Menüyü aç / kapat
Tercihler menüsünü aç / kapat
Kişisel menüyü aç / kapat
Oturum açık değil
Herhangi bir düzenleme yaparsanız IP adresiniz herkese açık olarak görünecektir.

Tabgaçlar, çok sayıda boyun birleşmesiyle meydana gelen ve II. yüzyıldan itibaren İç Moğolistan’a yerleşen, 315’te Tai Devleti’ni, 386’da ise Kuzey Wei Hanedanlığı’nı kuran topluluktur. Kuzey ve Orta Çin’i tek yönetim altında birleştiren devlet, göçebe siyasi gelenekleriyle Çin’in yerleşik yönetim düzenini bir araya getirmiştir.

Tabgaçların kökeni ve dili kesin olarak belirlenememiştir. Türk veya Moğol kökenli olduklarını savunan farklı görüşler bulunmaktadır. Dîvânu Lugâti’t-Türk’te bir Türk topluluğu olarak anılmalarına karşılık Çin tarih yazıcılığında çoğunlukla Hsien-pilerle ilişkilendirilmişlerdir. Tabgaç siyasi birliği, Hun, Hsien-pi, T’u-yü-hun, Kao-ch’e, Juan-juan, Wu-huan ve Yüeh-chih unsurlarını bünyesinde barındırmıştır.

Adları

Çinliler Tabgaçları T’o-pa adıyla kaydetmiştir. Bu adın erken dönem Türkçe kaynaklarda Tabgaç, Tavgaç veya benzeri biçimlerde kullanıldığı görülür. Bizans kaynaklarına geçen “Taugast” adının da Tabgaçlarla bağlantılı olduğu kabul edilmektedir.

Tabgaç adı, Orhun Yazıtları’nda birçok kez geçmekte; çoğu çeviride Çin devleti veya Çin halkı anlamında yorumlanmaktadır. Bilge Tonyukuk Yazıtı’nın birinci taşının batı yüzündeki yedinci satırda şu ifadeler yer alır: “Bilge Tonyukuk ben özüm Tabgaç iliñe kılındım. Türk bodun Tabgaçka körür erdi.” (Ben Bilge Tonyukuk. Tabgaç ülkesinde doğdum. Türk halkı Tabgaç’a bağlıydı.)[1]

Divân-ı Lügati’t-Türk’te “Tawgaç”, Maçin’in adı olarak açıklanır ve buranın Çin’e dört aylık mesafede bulunduğu belirtilir. Eserde Çin üç bölüme ayrılır: Doğudaki Yukarı Çin “Tawgaç”, Orta Çin “Xıtay”, Kaşgar’daki Aşağı Çin ise “Barxan” adıyla anılır. Ayrıca eserde, o dönemde Maçin’in “Tawgaç”, Xıtay ülkesinin de “Çin” adıyla bilindiği ifade edilir.[2]

Tabgaç hükümdarları 386’da kurdukları devlet için başlangıçta Tai adını kullandı. Devletin adı 398’de Wei olarak değiştirildi. Çin tarihinde aynı adı taşıyan başka hanedanların bulunması nedeniyle Tabgaçların kurduğu hanedan daha sonra “Kuzey Wei” şeklinde adlandırıldı. Wei adının benimsenmesi, Tabgaç yönetiminin Çin topraklarında siyasi meşruiyet kazanma çabalarından biri olarak değerlendirilir.

Kökenleri ve boy yapısı

Tabgaç tarihinin temel kaynaklarından Wei-shu, onların soyunu efsanevi Sarı İmparator’a dayandırır ve ilk yurtlarını Amur ile Argun nehirleri arasındaki bölge olarak gösterir. Ancak bu anlatının tarihî gerçekliği kesin değildir. Tabgaçların ilk dönemleri hakkındaki bilgiler büyük ölçüde hanedanlık kurulduktan sonra düzenlenen kayıtlara dayanmaktadır.

Tabgaçlar başlangıçta sekiz boydan oluşan bir birlikti. Hâkimiyet alanları genişledikçe birliğe katılan toplulukların sayısı arttı. Boy beyleri askerî ve siyasi kararların alınmasında etkiliydi. Hükümdarın gücü, kendisine bağlı boylar üzerindeki otoritesine dayanıyordu. Bu yapı, Kuzey Wei’nin kuruluşundan sonra gerçekleştirilen merkezîleşme reformlarıyla aşamalı olarak değiştirildi.

