Hexi Koridoru
Daha fazla eylem
Hexi Koridoru, Çin'in günümüzdeki Gansu eyaletinin batısında yer alan tarihî ve stratejik bir geçittir. Adını, Sarı Irmak'ın (Huang He) batısında bulunmasından alan koridor, doğudan batıya yaklaşık 1.000–1.200 km uzunluğunda, 40–100 km genişliğinde dar bir kuşak hâlinde uzanır. Doğuda Lanzhou çevresinden başlayarak batıda Dunhuang'a kadar devam eden bu güzergâh, Çin'in iç bölgelerini Tarım Havzası ve Orta Asya'ya bağlayan en önemli kara ulaşım yollarından birini oluşturmuştur.
Koridor, kuzeyde Gobi Çölü ile Moğol Platosu'na uzanan kurak bozkırlar, güneyde ise Çilian (Qilian) Dağları ve Tibet Platosu arasında yer alır. Kuzey sınırını Longşou, Heli ve Mazong dağ sıraları belirlerken, bu dağlar Hexi Koridoru'nu Badain Jaran Çölü ve Gobi Çölü'nden ayırmaktadır. Güneyde yükselen Çilian Dağları'nın eteklerinden beslenen akarsular sayesinde koridor boyunca birbirini takip eden vahalar meydana gelmiş, bu durum bölgenin yerleşime ve tarıma elverişli hâle gelmesini sağlamıştır.
Doğu ucunda Lanzhou çevresindeki geçitler Longxi Havzası üzerinden Wei Irmağı vadisine ve Guanzhong Ovası'na ulaşım imkânı sunarken, batı ucunda güzergâh üç ana kola ayrılır. Bu yolların biri Tanrı Dağları'nın kuzeyinden, diğer ikisi ise Tarım Havzası'nın kuzey ve güney kenarlarını takip ederek Batı Türkistan ve Orta Asya'ya ulaşmaktadır. Bu coğrafi özellikleri sayesinde Hexi Koridoru, tarih boyunca Çin ile İç Asya arasındaki askerî seferlerin, göç hareketlerinin ve ticaret yollarının vazgeçilmez geçiş sahası olmuştur.
Hexi Koridoru üzerinde Dunhuang, Yumen, Jiayuguan, Jiuquan, Zhangye, Jinchang, Wuwei ve Lanzhou gibi şehirler gelişmiş; bunlar farklı dönemlerde sınır garnizonları, ticaret merkezleri ve kültürel etkileşim noktaları olarak önemli roller üstlenmiştir.
Coğrafi Özellikleri
Hexi Koridoru, Gansu eyaletinin kuzeybatı kesiminin büyük bölümünü kapsayan tarihî bir coğrafi bölgedir. Sarı Irmak'ın (Huang He) Ordos Dirseği'nin batısında yer aldığı için "ırmağın batısı" anlamına gelen Hexi adını almıştır. Koridor doğuda Wuşao Dağları'ndan başlayarak batıda Yümen Geçidi'ne kadar yaklaşık 1.100 km boyunca uzanır. Kuzey-güney doğrultusunda 100–200 km genişliğe sahip olmakla birlikte, geçişe elverişli kuşağın genişliği yer yer 40–100 km arasında değişmektedir. Yaklaşık 276.000 km² yüzölçümüne sahip olan bölge, Gansu eyaletinin yaklaşık %60'ını oluşturur.
Günümüzde Hexi Koridoru, doğudan batıya doğru Wuwei, Jinchang, Zhangye, Jiuquan ve Jiayuguan olmak üzere beş il düzeyindeki şehri ve bunlara bağlı yirmi idarî birimi kapsamaktadır. Bölge nüfusu 2011 yılı itibarıyla yaklaşık 4,82 milyon olup Gansu eyaleti nüfusunun yaklaşık beşte birini oluşturmaktadır.
Koridorun yükseltisi güneydoğudan kuzeybatıya doğru kademeli olarak azalır. Güneydoğuda ortalama 1.500 metreyi bulan yükseklik, kuzeybatıda yaklaşık 1.000 metreye kadar iner. Güney ve güneydoğusunda Çilian Dağları, batısında Kumtag Çölü, kuzeyinde Mazong, Heli ve Longşou dağ sıraları, kuzeydoğusunda Badain Jaran Çölü, güneydoğusunda ise Tengger Çölü yer alır. Yaklaşık 600 km boyunca koridorun güneyini takip eden Çilian Dağları'nda 4.500 metreyi aşan zirveler bulunurken, kuzeydeki dağ sıralarının yükseltisi genellikle 1.500–2.500 metre arasında değişmektedir. Bu doğal sınırlar arasında uzanan alçak ve nispeten verimli vadi, Hexi Koridoru'nu Çin ile Orta Asya arasındaki en elverişli kara ulaşım güzergâhlarından biri hâline getirmiştir.
