki çok sayıda askerî harekâta katıldı.
Bu dönemde Göktürk kuvvetleri doğuda Sarı Irmak ve Shantung Ovası’na, batıda Demir Kapı’ya, kuzeyde ise Kögmen Dağlarının ötesindeki Kırgız ülkesine kadar ulaştı. Bilge’nin anlatımına göre toplam yirmi beş sefer düzenlendi ve çeşitli topluluklarla üç kez büyük savaş yapıldı.
Tonyukuk’un idaresinde Bilge ile Kapgan’ın oğlu İnel, batı yönündeki orduların yönetiminde görev aldı. 699 yılında Türgişlerin önderliğindeki On Ok toplulukları yeniden Göktürk hâkimiyetine bağlandı. Türgiş hükümdarı Wu-chih-le ile yabgusu yakalanarak öldürüldü. Bilge, Türgişlerin Batı Göktürklerinin devamı olduğunu belirterek bu çatışmalardan duyduğu üzüntüyü ifade etti. Ardından Azlar ile Kırgızlar yeniden düzene sokuldu.
Bilge, 700 yılında Tangutlar üzerine sefer düzenledi. Tangutlar yenilgiye uğratıldı; çocukları, kadınları, at sürüleri ve diğer malları ele geçirildi.
701 yılında Kapgan Kağan’ın Ordos bölgesine düzenlediği sefere Bilge ile Kül Tegin de katıldı. Tang imparatorunun gönderdiği elli bin kişilik ordunun kumandanı Ong Tutuk, Kül Tegin tarafından yakalanarak Kapgan Kağan’a sunuldu. Bilge, Çin ordusunun bu savaşta ortadan kaldırıldığını bildirmektedir.
703 yılında Bilge, kendisine akraba saydığı Basmılların Iduk Kut unvanlı yöneticisi üzerine yürüdü. Seferin sebebi, Basmılların Göktürk Devleti’ne vermesi gereken vergiyi ödememesiydi. Basmılların yeniden itaat altına alınmasının ardından vergi toplanmaya devam edildi.
705 yılında Bilge, Çinli kumandan Sha-to Chung-i’nin ordusuyla savaştı. Çarpışmalar sonucunda Çin kuvvetleri ağır kayıplar verdi.
709 yılında Bilge, daha önce Göktürk hâkimiyetine alınan Kırgızlar ile Çiklerin yeniden ayaklanması üzerine sefere çıktı. Kem Irmağı’nı geçerek Çiklerle Orpen’de savaştı. Ardından Azları yeniden itaat altına aldı.
710 yılında Kırgızlar üzerine yeni bir sefer düzenlendi. Göktürk ordusu Kögmen Dağlarını güç şartlar altında aşarak Kırgızlara ani bir baskın yaptı. Songa Dağlarında meydana gelen savaşta Kırgız kağanı öldürüldü ve ülke ele geçirildi.
Aynı yıl Bilge, Altay Dağlarını ve İrtiş Irmağı’nı geçerek Türgişler üzerine yürüdü. Türgiş kuvvetleri önce baskına uğratıldı. Ardından Bolçu’da yapılan savaşta Türgiş kağanı, yabgusu ve şadı öldürüldü.
713 yılında Beşbalık üzerine sefer düzenleyen Bilge, burada altı kez savaştı. Şehre baskı yapan düşman kuvvetlerini yenerek kendisini yardıma çağıran Beşbalık halkını kurtardı.
Karluk ve Oğuz İsyanlarıyla Mücadele
714 yılında Karlukların ayaklanması üzerine Bilge onların üzerine yürüdü. Tamıg Iduk Baş’ta yapılan savaşta Karluklar yenilgiye uğratıldı. Ancak bir süre sonra yeniden toparlandılar. Bu sırada Basmıllar da harekete geçmiş, Dokuz Oğuzlar ise Göktürk Devleti’ne karşı düşmanca bir tutum almıştı.
Bilge, bir yıl içinde Dokuz Oğuzlarla dört kez savaşmak zorunda kaldı. İlk çarpışma Togu Balık’ta meydana geldi. Göktürk ordusu Tola Irmağı’nı askerleri yüzdürerek geçti ve düşmanla savaştı. İkinci savaş Antargu’da yapıldı ve Oğuzlar yeniden mağlup edildi. Üçüncü çarpışma Çuş Irmağı’nın kaynağında gerçekleşti. Bu savaşta Göktürk ordusunun safları başlangıçta dağıldıysa da düşman daha sonra geri püskürtüldü. Tongra boyuna mensup savaşçıların bir bölümü de yenilgiye uğratıldı. Dördüncü savaş Ezgenti Kadız’da yapıldı ve Oğuz kuvvetleri burada da mağlup edildi.
715 yılında Bilge, Amgı Kalesi’nde kışladığı sırada kıtlık yaşandı. Aynı yılın ilkbaharında Oğuzlar üzerine yeni bir sefer düzenlendi. Göktürk ordusunun bir bölümü sefere çıkmış, diğer bölümü ise merkezde kalmıştı. Bu sırada üç Oğuz ordusu Göktürk karargâhına ani bir baskın düzenledi.
Oğuz kuvvetlerinin bir kısmı Bilge ile Kül Tegin’in karargâhını ve ailelerinin bulunduğu bölümü yağmalamaya yönelirken diğerleri Göktürk askerlerine saldırdı. Bilge ve Kül Tegin ağır bir tehlikeyle karşı karşıya kaldı. Karargâhın savunmasını üstlenen Kül Tegin, saldıran kuvvetleri geri püskürtmeyi başardı.
Bilge, bu mücadeleyi anlatırken kendisiyle kardeşinin çabaları olmasaydı Türk halkının yok olacağını belirtmektedir. Ardından Oğuzlar, Dokuz Tatarlarla birlikte yeniden saldırıya geçti. Ağu’da yapılan iki savaşta bu kuvvetler de yenilgiye uğratıldı ve ülkeleri Göktürk hâkimiyetine alındı.
716 yılında Dokuz Oğuzların bir bölümü yurtlarını terk ederek Çin’e sığındı. Son yıllarda art arda meydana gelen boy ayaklanmaları, II. Göktürk Kağanlığı’nda merkezî otoritenin büyük ölçüde zayıfladığını göstermektedir. Bu isyanların bastırılmasında Bilge ile Kül Tegin belirleyici rol üstlendi.
Kül Tegin'in Faaliyetleri
Kül Tegin'in 684 yılında doğduğu anlaşılmaktadır. Kaynaklarda onun ilk belirgin askerî başarısı, 700-701 yıllarında Çin'e karşı düzenlenen sefer sırasında kaydedilir. Ancak bundan önceki askerî harekâtlara da katılmış olması muhtemeldir. Kaynaklarda adı geçmemesi, bu dönemde öne çıkan bir başarısının kaydedilmemiş olmasından kaynaklanmaktadır.
Kapgan Kağan'ın idaresinde gerçekleştirilen Altı Çub Soğdakları seferine Bilge ile birlikte katılan Kül Tegin, ardından Çinli kumandan Wei Yüan-chung'un elli bin kişilik ordusuyla yapılan savaşta önemli rol oynadı. Çarpışmalar sırasında atını kaybetmesine rağmen yaya olarak savaşmaya devam etti ve Çinli kumandanın yeğenini esir alarak Kapgan Kağan'ın huzuruna çıkardı. Savaşın sonunda Çin ordusu ağır bir yenilgiye uğratıldı.
705 yılında Çinli kumandan Sha-to Chung-i'ye karşı yapılan savaşta da ön saflarda yer aldı. Çatışmalar sırasında art arda üç farklı ata binerek hücum etti. Bindiği atların tamamı savaşta öldü. Kendisi zırhına ve kaftanına isabet eden çok sayıda oka rağmen savaşmaya devam etti. Sonunda Çin ordusu ağır bir yenilgiye uğratıldı.
710 yılından önce Türgi Yargun Gölü çevresinde Bayırkuların Uluğ Erkin'i ile yapılan savaşta da önemli başarılar kazandı. Yenilen Bayırku kuvvetlerinin başındaki Uluğ Erkin, az sayıdaki adamıyla kaçmayı başardı.
