Menüyü aç / kapat
Tercihler menüsünü aç / kapat
Kişisel menüyü aç / kapat
Oturum açık değil
Herhangi bir düzenleme yaparsanız IP adresiniz herkese açık olarak görünecektir.

Türgişler

Ansiklo sitesinden

Türgişler, Batı Göktürk Kağanlığı’nın On Ok teşkilatı içerisinde yer alan sekiz boydan oluşan bir Türk topluluğudur. Tarihî yurtları Argu-Talas ve İli bölgeleri çevresinde bulunan Türgişler, VII-VIII. yüzyıllarda Orta Asya siyasetinde önemli bir güç hâline gelmişlerdir. Özellikle Arapların Türkistan’a ilerleyişi sırasında gösterdikleri direnişle tanınan Türgişler, VIII. yüzyılın ortalarından sonra siyasî etkilerini kaybederek çevredeki diğer Türk boyları arasında birleşmişlerdir.

Adı, Kökeni ve Yerleşim Alanı

Türgiş adına Türkçe yazılı kaynaklarda ilk defa VIII. yüzyılın başlarına ait Köl Tigin ve Bilge Kağan yazıtlarında rastlanmaktadır. Bu yazıtlarda Türgişler, Kök Türk Kağanlığı'na karşı gerçekleştirdikleri isyanlar sebebiyle anılmıştır. Türgiş adına ayrıca Uygur elçisi Çabış Tun Tarkan'a ait Uybat I Yazıtı, Türgiş beylerinden birine ait olduğu düşünülen Tuba III Yazıtı ve Talas XI Yazıtı gibi kaynaklarda da rastlanmaktadır.

Türgiş adı farklı kaynaklarda çeşitli şekillerde geçmektedir. Çin yıllıklarında T’u-ch’i-shih, Tibet kaynaklarında Du-rgyus, İslam kaynaklarında ise Türkeş, Türkiş, Türgeş ve Türgiş biçimleri kullanılmıştır.

Türgişlerin adı ve kökeni hakkında kesin bilgiler bulunmamaktadır. Adın, “türmek” fiiliyle ilişkili olabileceği ve fiilden isim yapan eklerle “bir araya gelmiş, toplanmış” anlamını taşıyabileceği ileri sürülmüştür. İsim sonundaki ekinin ise çoğul eki olduğu düşünülmektedir.

Türgişler, On Okların Tulu (Tu-lu/Üç Ok) koluna mensup bir topluluk olup sekiz aileden meydana gelmekteydi. Çin kaynaklarında bu aileler; Alıç, Köbüş, Koşu, Baga, Saka, Çöl, Tapar ve Tohar/Tokarlu adlarıyla kaydedilmiştir.

Bazı araştırmacılar Türgişleri Ak Hun-Avar bakiyesi topluluklarla ilişkilendirmiştir. Bununla birlikte yazılı kaynaklar ve arkeolojik buluntular, Türgişlerin tarihî yerleşim alanlarının Argu-Talas ve İli çevreleri olduğunu göstermektedir. Kök Türk yazıtlarından hareketle Türgişlerin ağırlık merkezinin Balkaş Gölü ile Tanrı Dağları arasındaki saha olduğu anlaşılmaktadır.

Gök Türkler Döneminde Türgişler ve Bağımsızlık Süreci

Batı Kök Türk Kağanlığı'nın VII. yüzyılın ikinci yarısında zayıflamasıyla birlikte On Ok toplulukları üzerindeki merkezî denetim azaldı. Tardu Yabgu'nun ölümünden sonra Batı Türkistan'da güçlü bir otorite kurulamadı. Çin, bölgedeki etkisini artırmak amacıyla Batı Kök Türk hanedanına mensup bazı beylerle ilişkiler kurarak Türkistan'daki hâkimiyetini güçlendirmeye çalıştı.

Bu dönemde Batı Türkistan'daki siyasî boşluktan yararlanan Türgişler ön plana çıktı. Kök Türk ordusunun büyük bölümünün doğuda bulunmasından faydalanan Türgişler, 698-699 yıllarında Kök Türk hâkimiyetine karşı ayaklandılar. Hareketin lideri, Baga Tarkan unvanlı Küçlüg (Wu-che-le) idi. Küçlüg, İli Nehri çevresi, Tokmak ve Issık Göl bölgesini merkez edinerek Türgişlerin başına geçti.

Küçlüg başlangıçta halk desteği kazandı ve Çin ile ilişkilerini geliştirmek amacıyla oğlunu Çin sarayına gönderdi. Ancak Kök Türk Kağanı Kapgan Kağan ile mücadeleye girişmesi Türgişler için zor bir dönemin başlamasına yol açtı. Araplarla yapılan mücadelelerde de başarı sağlayamayan Küçlüg, 706 yılı civarında Kök Türk kuvvetleri tarafından etkisiz hâle getirildi.