Bölgenin başlıca akarsuları Şiyang, Heihe ve Şule nehirleridir. Bu nehirlerin suları büyük ölçüde Çilian Dağları'ndaki kar ve buzulların erimesiyle beslenir. Dağlardan inen akarsular geniş birikinti yelpazeleri ve kapalı havzalar oluşturarak çöl kuşağı içinde tarıma elverişli vahaların meydana gelmesini sağlamıştır. Hexi Koridoru'nun yaklaşık %70'i kurak çöl arazileriyle kaplıdır. Buna karşılık tarım alanları ve doğal bitki örtüsü büyük ölçüde nehirler boyunca gelişen vahalarda yoğunlaşmıştır. Bu vahalar, tarih boyunca hem göçebe toplulukların hem de yerleşik nüfusun yaşamını sürdürebildiği başlıca yerleşim alanları olmuş ve İpek Yolu üzerindeki şehirlerin gelişmesinde belirleyici rol oynamıştır.
Jeolojisi
Hexi Koridoru, Tibet Platosu'nun yükselmesi ve kuzeye doğru genişlemesi sonucunda Senozoyik dönemde oluşmuş bir ön ülke havzasıdır (foreland basin). Günümüzde Tibet Platosu'nun kuzeydoğu kenarında yer alan bu havza, milyonlarca yıl boyunca meydana gelen kabuk sıkışması, faylanma ve çökelme süreçlerinin ürünüdür. Bölge, jeolojik bakımdan aktifliğini günümüzde de korumakta olup tarihî kayıtlara göre MS 180 yılından itibaren büyüklüğü 7 ve üzeri olan birçok deprem meydana gelmiştir.
Hexi Koridoru'nun jeolojik gelişimi Paleozoyik ve Mezozoyik dönemlerde farklı havza sistemleri içerisinde devam etmiş, Kretase Devri'nde bölge yükselerek çevresine göre daha yüksek bir topoğrafya kazanmıştır. Bu yükselmenin ardından uzun süre aşınım süreçleri etkili olmuş, Oligosen Dönemi'nde ise Hint ve Avrasya levhalarının çarpışmasına bağlı olarak Tibet Platosu'nun yükselmesiyle birlikte koridor yeniden çökmeye başlamış ve geniş bir tortul havza hâline gelmiştir.
Miyosen Dönemi'nde Altın Tağ (Altyn Tagh) Fayı'nın kuzeydoğuya doğru ilerlemesi ve kabuk sıkışmasının artması sonucunda Çilian Dağları yükselmiş, böylece Hexi Koridoru güneydeki Çaidam Havzası'ndan ayrılmıştır. Aynı dönemde dağlardan taşınan iri malzemelerin birikmesiyle koridor tabanında kalın alüvyon tabakaları oluşmuş, günümüzde de görülen geniş birikinti yelpazeleri meydana gelmiştir.
Kuvaterner boyunca süren tektonik hareketler, Hexi Koridoru'nun bugünkü topoğrafyasının şekillenmesinde belirleyici olmuştur. Çilian Dağları'ndan beslenen Şiyang, Heihe ve Şule nehirleri taşıdıkları alüvyonlarla geniş taşkın düzlükleri ve yelpazeler oluştururken, eski göl havzalarının zamanla küçülmesi ve nehir yataklarının değişmesi sonucunda günümüzdeki kapalı havza sistemi ortaya çıkmıştır. Tektonik hareketlerin günümüzde de devam etmesi nedeniyle bölgenin yer şekilleri dinamik bir gelişim göstermektedir.
İklimi
Hexi Koridoru'nda karasal kurak ve yarı kurak iklim hâkimdir. Bölgenin büyük bölümünde soğuk çöl iklimi ile soğuk yarı kurak bozkır iklimi görülür. Yıllık ortalama sıcaklık 4–10 °C arasında değişirken, yıllık yağış miktarı genellikle 200 mm'nin altında kalır. Yağış, güneybatıdan kuzeydoğuya doğru gidildikçe azalır; buna karşılık buharlaşma oranı yüksektir. Tarımsal faaliyetler büyük ölçüde Çilian Dağları'ndan doğan akarsuların oluşturduğu vahalara bağlıdır.
