Menüyü aç / kapat
Tercihler menüsünü aç / kapat
Kişisel menüyü aç / kapat
Oturum açık değil
Herhangi bir düzenleme yaparsanız IP adresiniz herkese açık olarak görünecektir.

II. Göktürk Kağanlığı: Revizyonlar arasındaki fark

Ansiklo sitesinden
"Göktürk Kağanlığı’nın Yıkılışı ve Çin Hâkimiyetinin Başlaması Doğu Göktürk Devleti, İl Kağan döneminde iç karışıklıklar, boy isyanları ve 627 yılında ortaya çıkan kıtlık nedeniyle hızla zayıfladı. T’u-li Kağan’ın ağır vergi uygulamaları, Töles ve Moğol kökenli boyların merkezî yönetime karşı ayaklanmasına yol açtı. Sir Tarduşların güç kazanması ve bazı boyların Tang Hanedanı ile ilişki k..." içeriğiyle yeni sayfa oluşturdu
 
Değişiklik özeti yok
1. satır: 1. satır:
Göktürk Kağanlığı’nın Yıkılışı ve Çin Hâkimiyetinin Başlaması
== Göktürk Kağanlığı’nın Yıkılışı ve Çin Hâkimiyetinin Başlaması ==
Doğu Göktürk Devleti, İl Kağan döneminde iç karışıklıklar, boy isyanları ve 627 yılında ortaya çıkan kıtlık nedeniyle hızla zayıfladı. T’u-li Kağan’ın ağır vergi uygulamaları, Töles ve Moğol kökenli boyların merkezî yönetime karşı ayaklanmasına yol açtı. Sir Tarduşların güç kazanması ve bazı boyların Tang Hanedanı ile ilişki kurması, devletin siyasi bütünlüğünü daha da sarstı.
Doğu Göktürk Devleti, İl Kağan döneminde iç karışıklıklar, boy isyanları ve 627 yılında ortaya çıkan kıtlık nedeniyle hızla zayıfladı. T’u-li Kağan’ın ağır vergi uygulamaları, Töles ve Moğol kökenli boyların merkezî yönetime karşı ayaklanmasına yol açtı. Sir Tarduşların güç kazanması ve bazı boyların Tang Hanedanı ile ilişki kurması, devletin siyasi bütünlüğünü daha da sarstı. Tang İmparatoru T’ai-tsung, Göktürk ülkesindeki bu durumdan yararlanarak Li Ching ve Li Chi kumandasındaki orduları kuzeye gönderdi. 630 yılında ağır bir yenilgiye uğrayan İl Kağan, önce Demir Dağı’na çekildi, ardından Tang yönetimine bağlanacağını bildirdi. Buna rağmen Çin kuvvetlerinin ani saldırısı sonucunda Göktürk ordusu dağıldı; İl Kağan’ın oğlu esir düştü ve çok sayıda boy beyi teslim oldu.
Tang İmparatoru T’ai-tsung, Göktürk ülkesindeki bu durumdan yararlanarak Li Ching ve Li Chi kumandasındaki orduları kuzeye gönderdi. 630 yılında ağır bir yenilgiye uğrayan İl Kağan, önce Demir Dağı’na çekildi, ardından Tang yönetimine bağlanacağını bildirdi. Buna rağmen Çin kuvvetlerinin ani saldırısı sonucunda Göktürk ordusu dağıldı; İl Kağan’ın oğlu esir düştü ve çok sayıda boy beyi teslim oldu.
 
Kaçmayı başaran İl Kağan daha sonra yakalanarak Ch’ang-an’a götürüldü. İdam edilmeyen İl Kağan, hayatının kalan kısmını Çin’de geçirdi ve 634 yılında öldü. Onun esir düşmesiyle Doğu Göktürk Devleti sona erdi ve Göktürklerin önemli bir bölümü Tang hâkimiyeti altına girdi. T'u-li Kağan (Shen-po-pi), Shih-pi Kağan'ın oğluydu ve İl Kağan'ın yeğeniydi. Henüz genç yaşta devletin doğu kanadının idaresiyle görevlendirilmiş, çok sayıda Moğol boyunun yönetimini üstlenmişti. Ancak uyguladığı ağır vergi politikası nedeniyle yönetimi altındaki boyların desteğini kaybetti. Başta Sir Tarduşlar olmak üzere birçok topluluk ayaklanırken, bazı Moğol boyları da Tang Hanedanı'nın hâkimiyetini kabul etti.
Kaçmayı başaran İl Kağan daha sonra yakalanarak Ch’ang-an’a götürüldü. İdam edilmeyen İl Kağan, hayatının kalan kısmını Çin’de geçirdi ve 634 yılında öldü. Onun esir düşmesiyle Doğu Göktürk Devleti sona erdi ve Göktürklerin önemli bir bölümü Tang hâkimiyeti altına girdi. T'u-li Kağan (Shen-po-pi), Shih-pi Kağan'ın oğluydu ve İl Kağan'ın yeğeniydi. Henüz genç yaşta devletin doğu kanadının idaresiyle görevlendirilmiş, çok sayıda Moğol boyunun yönetimini üstlenmişti. Ancak uyguladığı ağır vergi politikası nedeniyle yönetimi altındaki boyların desteğini kaybetti. Başta Sir Tarduşlar olmak üzere birçok topluluk ayaklanırken, bazı Moğol boyları da Tang Hanedanı'nın hâkimiyetini kabul etti.
İl Kağan tarafından isyanları bastırmakla görevlendirilen T'u-li başarılı olamadı. Ağır bir yenilgiye uğramasının ardından cezalandırıldı ve bir süre hapsedildi. Serbest bırakıldıktan sonra amcasıyla ilişkileri tamamen bozuldu. Devlet içindeki mücadelelerin şiddetlenmesi üzerine 629 yılında Tang İmparatoru T'ai-tsung'a elçi göndererek Çin'e sığınmak istedi.
 
Tang sarayında törenle karşılanan T'u-li Kağan'a askerî ve idarî unvanlar verildi. Beraberindeki Göktürk toplulukları Çin'in kuzeyindeki çeşitli bölgelere yerleştirilirken, kabile reisleri merkezden uzak bölgelere gönderildi. Tang yönetimi, T'u-li'yi yeniden kağan ilan etmeyerek Göktürklerin eski siyasi gücünü yeniden kazanmasını önlemeyi amaçladı. T'u-li Kağan, 631 yılında Çin topraklarında öldü ve yerine oğlu Ho-lo-hu getirildi.
İl Kağan tarafından isyanları bastırmakla görevlendirilen T'u-li başarılı olamadı. Ağır bir yenilgiye uğramasının ardından cezalandırıldı ve bir süre hapsedildi. Serbest bırakıldıktan sonra amcasıyla ilişkileri tamamen bozuldu. Devlet içindeki mücadelelerin şiddetlenmesi üzerine 629 yılında Tang İmparatoru T'ai-tsung'a elçi göndererek Çin'e sığınmak istedi. Tang sarayında törenle karşılanan T'u-li Kağan'a askerî ve idarî unvanlar verildi. Beraberindeki Göktürk toplulukları Çin'in kuzeyindeki çeşitli bölgelere yerleştirilirken, kabile reisleri merkezden uzak bölgelere gönderildi. Tang yönetimi, T'u-li'yi yeniden kağan ilan etmeyerek Göktürklerin eski siyasi gücünü yeniden kazanmasını önlemeyi amaçladı. T'u-li Kağan, 631 yılında Çin topraklarında öldü ve yerine oğlu Ho-lo-hu getirildi.
== Göktürklerin Dağılması
 
==
== Göktürklerin Dağılması ==
Doğu Göktürk Devleti'nin yıkılışı sırasında ülkede siyasi ve ekonomik düzen büyük ölçüde çökmüştü. 627 yılında yaşanan ağır kıtlık, Töles boylarının ayaklanmaları ve devlet yönetimindeki otorite kaybı halkın yaşamını olumsuz etkiledi. Ayrıca Soğd kökenli bazı devlet adamlarının geleneksel Göktürk idare anlayışında yaptıkları değişiklikler de merkezî yönetime duyulan güveni zayıflattı.
Doğu Göktürk Devleti'nin yıkılışı sırasında ülkede siyasi ve ekonomik düzen büyük ölçüde çökmüştü. 627 yılında yaşanan ağır kıtlık, Töles boylarının ayaklanmaları ve devlet yönetimindeki otorite kaybı halkın yaşamını olumsuz etkiledi. Ayrıca Soğd kökenli bazı devlet adamlarının geleneksel Göktürk idare anlayışında yaptıkları değişiklikler de merkezî yönetime duyulan güveni zayıflattı. 630 yılında İl Kağan'ın Tang kuvvetlerine esir düşmesiyle Göktürkler ortak bir siyasi otoriteden mahrum kaldı. Bunun ardından halk farklı bölgelere dağıldı. Bir kısmı Ötüken'de güç kazanan Sir Tarduşların hâkimiyetini kabul etti. Başka bir grup Tanrı Dağları'nın güneyindeki Hami, Kuça, Aksu, Karaşar ve Kaşgar gibi Türkistan şehirlerine yerleşerek bölgedeki Türk nüfusunun artmasına katkıda bulundu.Göktürklerin en büyük kitlesi ise Tang İmparatorluğu'na sığındı. Çin kaynaklarına göre yaklaşık yüz bin kişiden oluşan bu topluluğun Çin sınırlarına yerleşmesi, Tang yönetiminde önemli güvenlik tartışmalarına yol açtı. Göktürklerin nasıl idare edileceği ve gelecekte yeniden güçlenmelerinin nasıl önleneceği, Çin sarayının öncelikli meselelerinden biri hâline geldi.
630 yılında İl Kağan'ın Tang kuvvetlerine esir düşmesiyle Göktürkler ortak bir siyasi otoriteden mahrum kaldı. Bunun ardından halk farklı bölgelere dağıldı. Bir kısmı Ötüken'de güç kazanan Sir Tarduşların hâkimiyetini kabul etti. Başka bir grup Tanrı Dağları'nın güneyindeki Hami, Kuça, Aksu, Karaşar ve Kaşgar gibi Türkistan şehirlerine yerleşerek bölgedeki Türk nüfusunun artmasına katkıda bulundu.
 
Göktürklerin en büyük kitlesi ise Tang İmparatorluğu'na sığındı. Çin kaynaklarına göre yaklaşık yüz bin kişiden oluşan bu topluluğun Çin sınırlarına yerleşmesi, Tang yönetiminde önemli güvenlik tartışmalarına yol açtı. Göktürklerin nasıl idare edileceği ve gelecekte yeniden güçlenmelerinin nasıl önleneceği, Çin sarayının öncelikli meselelerinden biri hâline geldi.
== Çin’e Sığınan Göktürklerin Yerleştirilmesi ==
Doğu Göktürk Devleti’nin yıkılmasının ardından yüz bini aşkın Göktürk, Çin’in kuzey sınırlarına geldi. Göçebe hayat tarzına sahip bu toplulukların nereye yerleştirileceği ve nasıl idare edileceği, Tang sarayında ciddi tartışmalara yol açtı. Çinli devlet adamları, Göktürklerin yeniden birleşerek siyasi ve askerî bir güç hâline gelmesinden endişe ediyordu.
 
Sarayda ileri sürülen görüşlerden biri, Göktürklerin Sarı Irmak’ın güneyine dağıtılarak Çin şehir ve kasabalarına yerleştirilmesiydi. Bu görüşü savunanlar, Göktürklerin dokumacılık ve tarımla uğraşmalarını sağlayarak zamanla yerleşik hayata geçmelerini ve Çin kültürü içinde erimelerini amaçlıyordu. Böylece hem Çin’in nüfusu artacak hem de Göktürklerin eski yurdu olan Gobi Çölü’nün kuzeyi boş bırakılarak yeni saldırıların önüne geçilecekti.
 
Yen Shih-ku ise Göktürk ve Töles boylarının Sarı Irmak’ın kuzeyine yerleştirilmesini, her topluluğun başına ayrı bir yönetici tayin edilmesini önerdi. Bu düzenlemenin, Göktürklerin tek bir siyasi yapı altında birleşmesini engelleyeceğini düşünüyordu.
 
Li Pai-yao da Göktürklerin birbirinden bağımsız boylar hâlinde tutulmasını savundu. Ona göre boylar kendi reisleri tarafından yönetilmeli, ancak bu reisler yalnızca Tang imparatoruna bağlı olmalıydı. Göktürk hanedanına mensup A-shih-na ailesinin de sadece kendi boyu üzerinde yetki sahibi olması yeterli görülüyordu. Böylece Göktürk boyları arasında birlik kurulamayacak ve birbirlerine üstünlük sağlayamayacaklardı. Sınır güvenliğini sağlamak amacıyla Ting-hsiang’da bir askerî valilik kurulması da teklif edildi.
 
Tou Ching ise Göktürklerin Çin topraklarına yerleştirilmesini tehlikeli buluyordu. Çin’e teslim olmuş olsalar bile eski yurtlarını unutmayacaklarını ve güçlendikleri takdirde başkent Ch’ang-an için tehdit oluşturabileceklerini ileri sürdü. Bu nedenle Göktürk kağanlarına Çin prenslik unvanları verilmesini, Çinli prenseslerle evlendirilmelerini ve eski topraklarının boylar arasında paylaştırılmasını önerdi. Böylece Göktürklerin Tang İmparatorluğu’na bağlı küçük siyasi birlikler hâlinde yaşamaları sağlanacaktı.
 
Wen Yen-po ise daha farklı bir politika benimsedi. Göktürklerin gelenekleri bozulmadan, boy ve kabile yapıları korunarak Çin’in kuzey sınırlarına yerleştirilmelerini savundu. Bu toplulukların sınır bölgelerini Çin adına koruyabileceğini ve Tang yönetiminin askerî gücüne katkı sağlayabileceğini düşünüyordu. Ayrıca Göktürklerin Çin geleneklerini, tarımı ve dokumacılığı öğrenmeleri, cesur savaşçılarının ise saray muhafızı olarak görevlendirilmeleri gerektiğini belirtti.
 
Wei Cheng bu görüşe şiddetle karşı çıktı. Göktürklerin geçmişte Çin’e defalarca saldırdığını, güçlendikleri zaman yeniden isyan edeceklerini ve Çin nüfusu içinde hızla çoğalarak büyük bir tehdit oluşturacaklarını ileri sürdü. Bu nedenle onların Sarı Irmak’ın güneyine yerleştirilmemesini, mümkünse eski topraklarına gönderilmelerini istedi.
 
Tartışmaların sonunda İmparator T’ai-tsung, Wen Yen-po’nun görüşünü kabul etti. Böylece Çin’e gelen Göktürklerin kuzey sınırlarına yerleştirilmesine, boy düzenlerinin korunmasına ve Tang yönetimine bağlı askerî ve idarî topluluklar hâlinde teşkilatlandırılmasına karar verildi.
 
=== Esir Göktürklerin Yerleştirilmesi ===
Tang sarayında yapılan değerlendirmelerin ardından İmparator T’ai-tsung, Wen Yen-po’nun önerisini kabul ederek Çin’e sığınan Göktürklerin kuzey sınır bölgelerine yerleştirilmesine karar verdi. Kaynaklarda sayılarının yüz bini aştığı belirtilen Göktürkler, Sarı Irmak’ın kuzeyindeki çeşitli bölgelere dağıtıldı ve bu yerleşim alanları yeni askerî-idarî teşkilatlar hâline getirildi.
 
Göktürklerin eski yurtları da yeniden düzenlenerek Tang yönetimine bağlı askerî valiliklere ayrıldı. Böylece hem sınır güvenliğinin sağlanması hem de Göktürk boylarının yeniden tek bir siyasi otorite altında birleşmelerinin önlenmesi amaçlandı.
 
Çin başkentine gelen Göktürk boy beyleri ve ileri gelenleri çeşitli askerî ve idarî unvanlarla ödüllendirildi. Bir kısmı Tang sarayında resmî görevlere getirildi; aileleri de daha sonra başkent Ch'ang-an'a yerleşti. Kısa süre içinde şehirde yaşayan Göktürk ailelerinin sayısı önemli ölçüde arttı.
 
=== Chie-shih-shuai İsyanı ve Göktürklerin Sınır Dışına Çıkarılması ===
639 yılında, Çin'e sığınan Göktürk ileri gelenlerinden Chie-shih-shuai, Tang yönetimine karşı bir ayaklanma teşebbüsünde bulundu. T'u-li Kağan'ın kardeşi olan Chie-shih-shuai, 629 yılında Çin'e gelmiş ve diğer Göktürk beyleri gibi Tang sarayında askerî unvanlarla görevlendirilmişti. Ancak zamanla Tang yönetiminden hoşnutsuzluk duyarak Çin'de yaşayan bazı Göktürk beyleriyle gizlice iş birliği yaptı.
 
Hazırlanan plana göre İmparator T'ai-tsung'un ele geçirilmesi ve yerine T'u-li Kağan'ın oğlu Ho-lo-hu'nun Göktürklerin başına geçirilmesi hedefleniyordu. Ancak girişim başarısız oldu. Saray muhafızları tarafından bastırılan ayaklanmada Chie-shih-shuai ve beraberindeki birçok kişi öldürüldü. Ho-lo-hu ise idam edilmeyerek Çin'in iç bölgelerine sürgün edildi.
 
