Menüyü aç / kapat
Tercihler menüsünü aç / kapat
Kişisel menüyü aç / kapat
Oturum açık değil
Herhangi bir düzenleme yaparsanız IP adresiniz herkese açık olarak görünecektir.

Avrasya, Avrupa ile Asya kıtalarının oluşturduğu ve yeryüzünün en geniş kıtasal kara kütlesidir. Bazı coğrafî yaklaşımlara göre Avrasya, fizikî bakımdan tek bir süperkıta niteliği taşımaktadır. Avrupa ile Asya'nın ayrı kıtalar olarak değerlendirilmesi Antik Çağ'a kadar uzanmakta olup, bu ayrım büyük ölçüde tarihî ve kültürel esaslara dayanmaktadır. Bu nedenle iki kıta arasındaki sınırlar tarih boyunca farklı şekillerde tanımlanmıştır.

Antik Yunan coğrafyasında Avrupa ve Asya birbirinden ayrı kabul edilirken, Afrika başlangıçta Asya'nın bir parçası olarak değerlendirilmiştir. Günümüzde ise Avrasya, Süveyş Kanalı aracılığıyla Afrika'dan ayrılmaktadır. Bununla birlikte Avrasya ile Afrika'nın birlikte ele alınması hâlinde, Afro-Avrasya adı verilen ve dünyanın en büyük kesintisiz kara kütlesini oluşturan coğrafî bütün ortaya çıkmaktadır.

Tarih

Avrasya, tarih boyunca Mezopotamya, Mısır, İndus Vadisi ve Çin gibi dünyanın en eski uygarlıklarına ev sahipliği yapmıştır. MÖ I. binyılın ortalarında başlayan ve Eksen Çağı olarak adlandırılan dönemde, Atlas Okyanusu'ndan Büyük Okyanus'a kadar Avrasya'nın subtropikal kuşağı boyunca kesintisiz bir uygarlık kuşağı oluşmuştur. Yaklaşık iki bin yıl boyunca dünya tarihinin başlıca siyasî, ekonomik ve kültürel gelişmeleri büyük ölçüde bu kuşak üzerinde gerçekleşmiştir.

Coğrafi Keşifler Çağı ile birlikte Avrasya'nın farklı bölgeleri arasındaki bağlantılar yeni bir boyut kazanmıştır. İber denizcilerinin XV. yüzyılın sonlarında yeni deniz yollarını keşfetmeleri ve 1869 yılında Süveyş Kanalı'nın açılması, Hint Okyanusu ile Akdeniz arasında doğrudan deniz ulaşımını mümkün hâle getirmiştir. Bu gelişmeler, XIX. yüzyıldan XX. yüzyılın ortalarına kadar Afrika ve Asya'nın büyük bölümüne hâkim olan Batı Avrupa sömürgeciliğinin yayılmasını kolaylaştırmıştır.

XX. yüzyılda ise Sovyetler Birliği öncülüğündeki komünist yönetimler Avrasya'nın geniş bir bölümünde etkili olmuş, bu siyasî yapı Soğuk Savaş'ın 1991 yılında sona ermesine kadar kıtanın önemli bir kısmında varlığını sürdürmüştür.

Coğrafya

Avrasya, büyük ölçüde Kuzey ve Doğu yarımkürelerinde yer alır. Batıda İzlanda ve İber Yarımadası'ndan doğuda Rusya'nın Uzak Doğu kıyılarına, kuzeyde Arktik bölgelerden güneyde Denizcilik Güneydoğu Asyası'na kadar uzanır. Bazı coğrafî yaklaşımlar ise Avrasya'nın güney sınırını Weber Hattı ile belirlemektedir. Kara kütlesi; güneybatıda Afrika, batıda Atlas Okyanusu, kuzeyde Arktik Okyanusu, doğuda Büyük Okyanus ve güneyde Hint Okyanusu ile Akdeniz havzası tarafından çevrelenmektedir.

Avrupa ile Asya'nın iki ayrı kıta olarak kabul edilmesi tarihî ve kültürel bir yaklaşıma dayanmaktadır. Bu nedenle bazı coğrafyacılar Avrasya'yı yeryüzünün en büyük kıtası, bazıları ise Afro-Avrasya süperkıtasının bir parçası olarak değerlendirmektedir.

Yaklaşık 55 milyon km² yüzölçümüne sahip olan Avrasya, Dünya'daki kara alanlarının yaklaşık %36,2'sini oluşturur. Beş milyarı aşan nüfusuyla dünya nüfusunun yaklaşık %70'i bu kıtada yaşamaktadır. İnsanların Afrika'dan çıkarak Avrasya'ya ilk yerleşmelerinin yaklaşık 125.000 yıl önce gerçekleştiği kabul edilmektedir.

