Yabgu
Daha fazla eylem
Yabgu, Türk devlet teşkilatında kullanılan en eski idarî ve siyasî unvanlardan biridir. Orhon Yazıtları ile X. ve XI. yüzyıla ait İslâmî Türk kaynaklarında sıkça zikredilmekle birlikte, unvanın tarihi bu dönemlerden daha eskiye uzanmaktadır. Mevcut veriler, yabgu unvanının en geç Milâdî I. yüzyıldan itibaren Orta Asya'nın batısında ve Kuzey Hindistan'da hüküm süren Kuşanlar tarafından da kullanıldığını göstermektedir. Daha sonraki yüzyıllarda Göktürkler başta olmak üzere birçok Türk devletinde devlet teşkilatının önemli unsurlarından biri hâline gelen yabgu, Türk siyasî geleneğinde uzun süre varlığını koruyan temel unvanlardan biri olmuştur.
Yabgu Unvanının İlk Kullanımları
Yabgu unvanının bilinen en eski örnekleri Büyük Yüeçiler dönemine kadar uzanmaktadır. Çin kaynaklarına göre, Büyük Yüeçiler MÖ II. yüzyılın ikinci yarısında Baktriya'yı ele geçirdikten sonra ülkeyi beş xihou (yabguluk) şeklinde idarî bölgelere ayırmış ve her bölgenin başına bir yabgu tayin etmişlerdir. Bu yabguluklar kendi iç işlerinde serbest olmakla birlikte Büyük Yüeçi hâkimiyetini tanımaktaydı. Yaklaşık bir asır devam eden bu idarî yapı, yabguluklardan Kuşan (Guishuang) kolunun diğerlerini hâkimiyeti altına alarak MS I. yüzyılda Kuşan Devleti'ni kurmasına kadar varlığını sürdürmüştür. Bu bilgiler, yabgu unvanının Göktürklerden önce de Orta Asya'da kullanılan köklü bir idarî ve siyasî unvan olduğunu göstermektedir.
Çin kaynaklarında, Kuşan Devleti'nin kuruluşundan önceki yaklaşık bir asırlık dönem "Beş Yüeçi Yabguluğu" olarak anılmaktadır. Bu dönemde Büyük Yüeçiler, Amu Derya'nın kuzeyinde yerleşmiş ve beş ayrı xihou (yabguluk) hâlinde teşkilatlanmıştır. Her yabguluk kendi bölgesini yönetmekle birlikte gevşek bir siyasî birlik içinde Büyük Yüeçi otoritesine bağlı bulunuyordu. Bu yabguluklardan biri olan Kuşanlar, MS I. yüzyılın ilk yarısında Kujula Kadphises önderliğinde diğer dört yabguluğu hâkimiyet altına alarak bağımsızlıklarını ilan etmiş ve Kuşan Devleti'ni kurmuştur. Kuşanların yabguluk dönemine ait sikkeler, ilk yabgulardan Heraus'un para tipleri ve unvanlarının Baktriya Grek hükümdarlarının örneklerini takip ettiğini göstermekte, bu durum ise yabguluk kurumunun ilk dönemlerinde Helenistik etkilerin de görüldüğüne işaret etmektedir.
Çin kaynaklarında geçen xihou (翖侯) unvanı, özellikle Büyük Yüeçilerin Baktriya'da kurduğu beş yabguluk ile ilişkilendirilmekte, daha sonra ise Wusunlar ve Batı Hunları arasında da görülmektedir. Araştırmacıların büyük çoğunluğu, xihou ile daha sonraki Türk kaynaklarında görülen yabgu unvanının aynı idarî makamı ifade ettiği ve Çince yazılışın bu unvanın fonetik bir aktarımı olduğu görüşündedir. Tang dönemi kaynaklarında aynı unvanın shehu, shihou ve yehu gibi farklı biçimlerde kaydedilmesi de bu değerlendirmeyi desteklemektedir.
