Ak Hunlar
Daha fazla eylem
Ak Hunlar, Eftalitler veya Haytallar adıyla da anılan ve IV. yüzyıldan VI. yüzyılın ikinci yarısına kadar Türkistan, Mâverâünnehir, Doğu İran, Afganistan ve Kuzey Hindistan’da hâkimiyet kuran siyasi topluluktur. Çin kaynaklarında Hua, Ye-ta ve I-ta; Hint metinlerinde Hūna; İslam kaynaklarında Haytal, Hebtal ve benzeri adlarla kaydedilmişlerdir. Bizans tarihçileri ise topluluğu çoğunlukla Eftalit adıyla tanıtmıştır.
Ak Hunların ne zaman ortaya çıktıkları, hangi topluluklardan meydana geldikleri ve kullandıkları dil kesin biçimde belirlenememiştir. Kökenlerini Yüe-çilere, İranî kavimlere veya Türklere bağlayan farklı görüşler bulunmaktadır. Türk kökenli olduklarını savunan araştırmacılar Ak Hunları, Hunların batıya yönelen kolları ve Tölös topluluklarına bağlı Aparlarla ilişkilendirmektedir. Farklı halkları aynı yönetim altında birleştiren karma bir siyasi yapı oldukları da ileri sürülmüştür.
Adları ve tarihî kaynaklar
Ak Hunlara ilişkin bilgiler tek bir yazılı geleneğe dayanmaz. Çin hanedan tarihleri, Hint kitabeleri ve Sanskritçe metinler, İslam coğrafya eserleri, Bizans kronikleri ile Ermeni ve Süryani kaynakları topluluğun tarihi hakkında birbirinden farklı bilgiler verir. Bu kaynakların çeşitli dönemlerde ve farklı kültür çevrelerinde hazırlanmış olması, kullanılan adların yorumlanmasını güçleştirmektedir.
Çin kayıtlarında Ak Hunlardan ilk defa V. yüzyılın ortalarında açık biçimde söz edilmeye başlanmıştır. Hanedan tarihlerinin yanı sıra Çinli Budist seyyahlar Sung Yün ve Hsüan Tsang’ın anlatıları da ülkenin coğrafyası, şehirleri, yönetimi ve dinî hayatı hakkında bilgiler içerir.
Hint kaynaklarında kullanılan Hūna adı her zaman yalnızca Ak Hunları ifade etmez. Bu nedenle Hint metinlerindeki bütün Hūna kayıtlarının doğrudan Ak Hunlarla ilişkilendirilmesi mümkün değildir. Toraman ve Mihirakula dönemlerinden kalan Eran, Kura ve Gwalior kitabeleri ile hükümdarlar adına basılan sikkeler, Ak Hunların Hindistan’daki faaliyetlerinin incelenmesinde başlıca kaynaklar arasındadır.
Bizans yazarları Ak Hunları diğer Hun topluluklarından ayırarak Eftalit adıyla kaydetmiştir. İslam coğrafyacıları ve tarihçileri ise Haytal adı yanında Ak Hunlarla bağlantılı görülen Halaçlardan da söz etmiştir. Kaynaklardaki ad çeşitliliği nedeniyle Ak Hun, Eftalit, Haytal ve Hūna terimlerinin her durumda aynı topluluğu karşılayıp karşılamadığı tartışmalıdır.
Kökenleri
Ak Hunların kökeni hakkında ileri sürülen görüşler, kaynaklardaki sınırlı ve zaman zaman çelişkili bilgilere dayanmaktadır. Bazı araştırmacılar onları Yüe-çilerin bir kolu veya daha önce bölgede yaşayan toplulukların devamı olarak değerlendirmiştir. Başka araştırmacılar Ak Hunların İranî bir kökene sahip olduğunu veya zamanla İran kültür çevresinin etkisine girdiğini savunmuştur.
Ak Hunların Türk kökenli olduğu görüşü ise onları Asya Hunlarının batıdaki devamı sayan araştırmalara dayanır. Bu görüşte Ak Hunların Tölös boylar birliği içindeki Apar, Uar veya Var topluluklarıyla bağlantılı olabileceği kabul edilir. Ak Hunların farklı kavimlerden oluşan bir topluluklar birliği olduğu görüşü de köken tartışmalarında önemli bir yer tutar. Eldeki veriler, bu görüşlerden birinin tartışmasız biçimde kabul edilmesine yeterli değildir.