Hexi Koridoru'nun iklimi, doğuda Doğu Asya muson sisteminin nemli etkileri ile batıda batı rüzgârlarının hâkim olduğu kurak iklim kuşağının kesişme noktasında bulunması nedeniyle iki farklı atmosferik sistemin etkisi altında şekillenmektedir. Bu durum, tarih boyunca yağış miktarı ve sıcaklıklarda önemli dalgalanmaların yaşanmasına yol açmıştır.
İklim değişimleri, Hexi Koridoru'nun yerleşim tarihi ve ekonomik gelişimi üzerinde belirleyici bir etkiye sahip olmuştur. Son Buzul Maksimumu'nun ardından Doğu Asya musonunun kuzeybatıya doğru ilerlemesi, Orta Holosen'de göl seviyelerinin yükselmesine ve bitki örtüsünün zenginleşmesine imkân sağlamış, bunun sonucunda bölgedeki insan yerleşimleri genişlemiştir. Yaklaşık MÖ 2000'lerden itibaren muson etkisinin zayıflamasıyla iklim daha soğuk ve kurak bir karakter kazanmış; bu durum tarımsal üretimin azalmasına ve bazı yerleşimlerin gerilemesine yol açmıştır.
Son iki bin yıl boyunca iklimde meydana gelen değişimler, Hexi Koridoru'nun ticaret ve iskân düzenini de etkilemiştir. Özellikle Han Hanedanı dönemindeki nispeten sıcak ve nemli iklim koşulları yerleşimlerin gelişmesini desteklerken, Ming ve Qing dönemlerini kapsayan Küçük Buzul Çağı sırasında görülen kuraklaşma ve soğuma eğilimi hem yerleşimlerin hem de İpek Yolu üzerindeki ticari faaliyetlerin zayıflamasında etkili olmuştur.
Tarihi
Tarih Öncesi Dönem
Hexi Koridoru, tarih öncesi dönemlerden itibaren Doğu Asya ile İç Asya arasında kültürel etkileşimin gerçekleştiği başlıca geçiş bölgelerinden biri olmuştur. Arkeolojik bulgular, bölgenin yaklaşık MÖ 2800'lerden itibaren Batı Lös Platosu'nda gelişen Yangşao kültürüne bağlı darı tarımı yapan topluluklar tarafından iskân edildiğini göstermektedir. Bu topluluklar yalnızca Hexi Koridoru'na yerleşmekle kalmamış, darı tarımının Orta Asya'ya, oradan da Avrasya'nın diğer bölgelerine yayılmasında önemli rol oynamıştır. Aynı dönemde Kuzey Çin'de gelişen çömlekçilik teknikleri de bölgeye taşınmış; bunun sonucunda Maciyao, Banşan ve Maçang gibi yerel kültürler ortaya çıkmıştır.
Hexi Koridoru, Çin'de madencilik ve metal işçiliğinin ilk geliştiği bölgelerden biri olarak kabul edilir. Yaklaşık MÖ 3000'lere tarihlenen ve Çin'de bilinen en eski tunç eserlerden biri Maciyao kültürüne ait bir yerleşimde bulunmuştur. MÖ III. binyılın sonlarına doğru bakır ergitme teknolojisinin yaygınlaşmasıyla birlikte bölgede Tunç Çağı başlamış, tunç üretimi kısa sürede önemli ölçüde gelişmiştir. Shang Hanedanı öncesine tarihlenen Çin tunç eserlerinin büyük bir kısmı Hexi Koridoru'nda ele geçirilmiş olup bu durum bölgenin erken metalürji merkezlerinden biri olduğunu göstermektedir.
Aynı dönemde koyun, sığır, domuz ve at gibi evcil hayvanların bölgeye ulaşması, tarım ile hayvancılığın birlikte yürütüldüğü karma bir ekonomik yapının gelişmesini sağlamıştır. Şacing, Çijia, Siçengyi, Siba ve Şanma kültürleri, darı tarımı, bakır işçiliği ve hayvancılığı bir arada sürdüren yerel topluluklar olarak öne çıkmıştır.