Köl Tigin ve Bilge Kağan yazıtlarında bu olaylar Türgişlerin Kök Türk hâkimiyetinden ayrılması ve ardından yeniden itaat altına alınması şeklinde anlatılır. Yazıtlarda, Türgiş Kağanı'nın Türk milletinden olduğu, ancak yanlış hareketleri sebebiyle kağanının ve ileri gelenlerinin öldüğü belirtilir. Bu mücadeleler sonucunda On Ok toplulukları yeniden Kök Türk yönetimine bağlandı.

Küçlüg'ün ölümünden sonra Türgişler, 706 yılında onun yerine Saka (So-ko) adlı beyi kağan seçtiler. Saka döneminde Türgişler hem Kök Türklerle hem de çevredeki diğer güçlerle mücadele etmek zorunda kaldı. Kök Türkler, Türgişlerin yeniden güç kazanmasını engellemek amacıyla seferler düzenledi. Tunyukuk Yazıtı'nda ayrıntılı biçimde anlatılan Bolçu Savaşı'nda Türgiş ordusu Kök Türk kuvvetlerine yenildi.

Bolçu Savaşı sonunda Türgiş Kağanı Saka ve ileri gelenleri öldürüldü, Türgişlerin bir bölümü yeniden Kök Türk hâkimiyetini kabul etti. Ancak bu yenilgi Türgişlerin siyasî varlığını tamamen sona erdirmedi. Türgişler kısa süre içinde yeniden toparlanarak Orta Asya siyasetinde önemli bir güç hâline geldiler.

Sü-lu Kağan Dönemi ve Türgişlerin Yükselişi

Küçlüg ve Saka dönemlerinden sonra Türgişler, VIII. yüzyılın başlarında yeniden güç kazanmaya başladı. Saka'nın ölümünün ardından On Ok toplulukları, Kara Türgişlere mensup olduğu kabul edilen Sü-lu (Çor Yabgu) etrafında birleşti. Sü-lu, Türgişlerin en güçlü hükümdarı hâline gelerek bölgedeki siyasî dengeleri değiştirdi.

Sü-lu Kağan, Kök Türklerin merkezî otoritesine karşı doğrudan mücadele etmek yerine Çin, Tibet ve Kök Türklerle ilişkilerini dengelemeye çalıştı. Bu dönemde çeşitli siyasî evlilikler yoluyla hem Çin hem Tibet hem de Kök Türk çevreleriyle ilişkiler kurdu. Ancak Çin, Türgişlerin Batı Türkistan’daki gücünü kendi hâkimiyeti açısından bir tehdit olarak görüyordu.

Sü-lu döneminde Türgişler, özellikle Arapların Mâverâünnehir ve Türkistan’daki ilerleyişine karşı önemli bir güç hâline geldi. Arap ordularının bölgedeki faaliyetleri, yerli halkın ve Türk topluluklarının tepkisine yol açmıştı. Türgişler bu mücadelede bölgedeki Türk unsurlarının başlıca askerî destekçisi oldu.

Sü-lu Kağan döneminde Türgişler, Arap kuvvetleriyle yapılan mücadelelerde önemli başarılar kazandı. 720’li yıllarda Türgiş kuvvetleri, Mâverâünnehir’de Arap ilerlemesini durdurdu ve bölgedeki siyasî etkinliğini artırdı. Arap kaynaklarında Sü-lu Kağan, savaşlardaki etkisi sebebiyle Ebü Muzâhim (“zahmet veren, sıkıntı çıkaran”) lakabıyla anılmıştır.

Türgişlerin yükselişi yalnızca Araplarla mücadeleyle sınırlı değildi. Sü-lu Kağan, Çin ve Tibet arasındaki rekabetten de yararlanarak Batı Türkistan’daki nüfuzunu genişletti. 726-727 yıllarında Türgişler, Tibetlilerle birlikte Çin’in Anxi bölgesine yönelik faaliyetlerde bulundu. Aynı dönemde Çin’e elçiler göndererek diplomatik ilişkilerini sürdürdüler.

Sü-lu Kağan zamanında Türgişlerin askerî gücü ve siyasî etkisi en yüksek seviyesine ulaştı. Türgiş Kağanlığı, Çin Tang Hanedanlığı, Araplar ve Tibet İmparatorluğu arasında Orta Asya’daki güç dengelerinde belirleyici bir konuma geldi.

Araplarla Mücadeleler ve Türgişlerin Orta Asya Siyasetindeki Rolü

VIII. yüzyılın başlarından itibaren Arap ordularının Mâverâünnehir ve Türkistan’a yönelik seferleri, bölgedeki siyasî dengeleri değiştirdi. Türgişler, bu dönemde Arap ilerleyişine karşı koyan en önemli Türk güçlerinden biri hâline geldi. Sü-lu Kağan liderliğindeki Türgişler, bölgedeki yerel unsurların da desteğini alarak Arap kuvvetlerine karşı mücadele etti.