İsyan kısa sürede bastırılmış olsa da Tang sarayında büyük endişe yarattı. Dokuz yıldır Çin'in kuzeyinde ve başkent Ch'ang-an çevresinde yaşayan Göktürklerin gelecekte yeniden ayaklanabilecekleri kanaati güçlendi. Bunun üzerine Tang yönetimi, Göktürkleri Çin içlerinden çıkararak kuzey sınır bölgelerine ve eski yurtlarına geri göndermeye yönelik yeni bir politika benimsedi. Bu karar, Fetret Devri boyunca Tang-Göktürk ilişkilerinde önemli bir dönüm noktası oldu.
 
=== Ssu-mo’nun Kağan İlan Edilmesi ===
Chie-shih-shuai’ın 639’daki ayaklanma girişimi, Tang yönetiminin Çin’de yaşayan Göktürkleri yeniden kuzeye gönderme kararını hızlandırdı. Bu topluluğun başına, Göktürk hanedanına mensup ve uzun süredir Çin’le yakın ilişkiler kurmuş olan Ssu-mo getirildi.
 
Ch’i-min Kağan’ın torunu olan Ssu-mo, genç yaşta zekâsı ve ileri görüşlülüğüyle tanınmıştı. Bir dönem Göktürk boyları tarafından kağan seçilmiş, ancak Ch’i-min Kağan’ın ülkesine dönmesi üzerine yerini ona bırakmıştı. Daha sonra tegin unvanını taşıyan Ssu-mo, Shih-pi ve Ch’u-lo kağanlar zamanında hanedan mensubu olduğu konusunda duyulan kuşkular nedeniyle şadlığa yükseltilmedi. Bu dönemde Tang Hanedanı ile ilişki kurarak Çin sarayına birçok kez elçi gönderdi.
 
Göktürk Kağanlığı’nın 630’da yıkılmasının ardından Çin’e gelen Ssu-mo’ya askerî ve idarî görevler verildi. Tang yönetimi, 639 yılında onu '''İ-mi-ni-shu-sse-li-pi Kağan''' unvanıyla Çin’deki Göktürklerin hükümdarı ilan etti. Ayrıca kendisine Tang hanedanının Li soyadı verilerek Çin imparatoruna bağlılığı güçlendirilmeye çalışıldı.
 
Ssu-mo başlangıçta, Ötüken çevresinde hâkimiyet kuran Sir Tarduşlardan çekindiği için kuzeye gitmek istemedi. Tang İmparatoru T’ai-tsung, Sir Tarduşlara gönderdiği elçi aracılığıyla Gobi Çölü’nün kuzeyinin onların, güneyinin ise Ssu-mo yönetimindeki Göktürklerin hâkimiyetinde kalacağını bildirdi. İki tarafın birbirine saldırması hâlinde Tang ordusunun müdahale edeceği de açıklandı.
 
Ssu-mo’nun yönetimini desteklemek amacıyla A-shih-na Chung sol bilge prens, A-shih-na Ni-shu ise sağ bilge prens olarak görevlendirildi. Göktürk halkı ve onlarla birlikte yaşayan Soğd topluluklarının eski yerleşim alanlarına dönmeleri kararlaştırıldı.
 
641 yılında yüz binden fazla kişi, kırk bini aşkın asker ve büyük hayvan sürülerinden oluşan Göktürk topluluğu Ssu-mo’nun idaresinde Sarı Irmak’ı geçerek kuzeye yerleşti. Yönetim merkezi Ting-hsiang Kalesi oldu. Ssu-mo, Tang sarayına bağlılığını bildirerek Çin’in kuzey sınırlarını koruyacağını, Sir Tarduş saldırısı karşısında ise Çin Seddi’ne sığınmak istediğini belirtti.
 
Ancak kurulan yönetim uzun ömürlü olmadı. Ssu-mo, kendisine bağlı topluluklar üzerinde tam bir hâkimiyet kuramadı ve yönetimi sırasında çeşitli isyanlarla karşılaştı. Aynı yıl Sir Tarduş kuvvetleri tarafından ağır bir yenilgiye uğratıldı. Ssu-mo önce Shuo-chou’ya, ardından 643 yılında yeniden Çin’e sığınmak zorunda kaldı.
 
Tang sarayında kendisine yeni askerî unvanlar verilen Ssu-mo, daha sonra Çin ordusunda görev aldı. Liao-tung seferi sırasında yaralandı ve bir süre sonra hayatını kaybetti. Böylece Tang yönetiminin Göktürkleri Ssu-mo idaresinde kuzeyde, kendisine bağlı bir siyasi yapı hâlinde tutma girişimi başarısızlıkla sonuçlandı.
 
== Sir Tarduşların Yükselişi ve Siyasi Gücü ==
Sir Tarduşlar, Töles boyları arasında VI. yüzyılın sonlarından VII. yüzyılın ortalarına kadar en güçlü topluluklardan biri hâline geldi. Çin kaynaklarına göre bu topluluk, Sir ve Tarduş boylarının birleşmesiyle ortaya çıktı. Sirlerin Tarduşları yenerek onların halkını kendi bünyelerine katmasından sonra iki ad birlikte kullanılmaya başlandı. Gelenek ve yaşayış bakımından Göktürklerle benzer özellikler taşıyorlardı.
 
552’den önce Bumin Kağan’ın hâkimiyet altına aldığı Töles toplulukları arasında Sir Tarduşların da bulunduğu kabul edilmektedir. Batı Göktürk ülkesinde yaşanan siyasi karışıklıklar sırasında Töles boyları zaman zaman merkezî yönetime karşı ayaklandı. Ch’u-lo Kağan’ın ağır vergiler uygulaması ve bazı boy beylerini öldürtmesi üzerine bu topluluklar Ch’i-pi ve Sir Tarduşlar çevresinde toplanmaya başladı. Sir Tarduşlar, reisleri İ-shih-po’ya Ye-shih Kağan unvanını verdiler. Daha sonra güçlenen Batı Göktürk hükümdarlarına bağlandılar.
 
=== İ-nan’ın Ötüken’de Hâkimiyet Kurması ===
Batı Göktürk ülkesinde 628 yılında başlayan karışıklık üzerine İ-shih-po’nun torunu İ-nan, yetmiş bin çadırlık topluluğuyla doğuya yönelerek İl Kağan’a bağlandı. Doğu Göktürk Devleti’nin de kısa süre içinde karışıklığa sürüklenmesi üzerine İl Kağan’a karşı ayaklandı ve üzerine gönderilen kuvvetleri mağlup etti. Bu başarının ardından birçok boy Sir Tarduşlara katıldı ve Ötüken bölgesi İ-nan’ın denetimine geçti.
 
Tang İmparatoru T’ai-tsung, Doğu Göktürk Devleti’ni zayıflatmak amacıyla İ-nan’la ilişki kurdu. Kendisine davul ve sancak gönderilerek '''Chen-chu Bilge Kağan''' unvanı verildi. İ-nan da bu unvanı kabul ederek Tang sarayına elçi ve hediyeler gönderdi.
 
Doğu Göktürk Devleti’nin 630’da ortadan kalkmasının ardından Sir Tarduşlar merkezlerini Tola Irmağı’nın güneyine taşıdı. Hâkimiyet alanları Baykal Gölü’nden doğudaki Shih-wei topluluklarına, batıda ise Tanrı Dağları’nın kuzeyine kadar genişledi. Böylece Gobi Çölü’nün güneyi dışında eski Doğu Göktürk ülkesinin büyük bölümü Sir Tarduşların denetimine girdi. Kaynaklarda ordularındaki yetişmiş asker sayısının iki yüz bine ulaştığı belirtilmektedir.
 
İ-nan, devletin kuzey ve güney kanatlarını oğulları Tardu ile T’u-li-shih’in idaresine verdi; kendisi ise merkezde kaldı. Sir Tarduşlar bu dönemde Tang sarayıyla düzenli elçilik ilişkileri kurdular. Ancak onların giderek güçlenmesi, Tang yönetiminde endişe uyandırdı. İmparator T’ai-tsung, Sir Tarduşların siyasi bütünlüğünü zayıflatmak amacıyla İ-nan’ın iki oğlunu da ayrı hükümdarlar gibi tanımaya çalıştı.
 
=== Ssu-mo Yönetimindeki Göktürklere Saldırı ===
Sir Tarduşlar, Çin’den geri gönderilen Göktürklerin yeniden güçlenmesinden kaygı duyuyordu. Göktürk boylarının Ssu-mo’nun çevresinde toplanması hâlinde kendilerine bağlı toplulukların ayrılabileceğini düşünüyorlardı.
 
641 yılında T’ai-tsung’un doğudaki kutsal dağa gitmesini fırsat bilen İ-nan, oğlu Tardu Şad’ı iki yüz bin askerle Gobi Çölü’nün güneyine gönderdi. Tardu Şad, Ssu-mo’nun kuvvetlerine saldırınca Ssu-mo geri çekilerek Shuo-chou’ya sığındı. Tang yönetimi bunun üzerine bölgeye çok sayıda birlik sevk etti.
 
Sir Tarduş kuvvetleri başlangıçta Tang ordusundaki Göktürk askerlerini geri püskürttü. Ancak Çinli kuvvetlerin karşı saldırısı sonucunda dağıldılar ve kuzeye çekilmek zorunda kaldılar. Sert kış şartları da Sir Tarduşların kayıplarını artırdı. Bu gelişmelerin ardından Sir Tarduşlar Tang sarayına elçi göndererek barış istediler.
 
=== Tang Hanedanı ile Evlilik Görüşmeleri ===
Sir Tarduşlar, Tang Hanedanı ile ilişkilerini güçlendirmek amacıyla Çinli bir prensesle evlilik talebinde bulundu. İlk teklif İmparator T’ai-tsung tarafından reddedildi. Ancak sonraki görüşmelerde çok sayıda at, deve, sığır ve koyun sunulması üzerine evlilik ittifakı yeniden değerlendirildi.
 
Tang sarayında yapılan görüşmelerde, Sir Tarduşların tamamen ortadan kaldırılmasının Göktürk ülkesini denetlemeye yönelik Çin politikasını bozabileceği düşünüldü. Bu nedenle bir süre için onlarla iyi ilişkiler kurulması tercih edildi. Bununla birlikte Sir Tarduşların vaat edilen hayvanları gönderememesi ve Tang sarayına düzenli vergi sunmaması üzerine evlilikten vazgeçildi.
 
Evliliğin gerçekleşmemesinden sonra ilişkiler yeniden bozuldu. Sir Tarduşlar Çin sınırlarına saldırılar düzenlediler. Buna rağmen İ-nan, Tang’ın Kore seferine askerî yardım teklif ederek ilişkileri düzeltmeye çalıştı. Korelilerin ittifak teklifini ise kabul etmedi. İ-nan 645 yılında hastalanarak öldü.
 
=== Sir Tarduşlarda İç Mücadele ===
İ-nan’ın ölümünün ardından Sir Tarduş ülkesi iki kısma ayrıldı. Oğullarından Ye-mang doğu kanadını, akrabası Po-chuo ise batı kanadını yönetmeye başladı. Ancak Po-chuo, Ye-mang’ı öldürerek bütün ülkenin hâkimi oldu ve yeni bir kağanlık unvanı aldı.
 
Po-chuo, Tang ordularının kuzeydoğuda savaşmasını fırsat bilerek Çin sınırlarına saldırdı. Tang yönetiminin geniş çaplı askerî hazırlık yapması üzerine geri çekilmek zorunda kaldı. Ülke içinde ise sert ve baskıcı bir yönetim kurdu. Babası döneminin önde gelen devlet adamlarını öldürtmesi, kendisine karşı büyük bir hoşnutsuzluk doğurdu.
 
İç çatışmaların artmasıyla boylar Po-chuo’yu terk etmeye başladı. Yanında az sayıda süvari kalan hükümdar, sığınacak bir yer ararken Uygurlar tarafından öldürüldü. Ailesi de ortadan kaldırıldı. Sir Tarduşlara bağlı elli ila altmış bin kişilik bir topluluk Doğu Türkistan’daki şehir devletlerine sığındı.
 
=== Sir Tarduşların Dağılması ===
Po-chuo’nun ölümünden sonra geride kalan Sir Tarduşlar, Tuo-mo-chih’i hükümdar seçtiler. Tuo-mo-chih, Tang sarayına elçi göndererek Ötüken’e yerleşmek istediklerini bildirdi. Çin yönetimi başlangıçta onların yeniden teşkilatlanmasına izin verdi.
 
Ancak Ch’i-pi ve Uygurlar başta olmak üzere bazı Töles boylarının yeniden Sir Tarduşlara bağlanması Tang sarayını endişelendirdi. Bunun üzerine bölgeye gönderilen Çin ordusu Sir Tarduş kuvvetlerine saldırdı. Çarpışmalarda binlerce kişi öldürüldü, on binlerce kişi esir alındı. Tuo-mo-chih ise teslim olarak Çin başkentine götürüldü ve kendisine Tang ordusunda görev verildi.
 
Sir Tarduşların ortadan kalkmasının ardından Ch’i-pi, Uygur ve diğer Töles boyları Tang İmparatorluğu’na bağlılıklarını bildirdiler. Sir Tarduşlardan geriye kalan bazı topluluklar da Çin topraklarına götürülerek çeşitli bölgelere yerleştirildi. Böylece 647 yılına gelindiğinde Sir Tarduşların Ötüken merkezli siyasi hâkimiyeti sona erdi.
 
=== Ch’e-pi Kağan’ın Bağımsızlık Girişimi ===
Göktürklerin A-shih-na hanedanına mensup olan Ch’e-pi, 638 yılından itibaren Altay Dağları çevresinde hâkimiyet kurmaya başladı. Asıl adı Hu-po olan Ch’e-pi’nin ataları, Göktürk Kağanlığı döneminde küçük kağan unvanıyla görev yapmıştı. Yönetim merkezi Altay Dağları’nın kuzeyinde bulunuyordu.
 
İl Kağan’ın 630 yılında Çinlilere esir düşmesinin ardından başsız kalan Göktürklerin bir bölümü Ch’e-pi’yi hükümdar seçmek istedi. Ancak bu sırada Sir Tarduşların hızla güçlenmesi nedeniyle Ch’e-pi büyük kağan unvanını almaya cesaret edemedi ve halkıyla birlikte onların hâkimiyetini kabul etti.
 
Zekâsı ve yönetim kabiliyeti sayesinde birçok kişinin Ch’e-pi’nin çevresinde toplanması Sir Tarduşları endişelendirdi. Onu ortadan kaldırmaya karar vermeleri üzerine Ch’e-pi, kendisine bağlı topluluklarla birlikte kaçarak Altay Dağları’nın kuzeyindeki eski yurduna sığındı. Üç tarafı sarp kayalıklarla çevrili olan bu bölge savunmaya elverişliydi. Sir Tarduş süvarileri onu takip etseler de yakalayamadılar.
 
Ch’e-pi burada gücünü artırarak otuz bin kişilik bir ordu meydana getirdi ve kendisini '''İ-chu Ch’e-pi Kağan''' ilan etti. Batıdaki Karluklar ile kuzeyde Yenisey çevresinde yaşayan Kırgızlar ona bağlandı. Ch’e-pi, zaman zaman Sir Tarduş topraklarına akınlar düzenleyerek onların hayvan sürülerini ele geçirdi. Sir Tarduşların Çin’le mücadele hâlinde bulunması, onun bağımsız hareket etmesini kolaylaştırdı.
 
Sir Tarduşların zayıflamasının ardından Ch’e-pi, Doğu Göktürk ülkesinde kendisine karşı koyabilecek önemli bir güç kalmadığını düşünerek Tang Hanedanı ile ilişki kurmaya çalıştı. Oğlu Işbara Tegin’i Çin başkentine göndererek hediyeler sundu ve İmparator T’ai-tsung’un huzuruna çıkmak istediğini bildirdi.
 
Tang sarayı, Ch’e-pi’yi Çin’e getirmek üzere iki general gönderdi. Ancak Ch’e-pi daha sonra bu kararından vazgeçti. Çinli görevlilerden Han Hua’nın Karlukları kendisine karşı kışkırtmaya çalıştığını öğrenince oğlunu onun üzerine göndererek Han Hua’yı öldürttü. Diğer Çinli general de ortadan kaldırıldı.
 
Bu gelişme üzerine İmparator T’ai-tsung, General Kao K’an’ı Ch’e-pi’ye karşı sefere gönderdi. Uygur ve P’u-ku kuvvetlerinin de katıldığı Tang ordusuna bazı Karluk ve diğer Türk boylarının reisleri destek verdi. Böylece Ch’e-pi, bağlı toplulukların büyük bölümünü kaybederek yalnız kaldı.
 
650 yılında Tang kuvvetleri A-hsi Dağı’na ulaştı. Ch’e-pi halkını savaşa çağırdıysa da ona destek veren olmadı. Bunun üzerine karısı ve birkaç yüz süvariyle Altay Dağları’na kaçtı. Takip edilerek yakalandı ve Çin başkenti Ch’ang-an’a götürüldü. Halkının geri kalan kısmı da teslim oldu.
 