Erken dönem

Tabgaçlar II. yüzyılda Hunların çekilmesiyle boşalan İç Moğolistan topraklarına yerleşti ve zamanla güneye doğru ilerledi. Bu süreçte Çin devletleriyle diplomatik ve askerî ilişkiler kurdular. Hunlar ve diğer bozkır topluluklarına karşı zaman zaman Çinli yöneticilerle birlikte hareket ettiler.

Tabgaç hükümdarı T’o-pa Li-wei, kuzeydeki boyları kendi yönetimi altında toplamaya çalıştı. Çin yönetimleri ise Tabgaçların güçlenmesini yakından takip ederek siyasi dengeleri kendi çıkarları doğrultusunda yönlendirdi. Tabgaçlarla kurulan ilişkiler, onların Çin’in kuzey sınırındaki askerî mücadelelere daha fazla katılmasını sağladı.

IV. yüzyılın başlarında Çin’de merkezî otoritenin zayıflaması, Tabgaçlara yeni bir hâkimiyet alanı açtı. T’o-pa İ-lu, Chin Hanedanlığı’na bağlı kuvvetlerle birlikte Hun devletlerine karşı mücadele etti. Bu hizmetleri karşılığında kendisine toprak ve unvan verildi.

Tai Devleti

Chin imparatoru 315 yılında T’o-pa İ-lu’ya “Tai Kralı” unvanını verdi. Böylece Tabgaçların ilk düzenli siyasi teşkilatı olan Tai Devleti kuruldu. Sheng-lo kuzey, P’ing-ch’eng ise güney yönetim merkezi olarak kullanıldı.

Tai Devleti’nin kurulmasıyla birlikte daha önce esnek olan kuralların yerini kapsamlı ve sert kanunlar almaya başladı. Bununla birlikte boylar arasındaki taht mücadeleleri ve hükümdar ailesindeki anlaşmazlıklar devletin istikrarını olumsuz etkiledi.

T’o-pa Shih-i-chien döneminde merkezî yönetim güçlendirilmeye, yerleşik hayat ve tarım geliştirilmeye çalışıldı. Ancak Önceki Ch’in hükümdarı Fu Chien, 376 yılında büyük bir orduyu Tai Devleti üzerine gönderdi. Sefer sonucunda Tabgaç kuvvetleri yenildi ve Tai Devleti ortadan kalktı. Toprakları iki idarî bölgeye ayrıldı.

Kuzey Wei Hanedanlığı’nın kuruluşu

Tai hanedanına mensup T’o-pa Kuei, Önceki Ch’in Devleti’nin dağılmasından yararlanarak 386 yılında Tabgaç siyasi birliğini yeniden kurdu. Hükümdarlığında Tao Wu-ti adını alan T’o-pa Kuei, Kuzey Wei Hanedanlığı’nın kurucusu oldu.

Tao Wu-ti önce diğer Tabgaç boyları üzerindeki hâkimiyetini sağlamlaştırdı. Ardından çevredeki devletlere ve bağımsız topluluklara karşı seferler düzenledi. Sonraki Yen Devleti’yle yapılan uzun mücadele sonunda Yen başkenti Chung-shan 398 yılında ele geçirildi. Böylece Shan-hsi ve Ho-pei bölgeleri Tabgaç hâkimiyetine girdi.

Fetihlerden sonra P’ing-ch’eng’da yeni bir başkent kuruldu. Savaşlarda ele geçirilen çiftçiler, zanaatkârlar ve devlet görevlileri bu şehre ve çevresine yerleştirildi. Yeni yerleşimcilere toprak ve hayvan verilerek tarımsal üretime katılmaları sağlandı. Bu gelişmeler sonucunda Tabgaç ekonomisinde tarımın önemi arttı; ancak hayvancılık bütünüyle terk edilmedi.

Merkezîleşme

Tao Wu-ti’nin temel hedeflerinden biri, boy beylerinin bağımsız gücünü azaltarak hükümdara bağlı merkezî bir devlet meydana getirmekti. Boyların idaresi kendi beylerinden alınarak merkezden görevlendirilen yöneticilere verildi. Boy mensupları yaşadıkları bölgelerde kayıt altına alındı ve doğrudan hükümdarın tebaası durumuna getirildi.