Yaklaşık MÖ 2000'lerde Bereketli Hilâl kökenli buğday ve arpa, Orta Asya üzerinden Hexi Koridoru'na ulaşmış, buradan da Çin'in iç kesimlerine yayılmıştır. Doğu Asya muson sisteminin zayıflamasıyla iklimin giderek daha kurak hâle gelmesi üzerine, kuraklığa daha dayanıklı olan buğday ve arpa zamanla darının yerini alarak bölgenin başlıca tarım ürünleri hâline gelmiştir. İklimdeki bu değişim, yerleşik tarımsal yaşamın zayıflamasına ve göçebe hayvancılığın giderek daha belirgin bir ekonomik faaliyet olarak öne çıkmasına yol açmıştır. Buna bağlı olarak yerleşim sayısında ve tunç üretiminde azalma görülmüş, sonraki kültürlerde bozkır yaşam tarzının etkisi daha belirgin hâle gelmiştir.
Han Hanedanı Dönemi
MÖ III. yüzyılda Hexi Koridoru, göçebe Yüeçiler'in (Yuezhi) yaşadığı başlıca bölgelerden biriydi. Qin Hanedanı döneminde Hunlara (Xiongnu) karşı yürütülen mücadeleler sırasında Çin Seddi'nin bazı bölümleri koridora kadar uzatıldı. Hun hükümdarı Mete (Modu Chanyu) döneminde Hun Devleti'nin güç kazanmasıyla birlikte bölgenin siyasî dengeleri değişti. MÖ 176 yılında Hunlar, Yüeçiler'i yenilgiye uğratarak Hexi Koridoru'nun denetimini ele geçirdi. Yüeçiler'in büyük bölümü batıya göç ederken, geride kalanlar Çilian Dağları çevresine çekilerek Çiang (Qiang) topluluklarıyla birlikte yaşamaya başladı. Böylece Hexi Koridoru yaklaşık yarım yüzyıl boyunca Hun hâkimiyetinde kaldı.
Han-Hun savaşları sırasında Han Hanedanı'nın önemli kumandanlarından Huo Çübing'in MÖ 121 yılında düzenlediği seferler, Hunların bölgeden çıkarılmasını sağladı. Bu zaferin ardından Han yönetimi koridoru doğrudan idaresi altına alarak Liangzhou eyaletini kurdu ve merkezi Guzang'a (günümüzde Wuwei) taşıdı. Bölgede Wuwei, Zhangye, Jiuquan ve Dunhuang komutanlıkları oluşturuldu. "Hexi'nin Dört Komutanlığı" olarak bilinen bu idarî teşkilatlanma, Han Hanedanı'nın Orta Asya'ya uzanan ticaret yollarını güvence altına almasını sağladı ve İpek Yolu'nun kurumsal olarak şekillenmesinde dönüm noktalarından biri kabul edildi.
Han yönetimi, ticaret güzergâhını korumak amacıyla koridor boyunca askerî tarım kolonileri (tuntian) kurdu ve Çin Seddi'ni Dunhuang'ın batısındaki Yümen Geçidi'ne kadar uzattı. Hexi Koridoru'nun denetim altına alınması, Han Hanedanı'nın Tarım Havzası'na ilerlemesini kolaylaştırmış; MÖ 60 yılında Batı Bölgeleri Himaye Genel Valiliği'nin kurulmasına zemin hazırlamıştır. Ayrıca bu gelişme, Hunların Çiang topluluklarıyla bağlantısını keserek Han Devleti'nin kuzeybatı sınırlarını güvence altına almasına önemli katkı sağlamıştır.
MS 23 yılında Xin Hanedanı'nın yıkılmasının ardından Hexi Koridoru'na çok sayıda Çiang topluluğu yerleşti. Bölge bir süre savaş ağası Dou Rong'un yönetiminde kaldıktan sonra MS 29'da yeniden kurulan Doğu Han Hanedanı'na bağlandı. Ancak II. yüzyılda Çiangların artan akınları nedeniyle Han nüfusunun önemli bir kısmı bölgeyi terk etti. MS 184 yılında Yüeçi, Hun ve Çiang topluluklarının katıldığı Liangzhou İsyanı, Hexi Koridoru'nun merkezî yönetimden büyük ölçüde kopmasına yol açtı ve Han Hanedanı'nın çözülme sürecini hızlandırdı.
Han Hanedanı'nın son yıllarında Hexi Koridoru sırasıyla Han Sui, Ma Teng ve Ma Chao gibi yerel savaş ağalarının denetimine girdi. MS 214 yılında Cao Cao'nun bölgeyi ele geçirmesiyle Hexi Koridoru, Cao Wei Devleti'nin hâkimiyeti altına girdi.