Tahta yeni çıkan İmparator Kao-tsung, Ch’e-pi’yi öldürmedi. Kendisine sol muhafızlar generalliği unvanı verilerek Ch’ang-an’da yaşamaya mecbur edildi. Ona bağlı Göktürkler ise Ötüken çevresine yerleştirildi ve idareleri için Lang-shan askerî valiliği kuruldu. Böylece Ch’e-pi’nin Altay merkezli bağımsız Göktürk yönetimi kurma girişimi sona erdi.
 
=== Diğer Türk Boylarının Tang Hanedanı ile İlişkileri ===
Sir Tarduşların 647 yılında siyasi hâkimiyetini kaybetmesiyle birlikte Ötüken ve çevresindeki Türk boyları yeniden bağımsız hareket etmeye başladı. Bu dönemde Bugut, Tongra, Bayırku, Ediz, Karluk, Uygur, Kırgız ve diğer Töles boylarının büyük bölümü Tang Hanedanı ile siyasi ilişki kurarak elçiler gönderdi ve bağlılıklarını bildirdi. Tang yönetimi de boy reislerine çeşitli Çin unvanları vererek yaşadıkları bölgelerde askerî valilikler oluşturdu.
 
Bununla birlikte, Tang Hanedanı'nın bozkırdaki hâkimiyeti doğrudan bir idare niteliği taşımıyordu. Boylar kendi reisleri tarafından yönetilmeye devam ediyor, Çin ise onları unvanlar ve idarî düzenlemeler yoluyla denetim altında tutmaya çalışıyordu. Bu nedenle birçok topluluk zaman zaman Tang yönetimine karşı ayaklandı veya yeniden bağımsız hareket etmeye başladı.
 
Bu süreçte özellikle Uygurlar ve Karluklar bozkır siyasetinde giderek daha etkili hâle geldiler. Uygurlar, Sir Tarduşların dağılmasının ardından Ötüken çevresinde güç kazanırken, Karluklar Altaylar ile Tanrı Dağları arasındaki bölgede nüfuzlarını artırdılar. Kırgızlar da Tang Hanedanı ile diplomatik ilişkiler kurarak bölgesel güçlerden biri olmayı sürdürdü.
 
VII. yüzyılın ikinci yarısında Türk boylarının önemli bir kısmı görünüşte Tang Hanedanı'na bağlı olmakla birlikte, Çin'in bozkır üzerindeki hâkimiyeti kalıcı bir siyasi birlik oluşturamadı. Boylar arasındaki rekabet ve bağımsızlık eğilimleri devam etti. Bu siyasi ortam, 682 yılında İlteriş Kutlug Kağan'ın önderliğinde II. Göktürk Kağanlığı'nın yeniden kurulmasına zemin hazırladı.
 
== Doğu Göktürk Ülkesinde Çin Denetimi ==
Ch’e-pi Kağan’ın 650 yılında yenilgiye uğratılmasıyla Doğu Göktürk ülkesinde Çin hâkimiyetine karşı koyabilecek büyük bir siyasi güç kalmadı. Doğu Göktürk Kağanlığı 630’da yıkılmış olmakla birlikte, Çin’in denetimi başlangıçta daha çok Çin Seddi’nin kuzeyindeki bölgelerle sınırlıydı. Ötüken ve çevresinde Sir Tarduşlar, 647 yılına kadar kendi siyasi güçlerini korumuş ve Çin’in kuzeye doğru ilerlemesini engellemişti.
 
Sir Tarduşların ortadan kalkmasının ardından Ch’e-pi Kağan bir süre Altaylar çevresinde güç kazandı. Ancak Tang yönetimi Uygur, Karluk ve diğer Türk boylarıyla iş birliği yaparak onu etkisiz hâle getirdi. Çin ordularının Altay Dağları’na kadar ulaşması, bölgenin siyasi ve coğrafi yapısının Tang yönetimi tarafından daha yakından tanınmasını sağladı. Bunun ardından Doğu Göktürk ülkesinin idaresi için yeni bir düzen kuruldu.
 
=== Çin İdari Teşkilatının Kurulması ===
Çin sınırları içine daha önce yerleştirilmiş olan Göktürk toplulukları toprağa bağlanmış ve tarımla uğraşmaya başlamıştı. Bunların kuzeyindeki geniş bölge ise iki büyük askerî valiliğe ayrıldı. Güneyde Yün-chung, kuzeyde Yen-jan adlı genel askerî valilikler kuruldu. Bu teşkilatların altında çeşitli askerî valilikler, garnizonlar ve eyaletler bulunuyordu.
 
Tang yönetimi, bu bölgelerin başına çoğunlukla Türk boy reislerini getirdi. Reisler Çin unvanları taşıyor ve kendi topluluklarını Tang adına yönetiyordu. Böylece Çin, bozkırı doğrudan Çinli yöneticilerle idare etmek yerine yerel beyleri kendi idarî sistemi içine almaya çalıştı.
 
664 yılında teşkilat yeniden düzenlendi. Yen-jan genel askerî valiliğinin adı Han-hai, Yün-chung’un adı ise Ch’an-yü olarak değiştirildi. Gobi Çölü iki idarî bölge arasında sınır kabul edildi. Çölün güneyi Ch’an-yü, kuzeyi Han-hai yönetimine bağlandı.
 
Bu idarî düzenin kurulmasından sonra kuzeyden Çin topraklarına yapılan akınlar uzun bir süre kesildi. Doğu Göktürk ülkesindeki Çin denetimi, II. Göktürk Kağanlığı’nın kuruluşuna kadar bu askerî valilikler ve Tang hizmetine giren Türk beyleri aracılığıyla sürdürüldü.
 
== Tang Hizmetine Giren Türk Beyleri ==
Doğu Göktürk Kağanlığı’nın yıkılmasından sonra çok sayıda Göktürk hanedan mensubu ve boy reisi Tang Hanedanı’nın hizmetine girdi. Bunlara Çin ordusunda görevler, soyluluk unvanları ve askerî valilikler verildi. Bazıları Çin prensesleriyle evlendirildi ve Tang ordularının Orta Asya, Kore ve çevre bölgelere düzenlediği seferlerde görev aldı.
 
A-shih-na She-er, A-shih-na Su-ni-shih, A-shih-na Chung, Chih-shih-ssu-li ve Ch’i-pi Ho-li bu dönemde Tang hizmetinde öne çıkan Türk beyleri arasındaydı. Bu kişilerden bazıları Göktürk ve Töles kuvvetlerini yönetmiş, bazıları ise Batı Göktürkleri, Sir Tarduşlar, Koreliler ve diğer topluluklara karşı yürütülen seferlere katılmıştı.
 
Tang yönetiminin Türk beylerini kendi askerî ve idarî teşkilatına dâhil etmesi, Göktürk hanedanı ile boy ileri gelenlerinin bir bölümünü Çin’e bağladı. Bununla birlikte Göktürk topluluklarının tamamı bu düzeni benimsemedi ve bağımsızlık eğilimleri ortadan kalkmadı.
 
== Çin Hâkimiyetine Karşı Bağımsızlık Hareketleri ==
Ch’e-pi Kağan’ın bağımsızlık girişiminin başarısızlığa uğramasından sonra Doğu Göktürk ülkesindeki Türk boyları, Tang yönetiminin kurduğu askerî valilikler aracılığıyla denetim altına alındı. Yaklaşık yirmi dokuz yıl boyunca küçük çaplı hareketler dışında büyük bir ayaklanma meydana gelmedi. Bununla birlikte Türk boyları arasındaki bağımsızlık düşüncesi ortadan kalkmamıştı.
 
Bağımsızlık hareketlerinin merkezi, Göktürk hanedanına mensup kişilerin yaşadığı Gobi Çölü’nün güneyindeki Ch’an-yü Genel Askerî Valiliği oldu. Buradaki Türk boylarının reisleri Çin idaresinden hoşnut değildi ve kendi aralarından bir hükümdar çıkarmak istiyordu.
 
=== Ni-shu-fu’nun Kağan İlan Edilmesi ===
İlk büyük ayaklanma 679 yılının kışında başladı. Ch’an-yü Genel Askerî Valiliği içinde görev yapan A-shih-te Wen-fu ile A-shih-te Feng-chih, kendilerine bağlı boylarla birlikte harekete geçti. İsyancılar, Göktürk hanedanından A-shih-na Ni-shu-fu’yu kağan ilan etti.
 
Ayaklanma kısa sürede geniş bir alana yayıldı. Genel askerî valiliğe bağlı yirmi dört bölgenin reisleri harekete katıldı ve isyancıların sayısı yüz bine ulaştı. Türk boyları, bulundukları bölgelerde Çin yönetimine karşı mücadeleye başladı.
 
Tang İmparatoru Kao-tsung, ayaklanmayı bastırmak üzere Hsiao Ssu-ye’yi başkumandan tayin etti. Hua Ta-chih ve Li Ching-chia kumandasındaki birlikler de ona destek vermekle görevlendirildi. Ancak Çin ordusu yeterli hazırlık yapmadan kuzeye ilerledi. Şiddetli soğuğa alışık olmayan askerler zor durumda kaldı. Türk kuvvetleri bu durumdan yararlanarak ani bir saldırı düzenledi ve Çin ordusunu ağır bir yenilgiye uğrattı.
 
Çarpışmada on binden fazla Çin askeri öldürüldü. Başkumandan Hsiao Ssu-ye savaş alanından kaçarken diğer iki general güçlükle Çin denetimindeki bölgelere ulaşabildi. Yenilginin ardından Hsiao Ssu-ye sürgüne gönderildi; Hua Ta-chih ile Li Ching-chia ise görevlerinden alındı.
 
=== Ayaklanmanın Genişlemesi ===
Göktürk kuvvetleri karşı saldırıya geçerek Ting-chou’ya kadar ilerledi. Şehrin valisi Li Yüan-kui, savunma gücünün yetersiz olduğunu anlayınca şehir kapılarını açtırdı ve bayrakları gizletti. Şehirde bir tuzak bulunduğundan kuşkulanan Göktürkler içeri girmeden geri çekildi.
 
Ayaklanmanın doğuya doğru yayılması üzerine Çin yönetimi yeni askerî önlemler aldı. Göktürkler, daha önce kendilerine bağlı olan Kıtan ve Hsi topluluklarını da mücadeleye katılmaya ikna etti. Ancak bu toplulukların hareketleri Çinli kumandanlar tarafından bastırıldı.
 
Tang yönetimi daha sonra P’ei Hsing-chien’i büyük bir ordunun başına getirdi. Toplam mevcudu üç yüz bine ulaşan Çin ordusu, Göktürk kuvvetlerine karşı ilerledi. P’ei Hsing-chien, Hei-shan çevresinde Göktürkleri yenilgiye uğrattı ve A-shih-te Feng-chih’yı esir aldı.
 
Bu yenilgiden sonra isyancılar arasında karışıklık çıktı. A-shih-na Ni-shu-fu kendi adamları tarafından öldürüldü ve başı Çin’e gönderildi. İsyancıların bir kısmı Altay Dağları’nın doğusundaki bölgelere çekilirken Yün-chou’yu kuşatan başka bir Göktürk birliği de Çin kuvvetleri tarafından yenildi.
 
=== Fu-nien Önderliğindeki İkinci Hareket ===
681 yılında A-shih-te Wen-fu ve ona bağlı topluluklar yeniden bir kağan arayışına girdi. Bu kez Göktürk hanedanından A-shih-na Fu-nien kağan ilan edildi. Göktürk kuvvetleri Yüan ve Ch’ing bölgelerine saldırarak Çin hâkimiyetine karşı mücadeleyi yeniden başlattı.
 
Tang yönetimi P’ei Hsing-chien’i tekrar başkumandanlığa getirdi. Ts’ao Huai-sun ile Li Wen-chien de ona yardımcı olarak görevlendirildi. Çin casusları Fu-nien ile Wen-fu’nun Karakum’un kuzeyinde kıtlık içinde bulunduğunu ve yanlarında az sayıda asker olduğunu bildirdi.
 
Bu haber üzerine Ts’ao Huai-sun, hafif süvarilerle harekete geçti. Ancak Fu-nien’in kuvvetlerine ulaşamadı ve Göktürklere katılmak üzere ilerleyen Sir Tarduş kalıntılarını teslim aldı. Çin Seddi’ne doğru geri çekilirken A-shih-te Wen-fu ile karşılaştıysa da yapılan savaş sonuçsuz kaldı.
 
Ts’ao Huai-sun daha sonra Heng-shui Nehri çevresinde Fu-nien’in ordusuyla karşılaştı. Fu-nien, ertesi gün düzenlediği saldırıda dört Çin birliğini birden bozguna uğrattı. Çok sayıda Çin askeri öldürüldü ve kumandanlar savaş alanından kaçtı. Ts’ao Huai-sun, kalan askerlerini topladıktan sonra Fu-nien’e altın ve ipekli kumaşlar göndererek onunla geçici bir anlaşma yaptı.
 
=== Fu-nien ile Wen-fu’nun Ayrılması ===
P’ei Hsing-chien, Yen-men Geçidi’ni tutarak Fu-nien ile Wen-fu arasındaki bağlantıyı kesti. Ardından iki Göktürk liderinin arasını açmaya çalıştı. Wen-fu’nun ani saldırısı sonucunda yenilen Fu-nien, ordusunu bırakarak Yün-chung’a çekildi.
 
Fu-nien daha sonra hafif süvarilerden oluşan bir kuvvetle Çin ordusuna ani bir saldırı düzenlemeyi planladı. Ancak bu sırada Çin birlikleri onun karargâhını ele geçirerek ailesini ve erzaklarını aldı. Geri döndüğünde karargâhını kaybettiğini gören Fu-nien’in askerlerinin büyük kısmı da hastalanmıştı.
 
Kuzeye çekilerek Hsi-sha’ya yerleşen Fu-nien, burada da Çin kuvvetlerinin baskısıyla karşılaştı. Durumunun ağırlaşması üzerine P’ei Hsing-chien’e teslim olmak istediğini bildirdi. Daha sonra A-shih-te Wen-fu’yu da yanına alarak Çin kumandanına teslim oldu.
 
P’ei Hsing-chien, teslim olması hâlinde Fu-nien’in öldürülmeyeceğine söz vermişti. Buna rağmen Fu-nien, Wen-fu ve önde gelen elli dört Göktürk beyi Ch’ang-an’a götürüldükten sonra şehrin doğu pazarında idam edildi. Böylece 679’da başlayan ve 681 yılına kadar süren bağımsızlık hareketleri bastırıldı.
 
== Batı Göktürk Ülkesinin Parçalanması ve Çin Nüfuzunun Artması ==
T’ung Yabgu Kağan’ın amcası Bagatur tarafından öldürülmesinden sonra Batı Göktürk Kağanlığı büyük bir siyasi karışıklığa sürüklendi. Bagatur, Ch’u-li-sse-pi Kağan unvanını alarak kendisini büyük kağan ilan etti ve ülkeyi küçük kağanlıklar aracılığıyla yönetmeye çalıştı. Ancak boylar ve devlet ileri gelenleri onun hâkimiyetini kabul etmedi.
 
Nu-shih-pi boyu Ni-shu Baga Şad’ı kağan seçmek istediyse de Ni-shu bu unvanı kabul etmedi. Bu sırada T’ung Yabgu’nun oğlu Hsi-li Tegin, Maveraünnehir’de Bagatur’a karşı ayaklandı ve onu mağlup etti. Ni-shu’nun daveti üzerine Batı Göktürk tahtına geçen Hsi-li Tegin, İ-p’i-po-lo-lü Yabgu Kağan unvanını aldı.
 
Bagatur ile yeni kağan arasındaki mücadele bir süre devam etti. Her iki taraf da Tang Hanedanı’ndan destek sağlamak amacıyla Çin’e elçiler gönderdi ve bir Çin prensesiyle evlenme talebinde bulundu. Tang İmparatoru T’ai-tsung, Batı Göktürk ülkesindeki karışıklığın henüz sona ermediğini belirterek bu teklifleri kabul etmedi.
 
Bagatur’un idaresinden hoşnut olmayan Töles boyları, T’ung Yabgu’nun oğlu olması nedeniyle Hsi-li Tegin’in tarafına geçti. Askerleri dağılan Bagatur, uğradığı yenilginin ardından Altay Dağları’na çekildi ve burada Ni-shu tarafından öldürüldü. Böylece Hsi-li Tegin, Batı Göktürk ülkesinin tek hâkimi oldu.
 
Ancak Lü Yabgu Kağan adıyla da anılan Hsi-li Tegin’in yönetimi uzun süreli olmadı. Sir Tarduşlara karşı düzenlediği seferde yenildi. Devlet ileri gelenlerine karşı kuşkucu davranması ve bazı kişileri suçsuz yere öldürtmesi ülkedeki huzursuzluğu artırdı. Ni-shu da kendisine karşı hazırlanan planları fark ederek Karaşar’a sığındı.
 
Nu-shih-piler ve bazı devlet adamları Lü Yabgu Kağan’a karşı birleşti. Zor durumda kalan kağan, hafif süvarileriyle Maveraünnehir’e kaçtı. Boşalan tahta Karaşar’dan çağrılan Ni-shu geçti ve Tuo-lu ile Tardu unvanlarını aldı. Tang sarayıyla yakın ilişkiler kuran Ni-shu, 634 yılında öldü.
 
