Menüyü aç / kapat
Tercihler menüsünü aç / kapat
Kişisel menüyü aç / kapat
Oturum açık değil
Herhangi bir düzenleme yaparsanız IP adresiniz herkese açık olarak görünecektir.
14.00, 15 Temmuz 2026 tarihinde Admin (mesaj | katkılar) tarafından oluşturulmuş 6 numaralı sürüm ("Türk ismi, kadim çağlardan itibaren farklı coğrafyalarda çeşitli kültürlerle kurulan temaslar neticesinde, yabancı kaynaklara farklı fonetik varyasyonlarla yansımıştır. Türk adının kurumsal ve resmi bir devlet kimliği kazanması, 542 yılında tarih sahnesine çıkan Göktürk (Kök-Türk) Devleti ile gerçekleşmiştir. Devletin özgün ismi "Türk" olup, metinlerde dönem dönem iki heceli "Türük" şeklinde de kaydedilmiştir. "Gö..." içeriğiyle yeni sayfa oluşturdu)
(fark) ← Önceki sürüm | Güncel sürüm (fark) | Sonraki sürüm → (fark)

Türk ismi, kadim çağlardan itibaren farklı coğrafyalarda çeşitli kültürlerle kurulan temaslar neticesinde, yabancı kaynaklara farklı fonetik varyasyonlarla yansımıştır. Türk adının kurumsal ve resmi bir devlet kimliği kazanması, 542 yılında tarih sahnesine çıkan Göktürk (Kök-Türk) Devleti ile gerçekleşmiştir. Devletin özgün ismi "Türk" olup, metinlerde dönem dönem iki heceli "Türük" şeklinde de kaydedilmiştir. "Göktürk" kullanımı ise XIX. yüzyılın sonlarından itibaren Türkologlar tarafından literatüre kazandırılmış bir terminolojidir.

Türk isminin küresel ölçekte yayılımı, söz konusu devletin Orta Asya'dan Çin'e, Tibet'ten Kore'ye, Kafkasya'dan Afganistan'a kadar uzanan geniş bir coğrafyayı hakimiyeti altına almasıyla hız kazanmıştır. Bu siyasi genişleme; Bizans ve Çin gibi dönemin merkezi güçlerinin kayıtlarında "Türk Devleti" isminin yerleşmesini sağlamış, hatta Orta Asya'nın "Türkiye" olarak anılmasına yol açmıştır. 745 yılında Göktürk devlet yapısının son bulmasının ardından, siyasi varlık farklı kanallara ayrılmıştır. Doğu topraklarında Uygur Devleti hakimiyet kurarken, batı kanadında boy federasyonları "Türgiş" adı altında teşkilatlanmıştır. 766 sonrasında Oğuz boyları Tanrı Dağları'ndan İtil boylarına kadar uzanan geniş bir sahada dağınık bir yapı sergilese de, kimliklerini korumuşlardır. Bu süreçte Türkler; İslam coğrafyasında "Türkmen", Rus kaynaklarında ise "Tork" olarak tesmiye edilmiştir. Müteakip dönemde kurulan Selçuklu ve Osmanlı devletleri, farklı siyasi unvanlar kullansalar da, Batılı kaynaklarda "Türk Devleti" olarak tanımlanmaya devam etmişlerdir. Aynı şekilde Mısır ve Anadolu coğrafyası için "Türkiye" isimlendirmesi kullanılmıştır.

Tarihçiler, Türk isminin kökenini çok daha eski metinlerde arama eğilimi göstermişlerdir. Bu bağlamda, Herodotos'un M.Ö. V. yüzyılda andığı Targitalar, İskit coğrafyasındaki Tyrkaeler, Tevrat'taki Togharma, Hind kaynaklarındaki Turukhalar, Thraklar ve Troyalılar, Türk isminin olası erken formları olarak tartışılmıştır. İran mitolojisindeki Turan (Turac) ve İslami kaynaklardaki Türk (Yafes'in torunu) rivayetleri de bu arayışın bir parçasıdır. Ayrıca, İran-Turan savaşlarının efsanevi figürü Afrasyab'ın (Alper Tunga) Türk kökenli bir başbuğ olduğu kanaati yaygındır. Türk kelimesi, 420 tarihli bir Pers metninde "Altaylı" toplulukları nitelemek üzere, 515 tarihli belgelerde ise "Türk Hun" (Güçlü Hun) ifadesiyle yer almıştır. Etimolojik olarak "güç" anlamını taşıdığı kabul edilen bu isim, Törük/Türük formlarından evrilerek günümüzdeki nihai biçimini almıştır.