Hâkimiyet alanı
Ak Hunların siyasi merkezleri Ceyhun çevresi, Toharistan ve Belh bölgesinde bulunuyordu. Hâkimiyet alanları kuzeyde Mâverâünnehir’e, güneyde Afganistan ve Kuzey Hindistan’a, batıda ise Doğu İran’a kadar uzanıyordu. Tirmiz, Çağaniyan, Belh ve çevresindeki yerleşimler devletin başlıca merkezleri arasındaydı.
Belh, coğrafi konumu ve ticaret yollarına yakınlığı nedeniyle Ak Hun hâkimiyetinde özel bir önem taşıdı. Toharistan ise çok sayıda yerel yönetimin bulunduğu geniş bir bölgeydi. Çinli seyyahların aktardığı bilgilere göre burada tarım ve hayvancılık yapılıyor, ticarette altın ve gümüş sikkeler kullanılıyordu.
Ak Hunların farklı bölgelerde aynı anda faaliyet göstermeleri, devletin sınırlarının dönemlere göre değişmesine yol açtı. Türkistan’daki merkezî hâkimiyet ile Hindistan’daki siyasi faaliyetlerin birbirleriyle ilişkisi de tam olarak açıklığa kavuşturulamamıştır.
Siyasi tarihin başlangıcı
Ak Hunların oluşum sürecini daha eski dönemlere götüren görüşler bulunmakla birlikte, belirgin bir siyasi güç olarak ortaya çıkmaları IV ve V. yüzyıllara tarihlendirilir. V. yüzyılın başlarında Ceyhun’u geçerek Sâsânî ülkesinin doğu sınırlarına yöneldiler. Yüzyılın ortalarına doğru Belh ve çevresine hâkim olarak Orta Asya’nın başlıca güçlerinden biri durumuna geldiler.
Ak Hunların yükselişi, Sâsânîlerin doğu sınırlarında yaşadığı mücadelelerle yakından bağlantılıdır. Aynı dönemde Kuzey Hindistan’a yönelen Ak Hun grupları, Gupta İmparatorluğu ile karşı karşıya geldi. Böylece devletin siyasi faaliyetleri İran ve Hindistan olmak üzere iki ana bölgede yoğunlaştı.
Sâsânîlerle ilişkiler
Ak Hunlar ile Sâsânîler arasındaki ilişkiler yalnızca savaşlardan oluşmadı. İki devlet arasında askerî mücadelelerin yanı sıra ittifaklar, siyasi evlilikler ve taht mücadelelerine yönelik yardımlar da görüldü. Behram Gur ve II. Yezdicerd dönemlerinde doğu sınırındaki Hun topluluklarıyla çeşitli çatışmalar yaşandı.
İlişkilerin en önemli safhası Sâsânî hükümdarı Fîrûz döneminde başladı. Fîrûz, Ak Hunlara karşı düzenlediği seferlerde birden fazla yenilgiye uğradı. Yapılan anlaşmalara rağmen yeniden sefere çıkması, iki devlet arasındaki mücadeleyi daha da şiddetlendirdi. Fîrûz, 484 yılında Ak Hunlara karşı giriştiği savaşta ordusuyla birlikte ağır bir yenilgiye uğrayarak hayatını kaybetti.
Fîrûz’un ölümünden sonra Ak Hunların Sâsânî siyaseti üzerindeki etkisi arttı. Tahtından uzaklaştırılan I. Kubâd Ak Hunlara sığındı ve onların sağladığı askerî kuvvetle ülkesine dönerek yeniden hükümdar oldu. Bu gelişme, Ak Hunların V. yüzyılın sonlarında ulaştığı siyasi gücü göstermektedir.
Hindistan’daki faaliyetler
Ak Hunların Kuzey Hindistan’a yönelik hareketleri V. yüzyılda yoğunlaştı. Gupta hükümdarı Skandagupta ilk saldırıları durdurmayı başardı. Ancak Gupta yönetiminin zamanla zayıflaması, Ak Hunların Kuzey Pakistan, Afganistan ve Hindistan’ın iç bölgelerine ilerlemesini kolaylaştırdı.