Xihou unvanının kökeni konusunda farklı görüşler ileri sürülmüştür. Bazı araştırmacılar unvanın Çin kökenli olduğunu savunurken, diğerleri bunun Çinli olmayan halklara ait bir unvanın Çince transkripsiyonu olduğunu kabul etmektedir. Kuşan hükümdarı Kujula Kadphises'in sikkelerinde yer alan yavuga unvanı ile isimsiz bir Kuşan hükümdarının sikkesindeki ΙΑΠΓΥ (Iapgu) yazısı, xihou ile yabgu arasında doğrudan bir bağlantı kuran en önemli deliller arasında gösterilmektedir. Bu bulgular, yabgu unvanının Göktürklerden önce Kuşanlar döneminde de kullanıldığını ve daha sonra Türk devlet teşkilatının temel unvanlarından biri hâline geldiğini göstermektedir.
Yabgu unvanının kökeni konusunda ileri sürülen görüşlerden biri, unvanın Sakalar aracılığıyla kullanıma girdiğidir. Bazı araştırmacılara göre xihou (yabgu) unvanı Büyük Yüeçiler tarafından Baktriya'ya taşınmış olabileceği gibi, bölgede daha önce hüküm süren Saka ve İskit topluluklarından da devralınmış olabilir. Sakalara ait sikkeler ve kitabelerde yabgu unvanı açık biçimde görülmemekle birlikte, Pencap'ta hüküm süren Saka satrabı Patika, yabgu ile ilişkilendirilen yauva (veya zauva) unvanını kullanmıştır. Ayrıca MS I. yüzyılın başlarında Taksila bölgesinde hüküm süren Kharaosta'nın kitabelerindeki yaguramna unvanı da araştırmacılar tarafından "yabgu-kral" şeklinde yorumlanmaktadır. Bu veriler, yabgu unvanının Göktürklerden önce Saka ve Kuşan çevresinde de kullanılmış veya en azından bu kültür çevresiyle yakın ilişki içinde bulunmuş olabileceğine işaret etmektedir.
Yabgu unvanının en erken maddi delillerinden biri, Kuşanların ilk yabgularından biri kabul edilen Heraus'a atfedilen sikkelerdir. Tacikistan başta olmak üzere çeşitli bölgelerde ele geçen bu gümüş ve bakır sikkelerde, Grek harfleriyle yazılmış HPAOY (HIAOY) unvanı yer almaktadır. Araştırmacıların büyük çoğunluğu bu ibarenin yabgu unvanının Grek alfabesiyle yazılmış biçimi olduğu görüşündedir. Sikkelerde ayrıca Grekçe TYRANNOUNTOS ("hüküm süren") ifadesinin bulunması, yabgunun siyasî otoriteyi temsil eden bir hükümdarlık unvanı olarak kullanıldığını göstermektedir. Bazı araştırmacılar Heraus'u bağımsız bir yabgu olarak değerlendirirken, bazıları ise onu Kuşan Devleti'nin kurucusu Kujula Kadphises'in yabguluk dönemine ait bir unvan veya lakap olarak yorumlamaktadır. Her iki görüşte de ortak nokta, yabgu unvanının Kuşan Devleti'nin kuruluşundan önce ve kuruluş sürecinde resmî bir hükümdarlık unvanı olarak kullanılmış olmasıdır.
Kuşan Devleti'nin kurucusu Kujula Kadphises, hükümdarlığının ilk dönemine ait sikke ve kitabelerinde yabgu unvanını kullanmıştır. Grek harfli sikkelerde ZAOOY, Kharosthi yazılı kitabelerde ise YAVUGA biçiminde geçen bu unvan, "Kuşan yabgusu" anlamını taşımaktadır. Araştırmacılar, bu ifadelerin yabgu unvanının Grek ve Hint yazı sistemlerine uyarlanmış biçimleri olduğu konusunda genel olarak görüş birliği içindedir. Kujula Kadphises, Kuşan Devleti'ni kurup fetihlerle hâkimiyet alanını genişlettikten sonra ise Maharaja (Büyük Kral), Rajatiraja (Krallar Kralı) ve Devaputra(Tanrının Oğlu) gibi daha yüksek hükümdarlık unvanlarını kullanmaya başlamıştır. Bu durum, yabgu unvanının başlangıçta bölgesel veya hanedan içi bir yönetim makamını ifade ederken, devletin imparatorluk hâline gelmesiyle yerini daha kapsamlı hükümdarlık unvanlarına bıraktığını göstermektedir.