Avrasya'nın kıyıları çok sayıda yarımada ile parçalanmıştır. Bunların başlıcaları Arap Yarımadası, Hint Altkıtası, Anadolu, Kore, Kamçatka ve İtalya yarımadalarıdır.

Geniş yüzölçümü ve farklı enlem kuşaklarına yayılması nedeniyle Avrasya'da Köppen iklim sınıflandırmasındaki hemen bütün iklim tipleri görülür. Aşırı sıcak ve soğuk iklimlerden kurak çöllere, yağmur ormanlarından tundralara kadar çok farklı doğal ortamlar ve ekosistemler kıta üzerinde yer almaktadır.

Levha tektoniği bakımından Avrasya Levhası; Avrupa'nın tamamını ve Asya'nın büyük bölümünü kapsamakla birlikte Hint Altkıtası, Arap Yarımadası ve Çerski Sıradağları'nın doğusundaki Rusya Uzak Doğusu bu levhanın dışında kalmaktadır.

Tarihî ve kültürel özellikleri bakımından Avrasya, genel olarak Batı Avrasya ve Doğu Avrasya olmak üzere iki ana bölgeye ayrılmaktadır.

Jeoloji

Jeolojik açıdan Avrasya, çoğu araştırmacı tarafından tek ve büyük bir kıtasal blok olarak değerlendirilmekle birlikte, bu görüş üzerinde tam bir fikir birliği bulunmamaktadır. Avrasya'nın yaklaşık 375-325 milyon yıl önce Sibirya, Kazakistanya ve Baltika kıtalarının birleşmesiyle oluştuğu kabul edilmektedir. Bu süreçte Baltika'nın Laurentia (Kuzey Amerika) ile birleşmesi sonucunda Euramerica adı verilen kıtasal yapı meydana gelmiştir.

Başlıca Nehirler

Avrasya, dünyanın en uzun nehirlerinden bazılarına ev sahipliği yapmaktadır. Bunların başlıcaları Yangtze (6.300 km), Sarı Irmak (5.464 km), Mekong (4.909 km), Lena (4.294 km), İrtiş (4.248 km), Brahmaputra (3.969 km), Ob (3.700 km), Volga (3.531 km), Yenisey (3.487 km) ve İndus (3.150 km) nehirleridir.

Dağlar

Dünyanın en yüksek 100 zirvesinin tamamı Avrasya'da yer almaktadır. Yeryüzünde 7.000 metrenin üzerindeki bütün dağlar Himalayalar, Karakurum, Hindukuş, Pamir, Hengduan, Tanrı Dağları ve Transhimalaya kuşağında bulunmaktadır. Bunların dışında Kunlun, Hindu Rac, Kafkaslar ve Alpler de kıtanın önemli dağ sistemleri arasında yer alır.

Avrasya'nın güney kesimi boyunca uzanan Alp-Himalaya orojenik kuşağı, Denizcilik Güneydoğu Asyası'ndaki Cava Adası'ndan Batı Avrupa'daki İber Yarımadası'na kadar yaklaşık 15.000 km boyunca devam eder. Bu kuşak; Himalayalar, Karakurum, Hindukuş, Elburz, Kafkaslar ve Alpler gibi önemli sıradağları kapsamaktadır. Bunun dışında Doğu Sibirya, Altay, İskandinav, Qinling, Batı Gatlar, Vindhya, Byranga ve Annam dağ sıraları Avrasya'nın diğer başlıca dağ sistemleridir.

Adalar

Avrasya'nın yüzölçümü bakımından en büyük adaları Borneo, Sumatra, Honşu, Büyük Britanya, Sulavesi, Cava, Luzon, İzlanda, Mindanao, İrlanda, Hokkaidō, Sahalin ve Sri Lanka'dır. Dünyanın en kalabalık beş adasından Cava, Honşu, Büyük Britanya, Luzon ve Sumatra da Avrasya'da bulunmaktadır. Nüfus bakımından öne çıkan diğer adalar arasında Mindanao, Tayvan, Salsette, Borneo, Sri Lanka, Sulavesi, Kyuşu ve Hainan yer almaktadır.

Arktik Okyanusu'nda bulunan Severny, Nordaustlandet, Ekim Devrimi ve Bolşevik adaları Avrasya'nın en büyük ıssız adalarıdır. Kotelni, Alexandra Toprakları ve Spitsbergen ise nüfus yoğunluğu en düşük adalar arasında yer almaktadır.