=== On Ok Teşkilatının Kurulması ===
Ni-shu’nun ardından kardeşi T’ung-e Şad, Işbara Hsi-li-shih Kağan unvanıyla tahta çıktı. Çin’le ilişkilerini geliştirmeye çalışan yeni kağan, 635 yılında Tang sarayına elçi ve atlar göndererek bir Çin prensesiyle evlenmek istedi. Elçileri iyi karşılanmakla birlikte evlilik talebi kabul edilmedi.
 
Işbara Hsi-li-shih Kağan, ülkesini on boya ayırdı ve her boyun reisine bir ok verdi. Bu düzenlemeden sonra boylar On Ok adıyla anılmaya başladı. On Ok topluluğu, beşer boydan oluşan iki kanada ayrıldı.
 
Doğu kanadını Sui-ye’nin doğusunda yaşayan beş Tuo-lu boyu oluşturuyordu. Bu boyların her biri bir çor tarafından yönetiliyordu. Batı kanadında ise Sui-ye’nin batısında yaşayan beş Nu-shih-pi boyu bulunuyordu ve her boyun başında bir erkin vardı.
 
Bu düzenlemeye rağmen kağanın otoritesi sağlamlaşmadı. T’ung Tudun’un saldırısına uğrayan Işbara Hsi-li-shih, kardeşi Börü Şad ile Karaşar’a sığındı. Yapılan toplantıda Yü-ku Şad kağan, Işbara Hsi-li-shih ise küçük kağan seçildi. Ancak alınan kararlar uygulanamadı; T’ung Tudun öldürüldü ve Yü-ku Şad mağlup edildi. Işbara Hsi-li-shih eski topraklarını geri aldıysa da önceki gücüne ulaşamadı.
 
=== Batı Göktürk Ülkesinin İkiye Ayrılması ===
Nu-shih-piler, Yü-ku Şad’ı Tuo-lu Kağan unvanıyla hükümdar tanıdı. Tuo-lu Kağan ile Işbara Hsi-li-shih arasında yapılan savaşlarda taraflardan hiçbiri üstünlük sağlayamadı. Bunun üzerine boylar İli Irmağı kıyısında toplanarak ülkeyi iki idari bölgeye ayırdı.
 
638 yılında yapılan bu düzenlemeye göre İli Irmağı’nın batısı Tuo-lu Kağan’ın, doğusu ise Işbara Hsi-li-shih’in hâkimiyetine bırakıldı. Tuo-lu Kağan merkezini Tsu-ho Dağı’nın batısında kurdu ve burası Kuzey Sarayı adıyla anılmaya başladı. Poma, Kırgız, Basmıl ve başka bazı boylar da ona bağlandı.
 
Tuo-lu Kağan, doğu kanadını ele geçirmek için Işbara Hsi-li-shih’e saldırdı. Yenilen Işbara, Fergana’ya kaçtı ve burada öldü. Devlet adamları önce onun oğlunu, ardından İ-p’i Işbara Kağan’ı tahta çıkardı. Tang İmparatoru T’ai-tsung, yeni kağana davul ve sancak göndererek hükümdarlığını tanıdı.
 
İ-p’i Işbara Kağan, merkezini Sui-ye Irmağı’nın kuzeyinde kurdu. İli Irmağı çevresinden Kuca, Karaşar, Toharistan, Taşkent ve Semerkant’a kadar uzanan bazı bölgeler onun hâkimiyetini tanıdı.
 
=== Tuo-lu Kağan’ın Üstünlük Mücadelesi ===
Tuo-lu Kağan, gücünü artırdıktan sonra İ-p’i Işbara Kağan’a karşı harekete geçti. İki taraf arasında yapılan savaşlarda kesin sonuç alınamadı. Her iki kağan da Tang Hanedanı’ndan destek istedi. Çin imparatoru taraflara savaşmamalarını bildirmesine rağmen mücadele devam etti.
 
Tuo-lu Kağan, Taşkent Tudunu aracılığıyla İ-p’i Işbara Kağan’ı öldürttü ve onun topraklarını ele geçirdi. Ancak Nu-shih-piler bu hâkimiyeti kabul etmedi. Tuo-lu daha sonra Toharistan’a ilerledi ve Hami çevresine akınlarda bulundu.
 
Tang yönetimi buna karşı Kuo Hsiao-k’o kumandasındaki birlikleri bölgeye gönderdi. Çin ordusu önce Wu-ku boyunu, ardından Ch’u-yüe ve Ch’u-mi topluluklarını mağlup etti. Tuo-lu Kağan, çevresindeki boylarla Tanrı Dağları’na çekilmek zorunda kaldı.
 
Tuo-lu Kağan, Çin elçilerini alıkoyduktan sonra Maveraünnehir’e sefer düzenledi. Maimargh bölgesine saldırarak halkı esir aldı ve mallarına el koydu. Bu hareketleri kendi kumandanları arasında da tepkiye yol açtı. Ni-shu Çor’un oğlu Hu-i-h-wu’nun saldırısı üzerine ülkesi yeniden karışıklığa sürüklendi.
 
Tuo-lu, önce Taşkent çevresine, ardından çeşitli kalelere sığındı. Dağılan kuvvetlerini yeniden toplamaya çalıştıysa da A-hsi-chi Kül Erkin’in baskını sonucunda tekrar yenildi.
 
=== Tang Hanedanının Müdahalesi ===
Tuo-lu’nun hâkimiyetinden hoşnut olmayan Nu-shih-piler, Tang sarayına elçi göndererek Göktürk hanedanından başka bir hükümdarın tahta çıkarılmasını istedi. Tang imparatorunun gönderdiği elçinin ardından devlet adamları, eski kağanlardan birinin oğlunu İ-p’i She-kui Kağan unvanıyla tahta çıkardı.
 
Yeni kağan, Tuo-lu’nun yanında bulunan Çinli görevlileri serbest bırakarak ülkelerine gönderdi. Ardından Nu-shih-pi kuvvetlerini Tuo-lu’nun bulunduğu kaleye sevk etti. Tuo-lu saldırıyı püskürtmeyi başardıysa da eski boyları onun hükümdarlığını yeniden kabul etmedi. Bunun üzerine Toharistan’a çekildi.
 
İ-p’i She-kui Kağan, Tang sarayına elçiler ve hediyeler göndererek bir Çin prensesiyle evlenmek istedi. Tang İmparatoru T’ai-tsung bu talebi kabul etmedi. Bunun yerine Kuca, Hoten, Kaşgar ve çevredeki bazı ülkelerin Batı Göktürk hâkimiyetinden ayrılarak Çin’e bağlanmasını istedi.
 
İ-p’i She-kui Kağan’ın hâkimiyeti uzun sürmedi. 649 yılının sonlarında Talas Irmağı çevresindeki boyları yöneten A-shih-na Ho-lu ayaklanarak Batı Göktürk ülkesindeki siyasi ve askerî gücü ele geçirdi.
 
== Çin Hâkimiyetini Tanımayan Batı Göktürk Beylerinin Mücadeleleri ==
Batı Göktürk hanedanı, İstemi Yabgu’nun soyundan gelmekteydi. İstemi Yabgu, I. Göktürk Kağanlığı’nın kuruluşundan sonra ülkenin batı kesimlerini yönetmiş; oğlu Tardu ise 582 yılında doğudaki merkezden ayrılarak bağımsızlığını ilan etmişti.
 
Bu hanedanın mensuplarından A-shih-na Ho-lu, İstemi Yabgu’nun beşinci kuşaktan torunuydu. Babasının adı Ch’ie-yüe idi. Kağan olmadan önce Ye-pu-li Şad unvanını taşıyan Ho-lu, A-shih-na Pu-chen’ın Çin’e bağlanmasının ardından Tuo-lu Kağan tarafından yabguluğa getirildi. Talas Irmağı çevresinde bulunan Ho-lu; Ch’u-yüe, Ch’u-mi, Ku-su, Karluk ve Nu-shih-pi boylarını yönetiyordu.
 
Tuo-lu Kağan’ın Toharistan’a çekilmesinden sonra tahta çıkan İ-p’i She-kui Kağan, Ho-lu üzerinde baskı kurdu. Bu sırada Ho-lu’ya bağlı boyların büyük kısmı dağıldı; yanında yalnızca Chih-she-ti, Ch’u-mi-k’un ve Po-pi boyları kaldı. Bu topluluklar Ho-lu’ya kağanlık teklif etti. Durumu öğrenen İ-p’i She-kui Kağan ona karşı harekete geçince Ho-lu, Tang Hanedanı’nın desteğine yöneldi.
 
Ho-lu, 648 yılında kendisine bağlı topluluklarla Ting-chou’ya geldi ve Çin imparatorunun izniyle buraya yerleşti. Kendisine Sol Cesur Muhafızlar Generalliği ile Yao-ch’ih askerî valiliği unvanları verildi. Mo-ho Kalesi’nde ikamet ederken ona bağlı boylar da çevreye yerleşti.
 
Buna rağmen Ho-lu’nun Tang yönetimine bağlı kalmak istemediği kısa sürede ortaya çıktı. Hsi ve T’ing eyaletlerini ele geçirmeyi planladığının öğrenilmesi üzerine Çin yönetimi harekete geçti. İmparator Kao-tsung, Ch’iao Pao-ming’i Ho-lu’nun isyanını önlemekle görevlendirdi ve oğlu Hsi-lien’in rehine olarak başkente gönderilmesini istedi. Ancak Hsi-lien Çin’e gitmediği gibi babasına batıya çekilmesini tavsiye etti.
 
=== Ho-lu’nun Kağanlığını İlan Etmesi ===
Ho-lu, 651 yılında batıya yöneldi ve Tuo-lu Kağan’ın eski topraklarını ele geçirdi. Merkezini Ming-bulak’ta kurarak Işbara Kağan unvanını aldı. Böylece Tuo-lu ve Nu-shih-pi kanatlarını meydana getiren On Ok boylarının yönetimini eline geçirdi.
 
Bu dönemde Tuo-lu kanadı beş çor, Nu-shih-pi kanadı ise beş erkin tarafından yönetiliyordu. Nu-shih-pilerin en güçlü beylerinden A-hsi-chi Kül Erkin’in birkaç on bin askeri bulunuyordu. Ho-lu’nun oğlu Hsi-lien de Bagatur Yabgu unvanını alarak askerî faaliyetlerin başına geçti.
 
Hsi-lien, T’ing-chou’ya saldırarak bazı yerleşimleri ele geçirdi, çok sayıda insanı öldürdü ve yağma yaptı. Onun kumandasındaki kuvvetler Tibet yönüne kadar akınlarda bulundu. Çin yönetimi bu saldırıları durdurmak amacıyla büyük bir ordu hazırladı. Liang Chien-fang’ın kumandasındaki bu orduya Ch’i-pi Ho-li yardımcı kumandan olarak katıldı ve elli bin Uygur askeri de kuvvetlere dâhil edildi.
 
Çin yönetimi, Ho-lu’ya bağlı boyları ondan ayırmayı ve Uygur kuvvetlerini ön safta kullanmayı planladı. Ch’u-yüe boyu üzerine yürüyen Liang Chien-fang, Lao Dağı çevresinde onları yenilgiye uğrattı. Boy reisleri öldürüldü, çok sayıda Ch’u-yüe savaşçısı hayatını kaybetti ve birçok kabile reisi esir alındı.
 
653 yılında Yao-ch’ih askerî valiliği kaldırıldı ve Ch’u-yüe boyu Chin-man bölgesine yerleştirildi. Aynı yıl Toharistan’da bulunan eski Tuo-lu Kağan öldü. Onun oğlu Chen-chu Yabgu, Ho-lu’yu yakalayarak Çin’e teslim etmeyi teklif ettiyse de düzenlediği seferde başarısız oldu.
 
654 yılında Ho-lu’ya bağlı Karluk, Ch’u-mi, Chih-chie ve Ch’u-yüe boyları Çin kuvvetleri tarafından mağlup edildi. Ch’u-mu-k’unların kalesi ele geçirildi. Su Ting-fang da Ho-lu’ya bağlı Su-ni-shih boyunu Yung-suo Irmağı çevresinde yenilgiye uğrattı.
 
=== Ho-lu’ya Karşı Büyük Çin Seferi ===
656 yılında Batı Göktürk ülkesine karşı daha geniş kapsamlı bir Çin seferi başlatıldı. Su Ting-fang, İli bölgesi harekât ordusunun başkumandanlığına getirildi. Doğu Göktürk ülkesindeki askerî valiliklere bağlı birlikler de sefere katıldı. Uygurlar, bu ordunun önemli bir bölümünü oluşturuyordu ve reisleri P’o-jun Çin ordusunda kumandan olarak görev yapıyordu.
 
Tang hizmetindeki A-shih-na Pu-chen, Altaylar çevresinde ilerledi ve Erkin Nen-tu-lu ile ona bağlı toplulukların teslim olmasını sağladı. Su Ting-fang ise Ye-hsi Irmağı’na ulaştıktan sonra hafif süvarileriyle Ch’u-mu-k’unlara saldırarak onları mağlup etti.
 
Ho-lu, buna karşılık On Ok boylarından yüz bin kişilik bir kuvvet topladı. Su Ting-fang, piyadelerini önde bırakarak süvarilerini gizledi. Çin ordusunun az olduğunu düşünen Ho-lu saldırıya geçti. Çarpışma sırasında gizlenen süvariler Göktürk ordusunu arkadan kuşattı. Savaşta çok sayıda Göktürk askeri öldürüldü veya esir alındı; Ho-lu’nun önde gelen kumandanlarından Tou-ta Tarkan ile birçok boy reisi de hayatını kaybetti.
 
Bu yenilginin ardından Tuo-lu ve Nu-shih-pi boyları Çin ordusuna teslim oldu. Su Ting-fang, Hsiao Ssu-ye ile Uygur reisi P’o-jun’u Talas Irmağı yönüne çekilen kuvvetleri takip etmekle görevlendirdi.
 
Ağır kış şartlarına rağmen Çin ordusu ilerlemeyi sürdürdü. Yol üzerindeki hayvanlara el konularak ordunun yiyecek ihtiyacı karşılandı. Shuang Irmağı civarında Çin tarafındaki A-shih-na Mi-she ve A-shih-na Pu-chen’ın kuvvetleriyle birleşildi.
 
=== Ho-lu’nun Yenilgisi ve Yakalanması ===
Çin ordusu Ho-lu’nun merkezine yaklaştığında halkın ava çıktığını öğrendi. Su Ting-fang, savunmasız durumdaki karargâha saldırarak çok sayıda kişiyi esir aldı. Ho-lu’nun hükümdarlık alametleri olan davul, sancak ve diğer eşyalar da ele geçirildi.
 
Ho-lu, Kül Çor ile birlikte İli Irmağı’nı aşarak kaçtı. Ancak yanındaki askerlerin atlarının büyük kısmı öldü. A-shih-na Mi-she, Ho-lu’yu takip ederek İli Irmağı çevresine ulaştı ve Ch’u-yüe ile Ch’u-mi boylarını kendi tarafına çekti.
 
Ho-lu’nun kumandanlarından Pu-shih Tarkan dağılan kuvvetleri yeniden toplamaya çalıştıysa da Mi-she’nin baskınına uğradı. Ho-lu tekrar kaçtı ve Su Ting-fang tarafından Sui-ye’ye kadar takip edildi. Ona bağlı boyların büyük bölümü teslim oldu.
 
Ho-lu, oğlu Hsi-lien ile birlikte Taşkent yönüne çekildi. Su-tuo Kalesi’ne ulaştıklarında yanlarında kalan topluluklar açlık içindeydi. Kale yöneticisi İ-nie Tarkan onları yiyecek ve içecekle karşıladı. Ho-lu kaleye girdikten sonra yakalanarak hapsedildi. Ardından Taşkent hâkimi Shuo Şad tarafından Çinli kumandan Hsiao Ssu-ye’ye teslim edildi.
 
Ch’ang-an’a götürülen Ho-lu, yolculuk sırasında kendisini öldürmek istediyse de buna izin verilmedi. Tang hanedanına ait mezarların bulunduğu Chao-ling’e getirildikten sonra hayatı bağışlandı. Ho-lu, 659 yılında öldü ve Doğu Göktürk Kağanlığı’nın son hükümdarı İl Kağan’ın mezarının yanına defnedildi. Mezarı için hayatını anlatan bir yazıt dikildi.
 
== Batı Göktürk Ülkesinde Çin İdarî Düzeninin Kurulması ==
Ho-lu’nun yakalanmasından sonra Batı Göktürk ülkesinde hanedana mensup ve bağımsız siyasi otorite kurabilecek güçlü bir yönetici kalmadı. Hayatta kalan hanedan mensuplarının önemli bir bölümü de Tang hizmetine girmişti.
 
Çin yönetimi Batı Göktürk ülkesini üç büyük genel askerî valiliğe ayırdı. K’un-ling Genel Askerî Valiliği Doğu Türkistan çevresini, Meng-ch’ih Genel Askerî Valiliği Tanrı Dağları’nın kuzeyindeki bölgeleri, An-hsi Genel Askerî Valiliği ise Tanrı Dağları’nın batısından Maveraünnehir ve İran yönüne uzanan sahaları kapsıyordu.
 