710 yılındaki Kırgız seferinin ardından düzenlenen Türgiş seferlerine de katılan Kül Tegin, bu mücadelelerde çok sayıda başarı elde etti. Azların yöneticisini bizzat esir aldı. Yenilen Türgiş kuvvetlerinin kalan kısmı etkisiz hâle getirildi ve Tabar bölgesine yerleştirildi.
Demir Kapı seferinden sonra Türgişler yeniden ayaklanınca Kül Tegin, az sayıdaki kuvvetle onların üzerine gönderildi. Sayıca üstün düşman karşısında yapılan savaşta Alp Salçı Kır adlı atına binerek çarpıştı ve Türgişleri bir kez daha mağlup etti.
Daha sonra Koşu Tutuk ile yapılan savaşta da önemli başarılar kazandı ve çok sayıda düşman askerini etkisiz hâle getirdi.
714 yılında patlak veren Karluk isyanının bastırılmasında başlıca görevlerden birini üstlendi. Tamıg Iduk Baş'ta Karluklarla savaştı. Ardından isyan eden Azlar üzerine yürüdü. Kara Göl yakınındaki savaşta Azların İlteber unvanlı yöneticisini sağ olarak ele geçirdi ve boyu ağır bir yenilgiye uğrattı.
II. Göktürk Kağanlığı'nın ardı ardına çıkan boy isyanlarıyla sarsıldığı dönemde Dokuz Oğuzlar da ayaklandı. Önce İzgiller mağlup edildi. Daha sonra Dokuz Oğuzlarla aynı yıl içinde Togu Balık, Koşulgak, Bolçu, Çuş Başı ve Ezgenti Kadız'da art arda savaşlar yapıldı.
Oğuzların Göktürk karargâhına düzenlediği baskın sırasında Kül Tegin belirleyici bir rol oynadı. Karargâhı savunarak saldırıyı püskürttü. Öksüz Kır adlı atına binerek hücuma geçti ve dokuz düşman savaşçısını mızrakladı. Bu sayede karargâh ele geçirilmekten kurtuldu; hükümdar ailesinin kadınlarının ve diğer yakınlarının esir düşmesi önlendi.
Bilge Kağan, kardeşinin bu mücadeledeki rolünü özellikle vurgulayarak, Kül Tegin'in müdahalesi olmasaydı kendilerinin ve Türk halkının büyük bir felaketle karşılaşacağını ifade etmektedir.
Çin kaynakları da Kül Tegin'i olağanüstü bir asker, savaş sanatında üstün yetenekli ve seçkin bir komutan olarak tanımlamaktadır. Bu değerlendirmeler, Göktürk yazıtlarında anlatılan askerî başarılarla uyumludur.
Bilge Kağan'ın Tahta Çıkışı
Kapgan Kağan'ın son yıllarında izlediği sert yönetim anlayışı ve Çin'in teşvikleri sonucunda, II. Göktürk Kağanlığı'na bağlı birçok boy peş peşe ayaklandı. Özellikle 711 yılından itibaren Türgiş, Karluk, Dokuz Oğuz ve diğer boyların isyanları devletin siyasî birliğini ciddi biçimde zayıflattı. Bir isyan bastırılmadan yenisi ortaya çıkıyor, bu durum merkezi otoriteyi giderek daha fazla sarsıyordu.
716 yılında Bayırkular üzerine düzenlediği seferde zafer kazanan Kapgan Kağan, dönüş yolunda yeterli güvenlik tedbiri almadan az sayıdaki maiyetiyle ilerlerken Söğüt Ormanı civarında Bayırkuların ani saldırısına uğrayarak hayatını kaybetti. Bayırkuların yanında bulunan Çinli görevli Ho Ling-ch'üan, Kapgan Kağan'ın kesilen başını Tang sarayına götürdü.
Kapgan Kağan'ın ölümünün ardından II. Göktürk Kağanlığı tahtına oğlu İnel geçti. İnel, 699 yılından beri "Küçük Kağan" unvanını taşıyor ve geleceğin hükümdarı olarak yetiştiriliyordu. Aynı dönemde Kapgan Kağan, kardeşi Tu-hsi-fu'yu Doğu Kanadı Şadı, Kutlug Kağan'ın oğlu Bilge'yi ise Batı Kanadı Şadı olarak görevlendirmiş, İnel'i de her ikisinin üzerinde Küçük Kağan makamına getirmişti. On Okların idaresi de İnel'e bırakılmıştı.
Buna rağmen kaynaklarda İnel'in askerî veya siyasî bakımdan dikkate değer bir başarısından söz edilmez. Adının geçtiği başlıca olay, 714 yılında Tongra Tegin ve Huo-pa İlteber ile birlikte Beşbalık'ın kuzeyine düzenlenen seferdir. Bu harekât sırasında Tongra Tegin öldürülmüş, Huo-pa İlteber ise başarısızlığın ardından Çin'e sığınmıştır.
Kapgan Kağan'ın ölümünden sonra devam eden boy isyanları karşısında İnel'in etkili bir yönetim sergileyememesi üzerine Kül Tegin harekete geçti. Kendi taraftarlarını toplayarak İnel'i ve onu destekleyen grubu etkisiz hâle getirdi. Ardından ağabeyi Mo-chü-lien'i tahta çıkardı. Hükümdar olduktan sonra Mo-chü-lien, Bilge Kağan unvanını aldı.
Çin kaynaklarında Bilge Kağan'ın adı Mo-chü-lien olarak kaydedilmiş, kağan olmadan önce ise daha çok Hsiao-sha (Küçük Şad) unvanıyla anıldığı belirtilmiştir. Aynı kaynaklar onun yumuşak huylu ve insanlara yakın bir kişiliğe sahip olduğunu bildirirken, tahta çıkışını da kardeşi Kül Tegin'in gerçekleştirdiği müdahaleye bağlamaktadır.
Bilge Kağan'ın hükümdar olmasının ardından Kül Tegin, Sol Bilge Prensi unvanını aldı ve devletin askerî işlerinin başına geçti.
Taht değişikliği sırasında Kapgan Kağan döneminin ileri gelen devlet adamlarının büyük bölümü ortadan kaldırıldı. Çin kaynaklarında yalnızca Tonyukuk'un sağ bırakıldığı belirtilmektedir. Bunun nedeni olarak Bilge Kağan'ın kayınpederi olması gösterilse de, Tonyukuk'un uzun yıllara dayanan devlet tecrübesi, halk arasındaki itibarı ve II. Göktürk Kağanlığı'nın kuruluşundan itibaren üstlendiği önemli görevler de onun görevde kalmasında etkili olmuştur. Nitekim Bilge Kağan döneminde devlet siyasetinin belirlenmesinde Tonyukuk yeniden önemli rol üstlenecektir.
Boy İsyanlarının Devam Etmesi ve Tonyukuk'un Yeniden Devlet Yönetimine Getirilmesi
Bilge Kağan'ın tahta çıkmasıyla birlikte II. Göktürk Kağanlığı'nda hükümdar değişmiş olsa da boy isyanları sona ermedi.
717 yılında ülkenin batısında yaşayan Kara Türgişler, Su-lu'nun önderliğinde bağımsızlıklarını ilan ettiler. Daha önce çor unvanını taşıyan Su-lu, kağanlığını ilan ettikten sonra merkezini Talas Irmağı'nın kuzeybatısındaki Balasagun'a taşıdı. Türgiş Devleti daha sonraki yıllarda Mâverâünnehir'e ilerlemeye çalışan Arap kuvvetlerine karşı önemli bir güç hâline geldi.
Bilge Kağan, hükümdar olduktan sonra devlet düzenini yeniden kurmaya ve töreyi uygulamaya öncelik verdi. İlk askerî harekâtlarından birinde Selenga Irmağı boyunca ilerleyerek Karagan Geçidi'nde Uygurları ağır bir yenilgiye uğrattı. Uygur İlteberi doğuya kaçarken, çok sayıda at sürüsü Göktürklerin eline geçti. Bilge, kıtlık nedeniyle sıkıntı yaşayan halkın bu ganimet sayesinde ihtiyaçlarını karşıladığını belirtmektedir.