Türgişlerin Araplarla mücadelesi özellikle 720’li yıllarda yoğunlaştı. Türgiş kuvvetleri, Mâverâünnehir’de Arap valilerinin hâkimiyet kurma girişimlerine karşı seferler düzenledi. Sü-lu Kağan’ın askerî faaliyetleri sonucunda Arap ordularının bölgedeki ilerleyişi önemli ölçüde yavaşladı. Bu dönemde Türgişler, Sogd şehirleri ve çevresindeki halklarla da ilişkiler kurarak Araplara karşı geniş bir ittifak oluşturdu.

724 yılında gerçekleşen mücadelelerde Türgişler, Arap kuvvetlerine ağır kayıplar verdirdi. Arap kaynaklarında bu olaylar sırasında yaşanan zorluklar ve geri çekilmeler geniş biçimde anlatılmıştır. Türgişlerin askerî baskısı, Arapların doğuya doğru ilerleyişini uzun süre engelledi.

Sü-lu Kağan, Çin ile de ilişkilerini sürdürmeye devam etti. 731 yılında Köl Tigin’in cenaze törenine Türgiş Kağanlığı tarafından elçiler gönderildi. Bu durum, Türgişlerin bu dönemde bağımsız ve etkili bir siyasî güç olarak kabul edildiğini göstermektedir.

Ancak Türgişlerin güçlenmesi Çin’in bölgedeki çıkarları açısından bir tehdit oluşturdu. Çin, Türgişler arasındaki Kara Türgiş ve Sarı Türgiş ayrılığını kullanarak bu topluluk üzerindeki etkisini artırmaya çalıştı. Zamanla boylar arasındaki mücadeleler Türgiş Kağanlığı’nın iç yapısını zayıflattı.

Sü-lu Kağan’ın son yıllarında Türgişler arasında siyasî çekişmeler arttı. İç anlaşmazlıkların büyümesi sonucunda Sü-lu Kağan, 738 yılında kendi beyleri tarafından öldürüldü. Onun ölümünden sonra Türgişlerin birlik yapısı bozuldu ve Kara Türgiş-Sarı Türgiş mücadeleleri devletin gücünü zayıflattı.

Kara Türgiş-Sarı Türgiş Mücadelesi ve Türgiş Kağanlığı'nın Sonu

Sü-lu Kağan’ın 738 yılında öldürülmesinden sonra Türgiş Kağanlığı siyasî bir bunalım dönemine girdi. Sü-lu döneminde güçlenen Türgişler, onun ardından ortaya çıkan taht mücadeleleri ve boylar arasındaki çekişmeler sebebiyle eski birliklerini koruyamadılar. Bu dönemde Türgişler genel olarak Kara Türgişler ve Sarı Türgişler olmak üzere iki gruba ayrıldı.

Çin, Türgişler arasındaki bu ayrılıktan yararlanarak Batı Türkistan’daki nüfuzunu artırmaya çalıştı. Tang yönetimi, farklı Türgiş gruplarını destekleyerek bölgedeki siyasî etkisini sürdürmek istedi. İç mücadeleler sonucunda Türgiş beyleri arasında rekabet arttı ve kağanlık otoritesi zayıfladı.

Türgişlerin zayıflaması, bölgedeki diğer Türk topluluklarının güç kazanmasına imkân verdi. Özellikle Karluklar, Altay, Tarbagatay ve Cungarya çevrelerinde etkilerini artırmaya başladılar. Zamanla bazı Türgiş boyları Karlukların hâkimiyetini kabul etti.

VIII. yüzyılın ortalarında Türgişlerin siyasî gücü büyük ölçüde azalmıştı. 751 yılında gerçekleşen Talas Savaşı sırasında bölgedeki Türk unsurlarının bir kısmı Çin, bir kısmı ise Arap tarafında yer aldı. Savaşın ardından Orta Asya’daki güç dengeleri değişirken Karlukların etkisi arttı.

Türgişler, Uygur Kağanlığı döneminde de varlıklarını tamamen kaybetmemiştir. 753 yılında Çin kaynaklarında Kara Türgişlere mensup bazı beylerden bahsedilmektedir. Ayrıca An Lu-shan İsyanı sırasında Çin’in askerî faaliyetlerinde bazı Türgiş boylarının rol aldığı görülmektedir.

Bununla birlikte VIII. yüzyılın ikinci yarısından itibaren Türgişlerin bağımsız siyasî varlığı sona ermeye başladı. Karlukların Batı Türkistan’da güçlenmesiyle birlikte Türgiş boylarının önemli bir bölümü Karluklara bağlandı. Diğer bazı gruplar ise Oğuz, Kıpçak ve Peçenek gibi farklı Türk toplulukları içinde varlığını sürdürdü.

Türgiş Kağanlığı’nın ortadan kalkmasıyla birlikte Batı Türkistan’daki siyasî üstünlük Karlukların eline geçti. Ancak Türgişler, Orta Asya tarihinde Çin, Araplar ve diğer Türk devletleri arasındaki mücadelelerde önemli rol oynayan bir Türk topluluğu olarak iz bırakmıştır.