Boy teşkilatının ortadan kaldırılması, Tabgaç Devleti’nin göçebe boylar birliğinden merkezî bürokrasiye geçişindeki en önemli değişikliklerden biriydi. Geleneksel boyların bir kısmı askerî birliklere dönüştürülürken boy ileri gelenlerine devlet görevleri verildi. Buna rağmen güçlü Tabgaç aileleri, hanedanın son dönemlerine kadar özellikle orduda ve sınır garnizonlarında etkilerini korudu.

Veraset düzeninde de değişikliğe gidilerek tahtın hanedan içindeki farklı erkek üyeler arasında el değiştirmesi yerine babadan oğula geçmesi benimsendi. Çin saray düzenine uygun bir imparatoriçelik kurumu oluşturuldu. İmparatoriçeler, ana imparatoriçeler ve hükümdarların sütanneleri zamanla devlet yönetiminde önemli bir güç kazandı.

Kuzey Çin’in birleştirilmesi

Tao Wu-ti’nin 409’da ölümünden sonra yerine oğlu Ming Yüen-ti geçti. Bu dönemde devletin idarî yapısı geliştirildi ve çevredeki güçlerle mücadele sürdürüldü. Ming Yüen-ti’nin ardından 423’te tahta çıkan T’ai Wu-ti döneminde Kuzey Wei en geniş sınırlarına ulaştı.

T’ai Wu-ti önce kuzeydeki Juan-juan saldırılarını durdurmaya çalıştı. Daha sonra Çin’in kuzeyindeki Hun ve Hsien-pi devletleri üzerine seferler düzenledi. Hsia Devleti’nin merkezi ele geçirildi. Kuzey Yen ve Kuzey Liang devletleri ortadan kaldırıldı. Kuzey Liang’ın 439’da yıkılmasıyla yaklaşık 135 yıl devam eden On Altı Devlet dönemi sona erdi.

Tabgaçlar böylece Kuzey ve Orta Çin’i tek yönetim altında birleştirerek Doğu Asya’nın en güçlü devletlerinden biri hâline geldi. Büyük fetihlerin tamamlanmasının ardından askerî genişleme yavaşladı ve devletin idarî bakımdan yeniden düzenlenmesine öncelik verildi.

Altı Garnizon

Juan-juan saldırılarına karşı kuzey sınırını korumak amacıyla 433’ten itibaren Gobi Çölü’nün güneyinde Altı Garnizon adı verilen bir savunma hattı kuruldu. Wo-yeh, Huai-shuo, Wu-ch’uan, Fu-ming, Jou-hsüen ve Huai-huang garnizonlarından oluşan bu hat, Kuzey Wei’nin askerî güvenliğinde önemli bir yer tutuyordu.

Garnizonlara başlangıçta hanedanın güvendiği Tabgaç askerleri ve önde gelen aileler yerleştirildi. Burada yaşayanlar geleneksel hayat biçimlerini büyük ölçüde korudu. Ancak başkentin güneye taşınması ve fetih siyasetinin sona ermesiyle garnizonların devlet içindeki itibarı azaldı.

Bölge halkı savaş ganimetlerinden mahrum kaldı; göçlerin yasaklanması, otlakların devlet denetimine alınması, ekonomik kaynakların güneye aktarılması ve idarî yolsuzluklar hayat şartlarını ağırlaştırdı. Kuzeydeki askerî nüfus ile Lo-yang merkezli yönetim arasındaki uzaklaşma, devletin çözülmesinde belirleyici oldu.

Budizm

Budizm, Han Hanedanlığı’nın son dönemlerinde Çin’e ulaşmış olmakla birlikte geniş ölçüde On Altı Devlet döneminde yayılmaya başladı. Çin dışından gelen hükümdarlar, farklı toplulukları aynı yönetim altında birleştirebilecek bir inanç sistemi olarak Budizmi destekledi.

Tao Wu-ti döneminde Budizm devlet himayesine alındı. Rahip Fa-kuo din işlerinden sorumlu göreve getirildi ve başkentte ilk Budist tapınağı 398 yılında inşa edildi. Budist kurumlar, hükümdarın siyasi otoritesini güçlendiren bir araç olarak da kullanıldı.

T’ai Wu-ti döneminde devletin Budizme karşı tutumu değişti. Önce rahiplerin özel konutlarda barındırılması yasaklandı; ardından Budist kurumlara yönelik geniş kapsamlı bir baskı başladı. T’ai Wu-ti’nin ölümünden sonra tahta çıkan Wen Ch’eng-ti, yasağı kaldırarak Budizmi yeniden destekledi.