Hindistan’daki Ak Hun hâkimiyetinin önde gelen hükümdarlarından biri Toraman’dı. Toraman’a ait kitabeler ve sikkeler, onun Gandhara, Pencap ve Orta Hindistan’ın bazı kesimlerinde etkili olduğunu göstermektedir. Eran kitabesinde hükümdarlığından söz edilmesi, Ak Hunların bu dönemde Hindistan’ın iç bölgelerine kadar ulaştıklarını ortaya koyar.
Toraman’ın ardından oğlu Mihirakula hükümdar oldu. Mihirakula’nın yönetimi Keşmir, Gandhara ve Kuzey Hindistan çevresindeki mücadelelerle şekillendi. Hakkındaki bilgiler kitabeler, Sanskritçe eserler ve Çinli seyyahların kayıtlarından elde edilmektedir. Kaynakların bir bölümü onu güçlü ve sert bir hükümdar olarak tanıtır.
Hint hükümdarlarının direnişi sonucunda Mihirakula’nın hâkimiyet alanı daraldı. VI. yüzyılın ilk yarısında meydana gelen yenilgiler, Ak Hunların Hindistan’daki siyasi gücünü zayıflattı. Buna rağmen Ak Hunlara bağlı topluluklar ve yerel hanedanlar bölgedeki varlıklarını bir süre daha sürdürdü.
Toraman ve Mihirakula’nın doğrudan Ak Hunlara mı yoksa Ak Hunlarla bağlantılı başka bir siyasi gruba mı mensup olduğu kesin değildir. Bu hükümdarlar geleneksel olarak Ak Hun tarihi içinde ele alınmakla birlikte, söz konusu bağlantı tarih araştırmalarının tartışmalı meselelerinden biridir.
Yönetim yapısı
Ak Hun Devleti, farklı kabilelerin ve yerel yönetimlerin merkezî otoriteye bağlandığı bir siyasi yapıydı. Yönetimin kuzey ve güney olmak üzere iki bölüme ayrılmış olabileceği ileri sürülmektedir. Merkeze bağlı yerel yöneticiler, geniş hâkimiyet alanının idaresinde görev alıyordu.
Devletin başında hükümdar bulunuyordu. Hükümdarın yanında hatun da yönetimde etkiliydi. Hatunların resmî törenlere ve siyasi işlere katılması, eski Türk devlet geleneğiyle ilişkilendirilmiştir. Yerel yöneticilerin merkeze bağlılıklarını korudukları sürece kendi bölgelerinde belirli ölçüde hareket serbestliğine sahip oldukları anlaşılmaktadır.
Ak Hun hükümdarları farklı bölgelerde çeşitli unvanlar kullandı. Bu unvanların bir bölümü Türk, İran ve Hint kültür çevrelerinin etkilerini taşımaktadır. Farklı yönetim geleneklerinin bir arada bulunması, devletin geniş ve çok kültürlü yapısıyla bağlantılıdır.
Toplumsal hayat
Ak Hunların yaşayış biçimi hakkında Çin ve Bizans kaynakları farklı bilgiler verir. Bazı Çin kayıtlarında halkın su ve otlakları izleyerek keçeden yapılmış çadırlarda yaşadığı aktarılır. Bizans kaynaklarında ise Ak Hunların belirli bir hükümdara bağlı, düzenli bir yönetim altında yaşayan ve diğer Hunlardan farklı özellikler taşıyan bir topluluk olduğu belirtilir.
Bu farklı anlatımlar, Ak Hun toplumunda konargöçer ve yerleşik hayat biçimlerinin bir arada bulunmuş olabileceğini göstermektedir. Devletin ilk dönemlerinde hayvancılık daha belirgin bir yere sahipken tarım bölgelerinin ve şehirlerin ele geçirilmesiyle ekonomik ve toplumsal hayat çeşitlendi.
Aile düzenine ilişkin Çin kaynaklarında, bir kadının birden fazla erkekle evlenebildiğini bildiren kayıtlar bulunmaktadır. Ancak bu uygulamanın Ak Hun toplumunun tamamında mı yoksa belirli gruplar arasında mı görüldüğü bilinmemektedir. Sosyal hayata ilişkin bilgilerin sınırlı olması, toplum yapısı hakkında kesin sonuçlara ulaşılmasını engellemektedir.