Bu büyük idarî merkezlere bağlı daha küçük askerî valilikler de kuruldu. Ch’u-mu-k’un, T’u-ch’i-shih, A-li-shih, Hu-lu-wu, She-she-t’i ve Su-ni-shih-ch’u-pan gibi boylar ayrı askerî valiliklere bağlandı.
 
Çin yönetimi, bu valiliklerin başına Batı Göktürk hanedanına mensup beyleri getirdi. A-shih-na Mi-she’ye Hsing-hsi-mang Kağan ve büyük generallik unvanları verilerek K’un-ling askerî valisi tayin edildi. A-shih-na Pu-chen ise Chi-wang-chüe Kağan unvanıyla Meng-ch’ih askerî valiliğine getirildi ve beş Nu-shih-pi boyunun yönetimi ona bırakıldı.
 
Mi-she ile Pu-chen daha önce de Batı Göktürk ülkesinde hâkimiyet mücadelesine girişmişti. Mi-she, Pu-chen’ın baskısı nedeniyle Ch’u-yüe ve Ch’u-mi boylarıyla Çin’e sığınmış; Pu-chen da halkın kendisine bağlanmaması üzerine Tang hizmetine girmişti. Ho-lu’ya karşı düzenlenen seferde her ikisi de Çin ordusunda görev aldı.
 
Tang yönetiminin bu iki beye kağanlık unvanı vermesindeki amaç, Türk boylarının onların çevresinde toplanmasını sağlamaktı. Ancak Çin’in oluşturduğu yeni düzene bağlı olmayan bazı topluluklar kısa süre içinde ayaklandı.
 
Ssu-chie Tou-man, Kaşgar ve çevresindeki bazı şehirleri yanına alarak isyan etti ve Hoten’i ele geçirdi. Çin yönetimi Su Ting-fang’ı onun üzerine gönderdi. Tou-man, 660 yılında Ma-t’ou-ch’uan’da yakalanarak teslim alındı.
 
662 yılında Kuca üzerine düzenlenen seferde Mi-she ile Pu-chen de Çin ordusunda yer aldı. Pu-chen, uzun süredir rakibi olan Mi-she’yi Çin yönetimine karşı isyan hazırlığında bulunmakla suçladı. Çinli kumandan Su Hai-cheng bu suçlamaya inanarak Mi-she’nin cezalandırılmasını görüştü. Çin tarafından desteklenen boy reislerinin de aleyhinde konuşması üzerine Mi-she idam edildi. Ona bağlı Su-ni-shih ve Pai-sai-kan toplulukları ayaklanarak bölgeden ayrıldıysa da daha sonra yeniden denetim altına alındı. Pu-chen ise 666 veya 667 yılında öldü.
 
671 yılında Fu-yen askerî valisi olan A-shih-na Tou-chih, çevresindeki toplulukları toplamaya başladı. 677 yılında kendisini On Ok Kağanı ilan ederek Tibet’le ilişki kurdu. Çin yönetimi başlangıçta üzerine ordu göndermeyi düşündüyse de daha sonra başka bir yöntem benimsedi. Tou-chih, düzenlenen bir toplantı sırasında baskına uğrayarak yakalandı ve yanındaki boy reisleriyle birlikte tutuklandı. Onun kumandanlarından Li-che-fu da 679 yılında teslim alındı.

12.27, 17 Temmuz 2026 tarihindeki hâli

Göktürk Kağanlığı’nın Yıkılışı ve Çin Hâkimiyetinin Başlaması

Doğu Göktürk Devleti, İl Kağan döneminde iç karışıklıklar, boy isyanları ve 627 yılında ortaya çıkan kıtlık nedeniyle hızla zayıfladı. T’u-li Kağan’ın ağır vergi uygulamaları, Töles ve Moğol kökenli boyların merkezî yönetime karşı ayaklanmasına yol açtı. Sir Tarduşların güç kazanması ve bazı boyların Tang Hanedanı ile ilişki kurması, devletin siyasi bütünlüğünü daha da sarstı. Tang İmparatoru T’ai-tsung, Göktürk ülkesindeki bu durumdan yararlanarak Li Ching ve Li Chi kumandasındaki orduları kuzeye gönderdi. 630 yılında ağır bir yenilgiye uğrayan İl Kağan, önce Demir Dağı’na çekildi, ardından Tang yönetimine bağlanacağını bildirdi. Buna rağmen Çin kuvvetlerinin ani saldırısı sonucunda Göktürk ordusu dağıldı; İl Kağan’ın oğlu esir düştü ve çok sayıda boy beyi teslim oldu.

Kaçmayı başaran İl Kağan daha sonra yakalanarak Ch’ang-an’a götürüldü. İdam edilmeyen İl Kağan, hayatının kalan kısmını Çin’de geçirdi ve 634 yılında öldü. Onun esir düşmesiyle Doğu Göktürk Devleti sona erdi ve Göktürklerin önemli bir bölümü Tang hâkimiyeti altına girdi. T'u-li Kağan (Shen-po-pi), Shih-pi Kağan'ın oğluydu ve İl Kağan'ın yeğeniydi. Henüz genç yaşta devletin doğu kanadının idaresiyle görevlendirilmiş, çok sayıda Moğol boyunun yönetimini üstlenmişti. Ancak uyguladığı ağır vergi politikası nedeniyle yönetimi altındaki boyların desteğini kaybetti. Başta Sir Tarduşlar olmak üzere birçok topluluk ayaklanırken, bazı Moğol boyları da Tang Hanedanı'nın hâkimiyetini kabul etti.

İl Kağan tarafından isyanları bastırmakla görevlendirilen T'u-li başarılı olamadı. Ağır bir yenilgiye uğramasının ardından cezalandırıldı ve bir süre hapsedildi. Serbest bırakıldıktan sonra amcasıyla ilişkileri tamamen bozuldu. Devlet içindeki mücadelelerin şiddetlenmesi üzerine 629 yılında Tang İmparatoru T'ai-tsung'a elçi göndererek Çin'e sığınmak istedi. Tang sarayında törenle karşılanan T'u-li Kağan'a askerî ve idarî unvanlar verildi. Beraberindeki Göktürk toplulukları Çin'in kuzeyindeki çeşitli bölgelere yerleştirilirken, kabile reisleri merkezden uzak bölgelere gönderildi. Tang yönetimi, T'u-li'yi yeniden kağan ilan etmeyerek Göktürklerin eski siyasi gücünü yeniden kazanmasını önlemeyi amaçladı. T'u-li Kağan, 631 yılında Çin topraklarında öldü ve yerine oğlu Ho-lo-hu getirildi.

Göktürklerin Dağılması

Doğu Göktürk Devleti'nin yıkılışı sırasında ülkede siyasi ve ekonomik düzen büyük ölçüde çökmüştü. 627 yılında yaşanan ağır kıtlık, Töles boylarının ayaklanmaları ve devlet yönetimindeki otorite kaybı halkın yaşamını olumsuz etkiledi. Ayrıca Soğd kökenli bazı devlet adamlarının geleneksel Göktürk idare anlayışında yaptıkları değişiklikler de merkezî yönetime duyulan güveni zayıflattı. 630 yılında İl Kağan'ın Tang kuvvetlerine esir düşmesiyle Göktürkler ortak bir siyasi otoriteden mahrum kaldı. Bunun ardından halk farklı bölgelere dağıldı. Bir kısmı Ötüken'de güç kazanan Sir Tarduşların hâkimiyetini kabul etti. Başka bir grup Tanrı Dağları'nın güneyindeki Hami, Kuça, Aksu, Karaşar ve Kaşgar gibi Türkistan şehirlerine yerleşerek bölgedeki Türk nüfusunun artmasına katkıda bulundu.Göktürklerin en büyük kitlesi ise Tang İmparatorluğu'na sığındı. Çin kaynaklarına göre yaklaşık yüz bin kişiden oluşan bu topluluğun Çin sınırlarına yerleşmesi, Tang yönetiminde önemli güvenlik tartışmalarına yol açtı. Göktürklerin nasıl idare edileceği ve gelecekte yeniden güçlenmelerinin nasıl önleneceği, Çin sarayının öncelikli meselelerinden biri hâline geldi.

Çin’e Sığınan Göktürklerin Yerleştirilmesi

Doğu Göktürk Devleti’nin yıkılmasının ardından yüz bini aşkın Göktürk, Çin’in kuzey sınırlarına geldi. Göçebe hayat tarzına sahip bu toplulukların nereye yerleştirileceği ve nasıl idare edileceği, Tang sarayında ciddi tartışmalara yol açtı. Çinli devlet adamları, Göktürklerin yeniden birleşerek siyasi ve askerî bir güç hâline gelmesinden endişe ediyordu.

Sarayda ileri sürülen görüşlerden biri, Göktürklerin Sarı Irmak’ın güneyine dağıtılarak Çin şehir ve kasabalarına yerleştirilmesiydi. Bu görüşü savunanlar, Göktürklerin dokumacılık ve tarımla uğraşmalarını sağlayarak zamanla yerleşik hayata geçmelerini ve Çin kültürü içinde erimelerini amaçlıyordu. Böylece hem Çin’in nüfusu artacak hem de Göktürklerin eski yurdu olan Gobi Çölü’nün kuzeyi boş bırakılarak yeni saldırıların önüne geçilecekti.

Yen Shih-ku ise Göktürk ve Töles boylarının Sarı Irmak’ın kuzeyine yerleştirilmesini, her topluluğun başına ayrı bir yönetici tayin edilmesini önerdi. Bu düzenlemenin, Göktürklerin tek bir siyasi yapı altında birleşmesini engelleyeceğini düşünüyordu.

Li Pai-yao da Göktürklerin birbirinden bağımsız boylar hâlinde tutulmasını savundu. Ona göre boylar kendi reisleri tarafından yönetilmeli, ancak bu reisler yalnızca Tang imparatoruna bağlı olmalıydı. Göktürk hanedanına mensup A-shih-na ailesinin de sadece kendi boyu üzerinde yetki sahibi olması yeterli görülüyordu. Böylece Göktürk boyları arasında birlik kurulamayacak ve birbirlerine üstünlük sağlayamayacaklardı. Sınır güvenliğini sağlamak amacıyla Ting-hsiang’da bir askerî valilik kurulması da teklif edildi.

Tou Ching ise Göktürklerin Çin topraklarına yerleştirilmesini tehlikeli buluyordu. Çin’e teslim olmuş olsalar bile eski yurtlarını unutmayacaklarını ve güçlendikleri takdirde başkent Ch’ang-an için tehdit oluşturabileceklerini ileri sürdü. Bu nedenle Göktürk kağanlarına Çin prenslik unvanları verilmesini, Çinli prenseslerle evlendirilmelerini ve eski topraklarının boylar arasında paylaştırılmasını önerdi. Böylece Göktürklerin Tang İmparatorluğu’na bağlı küçük siyasi birlikler hâlinde yaşamaları sağlanacaktı.

Wen Yen-po ise daha farklı bir politika benimsedi. Göktürklerin gelenekleri bozulmadan, boy ve kabile yapıları korunarak Çin’in kuzey sınırlarına yerleştirilmelerini savundu. Bu toplulukların sınır bölgelerini Çin adına koruyabileceğini ve Tang yönetiminin askerî gücüne katkı sağlayabileceğini düşünüyordu. Ayrıca Göktürklerin Çin geleneklerini, tarımı ve dokumacılığı öğrenmeleri, cesur savaşçılarının ise saray muhafızı olarak görevlendirilmeleri gerektiğini belirtti.

Wei Cheng bu görüşe şiddetle karşı çıktı. Göktürklerin geçmişte Çin’e defalarca saldırdığını, güçlendikleri zaman yeniden isyan edeceklerini ve Çin nüfusu içinde hızla çoğalarak büyük bir tehdit oluşturacaklarını ileri sürdü. Bu nedenle onların Sarı Irmak’ın güneyine yerleştirilmemesini, mümkünse eski topraklarına gönderilmelerini istedi.

Tartışmaların sonunda İmparator T’ai-tsung, Wen Yen-po’nun görüşünü kabul etti. Böylece Çin’e gelen Göktürklerin kuzey sınırlarına yerleştirilmesine, boy düzenlerinin korunmasına ve Tang yönetimine bağlı askerî ve idarî topluluklar hâlinde teşkilatlandırılmasına karar verildi.

Esir Göktürklerin Yerleştirilmesi

Tang sarayında yapılan değerlendirmelerin ardından İmparator T’ai-tsung, Wen Yen-po’nun önerisini kabul ederek Çin’e sığınan Göktürklerin kuzey sınır bölgelerine yerleştirilmesine karar verdi. Kaynaklarda sayılarının yüz bini aştığı belirtilen Göktürkler, Sarı Irmak’ın kuzeyindeki çeşitli bölgelere dağıtıldı ve bu yerleşim alanları yeni askerî-idarî teşkilatlar hâline getirildi.

Göktürklerin eski yurtları da yeniden düzenlenerek Tang yönetimine bağlı askerî valiliklere ayrıldı. Böylece hem sınır güvenliğinin sağlanması hem de Göktürk boylarının yeniden tek bir siyasi otorite altında birleşmelerinin önlenmesi amaçlandı.

Çin başkentine gelen Göktürk boy beyleri ve ileri gelenleri çeşitli askerî ve idarî unvanlarla ödüllendirildi. Bir kısmı Tang sarayında resmî görevlere getirildi; aileleri de daha sonra başkent Ch'ang-an'a yerleşti. Kısa süre içinde şehirde yaşayan Göktürk ailelerinin sayısı önemli ölçüde arttı.

Chie-shih-shuai İsyanı ve Göktürklerin Sınır Dışına Çıkarılması

639 yılında, Çin'e sığınan Göktürk ileri gelenlerinden Chie-shih-shuai, Tang yönetimine karşı bir ayaklanma teşebbüsünde bulundu. T'u-li Kağan'ın kardeşi olan Chie-shih-shuai, 629 yılında Çin'e gelmiş ve diğer Göktürk beyleri gibi Tang sarayında askerî unvanlarla görevlendirilmişti. Ancak zamanla Tang yönetiminden hoşnutsuzluk duyarak Çin'de yaşayan bazı Göktürk beyleriyle gizlice iş birliği yaptı.

Hazırlanan plana göre İmparator T'ai-tsung'un ele geçirilmesi ve yerine T'u-li Kağan'ın oğlu Ho-lo-hu'nun Göktürklerin başına geçirilmesi hedefleniyordu. Ancak girişim başarısız oldu. Saray muhafızları tarafından bastırılan ayaklanmada Chie-shih-shuai ve beraberindeki birçok kişi öldürüldü. Ho-lo-hu ise idam edilmeyerek Çin'in iç bölgelerine sürgün edildi.

İsyan kısa sürede bastırılmış olsa da Tang sarayında büyük endişe yarattı. Dokuz yıldır Çin'in kuzeyinde ve başkent Ch'ang-an çevresinde yaşayan Göktürklerin gelecekte yeniden ayaklanabilecekleri kanaati güçlendi. Bunun üzerine Tang yönetimi, Göktürkleri Çin içlerinden çıkararak kuzey sınır bölgelerine ve eski yurtlarına geri göndermeye yönelik yeni bir politika benimsedi. Bu karar, Fetret Devri boyunca Tang-Göktürk ilişkilerinde önemli bir dönüm noktası oldu.

Ssu-mo’nun Kağan İlan Edilmesi

Chie-shih-shuai’ın 639’daki ayaklanma girişimi, Tang yönetiminin Çin’de yaşayan Göktürkleri yeniden kuzeye gönderme kararını hızlandırdı. Bu topluluğun başına, Göktürk hanedanına mensup ve uzun süredir Çin’le yakın ilişkiler kurmuş olan Ssu-mo getirildi.

Ch’i-min Kağan’ın torunu olan Ssu-mo, genç yaşta zekâsı ve ileri görüşlülüğüyle tanınmıştı. Bir dönem Göktürk boyları tarafından kağan seçilmiş, ancak Ch’i-min Kağan’ın ülkesine dönmesi üzerine yerini ona bırakmıştı. Daha sonra tegin unvanını taşıyan Ssu-mo, Shih-pi ve Ch’u-lo kağanlar zamanında hanedan mensubu olduğu konusunda duyulan kuşkular nedeniyle şadlığa yükseltilmedi. Bu dönemde Tang Hanedanı ile ilişki kurarak Çin sarayına birçok kez elçi gönderdi.

Göktürk Kağanlığı’nın 630’da yıkılmasının ardından Çin’e gelen Ssu-mo’ya askerî ve idarî görevler verildi. Tang yönetimi, 639 yılında onu İ-mi-ni-shu-sse-li-pi Kağan unvanıyla Çin’deki Göktürklerin hükümdarı ilan etti. Ayrıca kendisine Tang hanedanının Li soyadı verilerek Çin imparatoruna bağlılığı güçlendirilmeye çalışıldı.