Yabgu unvanı, Kuşanlardan sonra onların siyasî ve kültürel mirasını büyük ölçüde sürdüren Eftalitler tarafından da kullanılmaya devam etmiştir. V. yüzyılın ortalarından itibaren Baktriya, Soğdiana ve Kuzey Hindistan'a hâkim olan Eftalitler, sikkelerinde ve çeşitli yazılı belgelerinde tegin ve yabgu gibi unvanlara yer vermiştir. Belh'e ait bazı sikkelerde Pehlevi yazısıyla "Belh yabgusu" ifadesi okunurken, Çaganiyan hükümdarlarına ait VIII. yüzyılın ilk çeyreğine tarihlenen sikkelerde de yabgu unvanı görülmektedir.
Sonraki araştırmalar, Eftalit sikkelerinde yabgu unvanının javukha biçiminde kullanıldığını ortaya koymuştur. Hükümdar Khingila'ya atfedilen bazı sikkelerde mahārāja javukha (Büyük Yabgu) ve ṣāhi javūkha (Yabgu Şah) unvanları yer almaktadır. Ayrıca Baktriya dilindeki zaboho unvanının da Brahmi yazısındaki javukha ile aynı unvanı ifade ettiği kabul edilmektedir. Bunun yanında VI. yüzyıla tarihlenen bazı Baktriya belgelerinde "Eftalit yabgusu" unvanı açıkça kayıtlıdır. Bu veriler, yabgu unvanının Eftalitler döneminde de yüksek siyasî otoriteyi ifade eden temel hükümdarlık unvanlarından biri olarak kullanılmaya devam ettiğini göstermektedir.
Göktürkler döneminde yabgu unvanı, devlet teşkilatının en yüksek makamlarından biri olarak özellikle batı kanadının yönetiminde kullanılmıştır. Çin kaynaklarında shehu ve yehu biçimlerinde kaydedilen bu unvan, Batı Göktürk hükümdarları tarafından yaygın biçimde taşınmıştır. Tong Yabgu Kağan, Sır Yabgu ve Işbara Yabgu bu unvanı kullanan hükümdarlar arasında yer almaktadır. Çin kaynakları, yabgunun kağanın kardeşi, oğlu veya hanedan mensuplarından biri olduğunu; şad, erkin, ilteber ve tudun gibi diğer yüksek unvanlarla birlikte devlet teşkilatının temel unsurlarından birini oluşturduğunu belirtmektedir.
Batı Göktürk dönemine ait sikkeler de yabgu unvanının kullanımını doğrulamaktadır. Soğd harfli paralarda "Cabgu Kağan" ve "Tong Cabgu Kağan" ifadeleri yer almakta, eski Türkçedeki yabgu unvanı Soğd yazısında cbγw veya cβγwbiçimlerinde yazılmaktadır. İslam kaynaklarında geçen Cabguket (Yabgu Kenti) adı da yabgu unvanının bölgedeki siyasî önemini yansıtan örneklerden biridir.
Batı Göktürk Kağanlığı'nın Toharistan'ı ele geçirmesinden sonra bölgede Toharistan Yabguluğu kurulmuştur. Tong Yabgu Kağan, yönetimini oğlu Tardu Şad aracılığıyla yürütmüş ve Toharistan Yabguları Ashina hanedanına mensup yöneticiler olarak yaklaşık 630-758 yılları arasında bölgeyi idare etmiştir. Merkezleri Belh ve Kunduz olan bu yabgular, Çin, Soğd ve İslam kaynaklarında Toharistan Yabgusu unvanıyla anılmaktadır. Xuanzang da VII. yüzyılda bölgeyi ziyaret ettiğinde Tardu Şad'ın kendisini "Toharistan Yabgusu" olarak tanıttığını kaydetmiştir.
Toharistan Yabguları kendi adlarına sikke bastırmış ve bu paralarda yabgu unvanını açıkça kullanmışlardır. Işbara Yabgu'ya ait sikkelerde "Işbara Yabgu Melik", VIII. yüzyıla tarihlenen örneklerde ise "Belh Yabgusu" ibareleri yer almaktadır. İslam fetihleri sırasında uzun süre direnen Toharistan Yabguları, VIII. yüzyılın ortalarında bölgedeki hâkimiyetlerini kaybetmiş, ardından Toharistan'da siyasî üstünlük Karluk Yabgularının eline geçmiştir.