Altı Hanedan ve On Altı Krallık Dönemi
MS 220 yılında Cao Cao'nun oğlu Cao Pi'nin Han Hanedanı'na son vererek Wei Devleti'ni kurmasıyla Üç Krallık Dönemi başladı. Hexi Koridoru bu dönemde Wei Devleti'nin hâkimiyetinde kaldı. MS 230 yılında Şu Han Devleti'nin başveziri Zhuge Liang'ın kuzey seferleri sırasında koridor, Wei ile Şu Han arasındaki askerî mücadelelerin hedeflerinden biri oldu. MS 266'da Wei Hanedanı'nın yerini alan Jin Hanedanı, Hexi Koridoru'nun yönetimini devraldı. Ancak kısa süre sonra bölgede yaşayan Sienpi (Xianbei) topluluklarının ayaklanmaları merkezî otoriteyi zayıflattı.
III. yüzyılın sonlarından itibaren Hexi Koridoru, İpek Yolu üzerindeki ticaret faaliyetlerinin yeniden canlanmasıyla Kuşanlar ve Soğdlular gibi tüccar topluluklarının yoğun olarak bulunduğu bir bölge hâline geldi. Bu topluluklar yalnızca ticaretle değil, Budizm başta olmak üzere çeşitli dinî ve kültürel unsurların Çin'e taşınmasında da önemli rol oynadılar.
IV. yüzyılın başlarında Hexi Koridoru'nda Eski Liang Devleti kuruldu. On Altı Krallık döneminin en uzun ömürlü ve istikrarlı devletlerinden biri olan Eski Liang, bölgenin siyasî ve ekonomik gelişmesine önemli katkılar sağladı. Devletin MS 376 yılında Eski Qin tarafından ortadan kaldırılmasının ardından Hexi Koridoru, Kısa Süreli Liang, Güney Liang, Kuzey Liang ve Batı Liang gibi devletlerin hâkimiyetine girdi. MS 421 yılında Kuzey Liang, bölgeyi yeniden tek yönetim altında birleştirdi.
Bu dönemde Çin'in merkez ovalarında yaşanan uzun süreli savaşlar ve siyasî karışıklıklar Hexi Koridoru'nu görece daha az etkiledi. Güvenli sayılabilecek bu ortam nedeniyle çok sayıda göçmen bölgeye yerleşti ve Hexi Koridoru kültürel açıdan önemli bir merkez hâline geldi. Özellikle Budizm büyük gelişme gösterdi; Dunhuang yakınındaki Mogao Mağaraları'nın ilk bölümleri bu dönemde inşa edilmeye başlandı. Burada gerçekleştirilen duvar resimleri, heykeller ve Budist metin tercümeleri, Budizmin Çin'in iç bölgelerine yayılmasında belirleyici bir rol oynadı.
MS 439 yılında Kuzey Wei Devleti'nin Kuzey Liang'ı ortadan kaldırmasıyla On Altı Krallık Dönemi sona erdi. Dunhuang'daki son Kuzey Liang direnişi ise MS 442'ye kadar devam etti. Kuzey Wei yönetimi, Juanjuan (Rouran) akınlarına karşı Dunhuang'da askerî garnizonlar kurarken, bölgedeki nüfusun bir kısmını başkent Pingcheng'e nakletti. Bu uygulama, klasik Çin kültürünün yeniden güçlenmesine ve Budizmin Kuzey Çin'de daha geniş bir alana yayılmasına katkıda bulundu.
V. yüzyılın sonlarında Juanjuan saldırılarının yoğunlaşması üzerine Kuzey Wei yönetimi bir süre Hexi Koridoru'ndan çekilmeyi dahi değerlendirdi. Ancak MS 492 yılında Juanjuanların yenilgiye uğratılmasıyla bölge yeniden güvence altına alındı. Kuzey Wei Devleti'nin parçalanmasının ardından Hexi Koridoru önce Batı Wei'nin (535), daha sonra ise onun devamı olan Kuzey Zhou Devleti'nin (557) yönetimine geçti. Bu süreç, bölgenin Sui ve Tang dönemlerinde yeniden Çin'in kuzeybatıya açılan en önemli geçidi hâline gelmesinin zeminini hazırladı.
Orta Çağ
MS 581 yılında Kuzey Zhou Devleti'nin yerini alan Sui Hanedanı, yaklaşık üç yüzyıllık siyasî parçalanmanın ardından Çin'i yeniden birleştirdi. Hexi Koridoru, bu dönemde Çin'in batıya açılan en önemli stratejik geçidi olarak yeniden önem kazandı. Sui İmparatoru Yang, 609 yılında bölgeyi ziyaret ederek Tuyuhun Devleti üzerine düzenlenen sefere bizzat katıldı ve İpek Yolu'nun güvenliğini sağlamaya çalıştı.