Ssu-mo başlangıçta, Ötüken çevresinde hâkimiyet kuran Sir Tarduşlardan çekindiği için kuzeye gitmek istemedi. Tang İmparatoru T’ai-tsung, Sir Tarduşlara gönderdiği elçi aracılığıyla Gobi Çölü’nün kuzeyinin onların, güneyinin ise Ssu-mo yönetimindeki Göktürklerin hâkimiyetinde kalacağını bildirdi. İki tarafın birbirine saldırması hâlinde Tang ordusunun müdahale edeceği de açıklandı.

Ssu-mo’nun yönetimini desteklemek amacıyla A-shih-na Chung sol bilge prens, A-shih-na Ni-shu ise sağ bilge prens olarak görevlendirildi. Göktürk halkı ve onlarla birlikte yaşayan Soğd topluluklarının eski yerleşim alanlarına dönmeleri kararlaştırıldı.

641 yılında yüz binden fazla kişi, kırk bini aşkın asker ve büyük hayvan sürülerinden oluşan Göktürk topluluğu Ssu-mo’nun idaresinde Sarı Irmak’ı geçerek kuzeye yerleşti. Yönetim merkezi Ting-hsiang Kalesi oldu. Ssu-mo, Tang sarayına bağlılığını bildirerek Çin’in kuzey sınırlarını koruyacağını, Sir Tarduş saldırısı karşısında ise Çin Seddi’ne sığınmak istediğini belirtti.

Ancak kurulan yönetim uzun ömürlü olmadı. Ssu-mo, kendisine bağlı topluluklar üzerinde tam bir hâkimiyet kuramadı ve yönetimi sırasında çeşitli isyanlarla karşılaştı. Aynı yıl Sir Tarduş kuvvetleri tarafından ağır bir yenilgiye uğratıldı. Ssu-mo önce Shuo-chou’ya, ardından 643 yılında yeniden Çin’e sığınmak zorunda kaldı.

Tang sarayında kendisine yeni askerî unvanlar verilen Ssu-mo, daha sonra Çin ordusunda görev aldı. Liao-tung seferi sırasında yaralandı ve bir süre sonra hayatını kaybetti. Böylece Tang yönetiminin Göktürkleri Ssu-mo idaresinde kuzeyde, kendisine bağlı bir siyasi yapı hâlinde tutma girişimi başarısızlıkla sonuçlandı.

Sir Tarduşların Yükselişi ve Siyasi Gücü

Sir Tarduşlar, Töles boyları arasında VI. yüzyılın sonlarından VII. yüzyılın ortalarına kadar en güçlü topluluklardan biri hâline geldi. Çin kaynaklarına göre bu topluluk, Sir ve Tarduş boylarının birleşmesiyle ortaya çıktı. Sirlerin Tarduşları yenerek onların halkını kendi bünyelerine katmasından sonra iki ad birlikte kullanılmaya başlandı. Gelenek ve yaşayış bakımından Göktürklerle benzer özellikler taşıyorlardı.

552’den önce Bumin Kağan’ın hâkimiyet altına aldığı Töles toplulukları arasında Sir Tarduşların da bulunduğu kabul edilmektedir. Batı Göktürk ülkesinde yaşanan siyasi karışıklıklar sırasında Töles boyları zaman zaman merkezî yönetime karşı ayaklandı. Ch’u-lo Kağan’ın ağır vergiler uygulaması ve bazı boy beylerini öldürtmesi üzerine bu topluluklar Ch’i-pi ve Sir Tarduşlar çevresinde toplanmaya başladı. Sir Tarduşlar, reisleri İ-shih-po’ya Ye-shih Kağan unvanını verdiler. Daha sonra güçlenen Batı Göktürk hükümdarlarına bağlandılar.

İ-nan’ın Ötüken’de Hâkimiyet Kurması

Batı Göktürk ülkesinde 628 yılında başlayan karışıklık üzerine İ-shih-po’nun torunu İ-nan, yetmiş bin çadırlık topluluğuyla doğuya yönelerek İl Kağan’a bağlandı. Doğu Göktürk Devleti’nin de kısa süre içinde karışıklığa sürüklenmesi üzerine İl Kağan’a karşı ayaklandı ve üzerine gönderilen kuvvetleri mağlup etti. Bu başarının ardından birçok boy Sir Tarduşlara katıldı ve Ötüken bölgesi İ-nan’ın denetimine geçti.

Tang İmparatoru T’ai-tsung, Doğu Göktürk Devleti’ni zayıflatmak amacıyla İ-nan’la ilişki kurdu. Kendisine davul ve sancak gönderilerek Chen-chu Bilge Kağan unvanı verildi. İ-nan da bu unvanı kabul ederek Tang sarayına elçi ve hediyeler gönderdi.

Doğu Göktürk Devleti’nin 630’da ortadan kalkmasının ardından Sir Tarduşlar merkezlerini Tola Irmağı’nın güneyine taşıdı. Hâkimiyet alanları Baykal Gölü’nden doğudaki Shih-wei topluluklarına, batıda ise Tanrı Dağları’nın kuzeyine kadar genişledi. Böylece Gobi Çölü’nün güneyi dışında eski Doğu Göktürk ülkesinin büyük bölümü Sir Tarduşların denetimine girdi. Kaynaklarda ordularındaki yetişmiş asker sayısının iki yüz bine ulaştığı belirtilmektedir.

İ-nan, devletin kuzey ve güney kanatlarını oğulları Tardu ile T’u-li-shih’in idaresine verdi; kendisi ise merkezde kaldı. Sir Tarduşlar bu dönemde Tang sarayıyla düzenli elçilik ilişkileri kurdular. Ancak onların giderek güçlenmesi, Tang yönetiminde endişe uyandırdı. İmparator T’ai-tsung, Sir Tarduşların siyasi bütünlüğünü zayıflatmak amacıyla İ-nan’ın iki oğlunu da ayrı hükümdarlar gibi tanımaya çalıştı.

Ssu-mo Yönetimindeki Göktürklere Saldırı

Sir Tarduşlar, Çin’den geri gönderilen Göktürklerin yeniden güçlenmesinden kaygı duyuyordu. Göktürk boylarının Ssu-mo’nun çevresinde toplanması hâlinde kendilerine bağlı toplulukların ayrılabileceğini düşünüyorlardı.

641 yılında T’ai-tsung’un doğudaki kutsal dağa gitmesini fırsat bilen İ-nan, oğlu Tardu Şad’ı iki yüz bin askerle Gobi Çölü’nün güneyine gönderdi. Tardu Şad, Ssu-mo’nun kuvvetlerine saldırınca Ssu-mo geri çekilerek Shuo-chou’ya sığındı. Tang yönetimi bunun üzerine bölgeye çok sayıda birlik sevk etti.

Sir Tarduş kuvvetleri başlangıçta Tang ordusundaki Göktürk askerlerini geri püskürttü. Ancak Çinli kuvvetlerin karşı saldırısı sonucunda dağıldılar ve kuzeye çekilmek zorunda kaldılar. Sert kış şartları da Sir Tarduşların kayıplarını artırdı. Bu gelişmelerin ardından Sir Tarduşlar Tang sarayına elçi göndererek barış istediler.

Tang Hanedanı ile Evlilik Görüşmeleri

Sir Tarduşlar, Tang Hanedanı ile ilişkilerini güçlendirmek amacıyla Çinli bir prensesle evlilik talebinde bulundu. İlk teklif İmparator T’ai-tsung tarafından reddedildi. Ancak sonraki görüşmelerde çok sayıda at, deve, sığır ve koyun sunulması üzerine evlilik ittifakı yeniden değerlendirildi.

Tang sarayında yapılan görüşmelerde, Sir Tarduşların tamamen ortadan kaldırılmasının Göktürk ülkesini denetlemeye yönelik Çin politikasını bozabileceği düşünüldü. Bu nedenle bir süre için onlarla iyi ilişkiler kurulması tercih edildi. Bununla birlikte Sir Tarduşların vaat edilen hayvanları gönderememesi ve Tang sarayına düzenli vergi sunmaması üzerine evlilikten vazgeçildi.

Evliliğin gerçekleşmemesinden sonra ilişkiler yeniden bozuldu. Sir Tarduşlar Çin sınırlarına saldırılar düzenlediler. Buna rağmen İ-nan, Tang’ın Kore seferine askerî yardım teklif ederek ilişkileri düzeltmeye çalıştı. Korelilerin ittifak teklifini ise kabul etmedi. İ-nan 645 yılında hastalanarak öldü.

Sir Tarduşlarda İç Mücadele

İ-nan’ın ölümünün ardından Sir Tarduş ülkesi iki kısma ayrıldı. Oğullarından Ye-mang doğu kanadını, akrabası Po-chuo ise batı kanadını yönetmeye başladı. Ancak Po-chuo, Ye-mang’ı öldürerek bütün ülkenin hâkimi oldu ve yeni bir kağanlık unvanı aldı.

Po-chuo, Tang ordularının kuzeydoğuda savaşmasını fırsat bilerek Çin sınırlarına saldırdı. Tang yönetiminin geniş çaplı askerî hazırlık yapması üzerine geri çekilmek zorunda kaldı. Ülke içinde ise sert ve baskıcı bir yönetim kurdu. Babası döneminin önde gelen devlet adamlarını öldürtmesi, kendisine karşı büyük bir hoşnutsuzluk doğurdu.

İç çatışmaların artmasıyla boylar Po-chuo’yu terk etmeye başladı. Yanında az sayıda süvari kalan hükümdar, sığınacak bir yer ararken Uygurlar tarafından öldürüldü. Ailesi de ortadan kaldırıldı. Sir Tarduşlara bağlı elli ila altmış bin kişilik bir topluluk Doğu Türkistan’daki şehir devletlerine sığındı.

Sir Tarduşların Dağılması

Po-chuo’nun ölümünden sonra geride kalan Sir Tarduşlar, Tuo-mo-chih’i hükümdar seçtiler. Tuo-mo-chih, Tang sarayına elçi göndererek Ötüken’e yerleşmek istediklerini bildirdi. Çin yönetimi başlangıçta onların yeniden teşkilatlanmasına izin verdi.

Ancak Ch’i-pi ve Uygurlar başta olmak üzere bazı Töles boylarının yeniden Sir Tarduşlara bağlanması Tang sarayını endişelendirdi. Bunun üzerine bölgeye gönderilen Çin ordusu Sir Tarduş kuvvetlerine saldırdı. Çarpışmalarda binlerce kişi öldürüldü, on binlerce kişi esir alındı. Tuo-mo-chih ise teslim olarak Çin başkentine götürüldü ve kendisine Tang ordusunda görev verildi.

Sir Tarduşların ortadan kalkmasının ardından Ch’i-pi, Uygur ve diğer Töles boyları Tang İmparatorluğu’na bağlılıklarını bildirdiler. Sir Tarduşlardan geriye kalan bazı topluluklar da Çin topraklarına götürülerek çeşitli bölgelere yerleştirildi. Böylece 647 yılına gelindiğinde Sir Tarduşların Ötüken merkezli siyasi hâkimiyeti sona erdi.

Ch’e-pi Kağan’ın Bağımsızlık Girişimi

Göktürklerin A-shih-na hanedanına mensup olan Ch’e-pi, 638 yılından itibaren Altay Dağları çevresinde hâkimiyet kurmaya başladı. Asıl adı Hu-po olan Ch’e-pi’nin ataları, Göktürk Kağanlığı döneminde küçük kağan unvanıyla görev yapmıştı. Yönetim merkezi Altay Dağları’nın kuzeyinde bulunuyordu.

İl Kağan’ın 630 yılında Çinlilere esir düşmesinin ardından başsız kalan Göktürklerin bir bölümü Ch’e-pi’yi hükümdar seçmek istedi. Ancak bu sırada Sir Tarduşların hızla güçlenmesi nedeniyle Ch’e-pi büyük kağan unvanını almaya cesaret edemedi ve halkıyla birlikte onların hâkimiyetini kabul etti.

Zekâsı ve yönetim kabiliyeti sayesinde birçok kişinin Ch’e-pi’nin çevresinde toplanması Sir Tarduşları endişelendirdi. Onu ortadan kaldırmaya karar vermeleri üzerine Ch’e-pi, kendisine bağlı topluluklarla birlikte kaçarak Altay Dağları’nın kuzeyindeki eski yurduna sığındı. Üç tarafı sarp kayalıklarla çevrili olan bu bölge savunmaya elverişliydi. Sir Tarduş süvarileri onu takip etseler de yakalayamadılar.

Ch’e-pi burada gücünü artırarak otuz bin kişilik bir ordu meydana getirdi ve kendisini İ-chu Ch’e-pi Kağan ilan etti. Batıdaki Karluklar ile kuzeyde Yenisey çevresinde yaşayan Kırgızlar ona bağlandı. Ch’e-pi, zaman zaman Sir Tarduş topraklarına akınlar düzenleyerek onların hayvan sürülerini ele geçirdi. Sir Tarduşların Çin’le mücadele hâlinde bulunması, onun bağımsız hareket etmesini kolaylaştırdı.

Sir Tarduşların zayıflamasının ardından Ch’e-pi, Doğu Göktürk ülkesinde kendisine karşı koyabilecek önemli bir güç kalmadığını düşünerek Tang Hanedanı ile ilişki kurmaya çalıştı. Oğlu Işbara Tegin’i Çin başkentine göndererek hediyeler sundu ve İmparator T’ai-tsung’un huzuruna çıkmak istediğini bildirdi.

Tang sarayı, Ch’e-pi’yi Çin’e getirmek üzere iki general gönderdi. Ancak Ch’e-pi daha sonra bu kararından vazgeçti. Çinli görevlilerden Han Hua’nın Karlukları kendisine karşı kışkırtmaya çalıştığını öğrenince oğlunu onun üzerine göndererek Han Hua’yı öldürttü. Diğer Çinli general de ortadan kaldırıldı.

Bu gelişme üzerine İmparator T’ai-tsung, General Kao K’an’ı Ch’e-pi’ye karşı sefere gönderdi. Uygur ve P’u-ku kuvvetlerinin de katıldığı Tang ordusuna bazı Karluk ve diğer Türk boylarının reisleri destek verdi. Böylece Ch’e-pi, bağlı toplulukların büyük bölümünü kaybederek yalnız kaldı.

650 yılında Tang kuvvetleri A-hsi Dağı’na ulaştı. Ch’e-pi halkını savaşa çağırdıysa da ona destek veren olmadı. Bunun üzerine karısı ve birkaç yüz süvariyle Altay Dağları’na kaçtı. Takip edilerek yakalandı ve Çin başkenti Ch’ang-an’a götürüldü. Halkının geri kalan kısmı da teslim oldu.

Tahta yeni çıkan İmparator Kao-tsung, Ch’e-pi’yi öldürmedi. Kendisine sol muhafızlar generalliği unvanı verilerek Ch’ang-an’da yaşamaya mecbur edildi. Ona bağlı Göktürkler ise Ötüken çevresine yerleştirildi ve idareleri için Lang-shan askerî valiliği kuruldu. Böylece Ch’e-pi’nin Altay merkezli bağımsız Göktürk yönetimi kurma girişimi sona erdi.

Diğer Türk Boylarının Tang Hanedanı ile İlişkileri

Sir Tarduşların 647 yılında siyasi hâkimiyetini kaybetmesiyle birlikte Ötüken ve çevresindeki Türk boyları yeniden bağımsız hareket etmeye başladı. Bu dönemde Bugut, Tongra, Bayırku, Ediz, Karluk, Uygur, Kırgız ve diğer Töles boylarının büyük bölümü Tang Hanedanı ile siyasi ilişki kurarak elçiler gönderdi ve bağlılıklarını bildirdi. Tang yönetimi de boy reislerine çeşitli Çin unvanları vererek yaşadıkları bölgelerde askerî valilikler oluşturdu.

Bununla birlikte, Tang Hanedanı'nın bozkırdaki hâkimiyeti doğrudan bir idare niteliği taşımıyordu. Boylar kendi reisleri tarafından yönetilmeye devam ediyor, Çin ise onları unvanlar ve idarî düzenlemeler yoluyla denetim altında tutmaya çalışıyordu. Bu nedenle birçok topluluk zaman zaman Tang yönetimine karşı ayaklandı veya yeniden bağımsız hareket etmeye başladı.

Bu süreçte özellikle Uygurlar ve Karluklar bozkır siyasetinde giderek daha etkili hâle geldiler. Uygurlar, Sir Tarduşların dağılmasının ardından Ötüken çevresinde güç kazanırken, Karluklar Altaylar ile Tanrı Dağları arasındaki bölgede nüfuzlarını artırdılar. Kırgızlar da Tang Hanedanı ile diplomatik ilişkiler kurarak bölgesel güçlerden biri olmayı sürdürdü.

VII. yüzyılın ikinci yarısında Türk boylarının önemli bir kısmı görünüşte Tang Hanedanı'na bağlı olmakla birlikte, Çin'in bozkır üzerindeki hâkimiyeti kalıcı bir siyasi birlik oluşturamadı. Boylar arasındaki rekabet ve bağımsızlık eğilimleri devam etti. Bu siyasi ortam, 682 yılında İlteriş Kutlug Kağan'ın önderliğinde II. Göktürk Kağanlığı'nın yeniden kurulmasına zemin hazırladı.