717 yılında uzun süredir Göktürk Devleti'ne karşı mücadele eden Oğuzların bir bölümü Çin'e sığındı. Bilge Kağan bu gelişmeden duyduğu üzüntüyü ifade ederken, geride kalan malların, hayvanların ve ailelerin Göktürklerin eline geçtiğini kaydeder.
Çin kaynakları da Bilge Kağan'ın tahta çıkışından sonra Türgişlerin bağımsızlığını ilan ettiğini, Kitanlar ile Tatabıların Tang Devleti'ne bağlandığını ve bazı Göktürk boylarının merkezi yönetime olan güvenlerini kaybederek devletten uzaklaştıklarını bildirmektedir.
Yaklaşık on yıldır süren savaşlar ve aralıksız devam eden boy isyanları, II. Göktürk Kağanlığı'nın siyasi bütünlüğünü önemli ölçüde zayıflatmıştı. Bu şartlar altında Bilge Kağan, devletin yeniden güçlenebilmesi için tecrübeli devlet adamı Tonyukuk'u yeniden göreve çağırdı.
Yetmiş yaşını aşmış olmasına rağmen Tonyukuk, sahip olduğu askerî ve siyasî tecrübesiyle devlet yönetiminde yeniden belirleyici bir konuma getirildi. Kaynaklarda onun görevi, devletin genel stratejisini belirleyen ve siyaseti planlayan kişi olarak tanımlanmaktadır.
717 yılının yazında Tatabıların Tang Devleti'ne bağlanması üzerine Bilge Kağan onların üzerine bir sefer düzenledi. Yapılan savaşta Tatabılar mağlup edildi; at sürüleri ve diğer malları Göktürklerin eline geçti. Yenilgiden sonra Tatabılar Kadırkan Dağları çevresine çekildiler.
Bilge Kağan'ın Ülkede Hâkimiyeti Yeniden Sağlaması
Bilge Kağan'ın hükümdarlığının ilk yıllarında, daha önce Tang Devleti'ne sığınmış bazı Göktürk grupları yeniden ayaklanarak ülkelerine dönmeye başladı. Çin yönetimi, teslim olan Göktürk ailelerini Ch'an-yü Askerî Valiliği bölgesine yerleştiriyor ve onları sıkı denetim altında tutuyordu.
Bu dönemde Ch'an-yü Büyük Genel Askerî Valiliği'nin yardımcı kumandanı Chang Chih-lien, teslim olan Göktürklerin silahlarını toplattı. Yay ve ok taşımalarını yasakladı; avlanmalarını engelleyerek geleneksel yaşam biçimlerini değiştirmeye çalıştı. Daha sonra sınırı denetlemeye gelen Chiang Huei'ye durumu şikâyet eden Göktürklerin silahları geri verildi.
Chiang Huei'nin bölgeden ayrılmasının ardından Çin idaresine bağlı Göktürk grupları isyan ederek Chang Chih-lien'i ele geçirdiler ve onu Bilge Kağan'a götürmek üzere yola çıktılar.
Bunun üzerine Shuo-fang Harekât Ordusu Kumandanı Hsüe Na ile General Kuo Chih-lien isyancıların peşine düştü. Ta-p'in bölgesinde yapılan takip sonunda isyancı topluluk dağıtıldı ve Chang Chih-lien kurtarıldı.
Yenilen gruplar Hei-shan bölgesindeki Hu-yen Vadisi'ne sığındı. Chang Chih-lien ise kurtarılmış olmasına rağmen görevini başarıyla yerine getiremediği gerekçesiyle Tang yönetimi tarafından idam edildi.
Bütün bu gelişmeler sonucunda Çin'den ayrılarak yeniden Bilge Kağan'ın hâkimiyetine giren Göktürk toplulukları, II. Göktürk Kağanlığı'nın askerî ve siyasî gücünü önemli ölçüde artırdı.
718 yılında Tatabı meselesinin çözüme kavuşmasının ardından Bilge Kağan bu defa Karluklar üzerine yöneldi. Ancak sefere bizzat katılmayarak kumandanı Tudun Yamtar'ı görevlendirdi. Yapılan savaşta Karlukların İlteber unvanlı hükümdarı öldürüldü; kardeşi ise bir kaleye sığınarak kaçmayı başardı.
Daha sonra düzenlenen yeni harekâtta kaleyi savunan kuvvetlerin büyük bölümü kaçınca Karluk halkı teslim oldu. Bilge Kağan, yazıtında Karlukların kendisini "Kağanımız geldi." diyerek karşıladıklarını belirtmektedir. Teslim olan topluluklara çeşitli idarî unvanlar vererek onları yeniden devlet teşkilatına dâhil etti.
Böylece 717 yılının sonlarına doğru Karluk meselesi büyük ölçüde çözüldü. Oğuzların bir bölümü ise daha önce olduğu gibi Çin'e sığınmayı tercih etti.
Bu gelişmelerin ardından Bilge Kağan doğu yönünde Kök Öng Irmağı çevresine de bir sefer düzenledi. Yazıtlarda bu harekâtın ayrıntıları tam olarak korunmamıştır. Anlatıma göre Göktürk ordusu zorlu arazi şartlarını aşarak gece gündüz ilerlemiş, susuz bozkırları geçtikten sonra öncü birliklerini ileri göndermiş ve Keçen'e kadar ulaşmıştır. Ancak kitabelerdeki tahribat nedeniyle seferin amacı ve sonuçları ayrıntılı biçimde öğrenilememektedir.
Çin ile İlişkiler ve Tonyukuk'un Stratejik Yaklaşımı
Bilge Kağan, ülke içinde düzeni yeniden sağladıktan sonra dikkatini Çin'e çevirdi. Çin üzerinde yeniden baskı kurmayı ve sınır akınlarını başlatmayı planlıyordu. Çin'den ayrılarak Göktürk hâkimiyetine dönen topluluklar da devletin askerî gücünü artırmıştı.
Ancak Tonyukuk bu düşünceye karşı çıktı. Uzun yıllara dayanan devlet tecrübesine dayanarak, Çin'e karşı hemen harekete geçmenin doğru olmayacağını savundu. Ona göre bir devlet yalnızca savaşlarla değil, barış dönemlerinde de güçlenirdi. Göktürk ordusu uzun süren iç mücadelelerden yeni çıkmıştı; askerler yorgun düşmüş, kuvvetlerini tam olarak toparlayamamıştı. Bu nedenle ordunun yeniden güçlenmesi için zamana ihtiyaç vardı.
Tonyukuk, Göktürklerin en az birkaç yıl daha askerî hazırlıklarını tamamlaması gerektiğini belirtti. Bu süre içinde ordunun dinlenmesi, hayvan sürülerinin çoğalması ve savaş gücünün yeniden eski seviyesine ulaşması gerektiğini ifade etti.
Bilge Kağan, bunun ardından ülkenin çeşitli yerlerinde surlarla çevrili şehirler kurmayı ve Budist tapınakları inşa ettirmeyi düşündü. Böylece daha yerleşik bir idarî düzen oluşturmayı amaçlıyordu.
Tonyukuk bu düşünceye de karşı çıktı. Ona göre Göktürklerin nüfusu Çin'e kıyasla oldukça azdı. Buna rağmen Çin karşısında başarı kazanmalarının temel sebebi, konargöçer yaşam tarzlarını korumalarıydı. Sürekli yer değiştiren, hayvancılıkla geçinen ve avcılık sayesinde savaş yeteneklerini canlı tutan Göktürkler, gerektiğinde saldırabiliyor, zor durumda kaldıklarında ise bozkırın ve dağlık bölgelerin sağladığı hareket serbestliğinden yararlanabiliyorlardı.
Tonyukuk, surlarla çevrili şehirlere yerleşilmesi hâlinde bu hareket üstünlüğünün kaybedileceğini, Göktürklerin savaşçı özelliklerinin zayıflayacağını ve Çin karşısında savunmasız kalacaklarını dile getirdi.