Wen Ch’eng-ti döneminde Yün-kang, Hsiao Wen-ti döneminde ise Lung-men mağara tapınaklarının yapımına başlandı. Tabgaçların mağara kültürüyle ilişkilendirilen bu yapılar, Kuzey Wei sanatının en önemli eserleri arasında yer aldı. Hanedanın son döneminde Ana İmparatoriçe Hu, Budizmi yeniden devletin resmî dini durumuna getirdi.

Çinlileşme süreci

Tabgaçların Çin kültürüyle yakınlaşması devletin kuruluşundan itibaren başlamıştı. Kalabalık ve yerleşik Çinli nüfusun yalnızca bozkır gelenekleriyle yönetilemeyeceğinin anlaşılması, Çinli görevlilerin bürokrasiye alınmasını zorunlu kıldı. Bununla birlikte üst düzey askerî ve idarî makamların önemli bir bölümü uzun süre Tabgaçların elinde kaldı.

Çinlileşme politikaları Hsiao Wen-ti döneminde kapsamlı reformlara dönüştü. İmparator, P’ing-ch’eng’ı göçebe karakterli bularak başkenti 493’te kadim Çin merkezlerinden Lo-yang’a taşımaya karar verdi. Taşınma süreci 494’ten itibaren tamamlandı. Yeni başkent, tarım bölgelerine ve ulaşım yollarına yakınlığıyla merkezî yönetimin güçlenmesini sağladı.

Hsiao Wen-ti, Tabgaçlar ile Çinli seçkinleri aynı toplumsal düzen içinde birleştirmeye çalıştı. Devlet görevleri için soylu ailelerin derecelendirildiği yeni bir hiyerarşi oluşturuldu. Tabgaç kıyafetleri, saç biçimleri ve dilinin saray çevresinde kullanılmasına kısıtlamalar getirildi. Hanedanın T’o-pa olan soyadı 496’da Çince Yüen adıyla değiştirildi.

Reformlara hanedan üyeleri ve geleneksel hayatı korumak isteyen beyler karşı çıktı. Hsiao Wen-ti’nin veliahtı Yüen Hsün, Çin tarzı kıyafetlerini bırakarak eski Tabgaç görünümüne döndü ve P’ing-ch’eng’a kaçtı. Bu muhalefet veliahtın görevden alınması ve ölüm cezasına çarptırılmasıyla sonuçlandı.

Çinlileşme bütün toplumu aynı ölçüde dönüştürmedi. Başkent ve çevresinde Çin kültürü güçlenirken kuzey garnizonlarında göçebe gelenekleri yaşamaya devam etti. Kuzeydeki bazı Çinli ailelerin de göçebe kültürünü benimsemesi, kültürel etkileşimin tek yönlü olmadığını göstermektedir.

Yönetimde kadınlar

Kadınlar, Kuzey Wei siyasetinde dikkat çekici bir ağırlığa sahipti. Hükümdarların küçük yaşta tahta çıkması durumunda imparatoriçeler veya ana imparatoriçeler saltanat naibi olarak yönetimi üstlenebiliyordu. Ch’ang Hanım, Feng Hanım ve Hu Hanım devlet siyasetini yönlendiren başlıca kadınlar arasında yer aldı.

Veliahtın annesinin ileride siyasi güç kazanmasını engellemek amacıyla öldürülmesi şeklindeki uygulama Tao Wu-ti döneminde benimsendi. Ancak veliahtlar bu defa kendilerini yetiştiren sütannelerin veya imparatoriçelerin etkisi altında kaldı. Böylece kadınların saray üzerindeki nüfuzunu ortadan kaldırmak amacıyla uygulanan yöntem, farklı kadınların güç kazanmasına yol açtı.

Çöküş dönemi

Hsiao Wen-ti’nin 499’da ölümünün ardından Çin kültürünün saray ve bürokrasi üzerindeki etkisi artmaya devam etti. Geleneksel hayatını koruyan Tabgaç askerleri ise yönetimden ve ekonomik kaynaklardan giderek uzaklaştırıldı. Üst düzey askerî görevlerin Çinli komutanlara verilmesi, Tabgaç askerî seçkinlerinin eski konumlarını kaybetmesine neden oldu.