Doğu Göktürk Ülkesinde Çin Denetimi

Ch’e-pi Kağan’ın 650 yılında yenilgiye uğratılmasıyla Doğu Göktürk ülkesinde Çin hâkimiyetine karşı koyabilecek büyük bir siyasi güç kalmadı. Doğu Göktürk Kağanlığı 630’da yıkılmış olmakla birlikte, Çin’in denetimi başlangıçta daha çok Çin Seddi’nin kuzeyindeki bölgelerle sınırlıydı. Ötüken ve çevresinde Sir Tarduşlar, 647 yılına kadar kendi siyasi güçlerini korumuş ve Çin’in kuzeye doğru ilerlemesini engellemişti.

Sir Tarduşların ortadan kalkmasının ardından Ch’e-pi Kağan bir süre Altaylar çevresinde güç kazandı. Ancak Tang yönetimi Uygur, Karluk ve diğer Türk boylarıyla iş birliği yaparak onu etkisiz hâle getirdi. Çin ordularının Altay Dağları’na kadar ulaşması, bölgenin siyasi ve coğrafi yapısının Tang yönetimi tarafından daha yakından tanınmasını sağladı. Bunun ardından Doğu Göktürk ülkesinin idaresi için yeni bir düzen kuruldu.

Çin İdari Teşkilatının Kurulması

Çin sınırları içine daha önce yerleştirilmiş olan Göktürk toplulukları toprağa bağlanmış ve tarımla uğraşmaya başlamıştı. Bunların kuzeyindeki geniş bölge ise iki büyük askerî valiliğe ayrıldı. Güneyde Yün-chung, kuzeyde Yen-jan adlı genel askerî valilikler kuruldu. Bu teşkilatların altında çeşitli askerî valilikler, garnizonlar ve eyaletler bulunuyordu.

Tang yönetimi, bu bölgelerin başına çoğunlukla Türk boy reislerini getirdi. Reisler Çin unvanları taşıyor ve kendi topluluklarını Tang adına yönetiyordu. Böylece Çin, bozkırı doğrudan Çinli yöneticilerle idare etmek yerine yerel beyleri kendi idarî sistemi içine almaya çalıştı.

664 yılında teşkilat yeniden düzenlendi. Yen-jan genel askerî valiliğinin adı Han-hai, Yün-chung’un adı ise Ch’an-yü olarak değiştirildi. Gobi Çölü iki idarî bölge arasında sınır kabul edildi. Çölün güneyi Ch’an-yü, kuzeyi Han-hai yönetimine bağlandı.

Bu idarî düzenin kurulmasından sonra kuzeyden Çin topraklarına yapılan akınlar uzun bir süre kesildi. Doğu Göktürk ülkesindeki Çin denetimi, II. Göktürk Kağanlığı’nın kuruluşuna kadar bu askerî valilikler ve Tang hizmetine giren Türk beyleri aracılığıyla sürdürüldü.

Tang Hizmetine Giren Türk Beyleri

Doğu Göktürk Kağanlığı’nın yıkılmasından sonra çok sayıda Göktürk hanedan mensubu ve boy reisi Tang Hanedanı’nın hizmetine girdi. Bunlara Çin ordusunda görevler, soyluluk unvanları ve askerî valilikler verildi. Bazıları Çin prensesleriyle evlendirildi ve Tang ordularının Orta Asya, Kore ve çevre bölgelere düzenlediği seferlerde görev aldı.

A-shih-na She-er, A-shih-na Su-ni-shih, A-shih-na Chung, Chih-shih-ssu-li ve Ch’i-pi Ho-li bu dönemde Tang hizmetinde öne çıkan Türk beyleri arasındaydı. Bu kişilerden bazıları Göktürk ve Töles kuvvetlerini yönetmiş, bazıları ise Batı Göktürkleri, Sir Tarduşlar, Koreliler ve diğer topluluklara karşı yürütülen seferlere katılmıştı.

Tang yönetiminin Türk beylerini kendi askerî ve idarî teşkilatına dâhil etmesi, Göktürk hanedanı ile boy ileri gelenlerinin bir bölümünü Çin’e bağladı. Bununla birlikte Göktürk topluluklarının tamamı bu düzeni benimsemedi ve bağımsızlık eğilimleri ortadan kalkmadı.

Çin Hâkimiyetine Karşı Bağımsızlık Hareketleri

Ch’e-pi Kağan’ın bağımsızlık girişiminin başarısızlığa uğramasından sonra Doğu Göktürk ülkesindeki Türk boyları, Tang yönetiminin kurduğu askerî valilikler aracılığıyla denetim altına alındı. Yaklaşık yirmi dokuz yıl boyunca küçük çaplı hareketler dışında büyük bir ayaklanma meydana gelmedi. Bununla birlikte Türk boyları arasındaki bağımsızlık düşüncesi ortadan kalkmamıştı.

Bağımsızlık hareketlerinin merkezi, Göktürk hanedanına mensup kişilerin yaşadığı Gobi Çölü’nün güneyindeki Ch’an-yü Genel Askerî Valiliği oldu. Buradaki Türk boylarının reisleri Çin idaresinden hoşnut değildi ve kendi aralarından bir hükümdar çıkarmak istiyordu.

Ni-shu-fu’nun Kağan İlan Edilmesi

İlk büyük ayaklanma 679 yılının kışında başladı. Ch’an-yü Genel Askerî Valiliği içinde görev yapan A-shih-te Wen-fu ile A-shih-te Feng-chih, kendilerine bağlı boylarla birlikte harekete geçti. İsyancılar, Göktürk hanedanından A-shih-na Ni-shu-fu’yu kağan ilan etti.

Ayaklanma kısa sürede geniş bir alana yayıldı. Genel askerî valiliğe bağlı yirmi dört bölgenin reisleri harekete katıldı ve isyancıların sayısı yüz bine ulaştı. Türk boyları, bulundukları bölgelerde Çin yönetimine karşı mücadeleye başladı.

Tang İmparatoru Kao-tsung, ayaklanmayı bastırmak üzere Hsiao Ssu-ye’yi başkumandan tayin etti. Hua Ta-chih ve Li Ching-chia kumandasındaki birlikler de ona destek vermekle görevlendirildi. Ancak Çin ordusu yeterli hazırlık yapmadan kuzeye ilerledi. Şiddetli soğuğa alışık olmayan askerler zor durumda kaldı. Türk kuvvetleri bu durumdan yararlanarak ani bir saldırı düzenledi ve Çin ordusunu ağır bir yenilgiye uğrattı.

Çarpışmada on binden fazla Çin askeri öldürüldü. Başkumandan Hsiao Ssu-ye savaş alanından kaçarken diğer iki general güçlükle Çin denetimindeki bölgelere ulaşabildi. Yenilginin ardından Hsiao Ssu-ye sürgüne gönderildi; Hua Ta-chih ile Li Ching-chia ise görevlerinden alındı.

Ayaklanmanın Genişlemesi

Göktürk kuvvetleri karşı saldırıya geçerek Ting-chou’ya kadar ilerledi. Şehrin valisi Li Yüan-kui, savunma gücünün yetersiz olduğunu anlayınca şehir kapılarını açtırdı ve bayrakları gizletti. Şehirde bir tuzak bulunduğundan kuşkulanan Göktürkler içeri girmeden geri çekildi.

Ayaklanmanın doğuya doğru yayılması üzerine Çin yönetimi yeni askerî önlemler aldı. Göktürkler, daha önce kendilerine bağlı olan Kıtan ve Hsi topluluklarını da mücadeleye katılmaya ikna etti. Ancak bu toplulukların hareketleri Çinli kumandanlar tarafından bastırıldı.

Tang yönetimi daha sonra P’ei Hsing-chien’i büyük bir ordunun başına getirdi. Toplam mevcudu üç yüz bine ulaşan Çin ordusu, Göktürk kuvvetlerine karşı ilerledi. P’ei Hsing-chien, Hei-shan çevresinde Göktürkleri yenilgiye uğrattı ve A-shih-te Feng-chih’yı esir aldı.

Bu yenilgiden sonra isyancılar arasında karışıklık çıktı. A-shih-na Ni-shu-fu kendi adamları tarafından öldürüldü ve başı Çin’e gönderildi. İsyancıların bir kısmı Altay Dağları’nın doğusundaki bölgelere çekilirken Yün-chou’yu kuşatan başka bir Göktürk birliği de Çin kuvvetleri tarafından yenildi.

Fu-nien Önderliğindeki İkinci Hareket

681 yılında A-shih-te Wen-fu ve ona bağlı topluluklar yeniden bir kağan arayışına girdi. Bu kez Göktürk hanedanından A-shih-na Fu-nien kağan ilan edildi. Göktürk kuvvetleri Yüan ve Ch’ing bölgelerine saldırarak Çin hâkimiyetine karşı mücadeleyi yeniden başlattı.

Tang yönetimi P’ei Hsing-chien’i tekrar başkumandanlığa getirdi. Ts’ao Huai-sun ile Li Wen-chien de ona yardımcı olarak görevlendirildi. Çin casusları Fu-nien ile Wen-fu’nun Karakum’un kuzeyinde kıtlık içinde bulunduğunu ve yanlarında az sayıda asker olduğunu bildirdi.

Bu haber üzerine Ts’ao Huai-sun, hafif süvarilerle harekete geçti. Ancak Fu-nien’in kuvvetlerine ulaşamadı ve Göktürklere katılmak üzere ilerleyen Sir Tarduş kalıntılarını teslim aldı. Çin Seddi’ne doğru geri çekilirken A-shih-te Wen-fu ile karşılaştıysa da yapılan savaş sonuçsuz kaldı.

Ts’ao Huai-sun daha sonra Heng-shui Nehri çevresinde Fu-nien’in ordusuyla karşılaştı. Fu-nien, ertesi gün düzenlediği saldırıda dört Çin birliğini birden bozguna uğrattı. Çok sayıda Çin askeri öldürüldü ve kumandanlar savaş alanından kaçtı. Ts’ao Huai-sun, kalan askerlerini topladıktan sonra Fu-nien’e altın ve ipekli kumaşlar göndererek onunla geçici bir anlaşma yaptı.

Fu-nien ile Wen-fu’nun Ayrılması

P’ei Hsing-chien, Yen-men Geçidi’ni tutarak Fu-nien ile Wen-fu arasındaki bağlantıyı kesti. Ardından iki Göktürk liderinin arasını açmaya çalıştı. Wen-fu’nun ani saldırısı sonucunda yenilen Fu-nien, ordusunu bırakarak Yün-chung’a çekildi.

Fu-nien daha sonra hafif süvarilerden oluşan bir kuvvetle Çin ordusuna ani bir saldırı düzenlemeyi planladı. Ancak bu sırada Çin birlikleri onun karargâhını ele geçirerek ailesini ve erzaklarını aldı. Geri döndüğünde karargâhını kaybettiğini gören Fu-nien’in askerlerinin büyük kısmı da hastalanmıştı.

Kuzeye çekilerek Hsi-sha’ya yerleşen Fu-nien, burada da Çin kuvvetlerinin baskısıyla karşılaştı. Durumunun ağırlaşması üzerine P’ei Hsing-chien’e teslim olmak istediğini bildirdi. Daha sonra A-shih-te Wen-fu’yu da yanına alarak Çin kumandanına teslim oldu.

P’ei Hsing-chien, teslim olması hâlinde Fu-nien’in öldürülmeyeceğine söz vermişti. Buna rağmen Fu-nien, Wen-fu ve önde gelen elli dört Göktürk beyi Ch’ang-an’a götürüldükten sonra şehrin doğu pazarında idam edildi. Böylece 679’da başlayan ve 681 yılına kadar süren bağımsızlık hareketleri bastırıldı.

Batı Göktürk Ülkesinin Parçalanması ve Çin Nüfuzunun Artması

T’ung Yabgu Kağan’ın amcası Bagatur tarafından öldürülmesinden sonra Batı Göktürk Kağanlığı büyük bir siyasi karışıklığa sürüklendi. Bagatur, Ch’u-li-sse-pi Kağan unvanını alarak kendisini büyük kağan ilan etti ve ülkeyi küçük kağanlıklar aracılığıyla yönetmeye çalıştı. Ancak boylar ve devlet ileri gelenleri onun hâkimiyetini kabul etmedi.

Nu-shih-pi boyu Ni-shu Baga Şad’ı kağan seçmek istediyse de Ni-shu bu unvanı kabul etmedi. Bu sırada T’ung Yabgu’nun oğlu Hsi-li Tegin, Maveraünnehir’de Bagatur’a karşı ayaklandı ve onu mağlup etti. Ni-shu’nun daveti üzerine Batı Göktürk tahtına geçen Hsi-li Tegin, İ-p’i-po-lo-lü Yabgu Kağan unvanını aldı.

Bagatur ile yeni kağan arasındaki mücadele bir süre devam etti. Her iki taraf da Tang Hanedanı’ndan destek sağlamak amacıyla Çin’e elçiler gönderdi ve bir Çin prensesiyle evlenme talebinde bulundu. Tang İmparatoru T’ai-tsung, Batı Göktürk ülkesindeki karışıklığın henüz sona ermediğini belirterek bu teklifleri kabul etmedi.

Bagatur’un idaresinden hoşnut olmayan Töles boyları, T’ung Yabgu’nun oğlu olması nedeniyle Hsi-li Tegin’in tarafına geçti. Askerleri dağılan Bagatur, uğradığı yenilginin ardından Altay Dağları’na çekildi ve burada Ni-shu tarafından öldürüldü. Böylece Hsi-li Tegin, Batı Göktürk ülkesinin tek hâkimi oldu.

Ancak Lü Yabgu Kağan adıyla da anılan Hsi-li Tegin’in yönetimi uzun süreli olmadı. Sir Tarduşlara karşı düzenlediği seferde yenildi. Devlet ileri gelenlerine karşı kuşkucu davranması ve bazı kişileri suçsuz yere öldürtmesi ülkedeki huzursuzluğu artırdı. Ni-shu da kendisine karşı hazırlanan planları fark ederek Karaşar’a sığındı.

Nu-shih-piler ve bazı devlet adamları Lü Yabgu Kağan’a karşı birleşti. Zor durumda kalan kağan, hafif süvarileriyle Maveraünnehir’e kaçtı. Boşalan tahta Karaşar’dan çağrılan Ni-shu geçti ve Tuo-lu ile Tardu unvanlarını aldı. Tang sarayıyla yakın ilişkiler kuran Ni-shu, 634 yılında öldü.

On Ok Teşkilatının Kurulması

Ni-shu’nun ardından kardeşi T’ung-e Şad, Işbara Hsi-li-shih Kağan unvanıyla tahta çıktı. Çin’le ilişkilerini geliştirmeye çalışan yeni kağan, 635 yılında Tang sarayına elçi ve atlar göndererek bir Çin prensesiyle evlenmek istedi. Elçileri iyi karşılanmakla birlikte evlilik talebi kabul edilmedi.

Işbara Hsi-li-shih Kağan, ülkesini on boya ayırdı ve her boyun reisine bir ok verdi. Bu düzenlemeden sonra boylar On Ok adıyla anılmaya başladı. On Ok topluluğu, beşer boydan oluşan iki kanada ayrıldı.

Doğu kanadını Sui-ye’nin doğusunda yaşayan beş Tuo-lu boyu oluşturuyordu. Bu boyların her biri bir çor tarafından yönetiliyordu. Batı kanadında ise Sui-ye’nin batısında yaşayan beş Nu-shih-pi boyu bulunuyordu ve her boyun başında bir erkin vardı.

Bu düzenlemeye rağmen kağanın otoritesi sağlamlaşmadı. T’ung Tudun’un saldırısına uğrayan Işbara Hsi-li-shih, kardeşi Börü Şad ile Karaşar’a sığındı. Yapılan toplantıda Yü-ku Şad kağan, Işbara Hsi-li-shih ise küçük kağan seçildi. Ancak alınan kararlar uygulanamadı; T’ung Tudun öldürüldü ve Yü-ku Şad mağlup edildi. Işbara Hsi-li-shih eski topraklarını geri aldıysa da önceki gücüne ulaşamadı.

Batı Göktürk Ülkesinin İkiye Ayrılması

Nu-shih-piler, Yü-ku Şad’ı Tuo-lu Kağan unvanıyla hükümdar tanıdı. Tuo-lu Kağan ile Işbara Hsi-li-shih arasında yapılan savaşlarda taraflardan hiçbiri üstünlük sağlayamadı. Bunun üzerine boylar İli Irmağı kıyısında toplanarak ülkeyi iki idari bölgeye ayırdı.

638 yılında yapılan bu düzenlemeye göre İli Irmağı’nın batısı Tuo-lu Kağan’ın, doğusu ise Işbara Hsi-li-shih’in hâkimiyetine bırakıldı. Tuo-lu Kağan merkezini Tsu-ho Dağı’nın batısında kurdu ve burası Kuzey Sarayı adıyla anılmaya başladı. Poma, Kırgız, Basmıl ve başka bazı boylar da ona bağlandı.

Tuo-lu Kağan, doğu kanadını ele geçirmek için Işbara Hsi-li-shih’e saldırdı. Yenilen Işbara, Fergana’ya kaçtı ve burada öldü. Devlet adamları önce onun oğlunu, ardından İ-p’i Işbara Kağan’ı tahta çıkardı. Tang İmparatoru T’ai-tsung, yeni kağana davul ve sancak göndererek hükümdarlığını tanıdı.