Aynı şekilde Budizmin devlet tarafından desteklenmesine de karşı çıktı. Bu dinin öğretilerinin savaşçı yaşam anlayışıyla bağdaşmadığını, Göktürk toplumunun askerî karakterini zayıflatacağını ve devletin savunma gücünü olumsuz etkileyeceğini savundu.
Bilge Kağan, Tonyukuk'un değerlendirmelerini kabul etti. Çin'e karşı planlanan büyük saldırılardan vazgeçtiği gibi surlarla çevrili şehirler kurma ve Budizmi devlet politikası hâline getirme düşüncesini de uygulamaya koymadı.
Bunun yerine Tang Hanedanı'na bir elçi göndererek barış teklifinde bulundu. Ancak Tang İmparatoru Hsüan Tsung bu teklifi kabul etmedi.
Çin'in II. Göktürk Kağanlığı'na Karşı Hazırlıkları
Bilge Kağan'ın ülke içinde düzeni yeniden sağlaması ve II. Göktürk Kağanlığı'nın eski gücüne kavuşması, Tang İmparatoru Hsüan Tsung'u yeni tedbirler almaya yöneltti. 720 yılının kışında Çin yönetimi, Göktürk Devleti'ni askerî bakımdan kuşatmayı hedefleyen kapsamlı bir plan hazırladı.
Bu plana göre Shuo-fang bölgesi kumandanı Wang Chün, bütün kuvvetlerin başkomutanı olacaktı. Çin ordusu güneyden ilerlerken Basmıllar batıdan, Tatabılar ve Kitanlar ise doğudan saldıracaktı. Amaç, Göktürk ordusunu aynı anda farklı yönlerden kuşatarak merkezini ele geçirmekti.
Çin yönetimi yalnızca askerî hazırlıklarla yetinmedi. Kırgız hükümdarı Kutlug Bilge Kağan, Kapgan Kağan'ın oğlu Mo Tegin, Aşina Bilge Tegin, Huo-pa-shih-shih-pi ve çeşitli boy beyleriyle gizli anlaşmalar yapıldı. Ayrıca Kitan, Tatabı ve Basmıl yöneticileri de bu ittifaka katıldı.
Çin kaynaklarına göre oluşturulan müttefik kuvvetlerin mevcudu yaklaşık üç yüz bin kişiye ulaşıyordu. Plan gereğince ordular çeşitli kollara ayrılarak Göktürk merkezine doğru ilerleyecekti. Tatabılar ve Kitanlar doğudan, Basmıllar ise batıdan saldıracak, Çin ordusu da güneyden harekete geçecekti.
Bu gelişmeler karşısında Bilge Kağan endişeye kapıldı. Ancak Tonyukuk durum değerlendirmesi yaparak müttefik kuvvetlerin aynı anda hareket etmesinin zor olduğunu belirtti. Basmılların Beşbalık çevresinde, Tatabı ve Kitanların ise doğuda bulunduğunu, aralarındaki mesafenin çok fazla olduğunu ifade etti. Ayrıca Çinli kumandanlar arasında da görüş ayrılıkları bulunduğunu, bu nedenle ortak harekâtın başarıyla yürütülmesinin güç olduğunu söyledi.
Tonyukuk'un değerlendirmesi doğru çıktı. 721 yılının sonbaharında Basmıllar diğer müttefik kuvvetleri beklemeden tek başlarına Göktürk ülkesine saldırıya geçti. Çin ordusu ile Tatabı ve Kitan kuvvetleri henüz harekete geçmediği için Basmıllar kısa süre sonra geri çekilmek zorunda kaldılar.
Bilge Kağan geri çekilen düşmanı takip etmek istedi. Ancak Tonyukuk buna da karşı çıktı. Göktürk ordusunun uzun mesafelerde hızla ilerlemesinin askerleri yıpratacağını, bu nedenle daha temkinli hareket edilmesi gerektiğini savundu.
Ardından Göktürk ordusu Beşbalık yönüne ilerledi. Yaklaşık iki yüz li yol aldıktan sonra birlikler farklı kollara ayrılarak gizlendi. Önce Beşbalık ele geçirildi, ardından Basmıllara ani bir baskın düzenlendi. Hazırlıksız yakalanan Basmıllar kaleye sığınmak zorunda kaldı. Kale de ele geçirilince çok sayıda kişi esir alındı ve Göktürk ordusu merkezine döndü.
Bu zaferle Çin'in hazırladığı kuşatma planının en önemli unsurlarından biri etkisiz hâle getirildi.
Bilge Kağan daha sonra ordusunu güneye çevirerek Kansu bölgesindeki Ch'ih-t'ing ve Liang-chou çevresine akınlar düzenledi. Bu harekâtta çok sayıda at ve koyun ele geçirildi. Ancak şehir ve kaleler işgal edilmedi.
Bu gelişmeler üzerine Tang yönetimi Yang Ching-shu'yu askerî vali olarak görevlendirdi. Ayrıca Lu Kung-li ile Yüan Teng kumandasındaki kuvvetler Göktürk ordusunun üzerine gönderildi.
Tonyukuk bu sırada da doğrudan kalelere saldırılmasını doğru bulmadı. Önce barış teklif edilmesini, Çin ordusu açık arazide savaşmayı kabul ederse meydan muharebesi yapılmasını önerdi. Böylece güçlü surlarla korunan şehirleri kuşatmak yerine düşmanı hareket hâlindeyken karşılamayı amaçladı.
Nitekim Çin ordusu açık arazide savaşa çıktı. Şiddetli soğuk, kar ve olumsuz hava şartları Çin askerlerinin savaş düzenini bozdu. Yay ve oklarını etkili biçimde kullanamayan Çin kuvvetleri ağır bir yenilgiye uğradı. Çinli kumandan Yüan Ch'eng savaş alanından güçlükle kaçabildi.
Bu zaferler II. Göktürk Kağanlığı'nın askerî gücünü yeniden yükseltti. Kaynaklara göre Bilge Kağan'ın ulaştığı siyasî ve askerî güç, birçok bakımdan Kapgan Kağan dönemini aşmıştı. Buna rağmen Bilge Kağan'ın temel hedefi sürekli savaş değil, ülke içinde huzur ve istikrarı korumaktı.
Çin ile Dostluk Siyaseti
Bilge Kağan, ülke içinde düzeni yeniden sağladıktan ve dış tehditleri büyük ölçüde etkisiz hâle getirdikten sonra Çin ile kalıcı bir barış kurmayı hedefledi. Bu amaçla Tang sarayına bir elçilik heyeti göndererek barış teklifinde bulundu.
Orhun Yazıtlarında da bu dönemde gerçekleştirilen savaşlara değinen Bilge Kağan, Çin kuvvetlerine karşı art arda kazanılan başarıları anlatmaktadır. Yazıtlara göre iki gün süren çarpışmalarda çok sayıda Çin askeri etkisiz hâle getirilmiş, Tang orduları ilerleme imkânı bulamamıştır.
Bilge Kağan, Çin ile ilişkileri düzeltmeye çalışırken daha önce Tang Devleti'ne bağlanan Kitanlar ve Tatabılar üzerindeki hâkimiyetini yeniden kurmaya yöneldi. 721 yılının kışında Kitanlar üzerine sefer düzenledi. Ertesi yıl ilkbaharda ise Tatabılar üzerine yürüdü. Bu seferlerde her iki topluluğun yöneticileri yenilgiye uğratıldı; hayvan sürüleri ile kadın ve çocuklar Göktürklerin eline geçti. Ancak yazıtlardaki tahribat nedeniyle bu harekâtların ayrıntıları günümüze ulaşmamıştır.
Bu gelişmeler üzerine Tang İmparatoru Hsüan Tsung, II. Göktürk Kağanlığı'nın yeniden güç kazandığını kabul etmek zorunda kaldı. Bilge Kağan'ın barış teklifini kabul ettiği gibi, Çin prensesiyle evlilik talebini de kesin olarak reddetmedi. Göktürk elçisi büyük saygıyla karşılandı, kendisine çeşitli hediyeler verildi ve ülkesine uğurlandı.