Sui Hanedanı'nın son yıllarında bölge, savaş ağası Li Gui'nin kontrolüne geçti. Li Gui, 617 yılında Liang Devleti'ni kurduysa da bu hâkimiyet uzun sürmedi; 619 yılında yeni kurulan Tang Hanedanı Hexi Koridoru'nu ele geçirerek yeniden merkezî yönetime bağladı. Tang döneminde Budist keşiş Xuanzang da Hindistan'a yaptığı meşhur yolculuk sırasında Hexi Koridoru'ndan geçerek Dunhuang ve çevresindeki önemli merkezleri ziyaret etti.
VII. yüzyılın ortalarında Tang Hanedanı, Orta Asya'daki çeşitli devletleri hâkimiyeti altına alarak Hexi Koridoru ile İpek Yolu üzerindeki denetimini güçlendirdi. Bu gelişme, ticaret yollarının güvenliğini artırırken Çin ile Orta Asya arasındaki ekonomik ve kültürel ilişkilerin yeniden canlanmasını sağladı. Zerdüştlük, Nasturî Hristiyanlığı ve İslâm gibi dinler bu güzergâh üzerinden Çin'in iç kesimlerine ulaştı; Hexi Koridoru şehirleri ise farklı kültür ve inançların buluştuğu uluslararası ticaret merkezleri hâline geldi.
Tang Hanedanı'nın Orta Asya'daki genişlemesi, Tibet İmparatorluğu ile uzun sürecek bir rekabeti de beraberinde getirdi. VII. yüzyılın sonlarından itibaren Tibet kuvvetleri Hexi Koridoru'na yönelmeye başladı. 711 yılında Tang yönetimi, bölgenin savunmasını güçlendirmek amacıyla Hexi Koridoru'nu sınırdaki askerî valiliklerden (jiedushi) biri hâline getirdi. VIII. yüzyıl ortalarında bu askerî bölge, Tang ordusunun en güçlü sınır kuvvetlerinden biri durumundaydı.
755 yılında patlak veren An Luşan İsyanı nedeniyle Tang ordularının büyük kısmı iç bölgelere çekilince Tibet İmparatorluğu bu fırsattan yararlanarak Hexi Koridoru'nu ele geçirdi. Dunhuang 786 yılında Tibet hâkimiyetine girdi ve kısa süre içinde koridorun tamamı Tibet yönetimine bağlandı. Bu dönemde bölge halkı Tibet adlarını ve Tibet yazısını benimsemeye başladı; Tibet Budizmi de Hexi Koridoru üzerinden geniş bir alana yayıldı.
842 yılında Tibet İmparatorluğu'nun dağılmasının ardından Tang'a bağlı kumandan Zhang Yichao, 848 yılında Hexi Koridoru'nu Tibet yönetiminden geri aldı. 851 yılında kurduğu Guiyi Askerî Valiliği, kısa sürede Dunhuang merkezli güçlü bir idarî yapı hâline geldi ve 860'lı yıllarda Hexi Koridoru'nun büyük bölümünü yeniden birleştirdi. Ancak sonraki yıllarda batıda Koço Uygur Krallığı, doğuda ise Ganzhou Uygur Krallığı'nın güçlenmesiyle Guiyi'nin nüfuzu giderek zayıfladı.
X. yüzyılın başlarında Guiyi Askerî Valiliği'nin hâkimiyet sahası Dunhuang çevresiyle sınırlı kaldı. Ganzhou Uygurları'nın İpek Yolu üzerindeki ticareti kontrol altına alması, bölgenin Çin ile bağlantısını önemli ölçüde azalttı. 911 yılında Guiyi yönetimi Ganzhou Uygur Krallığı'nın tâbiyetini kabul etti; 925 yılında İpek Yolu yeniden ulaşıma açıldı. Bunun ardından Dunhuang bir kez daha önemli bir kültür ve din merkezi hâline geldi. Mogao Mağaraları'nın en büyük tapınaklarından bazıları bu dönemde inşa edilirken, burada hazırlanan Budist metinler Ganzhou ve Koço Uygur devletlerine kadar ulaştırıldı. Böylece Hexi Koridoru, siyasî bakımdan eski gücünü büyük ölçüde kaybetmiş olsa da, Orta Çağ boyunca Doğu Asya ile İç Asya arasındaki en önemli kültürel temas bölgelerinden biri olmayı sürdürdü.