Ekonomi
Ak Hun ekonomisi hayvancılık, tarım, ticaret, vergi ve savaş gelirlerine dayanıyordu. Konargöçer topluluklarda at ve diğer hayvanların yetiştirilmesi önemli bir geçim kaynağıydı. Verimli bölgelerin ele geçirilmesiyle tarımsal üretim de devlet ekonomisinin bir parçası hâline geldi.
İpek Yolu üzerindeki önemli güzergâhların kontrol edilmesi, Ak Hunların ekonomik gücünü artırdı. Doğu ile Batı arasındaki ticaretten elde edilen gelirler, devletin genişleme siyasetinde etkili oldu. Altın ve gümüş sikkelerin kullanılması, para ekonomisinin özellikle şehirlerde ve ticaret merkezlerinde geliştiğini göstermektedir.
Ak Hunlara ait sikkelerde farklı kültürlerin etkileri görülür. Sâsânî ve Hint para geleneğinden alınan özelliklerin yanında hükümdar adları ve unvanları da yer alır. Bu sikkeler, siyasi tarih kadar ekonomik ve kültürel ilişkilerin incelenmesinde de önemli birer kaynaktır.
Dil
Ak Hunların konuştuğu dil kesin olarak tespit edilememiştir. Çin kaynaklarında ülkede kullanılan bir yazı sisteminden söz edilmesine rağmen bu yazının niteliği açık değildir. Hâkimiyet alanında Türkçe, İran dilleri, Sanskritçe ve bölgesel dillerle karşılaşılmış olması, birden fazla dilin kullanıldığı ihtimalini güçlendirmektedir.
Hükümdar adları, unvanlar, kitabeler ve sikkeler Ak Hunların dili hakkında başvurulan başlıca kanıtlardır. Ancak bu unsurların farklı kültür çevrelerinden etkilenmesi, topluluğun ana dilini kesin biçimde belirlemeye imkân vermemektedir.
Din
Ak Hunların hâkimiyet kurduğu bölgelerde Budizm, Hinduizm, Zerdüştîlik ve çeşitli yerel inançlar bulunuyordu. Geniş bir coğrafyaya yayılan Ak Hun topluluklarının tek bir dine bağlı olmadığı anlaşılmaktadır. Yerleşilen bölgelerin kültürel yapısı, benimsenen inançlar üzerinde etkili oldu.
Toharistan ve Hindistan, Budizmin önemli merkezleri arasındaydı. Bununla birlikte Ak Hunların Budizme yaklaşımı hakkında kaynaklar çelişkili bilgiler verir. Bazı kayıtlar Budist yapıların ve toplulukların Ak Hun hâkimiyetinde yaşamayı sürdürdüğünü gösterirken bazı anlatılar Mihirakula’nın Budistlere karşı sert bir siyaset izlediğini bildirir.
Hindistan’daki Ak Hun hükümdarlarının Hinduizmden etkilendiğini gösteren kitabe ve semboller de bulunmaktadır. Toraman ve Mihirakula dönemlerine ait buluntularda Hint dinî geleneğiyle ilişkili unsurlar görülür. İran kültür çevresinde bulunan Ak Hunlar üzerinde ise İran dinlerinin etkili olduğu düşünülmektedir.
Mimari ve sanat
Ak Hunlardan günümüze kalan mimari ve sanatsal buluntular, hâkim oldukları bölgelerin yerel gelenekleriyle yakın ilişki içindedir. Şehirler, kaleler, dinî yapılar, kitabeler ve sikkeler Ak Hun döneminin başlıca maddi kalıntılarını oluşturur.
Ak Hun sanatında Orta Asya, İran ve Hint unsurlarının bir araya geldiği görülür. Sikke tasvirlerinde hükümdar portreleri, dinî semboller ve çeşitli unvanlar kullanılmıştır. Bu eserlerde görülen kültürel çeşitlilik, Ak Hunların farklı medeniyet bölgeleri arasındaki konumunu yansıtmaktadır.