Çin Sarayı ile Diplomatik Görüşmeler
725 yılında Tang İmparatoru Hsüan Tsung, Budistler için kutsal kabul edilen Tai Dağı'nı ziyaret etmeye hazırlanıyordu. Bu sırada bazı devlet adamları, imparator doğudayken Göktürklerin kuzey sınırlarına saldırabileceği endişesini dile getirdi. Bu nedenle sınır savunmasının güçlendirilmesi önerildi.
Saraydaki tartışmalarda devlet adamı Chang Yüe, Bilge Kağan'ın dostça bir siyaset izlemesine rağmen Kül Tegin'in üstün bir asker, Tonyukuk'un ise son derece tecrübeli ve yetenekli bir devlet adamı olduğunu belirterek bu üçlünün birlikte hareket ettiği sürece Göktürklerin ciddi bir güç olmaya devam edeceğini ifade etti.
Bunun üzerine Çin yönetimi, Yüan Chen'i Bilge Kağan'a elçi olarak gönderdi.
Bilge Kağan, elçiyi hatunu, Tonyukuk, Kül Tegin ve diğer devlet ileri gelenleriyle birlikte kabul etti. Görüşmenin başında yeniden evlilik meselesini gündeme getirdi. Daha önce Kitanlar ve Tatabılara Çin prensesleri verilmesine rağmen Göktürklere aynı şekilde davranılmamasından duyduğu rahatsızlığı dile getirdi.
Çin elçisi, Bilge Kağan'ın Tang imparatorunun manevi oğlu sayıldığını, bu nedenle böyle bir evliliğin uygun olmayacağını ileri sürdü. Bilge Kağan ise bu açıklamayı kabul etmedi. Kitanlar ve Tatabılar için yapılan uygulamayı örnek göstererek kendilerine de aynı şekilde davranılması gerektiğini söyledi. Ayrıca daha önce teklif edilen prensesin imparatorun öz kızı olmadığını bildiğini belirtti ve bunun Göktürk Devleti'nin itibarını zedelediğini ifade etti.
Bilge Kağan'ın bu konudaki ısrarı üzerine Çin elçisi, evlilik teklifinin kabul edilmesi için çalışacağına dair güvence verdi.
Bunun ardından Bilge Kağan, büyük veziri A-shih-te İlteber'i değerli hediyelerle birlikte Tang imparatorunun düzenleyeceği dinî törene göndermeyi kabul etti. Böylece Çin yönetimi, tören sırasında Göktürklerden gelebilecek olası bir saldırı ihtimalini de ortadan kaldırmış oldu.
Göktürk heyeti Çin'e ulaştığında, beraberindeki bazı kişilerin hırsızlık girişiminde bulunması üzerine Tang imparatoru sert tepki gösterdi. A-shih-te İlteber suçlunun başını imparatora sunarak olayın Göktürk Devleti'ni temsil etmediğini bildirdi. Ardından Göktürk heyetine büyük bir ziyafet verildi, çeşitli hediyeler takdim edildi ve törenin ardından ülkelerine dönmelerine izin verildi.
Bütün bu diplomatik temaslara rağmen Tang İmparatoru Hsüan Tsung, Bilge Kağan'ın Çin hanedanıyla evlilik yoluyla akrabalık kurma isteğini sonuçta kabul etmedi.
Bilge Kağan ise uzun yıllar süren savaşların ardından devlet içinde huzur ve istikrarı korumanın öncelikli hedef olduğuna inanıyordu. Tonyukuk'un tavsiyelerini de dikkate alarak Çin'e karşı geniş çaplı fetih siyasetinden uzak durmayı tercih etti. Bu doğrultuda iki devlet arasında barışçı ilişkilerin sürdürülmesine önem verdi.
Çin ile Barışın Pekiştirilmesi
Bilge Kağan, Çin ile kurduğu barış siyasetini sonraki yıllarda da sürdürdü. 727 yılında büyük veziri Buyruk Çor'u Tang sarayına göndererek otuz seçkin atı imparatora hediye etti. Bu diplomatik girişim, iki devlet arasındaki iyi ilişkilerin korunmasına yönelikti. Bu dönemde uzun süredir Çin sınırlarında önemli bir Göktürk askerî harekâtı da görülmedi.
Bu sırada Tibet, Tang Devleti'ne karşı ortak bir askerî harekât düzenlemek amacıyla Bilge Kağan'a ittifak teklifinde bulundu. Gönderilen mektupta iki devletin aynı anda Çin'e saldırması öneriliyordu.
Bilge Kağan bu teklifi kabul etmedi. Tang Hanedanı ile kurduğu dostane ilişkileri bozmak istemediği gibi, Tibet hükümdarının mektubunu da Çin imparatoruna gönderdi.
Bilge Kağan'ın bu tutumu Tang İmparatoru Hsüan Tsung tarafından memnuniyetle karşılandı. Çin sarayına gelen Göktürk elçisi Buyruk Çor için Tzu-chen Sarayı'nda büyük bir kabul töreni düzenlendi. Elçiye değerli hediyeler verildi ve yüksek düzeyde ilgi gösterildi.
Bu dönemde iki devlet arasındaki ekonomik ilişkiler de geliştirildi. Shuo-fang bölgesindeki Batı Shou-hsiang-ch'eng'de karşılıklı ticaret yapılmak üzere bir pazar kurulmasına karar verildi. Ayrıca Tang Devleti her yıl Göktürklere çok sayıda ipek kumaş göndermeyi kabul etti.
Kül Tegin'in Ölümü
731 yılında II. Göktürk Kağanlığı'nın en önemli devlet ve ordu kumandanlarından biri olan Kül Tegin hayatını kaybetti. Kardeşinin ölümü Bilge Kağan üzerinde derin bir etki bıraktı. Orhun Yazıtlarında onun için tuttuğu yası ayrıntılı biçimde dile getirerek büyük üzüntü duyduğunu ifade etmektedir.
Kül Tegin'in cenaze törenine Göktürk Devleti'nin komşuları ile bağlı topluluklarının temsilcileri katıldı. Doğudan Kitanlar ve Tatabılar elçiler gönderirken Tang İmparatoru da çok sayıda ipekli kumaş, altın ve gümüş eşya ile birlikte özel temsilcilerini cenazeye yolladı.
Batıdan Soğdlar, İranlılar ve Buhara'dan gelen temsilciler de törene iştirak etti. Türgiş Kağanlığı adına Tamgacı Makaraç ile Oğuz Bilge, Kırgız Kağanı adına ise Tarduş İnançu Çor hazır bulundu.
Bu geniş katılım, Kül Tegin'in yalnızca Göktürk Devleti içinde değil, Orta Asya'nın siyasî çevrelerinde de önemli bir itibara sahip olduğunu göstermektedir.
Kül Tegin için görkemli bir anıt mezar inşa edildi. Yazıtın metni Yollug Tegin tarafından kaleme alındı. Türbenin yapımı ve süslenmesi için Çin'den usta sanatkârlar getirildi. Yapının içi resimlerle süslendi, çeşitli heykeller yerleştirildi ve anıt taşları dikildi.
Bilge Kağan, bu anıtı Göktürk merkezine yakın ve kolay ulaşılabilecek bir yerde diktirdi. Tang İmparatoru da yazıt ve türbenin hazırlanması için seçkin ustalar gönderdi. Çinli sanatkârların hazırladığı eserlerin kalitesinden etkilenen Bilge Kağan'ın, özellikle kardeşinin savaşlarını tasvir eden bölümleri görürken büyük üzüntü duyduğu kaynaklarda belirtilmektedir.
Tonyukuk'un Ölümü ve Devlet Yönetimindeki Değişim
Kül Tegin'in ölümünden kısa bir süre sonra II. Göktürk Kağanlığı'nın en önemli devlet adamlarından Tonyukuk da hayatını kaybetti. Ölüm tarihi kesin olarak bilinmemekle birlikte, kaynaklar onun Kül Tegin'in vefatından sonra öldüğünü göstermektedir.
İlteriş Kutlug Kağan döneminden itibaren devlet yönetiminde görev alan Tonyukuk, Kapgan Kağan ve Bilge Kağan devirlerinde de en etkili devlet adamlarından biri olarak faaliyet gösterdi. Çin kaynakları ile kendi adına diktirdiği yazıt, onun Göktürk Devleti'nin kuruluşu, güçlenmesi ve yeniden teşkilatlanmasındaki rolünü ortaya koymaktadır.