İ-p’i Işbara Kağan, merkezini Sui-ye Irmağı’nın kuzeyinde kurdu. İli Irmağı çevresinden Kuca, Karaşar, Toharistan, Taşkent ve Semerkant’a kadar uzanan bazı bölgeler onun hâkimiyetini tanıdı.

Tuo-lu Kağan’ın Üstünlük Mücadelesi

Tuo-lu Kağan, gücünü artırdıktan sonra İ-p’i Işbara Kağan’a karşı harekete geçti. İki taraf arasında yapılan savaşlarda kesin sonuç alınamadı. Her iki kağan da Tang Hanedanı’ndan destek istedi. Çin imparatoru taraflara savaşmamalarını bildirmesine rağmen mücadele devam etti.

Tuo-lu Kağan, Taşkent Tudunu aracılığıyla İ-p’i Işbara Kağan’ı öldürttü ve onun topraklarını ele geçirdi. Ancak Nu-shih-piler bu hâkimiyeti kabul etmedi. Tuo-lu daha sonra Toharistan’a ilerledi ve Hami çevresine akınlarda bulundu.

Tang yönetimi buna karşı Kuo Hsiao-k’o kumandasındaki birlikleri bölgeye gönderdi. Çin ordusu önce Wu-ku boyunu, ardından Ch’u-yüe ve Ch’u-mi topluluklarını mağlup etti. Tuo-lu Kağan, çevresindeki boylarla Tanrı Dağları’na çekilmek zorunda kaldı.

Tuo-lu Kağan, Çin elçilerini alıkoyduktan sonra Maveraünnehir’e sefer düzenledi. Maimargh bölgesine saldırarak halkı esir aldı ve mallarına el koydu. Bu hareketleri kendi kumandanları arasında da tepkiye yol açtı. Ni-shu Çor’un oğlu Hu-i-h-wu’nun saldırısı üzerine ülkesi yeniden karışıklığa sürüklendi.

Tuo-lu, önce Taşkent çevresine, ardından çeşitli kalelere sığındı. Dağılan kuvvetlerini yeniden toplamaya çalıştıysa da A-hsi-chi Kül Erkin’in baskını sonucunda tekrar yenildi.

Tang Hanedanının Müdahalesi

Tuo-lu’nun hâkimiyetinden hoşnut olmayan Nu-shih-piler, Tang sarayına elçi göndererek Göktürk hanedanından başka bir hükümdarın tahta çıkarılmasını istedi. Tang imparatorunun gönderdiği elçinin ardından devlet adamları, eski kağanlardan birinin oğlunu İ-p’i She-kui Kağan unvanıyla tahta çıkardı.

Yeni kağan, Tuo-lu’nun yanında bulunan Çinli görevlileri serbest bırakarak ülkelerine gönderdi. Ardından Nu-shih-pi kuvvetlerini Tuo-lu’nun bulunduğu kaleye sevk etti. Tuo-lu saldırıyı püskürtmeyi başardıysa da eski boyları onun hükümdarlığını yeniden kabul etmedi. Bunun üzerine Toharistan’a çekildi.

İ-p’i She-kui Kağan, Tang sarayına elçiler ve hediyeler göndererek bir Çin prensesiyle evlenmek istedi. Tang İmparatoru T’ai-tsung bu talebi kabul etmedi. Bunun yerine Kuca, Hoten, Kaşgar ve çevredeki bazı ülkelerin Batı Göktürk hâkimiyetinden ayrılarak Çin’e bağlanmasını istedi.

İ-p’i She-kui Kağan’ın hâkimiyeti uzun sürmedi. 649 yılının sonlarında Talas Irmağı çevresindeki boyları yöneten A-shih-na Ho-lu ayaklanarak Batı Göktürk ülkesindeki siyasi ve askerî gücü ele geçirdi.

Çin Hâkimiyetini Tanımayan Batı Göktürk Beylerinin Mücadeleleri

Batı Göktürk hanedanı, İstemi Yabgu’nun soyundan gelmekteydi. İstemi Yabgu, I. Göktürk Kağanlığı’nın kuruluşundan sonra ülkenin batı kesimlerini yönetmiş; oğlu Tardu ise 582 yılında doğudaki merkezden ayrılarak bağımsızlığını ilan etmişti.

Bu hanedanın mensuplarından A-shih-na Ho-lu, İstemi Yabgu’nun beşinci kuşaktan torunuydu. Babasının adı Ch’ie-yüe idi. Kağan olmadan önce Ye-pu-li Şad unvanını taşıyan Ho-lu, A-shih-na Pu-chen’ın Çin’e bağlanmasının ardından Tuo-lu Kağan tarafından yabguluğa getirildi. Talas Irmağı çevresinde bulunan Ho-lu; Ch’u-yüe, Ch’u-mi, Ku-su, Karluk ve Nu-shih-pi boylarını yönetiyordu.

Tuo-lu Kağan’ın Toharistan’a çekilmesinden sonra tahta çıkan İ-p’i She-kui Kağan, Ho-lu üzerinde baskı kurdu. Bu sırada Ho-lu’ya bağlı boyların büyük kısmı dağıldı; yanında yalnızca Chih-she-ti, Ch’u-mi-k’un ve Po-pi boyları kaldı. Bu topluluklar Ho-lu’ya kağanlık teklif etti. Durumu öğrenen İ-p’i She-kui Kağan ona karşı harekete geçince Ho-lu, Tang Hanedanı’nın desteğine yöneldi.

Ho-lu, 648 yılında kendisine bağlı topluluklarla Ting-chou’ya geldi ve Çin imparatorunun izniyle buraya yerleşti. Kendisine Sol Cesur Muhafızlar Generalliği ile Yao-ch’ih askerî valiliği unvanları verildi. Mo-ho Kalesi’nde ikamet ederken ona bağlı boylar da çevreye yerleşti.

Buna rağmen Ho-lu’nun Tang yönetimine bağlı kalmak istemediği kısa sürede ortaya çıktı. Hsi ve T’ing eyaletlerini ele geçirmeyi planladığının öğrenilmesi üzerine Çin yönetimi harekete geçti. İmparator Kao-tsung, Ch’iao Pao-ming’i Ho-lu’nun isyanını önlemekle görevlendirdi ve oğlu Hsi-lien’in rehine olarak başkente gönderilmesini istedi. Ancak Hsi-lien Çin’e gitmediği gibi babasına batıya çekilmesini tavsiye etti.

Ho-lu’nun Kağanlığını İlan Etmesi

Ho-lu, 651 yılında batıya yöneldi ve Tuo-lu Kağan’ın eski topraklarını ele geçirdi. Merkezini Ming-bulak’ta kurarak Işbara Kağan unvanını aldı. Böylece Tuo-lu ve Nu-shih-pi kanatlarını meydana getiren On Ok boylarının yönetimini eline geçirdi.

Bu dönemde Tuo-lu kanadı beş çor, Nu-shih-pi kanadı ise beş erkin tarafından yönetiliyordu. Nu-shih-pilerin en güçlü beylerinden A-hsi-chi Kül Erkin’in birkaç on bin askeri bulunuyordu. Ho-lu’nun oğlu Hsi-lien de Bagatur Yabgu unvanını alarak askerî faaliyetlerin başına geçti.

Hsi-lien, T’ing-chou’ya saldırarak bazı yerleşimleri ele geçirdi, çok sayıda insanı öldürdü ve yağma yaptı. Onun kumandasındaki kuvvetler Tibet yönüne kadar akınlarda bulundu. Çin yönetimi bu saldırıları durdurmak amacıyla büyük bir ordu hazırladı. Liang Chien-fang’ın kumandasındaki bu orduya Ch’i-pi Ho-li yardımcı kumandan olarak katıldı ve elli bin Uygur askeri de kuvvetlere dâhil edildi.

Çin yönetimi, Ho-lu’ya bağlı boyları ondan ayırmayı ve Uygur kuvvetlerini ön safta kullanmayı planladı. Ch’u-yüe boyu üzerine yürüyen Liang Chien-fang, Lao Dağı çevresinde onları yenilgiye uğrattı. Boy reisleri öldürüldü, çok sayıda Ch’u-yüe savaşçısı hayatını kaybetti ve birçok kabile reisi esir alındı.

653 yılında Yao-ch’ih askerî valiliği kaldırıldı ve Ch’u-yüe boyu Chin-man bölgesine yerleştirildi. Aynı yıl Toharistan’da bulunan eski Tuo-lu Kağan öldü. Onun oğlu Chen-chu Yabgu, Ho-lu’yu yakalayarak Çin’e teslim etmeyi teklif ettiyse de düzenlediği seferde başarısız oldu.

654 yılında Ho-lu’ya bağlı Karluk, Ch’u-mi, Chih-chie ve Ch’u-yüe boyları Çin kuvvetleri tarafından mağlup edildi. Ch’u-mu-k’unların kalesi ele geçirildi. Su Ting-fang da Ho-lu’ya bağlı Su-ni-shih boyunu Yung-suo Irmağı çevresinde yenilgiye uğrattı.

Ho-lu’ya Karşı Büyük Çin Seferi

656 yılında Batı Göktürk ülkesine karşı daha geniş kapsamlı bir Çin seferi başlatıldı. Su Ting-fang, İli bölgesi harekât ordusunun başkumandanlığına getirildi. Doğu Göktürk ülkesindeki askerî valiliklere bağlı birlikler de sefere katıldı. Uygurlar, bu ordunun önemli bir bölümünü oluşturuyordu ve reisleri P’o-jun Çin ordusunda kumandan olarak görev yapıyordu.

Tang hizmetindeki A-shih-na Pu-chen, Altaylar çevresinde ilerledi ve Erkin Nen-tu-lu ile ona bağlı toplulukların teslim olmasını sağladı. Su Ting-fang ise Ye-hsi Irmağı’na ulaştıktan sonra hafif süvarileriyle Ch’u-mu-k’unlara saldırarak onları mağlup etti.

Ho-lu, buna karşılık On Ok boylarından yüz bin kişilik bir kuvvet topladı. Su Ting-fang, piyadelerini önde bırakarak süvarilerini gizledi. Çin ordusunun az olduğunu düşünen Ho-lu saldırıya geçti. Çarpışma sırasında gizlenen süvariler Göktürk ordusunu arkadan kuşattı. Savaşta çok sayıda Göktürk askeri öldürüldü veya esir alındı; Ho-lu’nun önde gelen kumandanlarından Tou-ta Tarkan ile birçok boy reisi de hayatını kaybetti.

Bu yenilginin ardından Tuo-lu ve Nu-shih-pi boyları Çin ordusuna teslim oldu. Su Ting-fang, Hsiao Ssu-ye ile Uygur reisi P’o-jun’u Talas Irmağı yönüne çekilen kuvvetleri takip etmekle görevlendirdi.

Ağır kış şartlarına rağmen Çin ordusu ilerlemeyi sürdürdü. Yol üzerindeki hayvanlara el konularak ordunun yiyecek ihtiyacı karşılandı. Shuang Irmağı civarında Çin tarafındaki A-shih-na Mi-she ve A-shih-na Pu-chen’ın kuvvetleriyle birleşildi.

Ho-lu’nun Yenilgisi ve Yakalanması

Çin ordusu Ho-lu’nun merkezine yaklaştığında halkın ava çıktığını öğrendi. Su Ting-fang, savunmasız durumdaki karargâha saldırarak çok sayıda kişiyi esir aldı. Ho-lu’nun hükümdarlık alametleri olan davul, sancak ve diğer eşyalar da ele geçirildi.

Ho-lu, Kül Çor ile birlikte İli Irmağı’nı aşarak kaçtı. Ancak yanındaki askerlerin atlarının büyük kısmı öldü. A-shih-na Mi-she, Ho-lu’yu takip ederek İli Irmağı çevresine ulaştı ve Ch’u-yüe ile Ch’u-mi boylarını kendi tarafına çekti.

Ho-lu’nun kumandanlarından Pu-shih Tarkan dağılan kuvvetleri yeniden toplamaya çalıştıysa da Mi-she’nin baskınına uğradı. Ho-lu tekrar kaçtı ve Su Ting-fang tarafından Sui-ye’ye kadar takip edildi. Ona bağlı boyların büyük bölümü teslim oldu.

Ho-lu, oğlu Hsi-lien ile birlikte Taşkent yönüne çekildi. Su-tuo Kalesi’ne ulaştıklarında yanlarında kalan topluluklar açlık içindeydi. Kale yöneticisi İ-nie Tarkan onları yiyecek ve içecekle karşıladı. Ho-lu kaleye girdikten sonra yakalanarak hapsedildi. Ardından Taşkent hâkimi Shuo Şad tarafından Çinli kumandan Hsiao Ssu-ye’ye teslim edildi.

Ch’ang-an’a götürülen Ho-lu, yolculuk sırasında kendisini öldürmek istediyse de buna izin verilmedi. Tang hanedanına ait mezarların bulunduğu Chao-ling’e getirildikten sonra hayatı bağışlandı. Ho-lu, 659 yılında öldü ve Doğu Göktürk Kağanlığı’nın son hükümdarı İl Kağan’ın mezarının yanına defnedildi. Mezarı için hayatını anlatan bir yazıt dikildi.

Batı Göktürk Ülkesinde Çin İdarî Düzeninin Kurulması

Ho-lu’nun yakalanmasından sonra Batı Göktürk ülkesinde hanedana mensup ve bağımsız siyasi otorite kurabilecek güçlü bir yönetici kalmadı. Hayatta kalan hanedan mensuplarının önemli bir bölümü de Tang hizmetine girmişti.

Çin yönetimi Batı Göktürk ülkesini üç büyük genel askerî valiliğe ayırdı. K’un-ling Genel Askerî Valiliği Doğu Türkistan çevresini, Meng-ch’ih Genel Askerî Valiliği Tanrı Dağları’nın kuzeyindeki bölgeleri, An-hsi Genel Askerî Valiliği ise Tanrı Dağları’nın batısından Maveraünnehir ve İran yönüne uzanan sahaları kapsıyordu.

Bu büyük idarî merkezlere bağlı daha küçük askerî valilikler de kuruldu. Ch’u-mu-k’un, T’u-ch’i-shih, A-li-shih, Hu-lu-wu, She-she-t’i ve Su-ni-shih-ch’u-pan gibi boylar ayrı askerî valiliklere bağlandı.

Çin yönetimi, bu valiliklerin başına Batı Göktürk hanedanına mensup beyleri getirdi. A-shih-na Mi-she’ye Hsing-hsi-mang Kağan ve büyük generallik unvanları verilerek K’un-ling askerî valisi tayin edildi. A-shih-na Pu-chen ise Chi-wang-chüe Kağan unvanıyla Meng-ch’ih askerî valiliğine getirildi ve beş Nu-shih-pi boyunun yönetimi ona bırakıldı.

Mi-she ile Pu-chen daha önce de Batı Göktürk ülkesinde hâkimiyet mücadelesine girişmişti. Mi-she, Pu-chen’ın baskısı nedeniyle Ch’u-yüe ve Ch’u-mi boylarıyla Çin’e sığınmış; Pu-chen da halkın kendisine bağlanmaması üzerine Tang hizmetine girmişti. Ho-lu’ya karşı düzenlenen seferde her ikisi de Çin ordusunda görev aldı.

Tang yönetiminin bu iki beye kağanlık unvanı vermesindeki amaç, Türk boylarının onların çevresinde toplanmasını sağlamaktı. Ancak Çin’in oluşturduğu yeni düzene bağlı olmayan bazı topluluklar kısa süre içinde ayaklandı.

Ssu-chie Tou-man, Kaşgar ve çevresindeki bazı şehirleri yanına alarak isyan etti ve Hoten’i ele geçirdi. Çin yönetimi Su Ting-fang’ı onun üzerine gönderdi. Tou-man, 660 yılında Ma-t’ou-ch’uan’da yakalanarak teslim alındı.

662 yılında Kuca üzerine düzenlenen seferde Mi-she ile Pu-chen de Çin ordusunda yer aldı. Pu-chen, uzun süredir rakibi olan Mi-she’yi Çin yönetimine karşı isyan hazırlığında bulunmakla suçladı. Çinli kumandan Su Hai-cheng bu suçlamaya inanarak Mi-she’nin cezalandırılmasını görüştü. Çin tarafından desteklenen boy reislerinin de aleyhinde konuşması üzerine Mi-she idam edildi. Ona bağlı Su-ni-shih ve Pai-sai-kan toplulukları ayaklanarak bölgeden ayrıldıysa da daha sonra yeniden denetim altına alındı. Pu-chen ise 666 veya 667 yılında öldü.

671 yılında Fu-yen askerî valisi olan A-shih-na Tou-chih, çevresindeki toplulukları toplamaya başladı. 677 yılında kendisini On Ok Kağanı ilan ederek Tibet’le ilişki kurdu. Çin yönetimi başlangıçta üzerine ordu göndermeyi düşündüyse de daha sonra başka bir yöntem benimsedi. Tou-chih, düzenlenen bir toplantı sırasında baskına uğrayarak yakalandı ve yanındaki boy reisleriyle birlikte tutuklandı. Onun kumandanlarından Li-che-fu da 679 yılında teslim alındı.

İçindekiler