Batı Xia ve Moğol Dönemi
XI. yüzyılın ilk yarısında Tangutlar tarafından kurulan Batı Xia Devleti, Hexi Koridoru'nu hâkimiyeti altına almak amacıyla doğuya doğru genişlemeye başladı. Bölgenin kesin olarak ne zaman ele geçirildiği tartışmalı olmakla birlikte, fetih hareketlerinin 1028 yılında başladığı ve 1036 yılına kadar tamamlandığı kabul edilmektedir. Bununla birlikte, Dunhuang çevresinde Guiyi Askerî Valiliği veya bir Uygur yönetiminin bir süre daha varlığını sürdürdüğü, ancak XI. yüzyılın sonlarına gelindiğinde Hexi Koridoru'nun tamamının Batı Xia'nın denetimine geçtiği anlaşılmaktadır.
Batı Xia yönetimi, bölgeyi ele geçirdikten sonra önemli miktarda insan gücünü Song Hanedanı'na karşı yürütülen askerî seferlerde kullandı. Aynı dönemde uluslararası ticaret yollarının farklı güzergâhlara kayması, Hexi Koridoru'nun ekonomik canlılığını önemli ölçüde azalttı ve İpek Yolu üzerindeki eski önemini zayıflattı.
1205 yılında Cengiz Han idaresindeki Moğollar Batı Xia topraklarına ilk akınlarını düzenleyerek Hexi Koridoru'nu yağmaladı. 1209 yılında gerçekleştirilen kapsamlı sefer sonucunda Batı Xia Devleti Moğollara tâbi olmayı kabul etti. Ancak bu bağlılık uzun sürmedi. Cengiz Han 1225 yılında yeniden Batı Xia üzerine yürüdü; 1226'da Hexi Koridoru tamamen Moğol hâkimiyetine girdi, ertesi yıl ise Batı Xia Devleti ortadan kaldırıldı. Cengiz Han da aynı yıl düzenlenen bu sefer sırasında hayatını kaybetti.
Moğol hâkimiyeti döneminde Hexi Koridoru, Yuan Hanedanı'nın Orta Asya ile Çin arasındaki başlıca ulaşım ve haberleşme güzergâhlarından biri olmayı sürdürdü. XIII. yüzyılın sonlarında bölgeden geçen Venedikli seyyah Marco Polo, Zhangye'deki büyük yatan Buda heykeli başta olmak üzere koridorun şehirleri ve kültürel zenginlikleri hakkında ayrıntılı bilgiler vermiştir.
Ming ve Qing Dönemleri
1368 yılında kurulan Ming Hanedanı, Moğolları Çin'in iç bölgelerinden çıkardıktan sonra Hexi Koridoru'nu yeniden ele geçirmek için harekete geçti. 1370 yılında koridorun doğu kesimi, 1372 yılında ise bölgenin büyük bölümü Ming hâkimiyetine girdi. Aynı yıl Dunhuang'ın doğusunda Jiayu Geçidi (Jiayuguan) inşa edildi. Bu tahkimat, Ming Çin'inin batıdaki en önemli sınır kapısı hâline gelirken Dunhuang'ın kuzeydeki Kuzey Yuan Devleti sınırında kalmasına ve zamanla önemini kaybetmesine yol açtı. Böylece Hexi Koridoru'nun uluslararası ticaret yolu olarak taşıdığı eski stratejik değer büyük ölçüde azaldı.
Ming yönetimi, Han Hanedanı dönemindeki uygulamaları örnek alarak sınır boyunca askerî garnizon şehirleri kurdu ve savunma sistemini güçlendirdi. Ancak 1524 yılında Jiayu Geçidi'nin kapatılması ve Turfan Hanlığı'nın Dunhuang'ı ele geçirmesi bölgedeki ticaret faaliyetlerini daha da zayıflattı. 1539-1541 yılları arasında Çin Seddi Hexi Koridoru boyunca yeniden inşa edildi; 1573 yılında ise batıdaki savunma hatları ilave tahkimatlarla güçlendirildi.
1644 yılında Ming Hanedanı'nın yıkılışı sırasında Hexi Koridoru kısa süreliğine Şun Hanedanı'nın denetimine geçtiyse de Qing kuvvetleri 1645 yılında bölgeyi ele geçirdi. 1648 yılında Müslüman isyancıların Gansu'nun büyük bölümünü kontrol altına alması üzerine çatışmalar Hexi Koridoru'na yayıldı. Qing ordusu 1649 yılında Ganzhou (Zhangye) ve Suzhou (Jiuquan) şehirlerini yeniden ele geçirerek isyanı bastırdı. Zaferin ardından binlerce isyancı idam edildi, bölgedeki Müslüman nüfusun önemli bir kısmı ise büyük şehirlerden uzak yerlere iskân edildi.