Bilge Kağan, hem kardeşi Kül Tegin'i hem de en önemli danışmanı Tonyukuk'u kaybettikten sonra devlet yönetiminde yeni düzenlemeler yapmak zorunda kaldı. Bu dönemde Yollug Tegin başta olmak üzere hanedan mensupları ve diğer devlet ileri gelenleri yönetimde daha fazla sorumluluk üstlendiler.
Bilge Kağan'ın Ölümü
734 yılında Bilge Kağan hayatını kaybetti. Çin kaynaklarına göre ölümünün doğal sebeplerden mi yoksa zehirlenme sonucu mu gerçekleştiği konusunda farklı kayıtlar bulunmaktadır. Bazı kayıtlarda saray çevresindeki görevlilerden biri tarafından zehirlendiği belirtilmektedir.
Bilge Kağan'ın ölümü II. Göktürk Kağanlığı için önemli bir dönüm noktası oldu. İlteriş Kutlug Kağan tarafından kurulan devlet, Kapgan Kağan döneminde genişlemiş, Bilge Kağan devrinde ise iç karışıklıklar büyük ölçüde sona erdirilmiş ve Çin ile dengeli ilişkiler kurulmuştu.
Bilge Kağan'ın cenaze törenine de çeşitli devletlerden elçiler katıldı. Tang İmparatoru Hsüan Tsung, daha önce Kül Tegin'in cenazesinde olduğu gibi değerli hediyeler ve görevliler göndererek taziyelerini iletti.
Bilge Kağan adına Orhun Irmağı vadisinde bir anıt mezar ve yazıt yaptırıldı. Yazıtın metni, Kül Tegin Yazıtı'nda olduğu gibi Yollug Tegin tarafından kaleme alındı. Göktürk Devleti'nin kuruluşundan Bilge Kağan dönemine kadar geçen olaylar bu yazıtta hükümdarın ağzından anlatıldı.
Bilge Kağan Yazıtı, yalnızca hükümdarın hayatını anlatan bir kitabe değil, aynı zamanda II. Göktürk Kağanlığı'nın siyasî tarihi, devlet anlayışı, töre düzeni ve hükümdarın halkına yönelik öğütlerini içeren en önemli kaynaklardan biri hâline geldi.
Bilge Kağan'ın ölümünün ardından tahta oğlu Tengri Kağan geçti. Ancak yeni hükümdarın küçük yaşta olması ve devlet yönetiminde önceki dönemin güçlü şahsiyetlerinin artık bulunmaması, II. Göktürk Kağanlığı'nda yeniden siyasî istikrarsızlığın başlamasına zemin hazırladı.
Bilge Kağan’ın Ölümünden Sonraki Taht Değişikliği
Bilge Kağan’ın ölümünden II. Göktürk Kağanlığı’nın yıkılışına kadar uzanan dönem hakkındaki bilgiler oldukça sınırlıdır. Orhun Yazıtlarındaki anlatım Bilge Kağan’ın ölümüyle sona ermekte, Çin kaynakları da bu dönem için önceki yıllara kıyasla daha az bilgi vermektedir. Bunun başlıca sebebi, Göktürklerin Tang Hanedanı açısından eski askerî tehlikelerini kaybetmeleri ve iki taraf arasındaki ilişkilerin daha çok diplomatik bir nitelik kazanmasıdır. Nitekim 723 yılından sonra iki devlet arasında uzun süre önemli bir savaş yaşanmamıştır.
682 yılında Kutlug Kağan’ın önderliğinde bağımsızlığını kazanan II. Göktürk Kağanlığı, kısa sürede Orta Asya’nın en güçlü devletlerinden biri hâline gelmişti. Kutlug Kağan’ın ardından 692 yılında tahta çıkan Kapgan Kağan, 716 yılında öldürülünce oğlu hükümdar olmuş, ancak Kül Tegin’in müdahalesiyle tahttan uzaklaştırılmıştı. Aynı yıl Bilge Kağan hükümdar ilan edilmişti. Bilge Kağan, ilk yıllarında boy isyanlarını bastırmış, daha sonra Çin’i yenilgiye uğratarak barış yapmaya zorlamıştı.
On sekiz yıl hüküm süren Bilge Kağan, Buyruk Çor adlı bir devlet adamı tarafından zehirlendi. Ölümünden önce kendisini zehirleyen Buyruk Çor ile ona yardım edenleri öldürttü. Bilge Kağan 25 Kasım 734 tarihinde hayatını kaybetti; cenaze töreni ise 22 Haziran 735’te gerçekleştirildi.
Bilge Kağan’ın ölümünün ardından devlet ileri gelenleri bir araya gelerek oğullarından İ-jan’ı kağan ilan ettiler. Ancak İ-jan Kağan’ın ne kadar süre tahtta kaldığı kaynaklarda farklı biçimlerde aktarılmaktadır. Bazı kayıtlarda kısa süre sonra öldüğü belirtilirken, bir kaynakta sekiz yıl hüküm sürdüğü bildirilmektedir. Diğer kayıtlar ve sonraki gelişmeler dikkate alındığında, İ-jan Kağan’ın tahta çıktıktan kısa süre sonra hastalanarak öldüğü anlaşılmaktadır.
Tengri Kağan’ın Tahta Çıkışı
İ-jan Kağan’ın ölümünden sonra kardeşi Bilge Kutlug Kağan unvanıyla tahta çıktı. Tang Hanedanı, Sağ Chin-wu muhafızları generali Li Chih’yı elçi olarak göndererek kendisine Tengri Kağan unvanını sundu.
Tengri Kağan’ın yaşının küçük olması, devlet işlerinde yeterli bir otorite kurmasını engelledi. Bu durumdan yararlanan annesi Po-fu Hatun, yönetim üzerinde etkili olmaya başladı. Tonyukuk’un kızı olan Po-fu Hatun, vezirlerden Yü-ssu Tarkan ile iş birliği yaparak devlet idaresini bütünüyle denetim altına almaya çalıştı. Ancak bu gizli ittifak diğer boylar ve devlet ileri gelenleri tarafından desteklenmedi.
Devlet Yönetiminde Otorite Mücadelesi
Tengri Kağan hükümdarlık unvanını taşımakla birlikte devlet yönetiminde belirleyici bir rol üstlenemedi. Bu sırada ülkenin doğu ve batı kanatları iki amcasının idaresindeydi. Doğu kanadı Sol Şad, batı kanadı ise Sağ Şad unvanını taşıyan hanedan üyeleri yönetiyordu. Her iki şad da başarılı idareleri sayesinde kumandanlar ve özellikle genç askerler arasında saygınlık kazanmıştı.
Kağanın yaşının küçük olması ve yönetimde yeterli otorite kuramaması devlet düzenini zayıflattı. Buna, Po-fu Hatun ile Yü-ssu Tarkan'ın yönetimi ele geçirme girişimleri de eklenince merkezî otorite sarsılmaya başladı.
740 yılında Tang İmparatoru Hsüan Tsung, Tengri Kağan'ın hükümdarlığını resmen tanıdı. Ancak bu sırada Tengri Kağan ile annesi, devlet içinde nüfuzları giderek artan iki şadı kendileri için tehdit olarak görmeye başladılar. Güçlerini sağlamlaştırmak amacıyla önce batı kanadını yöneten Sağ Şad'a karşı harekete geçtiler. Kurulan bir komplo sonucunda Sağ Şad öldürüldü ve ona bağlı kuvvetler merkezî yönetime bağlandı.
Bu gelişmeyi haber alan doğu kanadının yöneticisi Sol Şad P'an Kül Tegin, aynı akıbetin kendisini de beklediğini düşündü. Karşı tarafın harekete geçmesini beklemeden Tengri Kağan'a saldırarak onu öldürdü. Ardından Bilge Kağan'ın oğullarından birini kağan ilan etti.