Zhaowu adı, VI ve VII. yüzyıllarda Soğdiana'da hüküm süren bazı yönetici ailelerle ilişkilendirilmiştir. İlk araştırmalarda bu adın, Kuşan sikkelerinde görülen ZAOOY, Kharosthi kitabelerindeki yavuga ve Eftalit belgelerindeki yauvlabiçimleriyle bağlantılı olduğu, dolayısıyla yabgu unvanının Çinceye aktarılmış şekli olabileceği ileri sürülmüştür. Bu nedenle Zhaowu ile yabgu arasında uzun süre doğrudan bir ilişki kurulmuştur.
Daha sonraki araştırmalar ise Zhaowu'nun yabgu unvanından ziyade Soğd aristokrasisinde kullanılan Jamūk (Camûk)adının veya unvanının Çince karşılığı olduğu görüşünü öne çıkarmıştır. Bununla birlikte, Orta Asya kaynaklarında görülen biyâgû, yabâgû ve beygû gibi biçimlerin yabgu unvanının farklı telaffuz ve yazım şekilleri olduğu kabul edilmektedir. Bu durum, yabgu unvanının Soğd ve Türk kültür çevrelerinde farklı biçimlerde kullanılmaya devam ettiğini göstermektedir.
Yabgu unvanının kökeni uzun süredir tartışma konusu olmakla birlikte, günümüzde ağırlık kazanan görüş, unvanın Türklerden önce Orta Asya'nın batısında, özellikle Kuşanlar döneminde kullanılmaya başladığı ve İran kültür çevresiyle ilişkili olduğu yönündedir. Kuşan kitabeleri ve sikkelerinde yavuga, yaüa ve zaoou biçimlerinde görülen unvanın, Çince kaynaklarda xihou olarak kaydedildiği, daha sonra ise Göktürkler başta olmak üzere çeşitli Türk devletlerinde yabguşekliyle benimsendiği anlaşılmaktadır.
Kelimenin etimolojisi konusunda farklı görüşler ileri sürülmüştür. Bazı araştırmacılar yabguyu Orta İran dillerindeki "yönetmek, idare etmek, hüküm sürmek" anlamlarıyla ilişkilendirirken, bazıları Türkçe veya Altay dilleri kökenli olduğunu savunmuştur. Bununla birlikte mevcut dilbilimsel ve tarihî veriler, unvanın Kuşanlardan Eftalitlere, oradan da Türk devlet teşkilatına geçen ortak bir siyasî unvan olarak uzun süre yaşadığını göstermektedir.
Türk kaynaklarında yabgu unvanı ilk defa Orhun Yazıtları'nda görülmektedir. Yazıtlarda yabgu, kağandan sonra gelen en yüksek yöneticiler arasında sayılmakta; Tölis, Tarduş ve Türgiş gibi büyük boyların idaresiyle ilişkilendirilmektedir. Uygur dönemine ait Maniheist metinlerde de žabgū biçiminde geçmesi, unvanın Türk devlet geleneğinde yüzyıllar boyunca kullanılmaya devam ettiğini göstermektedir.
Sonuç olarak yabgu unvanı, kökeni kesin biçimde açıklığa kavuşmamış olmakla birlikte, en geç Kuşanlar döneminden itibaren Orta Asya'da kullanılan, Göktürkler ve sonraki Türk devletlerinde de varlığını sürdüren eski ve köklü bir hükümdarlık unvanıdır. Tarihî süreç içinde bazen merkeze bağlı bir hükümdarı, bazen de geniş yetkilere sahip yarı bağımsız bir yönetici veya hanedan mensubunu ifade edecek şekilde farklı idarî anlamlar kazanmıştır.
Yabgunun İdarî Konumu
Yabgu, Türk devlet teşkilatının en yüksek idarî unvanlarından biri olmakla birlikte, hiyerarşideki yeri devletin yapısına ve döneme göre değişiklik göstermiştir. Çin kaynaklarında Göktürk Kağanlığı'nın kuruluşundan önce Bumın Kağan'ın büyükbabasının Büyük Yabgu, atalarının ise şad unvanını taşıdığı belirtilmektedir. Bu durum, erken dönemde yabgunun şaddan daha yüksek bir makam olarak değerlendirildiğini göstermektedir.