Altı Garnizon’da açlık, yoksulluk, yolsuzluk ve toplumsal eşitsizlik yaygınlaştı. Devletin gönderdiği denetçiler ve yaptırdığı kaleler bölgedeki sorunları çözemedi. Juan-juanların 523’te gerçekleştirdiği büyük saldırının ardından merkezî yönetimin yeterli yardım göndermemesi, kuzeydeki hoşnutsuzluğu daha da artırdı.

Altı Garnizon’da 524’te başlayan ayaklanmalar bastırıldıysa da devletin askerî ve siyasi bütünlüğü yeniden sağlanamadı. İsyanlardan çıkan komutanlar, saray mücadelelerinde belirleyici güç hâline geldi. Merkezî hükümet hükümdarlar, saray görevlileri, askerî liderler ve imparatoriçeler arasındaki çatışmalar nedeniyle otoritesini kaybetti.

Devletin ikiye ayrılması

Altı Garnizon kökenli kuvvetleri çevresinde toplayan Kao Huan, 532’de Hsiao Wu-ti’yi tahta çıkardı. Ancak hükümdar ile Kao Huan kısa süre içinde karşı karşıya geldi. Hsiao Wu-ti, Ch’ang-an’a giderek Yü-wen Tai’a sığındı.

Kao Huan, Hsiao Ching-ti’yi hükümdar ilan ederek 534 yılında başkenti Yeh’e taşıdı ve Doğu Wei Devleti’ni kurdu. Yü-wen Tai ise kendisine sığınan Hsiao Wu-ti’yi destekleyerek Batı Wei Devleti’ni meydana getirdi. Böylece Kuzey Wei Hanedanlığı 534’te doğu ve batı olmak üzere ikiye ayrıldı.

Doğu Wei 550’de Kuzey Ch’i, Batı Wei ise 557’de Kuzey Chou hanedanına dönüştü. Bu nedenle bazı tarihçiler Tabgaç siyasi varlığının sona erişini Kuzey Wei’nin bölündüğü 534 yerine Doğu Wei’nin ortadan kalktığı 550 yılına tarihlendirmektedir.

Tarihî önemi

Tabgaçlar, Batı Chin Hanedanlığı’nın dağılması ile T’ang Hanedanlığı’nın kurulması arasındaki dönemde Kuzey Çin’de uzun süreli ve istikrarlı bir yönetim kurmayı başardı. On Altı Devlet dönemine son vererek Kuzey ve Orta Çin’i aynı siyasi otorite altında birleştirdiler.

Göçebe boylar birliğinden merkezî ve bürokratik bir devlete dönüşmeleri, Tabgaç tarihinin temel özelliğidir. Çin yönetim kurumlarını benimserken bozkır kültürünün çeşitli unsurlarını da korudular. Bu iki gelenek, Kuzey Wei’den sonra kurulan hanedanlara aktarıldı.

Budizmin Çin’de yayılması, Yün-kang ve Lung-men mağara tapınaklarının yapılması, kuzey sınır sisteminin kurulması ve farklı toplulukların ortak bir yönetim altında birleştirilmesi Tabgaçların başlıca tarihî mirasları arasındadır. Böylece Tabgaç Devleti hem İslamiyet öncesi Türk tarihi hem de Çin tarihi bakımından bozkır ile yerleşik medeniyetler arasında önemli bir geçiş dönemi oluşturmuştur.

Başlıca Kuzey Wei hükümdarları

  • Tao Wu-ti (T’o-pa Kuei), 386-409
  • Ming Yüen-ti (T’o-pa Ssu), 409-423
  • T’ai Wu-ti (T’o-pa Tao), 423-453
  • Wen Ch’eng-ti (T’o-pa Chün), 453-465
  • Hsien Wen-ti (T’o-pa Hung), 465-471
  • Hsiao Wen-ti (T’o-pa Hung), 471-499
  • Hsüen Wu-ti (Yüen Ko), 499-515
  • Hsiao Ming-ti (Yüen Hsü), 515-528
  • Hsiao Chuang-ti (Yüen Tze-you), 528-530
  • Hsiao Wu-ti (Yüen Hsiu), 532-534
  1. Maçin, yukarı (doğu) Çin. Atalay, Besim (2006). Divanü Lügati't - Türk. Ankara: Türk Tarih Kurumu Basımevi. Cilt I. sayfa 28, 453, 454 II. 280.
  2. Atalay, Besim (2006). Divanü Lügati't - Mehmet. Ankara: Türk Tarih Kurumu Basımevi. Cilt I, sayfa 343, 483.