Ancak P'an Kül Tegin beklediği desteği bulamadı. Devlet ileri gelenleri ve boyların önemli bir kısmı onun yanında yer almadı. Bu durumdan yararlanan Basmıllar P'an Kül Tegin'e saldırarak onu yenilgiye uğrattılar. Kuvvetlerini kaybeden P'an Kül Tegin tek başına kaçmak zorunda kaldı.
Taht Mücadelelerinin Derinleşmesi
P'an Kül Tegin'in yenilgisiyle birlikte II. Göktürk Kağanlığı'ndaki taht mücadeleleri daha da şiddetlendi. Onun tahta çıkardığı hükümdar, Kutlug Yabgu tarafından öldürüldü. Kutlug Yabgu daha sonra Bilge Kağan'ın başka bir oğlunu hükümdar yaptıysa da kısa süre sonra onu da ortadan kaldırarak kendisini kağan ilan etti.
Bu sırada Tang Hanedanı, Göktürk Devleti'nde yaşanan karışıklıkları yakından takip ediyordu. İmparator Hsüan Tsung, Sun Lao-nu adlı elçisini Uygur, Karluk ve Basmıl boylarına göndererek onları Göktürk Kağanlığı'ndan ayrılmaya ve Çin'e yaklaşmaya teşvik etti.
Böylece uzun yıllardır Göktürkler ile Tang Hanedanı arasında devam eden barış dönemi sona ermeye başladı. Çin'in desteğini alan Basmıl, Karluk ve Uygur boyları, merkezî otoritenin zayıflamasından yararlanarak II. Göktürk Kağanlığı'na karşı ayaklandılar.
İsyancı boylar ilk olarak Kutlug Yabgu'yu öldürdüler. Ardından kendi aralarında yeni bir idarî düzen kurdular. Basmıl hükümdarı Chieh-tie-i-shih kağan ilan edilirken, sağ ve sol kanat yabgulukları Karluklar ile Uygurlar arasında paylaştırıldı. Daha sonra üç boy birlikte Tang sarayına elçi göndererek yeni durum hakkında bilgi verdiler. Böylece Göktürk Devleti'ne karşı oluşturulan ittifak ile Çin arasındaki ilişkiler resmiyet kazandı.
Çin'in Boylar Arasındaki Mücadeleden Yararlanması
II. Göktürk Kağanlığı'nda yaşanan taht mücadeleleri ve iç karışıklıklar, Tang Hanedanı'nın kuzey siyasetinde daha etkin bir rol üstlenmesine zemin hazırladı. İmparator Hsüan Tsung, kuzey sınırındaki Ling eyaletine Wang Chung-ssu'yu tayin etti. Kendini kanıtlamak isteyen bu kumandan, ilk olarak Sang-kan Irmağı çevresinde yaşayan Hsi ve Nu-chie topluluklarını yenilgiye uğrattı. Çok sayıda esir alarak kuzeydeki diğer boylara gözdağı verdi ve ardından geniş katılımlı bir toplantı düzenledi.
Kutlug Yabgu'nun öldürülmesi sırasında ortaya çıkan karışıklıkları yakından takip eden Wang Chung-ssu, Gobi Çölü'nün güneyine kadar ilerleyerek Göktürk toplulukları üzerinde baskı kurdu.
Ozmış Kağan'ın Tahta Çıkışı
Kutlug Yabgu'nun ölümünden sonra Basmıl, Uygur ve Karluk saldırılarından kurtulabilen Göktürk toplulukları, eski Doğu Kanadı Şadı P'an Kül Tegin'in oğlunu Ozmış Kağan unvanıyla hükümdar ilan ettiler.
Ancak Wang Chung-ssu'nun Gobi Çölü'ne kadar ilerlemesi, yeni kağanın durumunu daha da zorlaştırdı. Siyasi hâkimiyetinin ve askerî gücünün büyük ölçüde zayıfladığını gören Ozmış Kağan, bir ara Tang imparatorunu ziyaret ederek bağlılığını bildirmeyi düşündü. Daha sonra bu düşüncesinden vazgeçince Wang Chung-ssu onu ele geçirmek için harekete geçti.
Çinli kumandan doğrudan saldırmak yerine Basmıl, Karluk ve Uygur kuvvetlerini Ozmış Kağan'ın üzerine gönderdi. Yenilgiye uğrayan Ozmış Kağan geri çekilmek zorunda kaldı. Bunun ardından Wang Chung-ssu da harekete geçerek kağanı takip etti ve batı kanadındaki kuvvetlerini bozguna uğrattı.
Çin'e Sığınmalar
Art arda yaşanan yenilgiler ve hanedan içindeki mücadeleler, Göktürk ileri gelenleri arasında Çin'e sığınmaları hızlandırdı.
Ozmış Kağan'ın batı kanadı yabgusu A-pu-ssu, Batı Şadı Ko-la-to, Kapgan Kağan'ın torunu Po-te-chih Tegin, Bilge Kağan'ın kızı Ta-lo Prenses, İ-jan Kağan'ın eşi Bilge Yü-sai-fu ile Tengri Kağan'ın kızı Yü-chu-kung Prenses ve binden fazla çadırdan oluşan topluluk Tang Devleti'ne sığındı.
Bu göç, zaten zayıflamış olan II. Göktürk Kağanlığı'nın nüfusunu ve siyasî gücünü daha da azalttı. Tang İmparatoru Hsüan Tsung, sığınanları büyük bir memnuniyetle karşıladı. Hua-wu-lou Köşkü'nde onlar için bir şölen düzenletti; çeşitli hediyeler verilmesini emretti. Ayrıca geçimlerini sağlayabilmeleri için büyük miktarda un tahsis edildi ve statülerine uygun resmî unvanlar verildi.
Bu gelişmeler, Tang Hanedanı'nın yalnızca askerî değil, diplomatik ve idarî yöntemlerle de Göktürk hanedanını kendi nüfuzu altına çekmeye çalıştığını göstermektedir.
Ozmış Kağan'ın Ölümü
Tang yönetimi, Ozmış Kağan'ı tamamen etkisiz hâle getirmek amacıyla yeni bir harekât hazırladı. Wang Chung-ssu, bu kez de Basmıl, Karluk ve Uygur boylarının birlikte hareket etmesini sağladı. Planına göre Ozmış Kağan'a karşı en etkili yöntem, bu üç boyun müşterek saldırısıydı.
İttifak kuvvetleri To-lo-ssu Kalesi yönünde ilerledikten sonra K'un Irmağı boyunca harekâtlarını sürdürdüler ve Ozmış Kağan'ın üzerine yürüdüler. Yapılan mücadelede Ozmış Kağan öldürüldü. Böylece Wang Chung-ssu doğrudan savaşa girmeden, müttefik Türk boylarını kullanarak amacına ulaşmış oldu.
Bu sırada Wang Chung-ssu kuzey sınırındaki savunma düzenini de güçlendirmeye çalışıyordu. Çin Seddi üzerindeki Ta-t'ung ve Ching-pien kalelerini birbirine bağlayacak tahkimat faaliyetleri yürüttü. Böylece kuzeyden gelebilecek saldırıları önlemeyi hedefliyordu.
Ozmış Kağan'ın kesilen başı Tang başkenti Ch'ang-an'a gönderildi.
Son Göktürk Kağanı
Ozmış Kağan'ın ölümüne rağmen Göktürk toplulukları mücadeleyi bırakmadı. Hayatta kalanlar, Ozmış Kağan'ın oğlu Pai-mei'i kağan ilan ederek devleti yeniden toparlamaya çalıştılar.
Tang İmparatoru Hsüan Tsung ise Göktürk Kağanlığı'nı kesin olarak ortadan kaldırmaya kararlıydı. Bu amaçla bölgeyi iyi tanıyan Wang Chung-ssu'yu yeniden görevlendirdi.
Çin ordusu Sa-ho-nei Dağı çevresine ulaştığında Pai-mei Kağan'ın doğu kanadını yöneten A-po Tarkan'a bağlı on bir boyla savaştı ve onları yenilgiye uğrattı. Ardından batı kanadındaki kuvvetlere yönelerek saldırılarını sürdürdü.