Orhun Yazıtları'nda yabgu unvanı çoğunlukla şad ile birlikte anılmaktadır. Yazıtlarda kağanın çeşitli boy ve bölgelere yabgu ve şad tayin ettiği belirtilmekle birlikte, bu iki unvan arasındaki hiyerarşik ilişki açık biçimde ortaya konulmamıştır. Bununla birlikte Batı Göktürk Kağanlığı'nda on boyun tamamı tek bir yabgunun yönetimi altında bulunduğundan, yabgu batı kanadının en yüksek yöneticisi konumundaydı. Buna karşılık II. Göktürk Kağanlığı'nın merkez teşkilatında kağandan sonra hanedan mensubu şadlar gelmekte, yabgular ise daha çok merkeze bağlı veya yarı bağımsız bölgelerin idaresini üstlenmekteydi.
Yabgu unvanı özellikle Batı Türkleri, Toharistan, Hazar, Karluk ve Oğuz gibi siyasî teşekküllerde devlet veya ülke yöneticisi sıfatıyla kullanılmıştır. Bu yöneticiler çoğu zaman kendi bölgelerinde geniş yetkilere sahip olmakla birlikte daha üst bir kağanın hâkimiyetini tanımaktaydılar. Bu nedenle yabgu, birçok durumda yarı bağımsız hükümdar veya bağlı devlet hükümdarı niteliği taşımıştır.
XI. yüzyılda Kâşgarlı Mahmud, yafgu biçiminde kaydettiği bu unvanı, "hakandan iki derece aşağıda bulunan ve hanedan mensubu olmayan kimselere verilen unvan" olarak tanımlamaktadır. Şadlık makamının zamanla önemini kaybetmesiyle birlikte yabgunun idarî konumu da değişmiş, özellikle İslâmî dönem Türk devletlerinde Karluklar, Kimekler ve Oğuzlar gibi topluluklarda doğrudan devlet başkanını ifade eden bir hükümdarlık unvanı olarak kullanılmaya devam etmiştir. Böylece yabgu unvanı, tarihî süreç boyunca bazen kağanın en yakın temsilcisini, bazen de ona bağlı veya yarı bağımsız bir siyasî teşekkülün hükümdarını ifade eden esnek bir idarî ve siyasî makam niteliği kazanmıştır.
İkili İdare Sistemi ve Yabgu
Yabgu unvanı, özellikle Göktürk Devleti'nin doğu ve batı kanatları arasındaki idarî yapılanmayla yakından ilişkilidir. Devletin kuruluşundan itibaren doğuda kağan merkezî otoriteyi temsil ederken, batı kanadı çoğu zaman yabgu unvanını taşıyan hanedan mensubu bir yönetici tarafından idare edilmiştir. Bu nedenle bazı araştırmacılar Göktürk Devleti'nde bir ikili idare sistemi bulunduğunu ve yabgunun kağana bağlı olarak imparatorluğun batı bölümünü yönettiğini ileri sürmektedir.
Bununla birlikte, bu yapı klasik anlamda bir "çifte krallık" olarak değerlendirilmemektedir. Yabgu, bağımsız bir hükümdardan ziyade kağana bağlı, ancak geniş idarî ve askerî yetkilere sahip bir yönetici konumundaydı. Özellikle Batı Göktürk Kağanlığı'nda bu makam belirginleşmiş, daha sonra Türgişler, Karluklar ve Hazarlar gibi devletlerde de benzer idarî uygulamalar görülmüştür.
Kuşan Devleti'nde de eyaletlerin farklı görevliler tarafından yönetildiği ikili bir idarî teşkilat bulunmakla birlikte, bunun Göktürklerdeki yabguluk sistemiyle doğrudan aynı olduğu söylenemez. Ancak Kuşanlarda yabgu unvanının başlangıçta bölgesel hükümdarlığı ifade ederken, devletin güçlenmesiyle yerini Maharaja ve Krallar Kralı gibi daha yüksek hükümdarlık unvanlarına bırakması, yabguluğun imparatorluk öncesi siyasî teşkilatlanmanın önemli bir unsuru olduğunu göstermektedir.
Genel olarak yabgu, Türk devlet geleneğinde bağımsız bir hükümdardan çok, büyük bir siyasî birliğin batı kanadını veya bağlı bir ülkeyi yöneten yüksek dereceli idareciyi ifade etmiş; zamanla farklı Türk devletlerinde idarî ihtiyaçlara göre değişen görev ve yetkiler kazanmıştır.