Yıkılışı
VI. yüzyılın ortalarında Kök Türk Kağanlığı’nın güçlenmesi, Orta Asya’daki siyasi dengeleri değiştirdi. İpek Yolu üzerinde hâkimiyet kurmak isteyen Kök Türkler, Ak Hunlara karşı Sâsânîlerle ittifak yaptı. İttifak, Sâsânî hükümdarı Anûşirvan ile İstemi Yabgu’nun kızı arasında gerçekleştirilen evlilikle güçlendirildi.
Ak Hunlarla Kök Türkler arasındaki ilk çatışmaların 555 yılında başladığı ileri sürülse de bu tarihi kesinleştiren yeterli bilgi bulunmamaktadır. Büyük mücadelenin 558 yılında gerçekleştiği kabul edilmektedir. Kök Türk kuvvetleri Mâverâünnehir’de ilerleyerek Nahşab yakınlarında Ak Hun ordusunu yenilgiye uğrattı. Aynı dönemde Sâsânîler Belh’e yönelerek Toharistan, Zâbülistan ve Çağaniyan’ı ele geçirdi.
Bu yenilginin ardından Ak Hunların merkezî siyasi hâkimiyeti sona erdi. Toprakları Kök Türkler ile Sâsânîler arasında paylaşıldı. Bununla birlikte Ak Hun toplulukları tamamen ortadan kalkmadı. Bazı gruplar Kök Türk yönetimine girdi; bazıları Türkistan’ın güneyinde, Toharistan’da ve Kuzey Hindistan’da varlığını sürdürdü.
Ak Hunların devamı kabul edilen topluluklar
Ak Hun Devleti’nin yıkılmasından sonra hangi toplulukların onların devamı olduğu kesin olarak belirlenememiştir. Kalaçlar, Karluklar, Kanglılar, Kümidhler, Gurlular, Gûcarlar, Racputlar ve Avarlar Ak Hunlarla ilişkilendirilen başlıca topluluklardır. Ancak bu bağlantıların tümü aynı ölçüde kanıtlanmış değildir.
Ak Hunlarla Avrupa Avarları arasında bağlantı bulunduğunu savunan görüşler, Uar ve Hun adlarına, Bizans kayıtlarına ve Kök Türk yazıtlarında geçen Apar adına dayandırılmaktadır. Ak Hunların yıkılmasının ardından batıya yönelen bazı grupların Avrupa’daki Avar oluşumuna katılmış olabileceği ileri sürülmüştür.
Türkistan ve Toharistan’da kalan Ak Hun toplulukları ise yerel halklarla birlikte yaşamayı sürdürdü. Daha sonraki dönemlerde bölgede görülen bazı yönetici ve toplulukların Ak Hunların devamı olduğu düşünülmektedir. Ancak farklı halklarla yaşanan karışma ve kaynakların yetersizliği, bu toplulukların tarihinin kesin biçimde izlenmesini zorlaştırmaktadır.
Tarihî önemi
Ak Hunlar, V ve VI. yüzyıllarda Orta Asya, İran ve Hindistan arasındaki siyasi ilişkilerin şekillenmesinde önemli rol oynadı. Sâsânî hükümdarı Fîrûz’u yenilgiye uğratmaları, I. Kubâd’ın yeniden tahta çıkmasını sağlamaları ve Gupta İmparatorluğu’yla mücadele etmeleri, bölgesel güçlerini ortaya koymaktadır.
İpek Yolu çevresindeki hâkimiyetleri, Ak Hunların yalnızca askerî değil ekonomik bakımdan da etkili olmasını sağladı. Farklı kültür çevrelerini aynı siyasi yapı içinde birleştirmeleri; din, sanat, yönetim ve toplumsal hayatlarında Orta Asya, İran ve Hindistan etkilerinin bir araya gelmesine yol açtı.
Merkezî devletleri VI. yüzyılın ortalarında ortadan kalkmasına rağmen Ak Hun toplulukları farklı bölgelerde yaşamaya devam etti. Bıraktıkları siyasi ve kültürel miras, Orta Asya’dan Kuzey Hindistan’a uzanan geniş bir coğrafyanın tarihinde etkili oldu.
Kaynakça
Savaş, Müslüme Melis. Ak Hunlar. İstanbul: Selenge Yayınları, 2024.