Uygur Kağanlığı'nın Kuruluşu
Bu sırada Göktürk Kağanlığı'na karşı birlikte hareket eden Basmıl, Karluk ve Uygur boyları arasında da anlaşmazlıklar başladı.
Daha önce kağan olarak tanınan Basmıl hükümdarı Chieh-tie-i-shih, bu kez Uygurlar ve Karluklar tarafından öldürüldü. Bunun ardından Uygur hükümdarı Ku-li Pei-lo kendisini Kutlug Boyla Kül Kağan ilan etti ve durumu bildirmek üzere Tang sarayına bir elçi gönderdi.
Böylece Uygur Devleti resmen kurulmuş oldu. Yaklaşık iki yüzyıl boyunca Göktürk devlet geleneğinin merkezi olan Ötüken de Uygurların hâkimiyetine geçti.
II. Göktürk Kağanlığı'nın Yıkılışı
745 yılının başlarında Ötüken'deki hâkimiyetini sağlamlaştıran Uygur Kağanı, son Göktürk hükümdarı Pai-mei Kağan'ın üzerine yürüdü. Yapılan mücadelede Pai-mei Kağan yenilerek öldürüldü. Onun kesilen başı da babası Ozmış Kağan'ın başı gibi Tang başkentine gönderildi.
Pai-mei Kağan'ın ölümünün ardından Bilge Kağan'ın hatunu ve hayatta kalmayı başaran son Göktürk toplulukları da Tang Devleti'ne sığındılar.
Böylece 682 yılında Kutlug Kağan tarafından yeniden kurulan II. Göktürk Kağanlığı, yaklaşık altmış üç yıl süren hâkimiyetin ardından 745 yılında tarih sahnesinden çekildi. Ötüken merkezli siyasî hâkimiyet ise Uygur Kağanlığı'na geçti.
II. Göktürk Kağanlığı'nın Yıkılışından Sonra Göktürkler
Son Göktürk hükümdarı Pai-mei Kağan'ın öldürülmesi ve kesik başının Çin'e gönderilmesiyle Göktürk hanedanının siyasî varlığı tamamen sona erdi. Hanedan mensuplarının önemli bir bölümü daha önce Tang Devleti'ne sığınmış, Ötüken çevresinde uzun yıllar süren iç mücadeleler ise boyların dağılmasına yol açmıştı. Aynı dönemde Uygurlar, Basmılları yenilgiye uğratarak Büyük Uygur Kağanlığı'nı kurdular. Bu gelişmeler sonucunda Göktürk hanedanından herhangi bir kişinin devleti yeniden kurabilmesi mümkün olmadı. Uzun süren iç savaşlar, diğer boyların hanedana bağlılığını da büyük ölçüde ortadan kaldırmıştı.
Bununla birlikte Göktürk adı sonraki yüzyıllarda tamamen kaybolmadı. Çin kaynaklarında zaman zaman Göktürk topluluklarına ve hanedan mensuplarına dair kayıtlara rastlanmaktadır.
A-pu-sse'nin Girişimi
Kapgan Kağan'ın torunu A-pu-sse, 742 yılının sonlarında ülkedeki iç karışıklıklar sırasında Tengri Kağan'ın kızıyla birlikte Tang Devleti'ne sığınan topluluk arasında yer aldı. Tang İmparatoru Hsüan Tsung, bağlılığının karşılığı olarak kendisine Shuo-fang bölgesinde görev verdi ve Feng-hsin Prensi unvanını bahşetti.
Tang Devleti'ni sarsan An Lu-shan İsyanı sırasında A-pu-sse de karışıklıktan yararlanarak ayaklanmayı planladı. Daha sonra Çin sınırlarını terk ederek Gobi Çölü'nün kuzeyindeki eski yurduna döndü.
752 yılının ilkbaharında Çin sınırlarına saldırılar düzenledi ve çeşitli yağmalarda bulundu. Ancak iki yıl sonra Beşbalık askerî valisi Ch'eng Chien-li tarafından yakalandı. Bazı kaynaklarda ise Karluk yabgusunun A-pu-sse'yi ele geçirerek Çin'e teslim ettiği belirtilmektedir. Sonunda Tang başkentine götürülen A-pu-sse, imparatorun huzuruna çıkarıldıktan sonra Chu-ch'iou Caddesi'nde idam edildi.
Çin'e Karşı Yeni Ayaklanmalar
756 yılında Tang hizmetine girerek generalliğe yükselen A-shih-na Ch'eng-ch'ing, daha sonra isyan ederek Ying-ch'uan bölgesini ele geçirdi. Bölgenin muhafızı Hsie Yüan ile vali yardımcısı P'ang Chien'i esir aldı. Ancak daha sonraki faaliyetleri hakkında kaynaklarda bilgi bulunmamaktadır.
764 yılında ise liderleri belirtilmeyen başka bir Göktürk topluluğu Feng eyaletine saldırdı ve bölgenin muhafız generali Ma Wang'ı öldürdü.
IX. Yüzyılda Göktürk Toplulukları
Göktürk adına daha sonraki yüzyılda da Çin kaynaklarında rastlanmaktadır. 837 yılında Chen-wu bölgesinde yaşayan yaklaşık yüz elli çadırlık bir Göktürk topluluğu ayaklandı. Tarım alanlarını ve çiftçileri yağmalayan bu grup, Çinli kumandan Liou Mien tarafından yenilgiye uğratılarak etkisiz hâle getirildi.
847 yılında aynı bölgede yaşayan Göktürkler tüccarlara ve vergi olarak toplanan pirinçlere saldırarak yağma hareketlerinde bulundular. Bölgenin yöneticisi Shih Hsien-chung bu toplulukları da mağlup ederek yeniden bir tehdit oluşturmalarını engelledi.
Beş Hanedan Dönemindeki Diplomatik İlişkiler
Göktürkler, yaklaşık seksen yıl sonra Beş Hanedan döneminde yeniden Çin kaynaklarında görünmeye başladılar. 925 yılının ilkbaharında Çin sarayına bir elçilik heyeti göndererek kendi ülkelerine ait hediyeler sundular. Heyetin başındaki Hun-chie-lou'nun aynı zamanda Göktürklerin lideri olduğu anlaşılmaktadır.
Aynı yılın kışında Göktürkler, Hsi ve Tu-hun topluluklarıyla birlikte yeniden elçi gönderdiler.
Bu dönemde Çin İmparatoru Ming-tsung, Po-ssu-ma-p'o adlı yerde Göktürk Tanrısı adına kurban sundu ve kuzey bozkır geleneklerine uygun bir tören yapılmasına izin verdi. Ertesi yıl Hun-chie-lou'nun ölümü üzerine gerçekleştirilen cenaze törenine de müsaade edildi. Bu sırada Göktürklerin başında Chang Mu-chin bulunuyor ve o da Çin sarayına elçiler göndermeyi sürdürüyordu.
931 yılında Tu-a-shu adlı Göktürk elçisi Çin İmparatoru Ming-tsung'u ziyaret etti.
Tang Hanedanı'nın yıkılmasının ardından kurulan Sonraki Chin Hanedanı döneminde de diplomatik ilişkiler devam etti. 941 yılının sonbaharında Göktürk elçisi Hsüe T'ung-hai, Sonraki Chin başkentine giderek resmî temaslarda bulundu.
Son Kayıtlar
941 yılı, Çin kaynaklarında Göktürklerin elçi gönderdiği son tarih olarak görülmektedir. Son Göktürk Kağanı Pai-mei'nin 745 yılında öldürülmesinden sonra Çin'e sığınan Göktürk toplulukları uzun süre kimliklerini korudular. Fırsat buldukça ayaklanmalar düzenlediler; Beş Hanedan döneminde ise Çin devletleriyle diplomatik ilişkiler kurabilecek ölçüde varlıklarını sürdürdüler.
Ancak bu toplulukların askerî güçleri ve sonraki akıbetleri hakkında kaynaklar yeterli bilgi vermemektedir. Çin kayıtlarının son ifadelerine göre, Göktürklerin askerî valilerinin ortadan kaybolmasının ardından onlar hakkında düzenli kayıt tutulmamış ve böylece kaynaklardaki izleri de sona ermiştir.