XVIII. yüzyılda Qing yönetimi, Cungar Hanlığı'na karşı oluşturduğu savunma sistemi kapsamında Hexi Koridoru'na çok sayıda asker ve çiftçi yerleştirdi. Açılan yeni tarım alanları sayesinde özellikle darı ve buğday üretimi önemli ölçüde arttı; elde edilen ürün fazlası zaman zaman imparatorluğun farklı bölgelerine gönderilerek kıtlıkların hafifletilmesinde kullanıldı.
1865 yılında patlak veren Dungan İsyanı sırasında Hexi Koridoru'nun büyük bölümü Müslüman isyancıların kontrolüne geçti. Qing kuvvetleri General Zuo Zongtang'ın komutasında başlattıkları harekâtla 1873 yılında Jiuquan'ı geri aldı ve isyanı bastırdı. Ardından bölgedeki Müslüman nüfusun bir kısmı Gansu'nun güneydoğusuna nakledilerek Sincan'daki Müslüman topluluklarla bağlantıları sınırlandırılmaya çalışıldı.
1907 yılında İngiliz-Macar kâşif ve arkeolog Aurel Stein Hexi Koridoru'nda araştırmalar yürüttü. Dunhuang yakınındaki Mogao Mağaraları ile Soğdca yazılmış eski mektuplar gibi çok sayıda tarihî eserin yeniden bilim dünyasının dikkatine sunulması, bölgenin arkeolojik öneminin uluslararası ölçekte tanınmasını sağladı.
Modern Dönem
1911 yılında Qing Hanedanı'nın yıkılmasıyla başlayan siyasî karışıklıklar sırasında Hexi Koridoru, Gansu'nun diğer bölgeleriyle birlikte Hui Müslüman kökenli savaş ağalarının denetimine girdi. Bu dönemde bölgede etkili olan Ma Kliği, 1927 yılında Milliyetçi Hükûmet'e (Kuomintang) bağlılığını ilan ederek kuzeybatı Çin'deki nüfuzunu sürdürdü. 1937 yılında Çin-Japon Savaşı sırasında gerçekleştirilen Batı Seferi Muharebesi'nde Milliyetçi kuvvetlerin önemli başarılarından biri Hexi Koridoru'nda kazanıldı.
Çin İç Savaşı'nın son safhasında, 1949 yılında Halk Kurtuluş Ordusu Gansu eyaletini ve Hexi Koridoru'nu kontrol altına aldı. Bölge daha sonra Çin Halk Cumhuriyeti'nin kuzeybatı ulaşım ve kalkınma politikalarının önemli merkezlerinden biri hâline geldi.
1952 yılında yapımına başlanan ve 1963'te hizmete giren Lanzhou-Xinjiang Demiryolu, Hexi Koridoru boyunca uzanarak Çin'in batı bölgelerini ülkenin iç kesimlerine bağlayan başlıca ulaşım hatlarından biri oldu. Bu hat, tarihî İpek Yolu güzergâhını büyük ölçüde takip ederek bölgenin ekonomik önemini yeniden artırdı.
1987 yılında Dunhuang yakınındaki Mogao Mağaraları, UNESCO Dünya Mirası Listesi'ne dâhil edildi. Böylece Hexi Koridoru'nun tarihî ve kültürel mirası uluslararası düzeyde koruma altına alınmış oldu.
Bölgenin ulaşım altyapısı XXI. yüzyılda daha da geliştirildi. Lanzhou-Xinjiang Yüksek Hızlı Demiryolu'nun inşasına 2009 yılında başlandı ve hat 2014 yılında işletmeye açıldı. Bu demiryolu, Hexi Koridoru boyunca hızlı ulaşım sağlayarak bölgenin Çin'in batı kalkınma stratejisindeki önemini artırdı.
2025 yılında Çin hükûmeti, Hexi Koridoru boyunca uzanacak yaklaşık 1.000 kilometrelik bir "Millî Kültür Mirası Rotası" oluşturulacağını açıkladı. On yıl içinde tamamlanması planlanan proje kapsamında bölgedeki tarihî şehirlerin, arkeolojik alanların ve İpek Yolu mirasının bütüncül bir kültür koridoru hâlinde düzenlenmesi hedeflenmektedir.