Jeopolitik

Avrasya kavramı yalnızca coğrafî bir terim olmayıp, jeopolitikte de önemli bir yere sahiptir. Özellikle XX. yüzyıldan itibaren Avrasya, dünya siyasetinin merkezî güç alanlarından biri olarak değerlendirilmiştir. İngiliz jeopolitikçi Halford Mackinder, Avrasya'nın merkezî bölgelerine hâkim olan bir gücün dünya siyasetinde belirleyici bir üstünlük sağlayabileceğini ileri sürmüştür. Benzer şekilde Zbigniew Brzezinski de Avrasya'yı nüfusu, ekonomik kapasitesi ve doğal kaynakları bakımından küresel güç mücadelesinin temel coğrafyası olarak nitelendirmiştir.

Rus jeopolitik düşüncesinde ise Avrasyacılık (Eurasianism), Rusya'nın tarihî, kültürel ve siyasî bakımdan Avrupa ile Asya arasında kendine özgü bir medeniyet oluşturduğu görüşüne dayanmaktadır. Bu yaklaşım, Sovyetler Birliği'nin dağılmasının ardından Rusya'nın eski Sovyet coğrafyasıyla ekonomik ve siyasî bütünleşmesini savunan politikaların şekillenmesinde etkili olmuştur.

XX. ve XXI. yüzyıllarda Avrasya'da bölgesel bütünleşmeyi geliştirmeyi amaçlayan çeşitli uluslararası teşkilatlar kurulmuştur. Bunlar arasında Avrasya Ekonomik Birliği, Bağımsız Devletler Topluluğu, Şanghay İşbirliği Örgütü, Asya-Avrupa Toplantısı (ASEM) ve Avrupa Ekonomik Alanı öne çıkmaktadır. Bu kuruluşlar, üye devletler arasında ekonomik, siyasî ve güvenlik alanlarında iş birliğini geliştirmeyi hedeflemektedir.

Kavramın Kullanımı

Avrasya terimi, tarih boyunca farklı anlamlarda kullanılmıştır. Antik Çağ'da Yunanlar Avrupa ile Asya'yı birbirinden ayrı kara parçaları olarak değerlendirmiş, o dönemde Afrika ise başlangıçta Asya'nın bir parçası kabul edilmiştir. Avrupa ile Asya arasındaki sınırın nereden geçtiği konusu günümüzde de kesinlik kazanmamıştır. Özellikle sınırın Kuma-Manıç Çöküntüsü mü yoksa Kafkas Dağları mı esas alınarak belirlenmesi gerektiği tartışılmaktadır. XVIII. yüzyılda Philip Johan von Strahlenberg'in Ege Denizi, Çanakkale Boğazı, Marmara Denizi, İstanbul Boğazı, Karadeniz, Kuma-Manıç Çöküntüsü, Hazar Denizi, Ural Nehri ve Ural Dağları boyunca uzanan sınır önerisi uzun süre yaygın kabul görmüş olsa da, bu yaklaşım daha sonra bazı coğrafyacılar tarafından eleştirilmiştir.

XIX. yüzyılda Rus düşünürü Nikolai Danilevsky, Avrasya'yı Avrupa ve Asya'dan ayrı bir medeniyet alanı olarak tanımlamış ve Himalayalar, Kafkaslar, Alpler, Arktik Okyanusu, Büyük Okyanus, Atlas Okyanusu, Akdeniz, Karadeniz ve Hazar Denizi ile çevrili geniş bir coğrafya olarak değerlendirmiştir. Bu yaklaşım, Rusya ve eski Sovyet coğrafyasındaki Avrasyacı düşüncenin gelişmesinde etkili olmuştur.

Günümüzde Avrasya terimi yalnızca coğrafî bir anlam taşımamakta; özellikle Rusya, Orta Asya ve Güney Kafkasya ülkelerini kapsayan eski Sovyet coğrafyasını ifade etmek için de kullanılmaktadır. Bazı durumlarda bu kapsam Türkiye ve Moğolistan gibi komşu ülkeleri de içine alacak şekilde genişletilmektedir.

Terim, özellikle Kazakistan'da yaygın bir kullanıma sahiptir. Ülkede çok sayıda üniversite, banka, kültür kuruluşu ve uluslararası organizasyon adında Avrasya sözcüğü yer almakta; bu kullanım Kazakistan'ın Avrupa ile Asya arasında bir köprü olarak konumunu vurgulamaktadır. Aynı şekilde birçok akademik dergi, araştırma merkezi ve üniversite programı da Avrasya adını kullanarak çalışmalarını bu geniş coğrafya üzerine yoğunlaştırmaktadır.